"İnsanlara bakıyorum, daha çok gözüm öğrencilerimde. Çöplükonların da hayatını sarmış, sarmalamış. Amaçsız, izahsız, nedensiz, sualsiz birsürü bilgi.. Ezberlenmiş, kopyalanmış bilgiler. Bir temizliğe ihtiyacımız var.Nefes almalıyız. Kendimizi görmeliyiz."
Kafamın içinde binlerce sözcük, binlerce anekdot, binlerceayrıntı.. Bunların yanı sıra gereksiz çoğaltılmış, cevaplanmamış sorular, soruişaretleri, ünlemler.. Sanki bir çöplüğe ev sahipliği yapmaktayım. Gereksiz,hedefsiz, işaretsiz isimler, mekânlar, zamanlar. Edebiyata dair olanları birkenara koysam, hayatımda benim için elzem olanları diğer kenara koysam, birkenara da ilgi alanıma girenleri koysam gene de çöplükteyim. Hele bilgikirliliği! Kışın Muğla'mızın kirli havası gibi, nefes aldırmıyor, tıkıyor.
İnsanlara bakıyorum, daha çok gözüm öğrencilerimde. Çöplükonların da hayatını sarmış, sarmalamış. Amaçsız, izahsız, nedensiz, sualsiz birsürü bilgi.. Ezberlenmiş, kopyalanmış bilgiler. Bir temizliğe ihtiyacımız var.Nefes almalıyız. Kendimizi görmeliyiz. Kendimizi tartabilmeli, ölçebilmeliyiz.Bir ölçümüz, bir ağırlığımız olmalı. Oysaki her şey soyut, her şey sanal, herşey bilgisayarın yedek belleğine takılmış ne zaman kullanılacağı bilinmeyenbilgiler hükmünde.
İlmin ışığı, irfanın nuruyla aydınlanmalı. Bir mum gibisadece dibine ışık vermeden, kendi içinde yana yana pişirmeli ışığını kiaydınlandığı oranda aydınlatsın. Bir amacı, bir hedefi olmadan, sorularıcevaplanmadan nasıl karanlıkları aydınlatabiliriz. Önümüzde bir yığın, bir sürümü var ki onları "gütmek" derdinden başımızı kaldırıp insan olduğumuzuhatırlayabiliyoruz. Evet, önümüzdeki, yanımızdaki, arkamızdaki birer insan! "Gütmek"derdinden kurtulup "işlemek, aydınlatmak, geliştirmek, eğitmek, öğretmek" gibiher biri "bir"de tamamlanan ve "bir"de buluşan insanlık gayesine erelim.
Canlılar içinde olgunlaşma aşamasına gelebilmek için en uzunzamana ihtiyacı olan insandır. İnsanın ayaklarının üzerinde durabilmesi içinhem fiziksel hem de psikolojik süreçte uzun bir zamana ihtiyacı vardır.Himayeye, şefkate, eğitilmeye ihtiyacı vardır. Tek başına kaldığında yapacağıhataların telafisi olmaz. Diğer canlılar doğal seleksiyonda bunu pratikteyaşayarak algılar. Hatta yaşamlarını idame edebilmek için içgüdülerigelişmiştir. Bütün bu koşullarda hayat cevherini başında taşıyan insan gerçekanlamda varlığıyla dünyanın en şerefli varlığıdır. Varlığıyla ilham aldığı yücekaynaktan membalarını nura akıtır.
İşte insanın asıl ve asil varlığının esas hükmüne varabilmesiiçin küçük küçük dokunuşlara, rötuşlara yeri geldiğinde müdahalelere ihtiyacıvardır. Ama asla özünü bozmadan, kendi varlığından sıyırmadan.Müdahalelerimizde varlığını bir çöplük gibi tıka basa doldurmamalıyız. Her biredinimi kendi içinde, asıl gayesine uygun olarak doğal akışını tamamlamasınaizin vererek gerçekleştirmeliyiz. Burada çıkmamız gereken basamaklar; öncesabır, sabır, sabır, saygı, edep, itaat, hoşgörü, sevgi, tevazu diyerekçıkabileceği en yüksek seviyeye kadar taşımalıdır insanı.
"Geçerşebâbımızın en güzîde eyyâmı
Hayatıanlıyarak atmadan bu evhâmı!
Hayatıanlamıyor. Çünkü görmüyor, okuyor"
"Gençliğimizinen verimli çağı, hayatı anlayıp bu kuruntuları atamadan geçiverir! İnsanımızhayatı anlamıyor. Çünkü pratikte hayat mücadelesine tam anlamıyla girmiyor, onusadece okuyor." Mehmet Âkif ERSOY
Doğaya bakıp doğanın ilmini yakalamalıyız. Doğanın ilmi aynızamanda insanın ilmidir. Doğa neyle temizleniyor, çöplük olmaktan kurtarıyorhayatımızı. Bakalım, görelim. Evet, görmeyi keşfedelim. İlmi irfan potasındageliştirelim. Yaza kadar dünyayı güzellikleriyle madde varlığında donatan doğakışa kadar temizliğini yapar, verdiklerini kendi bünyesinde, gayesi hükmündetemizler. İnsan da yaşam hükmünü aldığı bilgileri gerçek gayesinceşekillendirerek bir çöplük olma hükmünden kurtararak temizler. Temizlendikçeaydınlanır, aydınlattıkça temizler. Temizlenmenin hükmü arınma, safiyeteulaşma, kendin olma, kendine dönme hükmündedir.
Bırakalım çocuklarımız, gençlerimiz nefes alsınlar.Bırakalım, onlar yaşamak istedikleri dünyaları yaratsınlar. Biz onlara verdikçealmasını bilecektir onlar. Aldıklarında da bizden bir parça zaten olacaktır.Bırakalım kendileri olsunlar, kendi kararları hükmünde aydınlansınlar. Bilirizki "En Sevgili"ye korkarak değil, severek kavuşulur.
Mehmet Âkif diyor ki :
"Cihânınaslı yoktur, çünkü fânidir." Diyen sersem,
Neder "Öyleyse hilkât pek abes bir şeyçıkar" dersem?
Nedir dünyâya gelmekten garaz, gitmek midirancak? "
(Eğer ben, "bu dünyanın önemi yoktur, çünkü fânidir" diyen serseme:
"O halde, yaratılmış olan bütün şu varlıklar boş yere yaratılmış oluyor" dersemne cevap verir?)
O zaman ey dostlar, cevabını veremeyeceğimiz sorularla, hedefini tutturmayacağımızbilgilerle yüklemeyelim insanları. Cevheri çöplüğe atıp değerini bulmasınıbeklemeyelim.