Siyasetçilerimizin,

Kanaat önderlerimizin,

Geleceğimize yön verenlerimizin,

Beşeri bilimlerle donanımlı olmalarını istiyorum.

Dünyanın en özel,

En zor coğrafyasında olmak,

İyi bir yönetim anlayışını gerektirir.

Üç kıtanın kesiştiği,

Uygarlıkların doğduğu,

Antik çağların yaşandığı,

Erenlerin, Evliyaların, Dervişlerin, Peygamberin,

Bedenlendiği topraklarda,

İnsanlığa görevlerimiz var.

Bu coğrafya ya boşuna konuşlanmadık.

Yaradan tektik.

Askeri Türk’tür.

İnsanlığa görevlerimizi yaparken,

Çok iyi analiz yapmak,

Topraklarımızı korumak,

İnsanlığın bütününe hizmet etmek zorundayız.

O yüzden ülkemizi yönetenler,

Geleceğimizi kurgulayanlar,

Beşeri bilimlerle birlikte,

Analitik düşünce yapısında da olmalıdırlar.

Özetle;

Düşünce, davranış, tefekkür gibi,

Beşeri ve sosyal bilimler,

Tipik bir sinir ağı gibi,

İnsanın ruhunu sardığı zaman,

Ruhsal bilinçle davranılmasını sağlar.

Ruhsal bilince geçmiş kişide,

Devinim,  

Hissiyat,

İdrak, 

Adalet,

Sevgi,

Denge gibi unsurlar çok yüksektir.

Bu datalar insanlığa yüksek fayda sağlar.

Kısaca ruhsal bilincin yarattığı,

Yüksek şuurluluk ölümsüz liderliktir.

Bunun yegane örneği Mustafa Kemal’dir.

Yüksek idrak ve bilinçle,

Kurduğu vatanı bizlere emanet etti.

Emanetine sahibi bir birey olarak,

Aştığı izinden yürüyeceğiz.                                                                                                                        

Bu yüzden bölgesel ve küresel,

Stratejiyi anlamak ve izlemek lazım.

Herfırsatta bunun için çabalıyorum.

Ortadoğu’yu anlamak,

Satranç taşlarını yerine koymak gibi.

Şimdiler de satranç masası Suriye’de kuruldu.

Tekrar oyun başladı.

Muhalifler Halep’i ele geçirdi,

Şam’a doğru ilerliyorlar.

Hepimiz biliyoruz ki 100 yıl önce,

Buralar bizim topraklarımızdı.

İngiliz aklının Arap kışkırtmasıyla kaybettik.

Derin bağlarımız,

Kültürel ve kardeşlik ortaklıklarımız var.

Halep bizim sancağımızdı.

Bu kadar ilişkilerimiz derindir.

Suriye zamanla bir bataklığa dönüştü.

Sıtma bataklığı gibi oldu.

Sıtma için sivrisinek gerekir ya.

Suriye’de,

Terör unsurlarını barındırmakla,

Terör bataklığına dönüşmüştü.

Abdullah Öcalan Temmuz 1979 da,

PPK unsurlarıyla birlikte Suriye’ye yerleştirilmişti.

Bu işte Hafız Esad’ın kardeşi,

Cemil Esad önemli rol oynamış,

Ve Türkiye’ye karşı kullanılacak,

Aparat olarak ülkelerine taşımışlardı.

 Türk devleti bundan çok rahatsızlık duydu.

Burada beslenip büyütülmesi,

Kanımıza dokunuyordu.

Bir gün 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal,

Şam’a gidiyor.

Beşşar Esad’ın babası,

Hafız Esat o zaman iktidarda.

Cumhurbaşkanımızı Şam’da dolaştırırken,

Tam da Abdullah Öcalan’ın kaldığı cadde de,                                                                                       

Hafız Esad’a,

Size kaç kez söyledik,

PKK terör unsurlarını,

Burada barındırıyorsunuz.

Abdullah Öcalan’da burada der.

Hafız Esad bir an afallar.

Kem küm eder.

Turgut Özal hemen konvoyu durur,

Ve MİT yetkilimizi çağırır.

Söyle der Abdullah Öcalan’nın adresini,

MİT personeli takır takır söyler,

Hafız Esat zaten biliyordu,

Biraz mahcup olur. 

İki devlet arasında mektuplar gelir gider ve sonuçta.

Erbakan –Ecevit hükümeti...

Artık Öcalan Suriye’de kalamayacaktır.

Tarifeli uçakla Atina’ya inişi,

Sonrasında da,

Ve yunan istihbaratının Kenya’ya götürmesi.

Sonrasında da;

Şubat 1999'da Kenya'nın başkenti,

Nairobi'de yakalanıp Türkiye'ye getirilmesi.

Bord bereliler gidip almıştı.

Uçak Türkiye’ye indiğinde,

Memleketinize hoş geldiniz demişti bir askerimiz,

O’da ben memleketimi çok severim demişti.

Öcalan'ın yakalanmasını,

16 Şubat 1999'da Başbakan Bülent Ecevit'in,

“Abdullah Öcalan Türkiye'dedir” açıklamasıyla duymuş,                                                                    

Yargılama sonrasında da,

İmralı adasına gönderilmişti.

Suriye yaşananlar böyle.

Ve biz terör odaklarını,

Sınır ötesinden arındırabilmek için bir uğraşı veriyoruz.

Buradan HTŞ, PKK, PYD,

Özgür Suriye ordusu ayrıntılarına girmiyorum.

Şimdilerde Suriye’de satranç masası kuruldu.

Bu masanın,

En has oyuncusu,

Ay yıldızlı bayrağın sahibi olarak,

Şah’ı mat etmek zorundayız.

Biz de vatanımızı çok severiz ki,

Terör unsurlarının da belini tek tek kırarız.