CHP Muğla örgütlerinin, özellikle CHP İl Başkanlığı ve İl Kadın Kolları Başkanlığı ile CHP Bodrum, Milas, Dalaman, Ortaca İlçe Başkanlıklarının gündeminde Dalaman’dan Aydın’a ‘kaçırılan’ ‘baraj suyu’ var mı yok mu belli değil…

Muğlalılar suyunuzu alıyorlar, haberiniz var mı?!!” başlığını taşıyan 29.01.2026 tarihli yazımın ardından gelen ilk tepki CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan’a aitti. WhatsApp’tan gönderdiği mesajda “Ben Dalaman’dan Aydın’a su tahsisi ile ilgili konuyu 18.06. 2025 de mecliste dile getirmiştim” diyordu.

Mesajın ekinde o konuşma da vardı. Milletvekili Özcan o zaman “İktidara açık çağrımızdır. Suya dair kararlar, havza ihtiyaçlarını önceleyen, bilimsel ve planlı olmak zorundadır.” diye uyarı ve çağrıda bulunmuş…

*

Benim söz konusu yazıma yanıt mı yoksa bir süredir Hülya Sucobie merkezli alevlenen tepkilere tepkimi bilmiyorum, önceki gün AK Parti Muğla İl Başkanı Cengizhan Güngör’den de açıklama geldi. Güngör açıklamasında “Sorunun kaynağı DSİ değil, tahsis edilmiş kaynakları kullanmayan yerel yönetim” diyor.

Şaşırdım… Hem de çok şaşırdım. Ben söz konusu yazımda, Dalaman’a kaçırılan suyumuz ile ilgili yazımda “Bu sorun, CHP İl Başkanı Nail Kızıl ile AK Parti İl Başkanı Cengizhan Güngör, MHP İl Başkanı Burak Demirel ve İYİ Parti İl Başkanı Davut Cumhur Akmeşe’yi de ilgilendirir. Senelerdir Bodrum başta Muğla’nın su meselesinde omuz omuza veremediniz, bari şimdi Dalaman Akköprü Barajı’ndan Aydın için gasp edilen su meselesinde omuz omuza vermeyi bilin…” derken, AK Parti İl Başkanı Güngör adeta “Bize ne!” diyor.

Açıklamasında DSİ’yi savunarak yerel yönetimleri DSİ’nin tahsis ettiği suları değerlendiremeyen yönetim beceriksizliği ile suçlayan AK Parti İl Başkanı Güngör, “DSİ’nin görev alanı; su kaynaklarını bilimsel veriler ışığında plânlamak, tahsis etmek ve havza bütünlüğünü korumaktır. Buna karşın, DSİ’nin sorumluluğunda olmayan altyapı yatırımlarının yapılmaması ve mevcut tahsislerin devreye alınmaması, kamuoyuna yanlış biçimde DSİ kaynaklı bir ‘su krizi’ varmış gibi yansıtılmaktadır” demiş bulunuyor…

*

Ben öncelikle AK Parti İl Başkanı Cengizhan Güngör’ü kutluyorum. Açıklamasında “Dalaman’dan kaçırılan su KRİZİ” ile ilgi öteki il başkanları ile “dayanışma” içinde olamayacağı anlaşılmakla birlikte konuyu ‘polemik konusu’ haline getirme yeteneğini de göstermiş olsa da gerek benim yazıma gerekse kamuoyundaki tepkilere kayıtsız davranmamıştır.

Dün ben bu yazımı kaleme alırken tam da “Milletvekili Cumhur Uzun’un Muğla İl ve Menteşe İlçeyi ziyaretinde İl Başkanı Nail Kızıl konuya ilişkin bir iki söz edebilirdi, ama CHP’den tık yok.” diye yazmışken, CHP İl Basından Özgür Çağlı imzalı “Değerli basın mensuplarımız biraz önce gönderdiğimiz basın açıklamamız geçersizdir. İl başkanımız Nail Kızıl önümüzdeki hafta il başkanlığımızda su sorunu ile ilgili gerekli basın açıklamasını yapacaktır. Gün ve saat belli olduğunda sizlere bilgilendirme yapacağız.” diyen mesaj geldi. Oysa ben MHP İl Başkanı Güngör’ün açıklamasına yanıt bekliyordum.

Üstüne vazife olmayan açıklamalar da yapardı, ama Av. Zekican Balcı’nın hiç beklettiği olmamıştır…

Ben de CHP İl Başkanı genel merkezden izin gelmesini mi bekliyor acaba diye düşünürken, mesaj karşısında “Hazırladıkları mesaja Genel Merkez’den onay mı bekliyorlar?” diye düşündüm. Tabii onay genel merkezden değil de Ahmet Aras Başkan’dan bekleniyor olabilirler. Neyse haftaya umarım “Bekleyecek kadar varmış” dedirtecek bir açıklama olur…

Ben asıl o geçmişin anlı şanlı Menteşe Kent Konseyi’ni merak ediyorum. Oradan da tık yok…

Siyaset boşluk affetmez. Cengizhan Güngör’ü kutlarım…

*

Ancak bakın CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan taa geçen sene TBMM de genel kurulda ne demiş… “Bu plansız ve rant odaklı su politikası hem Muğla'yı hem bütün illerimizi mağdur ediyor.” demiş. Şöyle:

4 Haziran tarihli kararda Muğla'yı besleyen Dalaman Çayı'ndan başka havzalara su tahsisine izin verilmiştir. Muğla'nın su ihtiyacı yakıcıdır. Su Tahsisleri Hakkında Yönetmelik'e göre su kaynakları öncelikle kendi havzası içinde kullanılır. Bazı bilimsel çalışmalara göre, 2041 yılında Muğla'nın içme ve kullanma suyu karşılama oranı yüzde 60'a düşecektir. Sorun bu kadar yakıcıyken ve Dalaman Çayı üzerinde 16 HES varken suyu başka havzaya taşımak ekolojik yıkımı büyütür. Bu plansız ve rant odaklı su politikası hem Muğla'yı hem bütün illerimizi mağdur ediyor. İktidara açık çağrımızdır. Suya dair kararlar, havza ihtiyaçlarını önceleyen, bilimsel ve planlı olmak zorundadır.

Milletvekili Özcanbilim’ diyor, ‘plan’ diyor, ‘adalet’ diyor… Benim haberim olmamıştı. Şimdi oldu. Bugün Sayın Güngör de haberdar olacaktır. Bakarsınız düşüncesi değişir…

*

Açıklamasını “DSİ, kendisine düşen görevleri eksiksiz şekilde yerine getirmiştir. Sorumluluğunu yerine getirmeyenlerin, yaşanan sorunları başka kurumlara yükleme çabası tamamen kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir. Açıkça ifade edilmelidir ki; Bodrum ve Milas’ta yaşanan sorun, su yetersizliği değil, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin plânlama ve işletme yetersizliğidir.” diye noktalayan AK Parti İl Başkanı Cengizhan Güngör’e ben de yardımcı olayım.

Benim bildiğim Muğla Valiliği ve DSİ tarafından Bodrum'un su ihtiyacını karşılamak amacıyla Milas'taki Ekinanbarı sulak alanı’nı Muğla Büyükşehir Belediyesi'ne tahsis etti. Ocak 2025'te başlayan ‘Ekinanbarı Fizibilite ve Avan Projesi, 18 Ağustos 2025'te Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından onaylandı. Yani yıllık 20 milyon metreküp yeraltı suyu potansiyelini değerlendirecek proje uygulama aşamasına geldi. Uygulama sonunda günlük 43.200 m2 hamsu işlenecek ve yıllık 15,7 milyon metreküp içme ve kullanma suyu üretilecek.

Projenin Bodrum'un su sorununu hafifleteceğini belirten Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, o zaman emeği geçenlere teşekkür etti. Hemen ardından hiç beklenmedik biçimde Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ tarafından yapılan projelerin 2026 Yılı Kamu Yatırımları Programına alınması Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı ve toplam yatırım tutarı 6,1 milyar TL’yi aşan projeler için dış kaynaklı kredi kullanılabilmesi sağlandı ve Ahmet Aras Başkan bunun için de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Muğlalılar adına teşekkür etti…

Olması gereken de buydu…

*

Bu arada benim yazımdan bir gün önce Bodrum’dan Alp ArbakBodrum Susuz Kalmadı, Susuz Bırakıldı” başlıklı yazısında “Bodrum susuz. Ama asıl kuruyan musluklar değil… Akıl ve planlama. Muğla’nın, Bodrum’un suya bu kadar ihtiyacı varken Dalaman’ın suyunu Aydın’a yönlendirmek neyin mantığı? Tebrikler DSİ!” diyerek şöyle devam etti:

Ama dürüst olalım; suçu sadece DSİ’ye atmak kolay. Bodrum yıllardır susuz değil miydi zaten? Bu kent plansız büyüdü. Binalar dikildi, villalar yapıldı, her evin önüne havuz kondu. Ama o evleri besleyecek altyapı hiç düşünülmedi. Mantık şuydu; ‘Biz yapalım, alan kişi suyu nasılsa bir yerden bulur!’

İşte bugün yaşadığımız tablo tam olarak bu zihniyetin sonucudur.

Elbette MUSKİ eleştirilebilir. Ama yaşanan sorunların büyük bölümü geçmişin hatalarıdır. Doğru işleri de görmezden gelmeyelim, hatta destekleyelim. Bir de kendimize bakalım. Havuzu her yıl doldurup, arabayı üç günde bir yıkayıp, bahçeyi saatlerce sulayıp sonra ‘su yok’ diyerek eleştirmek, bana göre sorumsuzluktur. Su tasarrufu çevrecilik değil, hayatta kalma meselesidir. …

Eleştiri yapılacaksa böyle yapılmalı… Nalına mıhına…

*

Bölgedeki barajların üç termik santralın ‘soğutma suyu’ için kurulmuş olmakla birlikte, Milas’ın tarım sulaması ve Bodrum’un içme suyunun karşılanması için yapıldığı bir gerçektir. İklim değişikliğinin bir sonucu olarak yağış rejimi değişip, Muğla kurak illerden biri haline gelmeye başlayınca işler değişti.

Bodrum’un içme suyu ve Milas’ın tarımsal sulaması göz ardı edilerek barajların dip yapmış suları termiklere anca yeter hale geldi.

Ki, Ahmet Aras Başkan DSİ’ye Akköprü Barajı’ndan ham su tahsisi için başvuru da bulunuyor, DSİ oradaki HES’leri hatırlatarak, “Sana su veremem” diyor, ama Aydın’a veriyor!

Burada HES gerekçesi önemli… Milas’taki barajlar termiklere tahsis edilirken, Dalaman Barajı HES’lere tahsis ediliyor…

Biri de çıkıp, “Ekinanbarı Sulak Alanını alın başınıza çalın. İnsanlara tuzdan arıtılmış su içireceğinize, barajların suyunu içme ve sulama suyu olarak kullandırın. Termiklerde soğutma sularını arıtarak denizden karşılasın” demiyor!

*

Tabii bir başkası da çıkıp “Alp Arbak haklıdır. Bodrum dönemin yerel yöneticilerinin plansız öngörüsüz, vizyonsuz verdikleri ruhsatların cezasını çekiyor, ama Çevre Şehircilik Bakanlığı yanlış gidişe neden ‘dur’ demedi? Hala diyebilir. İlgili Bakanlıklar yarımada da yapılaşmayı durdurmalı ve konaklamada tesis yetersizliği oldukça tesise ruhsat verilmelidir. İkinci konut kesinlikle yasaklanmalı ve sitelerin dışındaki havuzlar da iptal edilmelidir.” demiyor.

Ne dersiniz mümkün mü? Mümkün olmadığını ben de biliyorum. O zaman kimse birbirini suçlamasın. Herkes sorumlu ve kimse masum değil… Sorumlu aranırsa DSİ’nin Bodrum İçme Suyu İsale Hattı ihalesine kadar gidilir ve o zaman kusurlu isale hattını teslim alan Belediyeler Birliği Yönetimi’nde kimler vardı sorusu ve hatta “müteahhit neyin kimin nesi?” diye sorulur.

Üstelik konumuz bu değil. Benim önceki günkü yazımın konusu da bu değildi. Konumuz Akköprü Barajı’ndan kaçırılan su

Ben hala AK Parti İl Başkanı ve Milletvekillerinin bu konudaki görüşünü merak ediyorum…

--------- -----------

GÜNÜN SÖZÜ:İşte hayat. İnsan hayatı tıpkı tarlada açan bir çiçeğe benzer: bir katır gelip yiyiverir onu, çiçek sizlere ömür. --Anton Çehov