Değerli dostlarım, Haziran Ayı’nın 16. gününde yaşadığımız ve dört gün süren Kurban Bayramını tüm Müslüman ülkelerde olduğu gibi ülkemizde ve Muğla’mızda huzurlu bir şekilde kutladık, yaşadık. 2024 yılındaki dinî bayramları geride bıraktık.  Allah’ımız yenilerine çıkarsın. Büyüklerimiz bayramlarda ellerine kavuşmak için ziyaret ettiğimizde ellerini öper ve bayramlarını mübarek olsun derdik. Büyüklerimizde bize hitaben çok yaşa, Allah daha çok bayramlara çıkarsın diye dua ederdi.

Kurban Bayramının tatil günü dokuz güne çıkarılmasından dolayı bilhassa Muğla ilimiz ile Antalya ili hiç gündemden düşmedi. Muğla’da da Bodrum ve Marmaris başta olmak üzere ilimizde aşırı biçimde doluluk ve Muğla ilimizin deniz kıyılarında olabilmek için ciddi biçimde sıkışıklık (trafik) yaşandı. Bilhassa dinî bayramlarda ana ve baba başta olmak üzere var ise büyük baba ve büyük anne, dayı, teyze, amca, hala ve en yakın aile fertlerine ziyaretler edilir, hal hatır edilir, hoş sohbet edilir. Büyüklerimizin gönülleri alınırdı. Alınırdı diyorum, artık bayram eşittir tatil anlamına gelmeye, tatil yaşanmaya başladı.

Pekâla bayram nasıl kutlanıyor. Cep telefonu ile. Daha önce kart/kartvizit yazılıp postaya verilir ve yoğunluk yaşanırdı PTT’de. Şimdilerde o kart/kartvizit yazılımı basımı ve gönderimi tarihe kavuştu diyebiliriz. Bazen görüntülü aramak suretiyle de bayramı kutlayan evlat/evlatlar görüp şahit oluyoruz.

Aynen, öyle, artık nerede o eski bayramlar dediğinizi duyar gibiyim.

Ne değişti.

Neden eski dediğimiz eskidenmiş o yaşantı dediğimiz bizim olan kültürümüze ne oldu.

Bilhassa gençler de daha başka bir yaşantı da var. Bayram ve bayram günlerini diğer günlerden ayırt etmek mümkün olmayan yaşama biçimi, sadece telefonla arayarak baba/anne bayramınız kutlu olsun diyerek tatil/tatile gitmek hayatına monte olmuş gençleri de görüyoruz.

Bayram tatili adı altında uzatılan bayram günlerinde Muğla, Ula ve Akyaka çok konuşuldu. İzmir tarafından Yatağan/Milas yolunu kullanarak Bodrum da trafik yoğunluğu ve yerli/yabancı turist girişleri rekora koştu. Aynı şekilde Ula ilçemize bağlı daha önceden belde olan Akyaka Mahallemiz de aşırı bir yoğunluk yaşandı. Sakar geçidi denilen Muğla Merkez ilçe (şimdilerde ünvanı Menteşe)den Marmaris ilçesine giderken yol güzergahı adeta kapandı. Gerek trafik gerekse trafik kazaları sebebiyle saatler boyunca trafik adeta kilitlendi. Akyaka Mahallemizin gerçek nüfusu ( bilfiil oturan ikamet eden) 6.000 iken bayram boyunca gelen nüfus sayısı 80.000 kişi olduğu tespit edilmiştir. Tabii bu yoğunluk beraberinde birçok sıkıntıyı da beraberinde getiriyor. En önemlisi ise barınma ve temizlik/üretilen çöp meselesi.  Mahallî idareler gerçek nüfusa göre hizmetleri ayarlarken, on katı yirmi katı olan nüfus yoğunluğunda yerine getirilmesi gereken hizmetlerin çoğu doğal olarak aksadı ve aksıyor. Parklarda yatan kişiler olduğu söyleniyor.

Bayram günlerini “BAYRAM” gibi kutlamak varken neden bu sıkıntıya giriyoruz diye hep düşünmüşümdür. Ayrıca cebinde para veya kart neyse harcayacağı bir meblağ ile yollara düşüyorsun.  Rezervasyon var ise bir sorun yok, rezervasyon yapılacak mekan kalmadıysa sorun başlamış demektir. Ayrıca, pahalılık ve hayat pahalılığından sürekli söz eden bir toplumda bu şekilde yaşamak, kilometrelerce tarik de kuyruk beklemek, pardon sıra beklemek bu sıcak günlerde ne kadar zor ve çile. Bayramlarda tatil merakı çok eski de değildir. Bilhassa Doksanlı yılların sonuna doğru girdi içimize, bizi bir türlü terk etmiyor. Bırakın terk etmeyi daha da yerleşik hale gelmeye başladı son günlerde/son yıllarda.

Sakın tatile karşı olduğumu zannetmeyiniz. Ülkemizin gezilecek görülecek binlerce köşesi var.  Ülkemiz dünya cenneti bir coğrafyadır. Tatil yapayım dinleneyim derken, sıkıntılar yaşamanın bayram coşkusu yerine stresli bir zaman dilimi yaşamak ne kadar kabul edilebilir bilinmez. Bildiğim ve yaşadığım bir hayat biçimi var ise o da anne, baba, büyük anne, büyük baba, amca, hala, dayı, teyze ve diğer aile bireylerinin aradaki bağların koptuğunu, koparıldığını yaşamaktayız.

Geçmiş yazılarımda aile kavramı üzerinde durdum. Zaman zaman da aile kavram/aile olmak üzerine yazılar düzenleyeceğim. Zira devletlerin en kalıcı temel taşı ailelerdir. Aile olmayınca veya aile kavramı yıkılınca temel taşlar da oynama başlar ve temel taşlar yerinden oynadığında bir takım Avrupa ülkelerinde olduğu gibi aile kuracaklara maddi destek, maddi imkan ve prim çalışmaları yapılır hale gelir.

Bir bayram da böyle geçti demekten başka yapacak bir şeyimiz yok. Sadece incitmeden, kırmadan, gücendirmeden gerçek kültürümüzü anlatmaya izah etmeye devam ederiz. Geriye doğru gittiğimizde bin yıllık bir kültüre sahip olduğunuzun bilinciyle bazı güzel gelişmelerde yok değil. İlçemizin büyük camisi yoktur. Yeni /Koçarlı Camii vardır. Bu camide bayram namazına gelen cemaatin neredeyse yarısı gençlerden oluşmaktaydı.  Cami çıkışında da gençlerle bayramlaştık.

Bizim Ula’da yaklaşık 500 yıldır bir adet yaşanır bayramlarda.  Bayram namazından çıktıktan sonra doğrudan mezarlıklara koşulur ve vefat eden akrabalar ile bayramlaşılır.  Sonra da eve gelinir ve evdekilerle, anne, baba, büyük anne, büyük baba, amca, hala, dayı, teyze ve diğer aile bireyleri ile bayramlaşılır. Yakın komşulara gidilir ve bayramlaşılır, hal hatır edilir ve gönülleri alınır.

NOT: Yazımı kaleme alırken, bir mesaj geldi telefonuma. Ulalı, üniversite mezunu, inşaat mühendisi, Denizli ilimizde çok çalıştı. Denizli ilinin kalkınmasında organize sanayi bölgesi yapımlarında oldukça aktif rol aldı. İbrahim Kazak Ağabeyin Hakka yürüdüğünü haber aldım. Dolu dolu yaşadı. Ula aşığı olmasına rağmen mum dibine ışık vermez atasözü gereği ilçesine fazla katkısı yok gibiydi. Mekanı Cennet olsun.

Hoşçakalınız. Sağlıcakla kalınız…