“Sizce Nail Kızıl kimin adayı? Yeni aday çıkar mı?”
Bu başlık 08 Ekim 2025 tarihli yazımın başlığı.
Bu sorumun yanıtı o yazımda ve sonrakinde “Çıkabilir” mesajı da veriyordu.
Şunun şurasında 9 gün kaldı. 39. Muğla CHP İl Kongresi 19 Ekim’de.. Her an her şey de olabilir.
Doğrusu ben net olarak “Çıkar” da diyemiyorum, ama yine de en azından İl Başkanı Av. Zekican Balcı adaylığını açıklayabilir diye de düşünüyorum.
Söz konusu yazımın başlığı “Sizce Nail Kızıl seçilir mi?” şeklinde olsaydı bu gün size “Evet Nail Kızıl seçilir” diye yanıt verirdim.
Tabii bu biraz “Pirus Zaferi” de olur mu bilemiyorum, ama bizim Vatandaş Ahmet’in Nail Kızıl’ın adaylığını açıklamasını konu ettiğim yazıma yorumunda “Şimdi ne olacak?” dediği gibi Nail Kızıl’da 20 Ekim sabahı muhtemelen şöyle diyecektir:
“Şimdi ne olacak?”
*
Arada bir sonradan beğenmediğim yazılarım olmuş olsa da genellikle sonradan keyifle okuduğum yazılarım da olmuştur. Birkaç gündür okuru 2 bini bulan veya geçen yazılarımdan keyif aldım. Nitekim bu köşenin okurlarından Erol Aygün “Sizce Nail Kızıl kimin adayı? Yeni aday çıkar mı?” başlıklı yazımın altına “Bu kadar yazılır dedirttin, teşekkürler iyi geceler Özcan kardeşim” diye yazdı. “Eyvallah” diye karşılık verdim. Çok mutlu oldum.. Bir kere daha eyvallah...
O gün Vatandaş Ahmet telefonla aradığında “Tamam bugün nefis bir yazı yazmışsın, ama yapılan yorumlarda nefis, özellikle Ahmet Demircan döktürmüş” diyordu. Bunu bana söylemekle kalmamıştı. Telefonu kapadıktan sonra “Kimler ne demiş?” diye şöyle bir baktım, Demircan’ın yazısının altına da “Ahmet Değirmenci bey, yazının üstüne bu yorum CUK olmuş” diye yazmış olduğunu gördüm.
*
Bugün tembellik edip köşemi Raşit Cengiz Hocam ile Çiğdem Erko ve Ahmet Değirmenci’ye bırakacağım.
“Yazarın yazısını okuyup, sonra yorumları da okuyoruz, düşünsenize, normalde yorumlar hep üç beş cümleden oluşur ancak yazı iyi olunca, yorumlar da yazı kadar uzun anlamlı ve bir o kadar da ilgi çekiyor..” diye başlayan Ahmet Değirmenci yazımdan uzun yorumunda şu ifadelerde bulunmuş:
“Bizimkiler adaylık açıklamalarında ilkeler üzerinden konuşmayı; Aday olunca kişiler üzerinden konuşmayı;
kazandıktan sonra çıkarlar üzerinden konuşmayı oldukça çok seviyorlar.
İl ilçe başkanlıkları, bir tüzüğe bağlı olarak yetki ve görevleri bellidir. Örgütün de görevi var. İçlerinden kendilerine en liyakatlı, en iyi yönetecek birisini seçmek gibi. Adayların yerinde olsam yapacaklarımı değil ne yapmayacağımı söylerim adaylık açıklamamda. Derim ki mesela; ‘Kusura bakmayın beni seçerseniz, belki sizin istediğiniz hiçbir şeyi yapmam, yakınınız akrabanız için. Belediye başkanlarına bürokratlara baskı yapmam. Belediyelerin işine karışmam, kendi örgütümün işine de hiçbir bürokrat ve başkanı karıştırmam. Başkanlığım döneminde yerel seçim denk gelirse meclise, Muğla dışından aday yapmam. Genel Merkezden arasalar da, görevden alsalar da yapmam. Mesleki yeterliliği liyakatı, işinde gücünde rüşdünü ispatlamamış hiç kimseyi meclis üyesi ve yönetici yapmam. Tüzüğün bana verdiği yetkileri sonuna kadar kullanır, tüzük ve etik ahlaki kuralları çiğneyenleri bir gün bile partide tutmam. Kimin vekil, kimin başkan, kimlerin örgütü yöneteceğine yönetim kurulum ve örgütüm ile ben karar veririm. Kimseye minnet etmem kapı kulu olmam.
Nail Kızıl'ı neden eleştiriyoruz ki? Zekican'ı aynı yöntem ile seçmedik mi? Önce Marmaris İlçe Başkanı sonra il başkanı adayı olmadı mı?
Mehmet Kubilay Özcan, Süleyman Girgin, Emrah doğu, bu kişilerin isimleri yazılıp çizilmedi mi? Nereye, kime takıldılar acaba? Sisteme takıldılar. Hangi sistem bu? İstediklerini yapacak delegeyi seçen sistem.
1.si Delege ye hakim ilçe başkanlığı sistemi, eş dost akraba yeğen il delegesi, babaanne, teyze yenge kurultay delegesi yapılan sistem.
2.si Belediye Başkanlığı Sistemi, meclis üyeleri ve bürokratların bir sonraki seçimde kendilerini bir üst kademeye taşıyacak karekter ve kapasitede, ilçe başkanı yönetim kurulu ve delegeleri yapılıp onlar vasıtası ile örgüt üzerindeki yaptırım sistemdir.
Bu ismi geçenlerin de yanı sıra partide öyle isimler var ki liyakat ve ahlak sahibi hangisi göreve çağrılsa layıkıyla yapar. Yapamayacağımız şeyleri konuşuyoruz ya, ben bu dönem il başkanı adayı olamam, neden mi, fotoğrafa bir bakar mısınız, beni ilçe il delegesi yazmaya tenezzül etmeyen adamlarla aynı karede il başkanları olarak nasıl durabilirim, bunlarla iyi niyetli iyi İlişkiler içinde birlik beraberlik içindeyiz nasıl diyebilirim.
Değişim diyerek kurultaya gelip, dönüşenler ile Kurultay sabahında, Muğla’nın birde YDK Üyesi seçildiğinden seçim günü haberi olmayan il başkanı ilçe başkanları ile, her mecrada sandık diyen ön seçim isteyen ancak çıkarları söz konusu olduğunda gözleri dönenler ile...
Yapamam bunu yapamam. Özcan Özgürün yazısını okuyup Çiğdem Erko’nun yorumundan sonra güya kısa bir yorum yapacaktım.”
*
Çiğdem Erko’da biraz da nostaljik “1971-75 yıllarında, 5. Sezon yayımlanan ve çok ilgi gören bir tv dizisi vardı, yaşı yetenlerden anımsayanlar olacaktır mutlaka. ‘Upstairs, Downstairs’ Aşağıdakiler, Yukardakiler.” diye başlayıp şu ifadelerde bulunmuş:
“Yazılarınızı okurken bu diziyi anımsıyorum sıklıkla, henüz orta öğrenim, çocuk yaşlarımızdı, Rus-Fransız-İngiliz edebiyatına giriş yaptığımız, insan ırkının içinde bulunduğu eşitlikten uzak, asiller- tebaa'lar, gerçekliğinin 20.yy daki tezahürlerini anlamaya çalıştığımız yıllar. Etkilemişti bizim kuşağı ki, asaleti merhametli, vicdanlı, birbirini seven, hizmetkarlarına da değer veren bir sınıf olarak anlatmasına karşın, bilinçlenmemize katkı koyan bir diziydi.
Kongreler sürecinde tam da bu görüntü var değerli parti ailemizde. Kendi adıma yukarıda olup bitenlerle daha ilgiliyim, geneli kapsadığı, sonuçlarının ulusça izlendiği ve bizi bir sonuca götüreceği için. Çok zor bir dönemde, yan yana icraat yapabildikleri, çok çalıştıkları, her gün biraz daha yol alabildikleri için.
Aşağıdakilerde, yukarıdakilerin bu durumundan yararlanıp, kendi bildiklerini, bölüne-çarpıla hayata geçirme, mevki edinme, makamı koruma, gelecekteki adaylıklarda fotoğrafa girme, bir gruba ait olma, (olmayanları tenzih ederek) güç ve karar mekanizmalarına yakın durma telaşesinin yorgunluğu ile merceğimize takılıyorlar.
Aşağıdaki-yukarıdaki kavramı tırnak içinde bir benzetmedir demeyi unutmadan, yanlış anlamaların da önüne geçelim.
Ancak ‘korkutucu bir ekonomik-siyasal sürecin içinde olduğumuz, yanı sıra bir umut olma yolunda hız kazandığımız unutulmuş’ duygu ve düşüncesini her gün daha fazla hissederek yaşıyorum, üzgün ve kaygılıyım..”
*
Ben de kaygılıyım. Hem de çok...
Hele yerel yöneticilerimizin kaygısızlığı ve “parti kanaat önderlerinin” hala varlar mı bilmiyorum ‘kayıtsızlıkları’ beni delirtiyor. Bana ne değil mi? Gerçekten bana ne? Ki ben CHP Üyesi de değilim...
Çiğdem Erko’nun yorumunun altına şu yorumu yaptım:
“Çiğdem hanım size katılıyorum. O yıllarda bir de ‘Emret Başbakanım’ diye bir dizi vardı... İzlerken ‘Şu İngilizler bize ne kadar benziyorlar’ demiştim. Aşağıdakiler Yukarıdakiler meselesine gelince, ‘Kendi adıma yukarıda olup bitenlerle daha ilgiliyim’ diyorsunuz. Bende sizin gibi tırnak içimde kullanıyorum; O ‘aşağıdakilerin’ altında bir başka aşağıdakiler var; seçmenler... Yukarıda olup bitenlere bakarken orada olup bitenlere de bakmak lazım. Orada yukarıda ve aşağıda, özellikle aşağıda yaşananlar yüzünden ciddi bir erozyon yaşanıyor... Selamlar.”
*
Benim Çiğdem Erko’ya yorumuma da Raşit Cengiz Hocamdan yorum geldİ
“Özcan Özgür bey, bu konuda Çiğdem Hanım gibi düşünmeye ve o düşüncenin gereği olarak aşağıda olan bitenden uzak durmaya ben de özen gösteriyorum.
Çemberin hemen dışından, pardon altında olan biteni senin yazılarının yardımı ile izliyorum.
İçine girersem taraf olup kimlik ve kişilik kaybına uğramaktan korkuyorum.
Küçük bir anı ile meramımı anlatmak istiyorum. On yıl kadar önceydi. Bir ilçemizin ilçe başkan adayı kardeşim ile tanıştırıldım. Kendisine şöyle bir soru sordum:
‘Mevcut ilçe başkanı neyi yanlış yapıyor da, sen hangi doğruyu yapacaksın, veya hangi işi eksik yapıyor da, sen tamamlayacaksın?’
Aldığım yanıt şuydu:
‘Hiç öyle düşünmemiştim hocam’
Sanırım hala hiçbir aday ‘öyle düşünmemeye’ devam ediyor.
O nedenle ben ve benim gibiler aşağıdakilerle, daha aşağıdakiler olarak ilgilenmiyoruz.”
*
Kimse farkında değil, ama bu olup bitenlerle sokaktakiler galiba hiç ilgilenmiyorlar...
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ;Her şey sonunda iyi olacaktır. Eğer iyi değilse, daha sonu gelmemiş demektir. --John Lennon