Yöneticiolmak, bilmeyi gerektirir. Ancak bu her şeyi bilmek, kimsenin aklına vebilgisine ihtiyacı olmamak anlamına gelmez. Bunun içindir ki, üst yöneticilerindanışmanları, kurumların danışma organları vardır. Ancak alt kademeyöneticilere baktığımızda durum biraz farklılaşıyor. Alt kademe yöneticilerebir öneride bulunmak, fikir vermek ya da bir konuda hakkını aramak "hesapsormak" ve "haddi aşmak" olarak algılanıyor.

Böyleolunca da "Sana fikrini soran oldu mu?", "Sen bana akıl mı veriyorsun?", "Senbana hesap mı soruyorsun?", "Sen işine bak, ben işimi bilirim." çıkışları ilekarşılaşmak kaçınılmaz oluyor.

Oysasosyal ve kurumsal ilişkilerde huzuru ve mutluluğu yakalamanın anahtarıalçakgönüllü olmaktan geçiyor. Makamı ve unvanı ile kibirlenen, büyüklük vebilgiçlik taslayan, astlarını küçümseyen ve astlarının geleceğini iki dudağıarasında gören yöneticiler koca bir yanılgı içinde olduğunun farkında değiller.

YusufHas Hacib; " Memurların gönlü bir bahçeye benzer. O bahçenin yeşillenmesi,renk renk çiçek açması ve boy boy meyve vermesi için gerekli olan su, beylerinsözleri ve öğütleridir. Sürekli sulanan bahçeler daima yeşil ve güzel olur. Beyde iyi ve güzel sözlerle öğütlerde bulunursa memurların gönlü açılır, yüzügüler ." diyor.

Yaniçalışanlarıyla iletişimi koparmamak, zaman zaman başarılı çalışanlarını takdiretmek, yanlış yapanı ikaz etmek ve en önemlisi de çalışanların görüş veönerilerine değer vermek başarılı bir yöneticinin özelliklerindendir.

Böylebir kurum kültürü içerisinde yapılan övgü de ikaz da cezalandırma da çalışanlarüzerinde bir gevşemeye neden olmayacaktır. Bunun içindir ki, yatay ve dikeyiletişim kanallarının açık olduğu, çalışanların duygu, düşünce ve önerilerininönemsendiği bir yerde çalışmak ve oranın yöneticisi olmak büyük bir nimettir.

Diğertaraftan kurumsal ilişkilerde karar verme süreci, yalnızca isabetli kararlaralabilmek için değil, kurum kültürü ve çalışma barışı açısından da son dereceönemlidir.

Kurumsaluygulamalara baktığımız zaman, kararların yöneticilerin yönetim tarzıdoğrultusunda bireysel tutum ve tercihlere göre şekillendiğini görüyoruz.Kurumların çoğulcu bir yaklaşım yerine "Ben bilirim!" yaklaşımıyla kararlaraldığı, kurul ve komisyonların bir üye tarafından yapılan inceleme ve araştırmasonucuna göre yöneticinin iradesi yönünde karar aldığı sıkça görülen birdurumdur.

Oysakarar verme sürecinde; yönetici, otoritesini veya makamını kullanarak kendiisteği yönünde karar almayı dayatmak yerine katılımcı bir üslububenimsemelidir. Kişilerin yetkinliklerine, deneyimlerine ve proje sahipleriningörüşlerine saygı duymalı; ortak bir değerlendirme ile karar alınması içinuygun ortamı hazırlamalıdır. İyi bir görüş veya uygulama karşısında kenditercihini bırakarak onu benimseme olgunluğu gösterebilmeli; farklı görüş veyauygulamanın benimsenmesi durumunda kırgınlık veya kızgınlık göstermemelidir.

Konuyaçalışanlar açısından bakıldığında ise koşulsuz itaat kültürünün etkisiylekatılımcı bir yaklaşımdan kaçınma durumu gözlemlenmektedir. Ast çalışanın;konforunun bozulması, konfor alanının daralması, var olan düzeninin bozulmasıtehlikesine karşı fikrini gizleyerek koşulsuz itaati tercih etmesi sıkçagörülen bir durumdur.

Şahitolduğum bir olay, bu konforu koruma endişesinin yansıması olarak çok güzel birörnektir. Bir toplantıya katılan şube müdürü, "Ben, Genel müdürün olduğu birtoplantıda kesinlikle görüşümü ifade etmem. Sadece amirim tarafından paylaşılangörüşe katıldığımı bildiririm." demişti. İşte bu tutum; konfor alanını geniştutmak, bulunduğu pozisyondaki varlığını sürdürmek düşüncesinin, bu nedenle defikir beyan etmeden, risk almadan, göze batmadan rutini devam ettirmedüşüncesinin bir yansımasıydı. Oysa bu toplantı herkesin fikrini söylemesi, engüzel sonucun elde edilebilmesi için herkesin katkı vermesi gereken birtoplantıydı. Aksi durum ise "Körler sağırlar, birbirini ağırlar." mantığıylayapılan ve "Genel Müdürüm, Allah sizi başımızdan eksik etmesin." dileğiylebiten toplantıdan başka bir şey olmazdı.

Yöneticilerinbu anlamda bir onaylanmaya ihtiyacı yoktur. Yöneticilerin böyle bir ilgi veitaat gösterisine de ihtiyacı yoktur. Olmamalıdır. Yöneticilerin; karşılıklıbağımlılığın bilincinde olarak astlarının meslekî anlamda katkısına,sorunlardan üstlerini haberdar etmesine, yaklaşan kriz durumlarında erken uyarısinyali vermesine ve çözüm üretmesine ihtiyacı vardır.

İştebunun yolu da düşünmekten, söylemekten, fikrini rahatlıkla ifade edebilmektenve gerektiğinde adım atmaktan geçmektedir. Çalışanlarına bu yolu açacak olan dayöneticidir.

Biryönetici unutmamalı ki; astlarının veya yardımcılarının iyi fikir, proje ya dauygulamalarının olması, aynı zamanda kendisinin de başarısıdır. Bu durum aynızamanda astlarının veya ortak kademe yöneticilerin iyi seçildiğinin ve kurumsalgelişimin bir göstergesidir. Dolayısıyla da yöneticinin başarısının birgöstergesidir.

Yineunutulmamalı ki, ikramiye çeki her zaman üst yöneticinin adına yazılır.

07.07.2021