Türkiye YazarlarBirliği Muğla İl Temsilciliğ i ve Metinbilim Enstitüsü Derneği olarak üniversitemizdekiöğrencilerimizle bir Karabağlar Yaylası gezisi gerçekleştirdik. MetinbilimTopluluğu'nun öğrencileri organize etmesiyle 41 öğrenci ile Göç lalesi mevsiminde yayla güzelliğinigençlere göstermek ve yaşatmak istemiştik. İstediğimizi geçen haftagerçekleşti.
MetinbilimEnstitüsü Derneği'nin Menteşe Belediye'sinden araç talep etmesi üzerine 2 araçtahsis edildi ve öğrenciler yaylanın can alıcı yerlerini doya doya gezdiler.
AraçlarlaOrtaköy taraflarından girip Süpüroğlu taraflarında ağaç dallarından oluşan tünellerde araçlardan inildi ve arasokaklarda önce Göç laleleri görülüp hakkında bilgi verildi. "Crocusancyrensis" adıyla bilinen bu sarı güzelliğe Muğla halkı "göç göç, göç çiçeği,göç lalesi" gibi adlar veriyormuş. Ben "göç lalesi"ni tercih ettim ve böylecebaharda açan tulipa cinsi lalelere kardeş yaptım onları. Anadolu'nun bazıyerlerinde "Güz çiğdemi" de denilen bu sarı güzellik, Ekim ayı başlarında açıpyaylaya göçenlere şehre göçme zamanını hatırlattığı için bu çiçek göç ile ilişkilendirilerekadlandırılmış. Yoksa "Crocus ancyrensis" bizim için hiçbir şey ifade etmeyenLatince iki kelimeden ibaret. Yabancı, soğul, derinliksiz iki kelime. Oysa göçlalesi, sarı rengiyle kalbimizi ışıtır ve ısıtır. Anlamında yayla vardır, bereketvardır, şehre dönüş vardır. Hasılı hayat vardır.
Bugüzellikleri genç insanlarla ve keşif sevinç ve heyecanıyla yaşamanın hazzıbaşka.
Göçlaleleri bir yandan, irimleri saran otların büründüğü renk ve şekil öbüryandan. Sarı yapraklarıyla bir yandan yeri bir yandan göğü sarıya boyayan ilksarılar: ceviz ağaçları. Daldığımız sokaklarda böğürtlenler, yabani erikler,kırmızı alıçlar. Arkada kavunlar. Bir öğrencinin bile kavunlara gözü kaymazmı?... Evet. Hiçbir öğrenci kavunlara "dalalım" demediler ama yabani erikağacına daldık. Hep beraber o tatlıya kaçmış eriğin yabani tadını ve kokusunuhissede hissede birer ikişer tane yedik.
Yaylaevlerinin kapısında ahşap kapı estetiğinden, kuzulu kapılardan, cinsiyete göretık'lama veya tok'lama seslerinden; gelen sese göre içerden karşılamayakadınların veya erkeklerin çıkmasını anlattık. Kapıya gelen kadınsa incetokmağı tıklatırmış; içerden karşılamaya kadın çıkarmış. Erkek gelirse kalıntokmak çalınır, çıkan tok tok sesine içerden erkek çıkarmış. Ne kadar güzel birincelik!...
Haaa.Unuttum.
Gezidegördüklerine ve duyduklarına en çok şaşıranlar yabancı öğrenciler oldu.Üniversite tahsili için Muğla'ya gelen yabancı öğrencilerden 18'i, gezidebizimle beraberdi. Gine, Panama, Ekvator, Afganistan,Özbekistan, Rusya, Mısır, Somali, Yemen, Mali, Nijarya, Filistin, Libya,Zambiya ve Ukrayna 'dan gelen öğrenciler gurbettecennete düşmüş gibiydiler. Üniversite tahsili için geldikleri şehirde, kırsalkültür ile karşılaşacaklarını ve bu kadar zengin bir kültür içine düşeceklerinihiç tahmin etmiyorlarmış.
Süpüroğlu'nda biraz soluklandıktan sonrasokaklarda ve irimlerde dolaşmaya devam ettik. Yolumuz Allah'ın Kavağı (halkın deyişiyle "Allan Gava". Aslında "çınar".Batı Anadolu halkı, "çınar"a "kavak" der.)'na düştü. Gençlere Allah'ın Kavağıhikâyesindeki "şeytan çarpması" arkadaş şakasını da anlattık ve "Kavağıniçinden geçenlerin bahtı açık olurmuş. Afacanlar uslu olurmuş." dedik vegençlerin çoğu çınarın içinden geçtiler.
Sonra yolu NarlıKahve 'ye çevirdik.
Yakın zamana kadar terk edilmiş bir vaziyetteve virane halde bulunan Narlı Kahve, geçtiğimiz yıl Menteşe Belediyesitarafından elden geçirilip hizmete sokulmuştu. Öğrencilerle Narlı Kahve'yevardık. İkramlar Menteşe Belediyesindendi. Gençler piknik için hazırlıklıgelmelerini söylemiştik. Gerçekten hazırlanmışlar ve kısırlar, börekler,çörekler, bisküviler, kuru pastalar ve çerezlerle gelmişler.
Yabancı gençlerden bazıları kendi halkşarkılarını söyledi ve gençler kır eğlencesi yaptılar.
Geziye ben rehberlik ettim. MetinbilimEnstitüsü Derneği Başkanı Doç. Dr. Ümral Deveci ve Metinbilim Enstitüsü Derneğikurucu üyesi Öğr. Gör. Dr. Serap İncidağı da katıldı.
Kısacası şiir gibi bir hafta sonu geçirdikdostlar!...