AK PARTİ MUĞLA’DA İL BAŞKANINI BEKLERKEN
Son iki üç gündür çıkan yazılarım büyük ilgi ve yankı uyandırdı.
Politikayı seviyoruz, hele politik dedikodulara bayılıyoruz!
Elbette böyle derken, bir yerlerde neyin kimin sitesi belli olmayanların dedikodularını da olumlamıyorum.
Dün AK Partili bir okurum, “Cumhurbaşkanımız Azerbaycan’dan döndü, Muğla İl Başkanı açıklanmayacak mı?” diye sordu. Ben de kendisine “Sanırım Teşkilat Başkanınız Sayın Erdoğan ile görüşme imkanı bulamadı. Cumhurbaşkanının şimdi de Rize programı var. Haftaya kalır herhalde” demeye çalıştım.
O ısrarlıydı, “Yoksa giden isimler uygun görülmemiş olabilir mi?” diye devam etti. “Siz uygun isimler gönderemediyseniz Ankara ne yapsın!” diyecektim, baktım iş uzayacak demedim...
Gerçekten Ankara’ya giden isimlere bakıyorsunuz da “Dün yaptığı görevlerde partisi ve Muğla için ne yapmış da il başkanlığında ne yapacak?” dedirten “bildik” yüzler görüyorsunuz. Tabii o listede kıymetli birkaç isim de var, onları tenzih ediyorum... Ama onlara da çeşitli kulplar takılıyor... Ya o kulp takılanlardan biri il başkanı olursa “kulp takanlar” onlar için kamuoyuna ne diyecekler merak ediyorum...
AK Parti’nin Muğla’da düşman aramasına gerek yok...
*
O yazılarımdan 2 binden fazla kişinin okuduğu “CHP adayını buldu, AK Parti il başkanını bulamadı!” başlığını taşıyan 07 Ekim 2025 tarihli yazımda şu ifadem olmuştu:
“Söylemeye çalıştığım şu: Aydın Hoca ‘şimdilik’ ortada yok, ama bazılarına gölgesi bile yetiyor.”
Bu ifadem Muğla’da bazı AK Partilileri veya AK Partiden nemalananları kızdırmış. Kulağıma gelenlere göre, başarılı geçen ameliyatından sağ salim çıkan Aydın Ayaydın Hoca için “Kurtulamayacak mıyız bu adamdan?” diyenler bile varmış!
Ben bu tiplerin “Genel Başkanları” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Azerbaycan gezisini bile takip ettiklerini sanmıyorum. Onlara kötü bir haber vereyim.
Geziye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları; Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu, Sağlık Politikaları Başkanı Halit Yerebakan, AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Şamil Ayrım Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Gebele'ye gitti.
Burada Muğla’dan bazıları için kötü haber ne biliyor musunuz? Heyette “milletvekili” sıfatı ile bir kişinin yer alması ve onunda AK Parti İstanbul Milletvekili Derya Ayaydın olmasıdır..
Onca kulis yaptınız, bir taneniz MKYK’na giremediniz, ama Hoca’nın kızı Derya Hanım girdi.
Gidin şu adamın elini öpün, O’ndan yararlanmaya bakın... Boş yapmayı bırakın...
“Hoca söylüyor, o yazıyor” diyenler için de bir çift sözüm olsun; Hoca henüz söyleyemiyor. Söylemeye başlayınca sadece ben değil, ‘gazeteciler’ yazmaya başlar... Varsa sizin de bir sözünüz Evvel Allah yazarız...
*
CHP’NİN DÜŞMAN ARAMASINA GEREK VAR MI?
Yukarıda “AK Parti’nin Muğla’da düşman aramasına gerek yok...” dedim.
Valla Muğla’da CHP’nin düşman aramasına da gerek yok!
Bunu anlamak için benim dünkü yazımın altında yapılan yorumlara bakmanız yeterli.
Bu köşenin takipçilerinden Nabide Kılınç, “Kurtuluş Oğan’ın sözlerinin altını çizerek şöyle tamamlayalım;CHP nin Muğla’da gerek Belediyelerde, gerekse özellikle teşkilatlarda aile şirketi haline dönüştüğünü dünden beridir haykırıyoruz. CHP Muğla’da nereye evrilip gidiyor? Seçenlerinin tamamen unutulduğu bir tabloda sorguluyoruz! CHP Muğla’da nereye gidiyor?
Genel Başkanımızın mücadelesinin ağırlığı ve yoğunluğu içerisinde herkes kendi bildiği gibi mi davranıyor?Kendi bildikleri gibi davranmayı sorguluyoruz?” diye yazmış.
Haksız mı?
*
Kurtuluş Oğan Hoca’nın dediklerini anımsayalım. Dünkü yazımın, Nabide Kılınç’ın ekleme yaptığı o bölümü şöyleydi:
“Delege seçimleri sırasında Kurtuluş Oğan Hocam ‘Süleyman Akbulut, Turbalıoğlu ve Osman Gürün...’ başlıklı yazıma ‘Başım dertten kurtulmuyor ama susamıyorum da üstadım. CHP Muğla’da Ahbap-Çavuş Düzeni. CHP Muğla’da il ve ilçe yönetimlerine bakıyoruz: delege seçimleri, üyelikler, hatta en küçük görevler bile arkadaş-akraba ilişkileriyle dolduruluyor. ‘Liyakat’ denilen kavram unutulmuş; yerine ‘arkadaşını kayırma’ geçmiş. Bu tablo, siyaseti halka ait bir alan olmaktan çıkarıyor ve küçük bir çevrenin ‘aile şirketine’ dönüştürüyor.’ diye yorum yapmıştı.
Ne dersiniz Hoca haksız mı? Sizce Nail Kızıl kimin adayı?.”
Yorumlarda “Ne dersiniz Hoca haksız mı?” soruma bolca yanıt gelirken, “Sizce Nail Kızıl kimin adayı?.” soruma Vatandaş Ahmet’ten yanıt geldi.
Dünkü yazımda Vatandaş Ahmet’in “Nail Kızıl’ı tek aday olarak ilçe başkanı yapan erk şimdi onun yerine kimi oturtacak?..” sözüne yer verirken “Sanırım Vatandaş Ahmet ‘tek aday’ derken dili sürçtü.” ifadem olmuştu. Vatandaş Ahmet dünkü yorumunda o ifademe “Efem, dilim sürçmedi. Sadece cümlede eksik kelime var. ‘Zamanında’ kelimesi eksik kalmış. Yani soru; Nail Kızıl’ı zamanında tek aday olarak ilçe başkanı yapan erk şimdi onun yerine kimi oturtacak?’ olacaktı.” diye düzeltme yaparak şöyle devam etti:
“Evet o koltuğa kimin oturttuğu senin de dediğin gibi bu saatten sonra çok da önemli değil. Ama CHP seçmeninin nereye oturtulduğu önemli. Ben delege olsam böyle bir uygulamanın adayına kesinlikle oy vermem (onun için de olmuyorum).. Nail Kızıl’ı severim. Çok efendi çok düzgün biridir. Ama bir kere de Nail olarak seçimlere gir güzel kardeşim. Talimatlara göre değil. Birilerinin adayı olmaktan bi kurtulsan.. Tabi seçim bu seçmenin ne yapacağı belli olmaz. Belki bakarsınız tepki oyları oluşur ve başka aday kazanır.
Bakam baka tavuk mu yumurtadan çıkacak yumurta mı tavuktan.. Yoksa onu bunu bilmem ben Horozum diyenlere, delegeler ‘Hooopppp kümesin horozu biziz’ mi diyecek?
Sahi Hasan Balı nereye gitti. Adaylıktan çekildi mi?”
*
Vatandaş Ahmet’ın bu yorumunu gördüğümde ben dahil 6 kişi beğeni koymuştu.
Yorumunun benim yazımdan çok okunduğunu düşünüyorum. Benim için zaten kaç kişinin değil, kimlerin beğeni koyduğu önemli. O beğeni koyan 6 kişiden birisi ise Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’du... İsteyen istediği gibi yorumlar.
Dünkü yazımda benim “Fakat önceki gün törende Bodrum İlçe Başkanı ve Belediye Başkanı olmadığı gibi Fethiye ve Milas Belediye Başkanları da yoktu.” ifademle birlikte şu ifadem da vardı:
“Nail Kızıl’ın verdiği sözü Süleyman Girgin vermiş olsaydı ne olurdu bilmiyorum, ama kongreye daha var; Zekican Balcı olmadı Emrah Doğu aday çıkabilir...”
Ben Fevzi Topuz Başkan’ın ‘beğenisini’ “Tabii benimkisi sadece varsayım...” diye noktaladığım bu bölümün karşılığı olarak görüyorum...
Tabii sizler başka türlü görebilirsiniz...
*
Dünkü yazımın altında bir de Kurtuluş Oğan Hocam’dan yorum vardı. Şöyle:
“Üstadım bazıları seninle benim aramdaki sosyal takibi zannediyorlar ki onlar gibi Papatya restorantta oturup siyaset yapıyoruz. Oysa sizinle toplamda beş dakika bile yüz yüze ya da telefonda görüşmediğimizi bilmiyorlar. Siyasi yorum yapmak için siyasetçi olmak da zorunda değiliz.
Benim tarzım bellidir: doğrularla temellendiririm, kimseye hakaret etmeden düşüncelerimi söylerim. Kimseden korkmayacağımı ve susmayacağımı bilmeyenler var. Bir kitlenin parçasına dönüştükleri andan itibaren, cahil de alim de gözlem yeteneğini kaybeder. Çok şükür bir kitleye dahil değiliz. Yanından yol geçireceğimiz tarlamız yok (gerçi yol sorunum var ama yapmıyorlar ona hiç girmek istemiyorum) işe torpille sokacağım kankam ve çocuğum da yok. İhale alacak bir işim yok. Mevki veya makamı da sevmem. Evde bile koltukta oturmuyorum.”
Hocam şimdi ben ne desem bilmiyorum ki... Aksilik bu ya, ne öğrenciniz ne de gelininiz olacak kızım yok. :)) Aydın Ayaydın Hocamla da dostluğum var, neler neler denmiyor. Derler Hocam derler... Hadi ben alışkınım da sizin için üzülüyorum...
Artık bilimsellikten uzak, sorgulamayan, sürü gibi hareket eden, partilerin ve yerel yönetimlerin “aile şirketi” gibi yönetilmesinden rahatsızlık duymayanlar sadece AK Parti’de değil, CHP’de de çoğalmaya başladı...
Ne diyelim Hocam bu da geçer... Umarım çabuk geçer...
Haa bu arada Kurtuluş Hocamla değil ama Vatandaş Ahmet ile Papatya restorantta değil, ama bazı mekanlarda kadeh parlatmışlığımız vardır. Hem kime ne yaa...
-------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ: İyi ahlak, insanlar arasında bir nezaket alışverişidir; bu alışverişte yer almayan değersizdir. --Voltaire