Bugünlerde kulislerde Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut ile Muğla siyasetinin nüktedan isimlerinden nam-ı diğer Çoban Ali Turbalıoğlu’nun paylaşımları konuşuluyormuş.

Bunu bana anlatan arkadaşa da kızgınım. İnsan bu bilgiyi verirken, “Abi oralarda senin yazılarda konuşuluyor” demez mi? Demedi... Üzüldüm...!

Bizim Çoban Ali 22 Eylül’de kaleme aldığı başlıksız yazıya “15 sene Muğla Belediyesi’ni yani şimdiki adıyla Menteşe Belediyesini yönetmiş, 10 sene Muğla Büyükşehir Belediyesini yönetmiş.. Muğla’da kendisini sevmeyen varsa, ilk üç kişiye iddia ediyorum ilk ben girerim sıralamaya sevmeyenler adına...” diye dalmış ve paylaşımında Menteşe İlçe Kongresi’nde İl Delege listesinde Osman Gürün ve arkadaşlarına yer verilmemiş olmasını sorgulamış.

Süleyman Akbulut Başkan da 23 Eylül’de “Siyaset-STK Birlikteliği Kamu Vicdanında Yer Bulmaz” başlığı ile Mabolla Medya’da paylaştığı yazısında Ali Turbalıoğlu gibi Menteşe İlçe Kongresini ele almış.

Her ikisi de “Şeytanın gör dediğini” görmüş...

*

Şeytanın gör dediğini görmek önemlidir. Hele bizim meslekte çok önemlidir. Bu yüzden bu sefer de “Ben neden görmezden geldim” diye kendime kızdım! Çünkü şeytanın gör dediğinin Turbalıoğlu’nun gördüğü kısmını ve Süleyman Akbulut’un gördüğünün bir kısmını bende görmüştüm...

CHP Menteşe İlçe Kongresi ile ilgili yazılarımda rahmetli efsane başkan Orhan Çakır’ın eşi Nezahat Çakır’a, Mehmet Senay Güven rahmetlinin eşi Aysun Güven’e, rahmetli efsane il başkanı Tufan Doğu’nun kızı Yonca Doğu’ya, yaşayan efsane Erman Şahin’in torunu Erman Şahin’e, Saim Sayın rahmetlinin oğlu Coşkun Yağız Sayın’a listelerde yer vermekle kalmayıp, Kamil Yılmaz, Mustafa Esen ve İbrahim Zehir gibi eski tüfeklere de yer verme vefasını gösteren Menteşe İlçe Başkanı Nail Kızıl’ı kutlamıştım.

Ahde vefa ve partide dünle bugün arasında köprü kurmak başka bir şey tabii... Güzel...

CHP Üyesi olsam eminim Nail Kızıl beni de delege yapardı, ama mahalle listelerinde Bahattin Gümüş ve Osman Gürün yoktu!

Esnaf Odası Başkanı Güven Akarken’in kızı yönetim kurulunda yer alırken kendisinin il delegesi olmasına; Egemen Balaban’ın Menteşe Kent Konseyi Başkanı olduğu halde Menteşe İlçe Yönetiminde de yer almasına gerek var mıydı bilmiyorum... Nail Kızıl’ın il başkanı olması halinde Egemen Balaban yönetim içinden bir de İlçe Başkanı olur mu onu hiç bilmiyorum...

Şeytanın gör dediklerini gören Akbulut ve Turbalı’yı kutluyorum...

*

Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut, “Siyaset-STK Birlikteliği Kamu Vicdanında Yer Bulmaz” başlıklı yazısında CHP’de siyaset-STK ilişkisini masa üstüne yatırırken Menteşe ile ilgili “Hiçbir dönemde yaşamadığı bir siyasetsizliğin hakim olduğu bu, her yerinin 500 metrelik kısa ve küçük bir alanı kapsadığı şehirde, varsa yoksa içinde halk olmayan siyasi suni gündemler üzerine ağızdan ağza geliştirilen siz deyin dedikodu, ben diyeyim ağızdan beslenicilik hakim.” derken, şu ifadelerde bulunmuş:

İşte bu günlerdeki halkın ilgi alanında olmayan ama basın, siyaset, bürokrasi üçlü sarmalı içinde eşinip durduğumuz şehir sosyolojisiyle ilintili siyasi kongreler ya da görevden alınan il-ilçe başkanları, sarmal mensupları kadar yazar-çizerlerin de ilgisini çekebiliyor. Çünkü o ilgiler ışığında yazılan yazılar az önce sözünü ettiğim sarmalın muhatapları tarafından yine kendi aralarında gündem oluşturuyor ve o 500 metrede dönüp durmaya başlıyor laf-söz. ... İşte eyyam kültürünün, ahbap-çavuşluğun yoğun olduğu ve kısır bir sarmal içinde bu suni gündemin o sarmalın mensupları tarafından sokağa yayıldığı kentlerde, siyasetsizlik te beraberinde gelir. Yani ‘miş’ gibi yapılan bir siyaset gelişir. ... Bu tamamen CHP’ye oy veren halkın da gündemi değil, bu sadece CHP’nin içinde etkin gözükenlerin, etkinlik kovalayıcıların, işini yürütenlerin ve o gündemle bu zümrenin içinde adı geçsin isteyen yazar-çizerlerin gündemi.

*

Akbulut çok önemli bir başka konuya şöyle dikkati çekmiş:

Önceki genel kurul asil listesi başkanla beraber 17 kişiden oluşmuş. Bu durumda 4 kişi fazlalaşmış bu son listede. Milletvekili sayısı 7’den 8’e yükseltilmişti ama bu durum Büyükşehir Yasasını kapsıyor. Bu durumda bu artışın sebebini öğrenmek isterim. ...  tüzüğün İlçe Yönetim Kurulu başlıklı 15. Maddesinde, Menteşe’yi kapsayabileceği için cımbızlıyorum; ‘Nüfusu 100.000-500.000 (500.000 dahil) arasında olan ilçelerde on altı (16) üyeden oluşur’ diyor. Bizim merkez ilçe Menteşe’nin nüfusu 2024 yılına göre 124 bin 825 olarak gözüküyordu. Bu durumda son listenin 20+1=21 değil de, 16+1=17 kişiden oluşması gerekmiyor mu?

Sorunun yanıtını ben de merak ediyorum...

Akbulut bir de “hısım akraba, eş dosttan oluşturulan” listeleri mercek altına alıp şöyle devam etmiş:

Konu-komşu, kardeş, baldız, damat, karı-koca, partili yakın, yeğen, eş-dost, gün arkadaşı gibi yakınlıkların kurum ve belediyeleri işgal ettiğine alışık olduğumuz Türk siyasi yapısı ve bu yapıya bağlı olarak Muğla belediyelerinden de alışık olduğumuz benzer listelemeyi bu kongre sonucunda da görüp izledik.

Menteşe Kent Konseyi Başkanı, Esnaf Odası Başkanı, Ticaret Borsası Başkanından söz ediyorum. Hadi bunlardan Kent Konseyi Başkanı kentte var olma, kendisini kabul ettirme ve siyasi ikbal çabası içinde olabilir, ya diğerleri neyin çabası içinde?

Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut bir de haklı olarak “Yarın üyelerinin karşısına CHP’li STK Başkanı kimlikleriyle mi çıkacaklar?” diye sormuş...

Sanıyorum Akbulut, CHP Bodrum İlçe Kongresi’ndeki blok yönetim ve il delegesi listelerini görmemiş. Görse ne yazardı merak ediyorum...

*

Ali Turbalıoğlu da döktürmüş. Kusura bakmasın paylaşımını redakte ederek paylaşıyorum. Şöyle:

15 sene Muğla Belediyesi’ni yani şimdiki adıyla Menteşe Belediyesini yönetmiş, 10 sene Muğla Büyükşehir Belediyesini yönetmiş.. Muğla’da kendisini sevmeyen varsa, ilk üç kişiye iddia ediyorum ilk ben girerim sıralamaya sevmeyenler adına...

Hiç aynı pencereden baktığımızı düşünmüyorum. Çok sert de eleştirmişimdir. Karşılaştığımızda hiç saygısızlık yapmadım, ‘Merhaba başkanım’ o kadar.. (Geçen hafta) Perşembe günü Menteşe ilçe kongresi vardı, il delegeleri listesine baktım, ne Bahattin Gümüş vardı, ne Mürsel Alban, ne de Osman Gürün...

Muğla’da 2 yıl öncesine kadar bu insanlara ‘Başkanım..’ demeyen bir tek kişi gösteremezsiniz.

En büyük zararı ben gördüm. 2 yıl 6 ay partiden atıldım. Doğruları söylediğim için.. Ben olsam ‘Sizi delege yazıyorum’ diye sormazdım bile.. Yazar geçerdim.

Dün Türkiye’nin en zengin ailesinin oğlu 200 oyla Fenerbahçe Başkanlığını kaybetti. Neden?

7 yıldır üsten konuşurken, kendini ifade edemediği için. Bi gün aynı şeyleri yaşamak istemiyorsanız geçmişte ne olmuşsa olmuş bizim kişisel olarak sevip sevmememiz önemli değildir. Sahip çıkacaksınız ki ileride sizlerde saygı duyulasınız.

Bu koltuklar sonsuza kadar kimseye kalmıyor. Ne demiş büyüklerimiz; ‘Sonunu düşünen kahraman olamaz’.. Kahramanlık giyinmekle söylemle olmaz, eylemle olur duruşla olur.

İnsan önce merhametli olacak sonra vefalı.. O zaman doğruyu bulabilir görebilir. Senin adına çok üzgünüm Osman Başkan.. Evet ‘çobanız’ ama önce insanız. Bunu hak etmediğini düşünüyorum.

Ayrıca yarın bir yerlere aday olsam ilk bunlar istemez, ama konu bir birimizi isteyip istemek değil sevip sevmemek değil..

*

Her iki yazı da beni yıllar öncesine götürdü.

Rahmetli Orhan Çakır’ın Başkanlığındaki Muğla Belediyesi’nde basın danışmanıydım. O yılları bilenler anımsar, Orhan Başkan’ın “ütücülüğü” ünlüydü... CHP İl Başkanlığı da Merkez İlçe Başkanlığı da yıkılan iş hanındaydı. Delege seçimleri orada yapılırdı... Parti üyeleri delege seçimi için oy kullanmadan önce rahmetliyi görürdü... O üye böylece oy vermeden önce “ütülenmiş” olurdu...

Bahattin Gümüş, Osman Gürün döneminde “ütü” Bahattin Gümüş’ün elindeydi. O “ütü” şimdi kimin elinde çok merak ediyorum...

Ben ‘basın danışmanlığı’ yaparken, Nail Kızıl dönemin Muğla Belediyesi’nin Halk Oyunları Ekibindeydi. Tanırım. Naif bir kişiliğe sahiptir, iyi insandır. Ütünün O’nun elinde olduğunu sanmıyorum...

Şu kadarını söyleyeyim, o ütü kimin elindeyse o eli değil, elin sahibini yakmıştır...

*

Bir anekdotla bitirelim. Yine rahmetli Orhan Çakır’ınBaşkanlığının ilk dönemiydi ve delege seçimi vardı. Orhaniye Mahallesi’nde oturan “ağabey” dediği selefi Erman Şahin’e delege listelerinde yer vermemiş, seçilmesini engellemişti. Bu çok konuşulmuş tartışılmıştı o zaman.

O Orhaniye Mahallesinde kendisine çok başarılı örnek Belediye Başkanlığı’ndan sonra delegelik çok görülen Erman Şahin o zaman seçilen delegelerin oylarıyla milletvekili adayı seçilmiş ve SHP Milletvekilliğinde bakan olmuştur...

Bu sefer delegeliğin çok görüldüğü Bahattin Gümüş’ü bilmem ama ilk seçimde Osman Gürün milletvekili seçilirse şaşırmam...

---------------                 --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Özü gülmeyenin yüzü güler mi.--Neşet Ertaş