"MasterChef Türkiye" isimli programı izliyormusunuz, bilmiyorum. Reyting listelerine bakılırsa MasterChef Türkiye en fazlaizlenen on program arasında yer alıyor. Demek ki ciddi bir izleyicisi var. Bende koronavirüse yakalanıp eve hapsolduğum günlerde zaman geçirmek ve iştahımıaçmak ?? için birkaç kez izledim.
Program,diskalifiye edilen yarışmacı üzerinden özellikle sosyal medyada sıkçatartışılınca ne oluyor diye bakma ihtiyacı hissettim.
Son sekizyarışmacının yarıştığı MasterChef Türkiye'de, Uğur Deniz Yılmaz isimliyarışmacı yarışmadan diskalifiye edilmiş. Konunun sosyal medyada tartışılmayabaşlaması ile birlikte Acun Ilıcalı yaptığı paylaşımda, "Uğur Deniz Yılmazisimli yarışmacının sosyal medyada kullandığı terbiye sınırlarını aşanpaylaşımları nedeniyle MasterChef yarışmasıyla ilişiği kesilmiştir."açıklamasını yapmış.
Uğur'unpaylaşımlarına baktım, fecaat bir durumla karşılaştım. Birçok kişiye vedüşünceye, isim vererek alenen küfür ve hakaret ettiği onlarca paylaşımı vardı.
Merak edipdiskalifiye edildiği o bölümün görüntülerini izledim. "Sosyal medyaya başladığımda hiç aklımda böyle bir şey yoktu. Ozaman ailevi problemler yaşamıştım. Ağzımdan çok fazla küfür çıktı, her yeresaldırdım. Seneler geçtikçe olgunlaşıyoruz ve pişman oldum. Önceliklesizlerden, tüm insanlardan özür diliyorum." diyen Uğur gözyaşlarıiçerisinde önlüğünü çıkarıp yarışmadan ayrılıyordu.
İşte tartışmalar da bu noktada başlamış ve programınyapımcısı Acun Ilıcalı ve MasterChef'in jüri üyeleri eleştiri yağmurunatutulmuştu.
TV programlarının mahkeme salonu olmadığı, birilerikamu vicdanını incitmişse özür imkanının olduğu, bunun yerinin TV programıolmadığı ve yapılan program ile Uğur'un kamuoyu önünde incitildiğisöyleniyordu.
Ve bitmek bilmeyen tartışmalar ve sosyal medyafetvaları.
Uğur'un ağlayarak yaptığı ve herkesten af dilediğikonuşmanın beni de rahatsız ettiğini söyleyerek konuyu değerlendirmeye başlamakisterim.
Öncelikle doğru ya da yanlış, yaşanan her şey geçipgidiyor. Geriye dönüş mümkün değil. Geriye yalnızca yaşananlardan ders çıkarmakkalıyor.
Umarım ki programın yapımcısı, jürisi veyarışmacıları bu yaşananlardan kendileri adına bir ders çıkarmıştır. Ancakprogramın izleyicilerinin ve bir şekilde bu olanlardan haberdar olanların dakendi adına bir çıkarımda bulunması ve yaşananlardan ders alması gerekiyor.
Çünkü hayat, bize yaşam boyunca lazım olan herbilgiyi deneyimleyerek edinmek için çok kısa. Dolayısıyla başkalarınındeneyimlerinden istifade etmek, başkalarının yaşadıklarından ders çıkarmak çokdaha akıllıca olsa gerektir.
İşte bunun için bırakalım konunun taraflarıyaptıklarının doğru mu yanlış mı olduğunu düşünedursunlar. Biz işimize bakalımve sosyal medyada ahkam kesmek yerine yaşananlardan bir ders çıkaralım.
Görülüyor ki, yıllar geçse de hiçbir şey gizlikalmıyor. Yıllar önce söylenen bir söz, yazılan bir yazı, çekilen bir fotoğraf,paylaşılan bir görsel ya da fotoğraf yıllar sonra bizim veya sevdiğimizinsanların karşısına çıkabiliyor.
Popüler olmak, dikkat çekmek, bilgiçlik taslamakadına yapılan ve maksadını aşan her paylaşım, sosyal medyayı bir silah olarakkullanma girişimi, ummadığımız bir anda ayağımıza takılabiliyor.
Onun içindir ki, bu gerçeği unutmayalım. Anne-babave yetişkinler olarak kanı deli akan gençlerimizi gazlamak yerine, onları dahabilinçli ve sorumlu davranmaya sevk edelim.
Biz farkında olmasak da, kabul etmesek de herhatanın bir bedeli var.
Bu noktada sosyal medya paylaşımlarının bedeli,yazılanların bedeli çok daha ağır olabiliyor. "Söz uçar, yazı kalır; onun daizi kalır." misali bizde ağır bir hasar bırakabiliyor.
Yazdıklarımız, paylaştıklarımız ve yaptıklarımızbizi ve yakınlarımızı utandıracak şeyler olmasın. Emeğimizi gölgeleyen vekariyerimizi bitiren şeyler olmasın.
Yarın "keşke" diyeceğimiz paylaşımlardan uzakduralım. Başkalarına ders vermeye kalkışırken kendi sınavımızı kaybetmeyelim.
16.12.2020