BAYRAM TATİLİ YOK!

Ne zaman dini bayramlardan söz edilse hemen “Kaç gün tatil var?” diye sorulur. Çok çalışıyor, çok üretiyoruz ya “tatile düşkünlüğümüz” bundandır!

Bu Ramazan Bayramı’nın tatili yok, zaten tatile denk gelmiş bulunuyor. Bugün Arefe… Yarın Ramazan Bayramı’nın ilk günü. Cumartesi, Pazar bayram tatili… 23 Mart Pazar günü iş başı…

Tabii Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe izin alarak öncesi Cumartesi, Pazar dahil 9 gün tatile çıkabilen bir mutlu azınlığımız da olmuştur. Malum ilkokullar da tatil… Hala sezonu kapatmamış kayak merkezlerimiz de var.

Ayrıca bugünlerde Siyonist faşist katil Netenyahu’nun gazıyla Türkiye’ye karşı niyeti iyice bozmuş Yunanistan’ın adalarına gidenler de olmuştur.

Oysa geçmiş yıllarda olduğu gibi haftanın ilk 4 günü “idari izin” ilan edilip, tesisini açabilmiş turizmcilerin yeni sezona “merhaba” demeleri sağlanabilirdi.

Hava yağışlı görünse de turizmci sezona bayram ederek girebilirdi.

Şu anda “Hangi para ile?” diyenlerin tepkilerini de duyar gibiyim… Emekli 4 bin lira bayram ikramiyesini borçlarının bir kısmı için harcadı bile… Benimkisi parası olanlarla piyasa hareketlensin, turizmci ve tedarikçilerinin cebi para görsün beklentisinden ibarettir…

*

RAMAZAN BAYRAMI KUTLU OLSUN

Ramazan ayı malum “bereket ayıdır” … Bu sene iftar sofralarının kurulmadığı ilçe ve mahalle/köy kalmadı. Maşallah bütün partiler, yerel yönetimler yarış halindeydi. Yoksul evlerine bol bol gıda kolisi girdi.

SMA ve DMD’li çocuklarımıza; Milas’ta Göktuğ Karakaya’ya, Fethiye’de Kuzey Talipoğlu’na ve Bodrum’da Eymen Özdoğan’a sahip çıkılmaya çalışıldı. Bir yazımda “Hepimizin torunu olabilir” dediğim Göktuğ için Ramazan Bayramı’na “gerekli paranın toplanması” sonucu ailesiyle bir başka bayram sevinci içinde girmesini dilemiştim.

Bu oldu mu bilmiyorum, inşallah olmuştur…

Niyetim bugün bunlardan bahsetmek, Salı günü Muğla’dan geçen, Kadir Gecesi iftarını Seydikemer’de yapan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na bu çocuklarımız için sitem etmek ve Ramazan’ın Bereketinden siyaset yaşamında kimlerin kazançlı çıktığını sorgulamaktı…

Önceki gün akşam saatlerinde Bodrum Cumhuriyet Savcılığı’ndan Niyazi Atare ve İbrahim Çırakoğlu hakkında iddianame çıktı… Bodrum 1 No’lu Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacaklar... Başka gelişmelerde var. Bugün onlara bakalım.

Her ne halde, her nerede iseniz iyi bayramlarınız olsun. İbadetleriniz, dualarınız kabul olur inşallah…

*

ÇOCUKLARI SEVİNDİRELİM

Evet Ramazan’da yoksul, muhtaç evlerine bol bol Ramazan Erzakı girdi. Ramazan’ın sonunda önceki gün de Bodrum’da yoksul evlerine çocuklar için oyuncaklar girdi.

Bayramdan iki gün önce çocukları sevindirmeyi düşünebilen, onlara erken bayram sevinci yaşatan Bodrum’un genç Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’yi yürekten kutluyorum.

Biz Türklerde mezarlık ve elbette şehitliklerin ziyareti bir başka önemlidir. Bu ziyaret özellikle dini bayramlarda ihmal edilmez. İlginç bir tesadüf oldu, 18 Mart Çanakkale Zaferi yıldönümü Ramazan arefesine denk geldi. Dün şehitlikler ziyaret edildi, muhtemelen bugün de ziyaret edilir.

Bu sene bir güzel tesadüfte 21 Mart Nevruz kutlamalarının Ramazan Bayramı içine denk gelmesi oldu.

Nevruz; Türkler de sadece bir takvim başlangıcı değil, bir milletin yeniden dirilişidir. Bu kutlu günde çocukların kalbine bırakılan küçük bir hediye, aslında onların ruhuna ekilen umut tohumudur. Bir şeker, bir oyuncak, bir fidan… Belki küçük görünür; fakat çocuğun dünyasında sevildiğini, hatırlandığını ve geleceğe ait olduğunu anlatır. Türk töresinde çocuk; sadece bir birey değil, yarının taşıyıcısıdır. Nevruz sabahı anne babanın uzattığı hediye, baharın güneşi gibi çocuğun yüreğini ısıtır.

Bu yüzden Nevruz’da çocukları sevindirmek, yalnızca bir gelenek değil; geleceğe yapılan en güzel yatırımdır. Bakarsınız bugün sevindirdiğiniz çocuklar, yarın milletin yüzünü güldürecek olanlardır… Unutmayın…

*

“İDDİALAR CİDDİ UCU NEREYE DAYANIR BELLİ DEĞİL”

Bodrum’da yürütülen rüşvet soruşturmasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame kapsamında, CHP’li Bodrum ve Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Niyazi Atare ile olaya adı karışan emlakçı İbrahim Çırakoğlu hakkında iddianame nihayet yazıldı. Bodrum 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacaklar.

Bu kadar değil…

Bodrum’da olayı yakından takip eden Tandoğan Uysal, Bodrum Gündem’de “Bodrum’da Dosya Ağırlaştı: İddialar Ciddi, Ucu Nereye Dayanır Belli Değil” dedi herkes dikkat kesildi…

Bodrum’da herkesten çok “parti emekçisi” olarak anılan ve sevilen Niyazi Atare neredeyse 4.5 aydır tutuklu. Suçsuz olduğunu söylüyor, ama 12 yılla yargılanacak. Bakarsınız aklanır, bilemeyiz… Duyumlarımıza göre, Niyazi Atare’nin suçlandığı ya da suçüstü yapıldığı dosyanın dışında “yeni dosyaların gündeme gelebileceği” konuşulurken, “etkin pişmanlıktan” yararlanabileceği de ifade ediliyor. Hatta soruşturma aşamasında böyle bir hakka sahip olduğunun hatırlatıldığı, ama kabul etmediği de söylenenler arasındadır.

Ancak Bodrum’un çok kritik bir dava ile karşı karşıya olduğu da ortadadır…

Tandoğan Uysal da bu noktada şu ifadelerde bulunmuş:

Bodrum’da siyaset, bu kez asfaltla değil… Dosyalarla, ifadelerle ve iddianamelerle konuşuluyor. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameyle, CHP’li Niyazi Atare ve İbrahim Çırakoğlu hakkında 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Dosya artık masada değil… Bodrum 1 No’lu Ağır Ceza Mahkemesi’nin önünde. Mahkeme 15 gün içinde ya iddianameyi kabul edecek ya da geri gönderecek…

*

İDDİANAME NE DİYOR?

Ortada, iddianamede yer alan iddialar çerçevesinde dikkat çekici bir tablo olduğu görülüyor İddialar: Rüşvet, aracılık, para trafiği, görüşmeler ile teknik ve fiziki takiplere ilişkin iddialar, hepsi dosyada…

Artık olay söylentiden çıkmış durumda. İddianamede; “Teknik ve Fiziki Takip Yapıldı. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ekipleri tarafından yürütülen soruşturmada süreç; Teknik takip, Fiziki izleme, Kamera kayıtları, Telefon görüşmeleri ile desteklendi.” deniyor.

Ayrıca seri numaraları önceden belirlenen paraların da delil olarak dosyaya girdiği belirtilirken, “Şüphelilerin banka hesap hareketlerine de dosyada yer verildiği, kaynağı açıklanamayan yüksek miktarda para girişlerinin tespit edildiği ve bunun soruşturmanın önemli unsurlarından biri olduğu” da ifade ediliyor

Tandaoğan Uysal bu noktada “… Bunu veren iş insanları kimler? Siyaset bu işin neresinde? Yani mesele artık ‘duydum’ seviyesini geçmiş, yargı sürecine konu olmuş durumda. Cumhuriyet savcısının yürüttüğü çalışma sonucunda hazırlanan ve Ağır Ceza Mahkemesi’nin önüne gelen bir iddianameden söz ediyoruz. Siyaset mi, hukuk mu? İşte tam burada herkesin dikkat etmesi gereken ince bir çizgi var. Bu dosya üzerinden siyaset yapılır mı? Yapılır…” diyor.

Sonra da “Ama unutulmaması gereken bir şey var: Son sözü siyaset değil, mahkeme söyler.” diye ekliyor…

*

Tandoğan Uysal’ın da dediği gibi “Herkes konuşuyor, ama asıl konuşacak yer belli… Sokakta konuşan çok… Sosyal medyada yorum yapan daha da çok… Ama bu işin adresi bellidir: Mahkeme salonu. Orada ne slogan geçer ne algı… Ne de siyasi ezberler… Orada belge konuşur. Orada delil konuşur.” …

Mustafa Gündoğ da “Gündem Haber” de “Bodrum’daki Rüşvet Dosyasında Kritik Çelişki: İmza Yetkisi Olmayan İsim Nasıl Sanık Oldu?” sorusunu sormuş.

Yazısında “Dosyada yer alan ihbarcı şüpheli açısından ise etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına mahkemenin karar vereceğinin belirtildiğini” belirten Mustafa Gündoğ, iddianamenin kabul edilmesiyle birlikte yargılama sürecinin önümüzdeki günlerde başlamasının beklendiğini vurgularken, bir “Hukuki Statü Tartışmasına” şöyle açıklık getirmiş:

Dosyanın kamuoyundaki tartışma boyutlarından biri ise şüphelinin hukuki statüsü oldu. Belediye meclis üyeleri, idari işlem tesis eden yürütme organı içinde doğrudan imza yetkisine sahip kamu görevlileri değildir. Bu nedenle iddiaların, imar sürecine etki iddiası ve nüfuz kullanımı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu yönüyle dava, sadece ceza hukuku açısından değil; yerel yönetimlerde yetki, sorumluluk ve etki alanı tartışmalarını da yeniden gündeme taşıyor.

*

Peki yargılama sürecinde mahkeme “etkin pişmanlık hükümlerinin” uygulanabileceğine hükmederse ve Niyazi Atare de bu haktan yararlanırsa ne olur?

Hele bir iddianame kabul edilip mahkeme başlasın, yanıtı o zaman vermeye çalışırız… Noktayı Tandoğan Uysal’dan koyalım:

Kim ne yaptıysa, kim neye imza attıysa er ya da geç ortaya çıkar. Bu işin arkasında isimleri geçen siyasiler var. İtirafçı olduğu öne sürülen kişiler olduğu da iddialar arasında. Bu süreç daha çok yönlü değerlendirmeleri beraberinde getirebilir; nasıl sonuçlanacağını ise yargılama süreci belirleyecektir. Bugün dosya açıldı. Yarın karar verilecek. Ama şunu unutmayalım: Bodrum’da hiçbir şey gizli kalmaz. Bodrum izliyor… Biz de yazıyoruz…

Herkese iyi bayramlar. Haftaya görüşürüz…

--------------- -------------

GÜNÜN SÖZÜ: Bir medeniyet kötü insanlar tarafından değil, iyiliği savunamayan zayıf insanlar tarafından yok edilir. --GK Chesterton