YAZININ İKİNCİ BÖLÜMÜ BEKLENİYOR

Gazeteciler, BirGün yazarı Timur Soykan ile Cumhuriyet yazarı Murat Ağırel, kara para aklama soruşturmasından tutuklu bulunan Flash TV ve Bank Pozitif'in sahibi Erkan Kork'un şikayeti üzerine gözaltına alınmış. Önceki gün sabahın erken saatlerinde gözaltına alınan gazeteciler “tehdit” ve “şantaj” iddialarıyla gönderildikleri savcılıkça “tutuklama istemiyle” 4. Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan iki gazeteci, adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağı ile serbest bırakıldı.

Tabii bu arada Timur Soykan tarafındangözaltından önce yayınlanan “Radyoaktif skandal”ın ikinci bölümü yayınlanamadı.

Neyse gazeteciler serbest bırakıldığına göre, herhalde skandalın ikinci bölümü de yayınlanacaktır...

Birlik Sağlık Sen Muğla İl Başkanı Abdullah Gül skandal ile ilgili elinde ne varsa sanki Timur Soykan’a teslim etmiş! Soykan’ın Birgün Gazetesinde “dizi yazı” olarak ilk bölümü “Radyoaktif skandal – 1” başlığı ile yayımlanan yazısında yerel basından daha fazlası detay yer almış görünüyor. Doğrusu 2. Bölümde neler yer akacak merakla bekliyorum...

+

SAĞLIK BAKANI YERİNDE...

Dünkü yazımda paylaştığım gibi, Birlik Sağlık Sen Muğla İl Başkanı Abdullah Gül’ün girişim ve açıklamaları yanında Savcılığa suç duyurusu sayesinde “radyasyon skandalından” haberimiz oldu... Yoksa herkesin yaptığı yanına kalacaktı... Gerçi skandalın ortaya çıkmasına ve yankılara, tepkilere rağmen herkesin yaptıklarının yanlarına kalıp kalmayacağından da emin değiliz, ama...

“Yenidoğan Çetesi skandalı” 21 şüpheli bebek ölümü ve 46 sanıklı bir dava olarak güncelliğini korurken, dün ikinci dalga operasyonda yakalanan 13 kişi hakkında daha dava açıldı. Bu arada çetenin 2 numaralı sanığı intihar etti, ama herkesin istifasını beklediği Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu görevine devam ediyor...

Şimdi herkesin merak ettiği ise sayın bakanın bu Muğla’da ortaya çıkan “radyasyon skandalını” kaldırıp kaldıramayacağı...

+

YENİDOĞAN SKANDALI GİBİ”

BirGün Yazarı Timur Soykan’ın yazısında “Yenidoğan Skandalı Gibi” ara başlığı altında “devlet gerekli sintigrafi cihazlarını almadığını, özel şirketin cihazlarını ve personelini kullanıp yüzlerce milyon lira ödeme yaptığını” belirtirken, “Sağlık Uygulamaları Tebliği (SUT) kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) para aktarılıp birileri zengin ediliyor. Yani bebeklerin para için öldürüldüğü Yenidoğan Skandalı’nda Türkiye’nin tanık olduğu sistem işliyor.” diye devam etmiş.

Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi’nin 2020 yılından beri MNT Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’den nükleer tıp hizmeti aldığını belirten Gazeteci Timur Soykan, test yapılan kişilerin sağlığını tehdit edecek boyutta radyoaktif madde verildiğinin belirlendiği ifade edilen dizi yazısında şöyle devam ediliyor:

Radyasyon onkolojisi alanında uzman 3 doktor, çalıştıkları Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Nükleer Tıp Merkezi’ndeki teknikerlerin 5 yıldır binlerce hastaya aşırı doz radyoaktif madde verdiğini anlattıktan sonra şirketten şikayetçi oldu. ‘Bu uygulamada bulunan tüm personellerden şikâyetçi olduğumuzu belirtmek isteriz. Hizmet alımı firmasına şartname hükümlerini ve radyasyon güvenliğini ihlal sebebiyle yaptırımda bulunulmasını talep etmekteyiz.’ diyen tutanaktan 22 gün sonra 24 Ocak 2024’te Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu soruşturma başlattı. Ne hikmetse 9 ay boyunca bitmeyen bu incelemenin sonunda müfettiş raporu doktorların tespitlerini ‘Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Merkezi’nde tiroit sintigrafisi çekilen hastalara önerilen dozların oldukça üzerinde dozlarda radyoaktif madde verildiği tespit edilmiştir.’ diye doğruladı.

Ancak Sağlık Bakanlığı’nın müfettiş raporu “Adli yönden: Konu ile ilgili olarak adli yönden herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır.” diye noktalanmış!...

+

SORU İŞARETLİ SORUŞTURMA VE İHALE

Timur Soykan yazısında bu konuda “Yani; 5 yıldır binlerce insana kanser edecek boyutta radyoaktif madde verilmiş ama bunun sorumlularının yargılanmasına gerek yokmuş. Acaba niye? Sağlık Bakanlığı içinde kol kırılsın yen içinde kalsın diye olabilir mi? ‘Skandal yargıya intikal ederse kamuoyunun haberi olur, Sağlık Bakanı kötü duruma düşer’ kaygısıyla dosyayı kapatmak istemiş olabilirler mi?” sorularını sıralarken, “Bilmiyoruz” dedikten sonra “Zaman Ayarlı Soruşturma Ve İhale” ara başlığı altında özetle şöyle devam etmiş:

3 doktorun tutanağı ile başlayan müfettiş soruşturması uzadıkça uzadı. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Nükleer Tıp Merkezi’nin hizmet alımı için yeni ihale zamanı geldi ve Kasım 2024’te Nükleer Tıp Merkezi’nin 36 aylık hizmet alımı için tekrar ihaleye çıkıldı. MNT. bu ihaleyi 120 milyon TL’ye aldı. Soruşturma halen devam ediyordu. İhale yasağı gelse bile artık çok geçti. 2 ay sonra Sağlık Bakanlığı müfettişinin ‘55753567-663.07’ sayılı soruşturması tamamlandı. Hizmet alımı yapılan firma MNT ile imzalanan sözleşmenin feshedilmesini ve teminatına el konulmasını istedi. Firmaya ihale yasağı cezasını talep etti. Ama yeni ihale çoktan verilmişti. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki Nükleer Tıp Merkezi’ni 3 yıl daha MNT Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. işletmeye devam edecekti. Vatandaş aşırı yüklenmiş radyasyonuyla baş başa kaldı. Yani... Patronların halkı kanser eden sistemi tıkır tıkır işledi. Radyoaktif skandal 1.5 yıldır Sağlık Bakanlığı’nın iç yazışmalarında saklandı. Birlik Sağlık Sen Muğla İl Başkanı Abdullah Gül’ün Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusuyla olayı anlattı ve nihayet skandal yargılama konusu oldu. Üstelik... Doktorlar, kalp ve böbrek sintigrafisi çekimlerinde ölümcül uygulamalar tespit ettiklerini öne sürmüştü.

+

MUĞLA TABİP ODASI DİSİPLİN SORUŞTURMASI BAŞLATTI

Bu arada önceki gün Türk Tabipler Birliği (TTB) ve Muğla Tabip Odası’ndan açıklamalar geldi.

TTB açıklamasında 'Yenidoğan Skandalı' da anımsatılarak skandalın sağlık politikalarının iflasını görünür hale getirdiği belirtilirken, Muğla Eğitim Araştırma Hastanesinde yaşanan skandalın Timur Soykan'ın köşesinde başlattığı 'Radyoaktif Skandalı' başlıklı yazı dizisi sayesinde ortaya çıktığı kaydedilerek özetle şöyle denildi:

Sağlığı piyasaya terk eden politikalar halkın sağlığını, mesleki etik değerleri, hekimliği, kısacası bütün sağlık ortamını çürütüyor, yeni skandallar peş peşe geliyor. Bu seferki skandal Muğla'da patlak verdi. Sağlığın hak olmaktan çıkarılıp bir avuç insanın para kazandığı bir sektör haline getirilmesi için en sık uygulanan yöntemlerden birisi olan hizmet alımı, bu kez Muğla'da insanların sağlığına mal oldu. Dün kamuoyuna yansıyan haberlerden ve Muğla Tabip Odamızın derlediği bilgilerden öğrendiğimiz kadarıyla; Yıllardır devam ettiği anlaşılan bu yanlış uygulamaların kaç hastanın kalp krizi geçirmesine, kaç hastada tiroit kanseri ve başka kanserlere neden olduğuna dair henüz yeterli veri olmasa da çok hastaya zarar verdiği şimdiden söylenebilir. Ayrıca bazı tetkiklerde ise daha pahalı malzeme fatura edip daha ucuz malzeme kullanılarak Sosyal Güvenlik Kurumu'nun dolandırıldığı, hastaya da daha az etkin maddenin verildiği iddiası vardır. 15 Eylül 2024'te bakanlığa teslim edilen raporun ocak ayında değerlendirmeye alınması, bakanlık birimlerinin ciddi ihmal ve kusurunun söz konusu olduğunu düşündürmektedir.

Muğla Tabip Odası açıklamasında da “Olaylar tutanak ve Müfettiş raporuyla tespit edilmiş olmasına rağmen etkin bir idari soruşturma yapılmamış, adli soruşturmaya gerek olmadığı belirtilmiştir. Biz biliyoruz ki, sağlığımızı bu şekilde tehdit eden uygulama Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sağlığı özelleştirmesi ve taşeronlaştırmanın sonuçlarından biridir. Muğla Tabip Olarak olarak biz de bu süreçle ilgili disiplin soruşturmasını başlatmış bulunuyoruz. Sonuna kadar takipçisi olacağımızın kararlılığını kamuoyu ile paylaşırken, herkesin ulaşabileceği, nitelikli, eşit ve ücretsiz sağlık hizmeti mücadelesinde birlikte hareket etme çağrısında bulunuyoruz.” denildi.

+

MİLLETVEKİLİ UZUN MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIDI

Öte yandan CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun da skandalı TBMM gündemine taşıdı.

MNT Sağlık Hizmetleri ve Ticaret Anonim Şirketi ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun Sağlıkta Geleceğin Liderleri Platformu’nda birlikte yönetim kurulu üyesi olduğunu ve soruşturma devam ederken ihalenin yapılarak yine aynı şirketin ihaleyi kazandığına dikkat çeken Milletvekili Cumhur Uzun, Muğlalı yurttaşların beş yıldır hastaneden aldıkları hizmetle mağdur edildiğini kaydederken, “Aynı şirketin Türkiye’nin birçok hastanesine hizmet verdiği düşünüldüğünde mağdur sayısının artmasından endişe duyuyoruz. Bu büyük radyoaktif skandalın tüm sorumluları hesap vermelidir” ifadelerini kullandı. Milletvekili Uzun’un, TBMM Başkanlığı’na Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde şu sorular yer aldı:

Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Merkezi’nde gerçekleştirilen tiroit sintigrafisi işlemlerinde aşırı doz radyoaktif madde verildiği saptanan hasta sayısı kaçtır? Muğla’da son beş yılda başta tiroit kanseri olmak üzere kanser vakalarında artış gözlenmiş midir? Muğla’da son beş yılda kanserden ölenlerin sayısı kaçtır? Yıllara göre dağılım nedir? Son beş yıldır bu şirketin cihazlarıyla işlem yapılan hastaların yeniden takibi yapılacak mıdır? Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Merkezi’nde tiroit sintigrafisi hizmetini sunan şirket, nükleer tıp alanında Muğla ilinde başka hangi hastanelere hizmet vermektedir? Böbrek sintigrafisinde şirket devlette MAG-3 olarak faturalandırıp ödeme almışken hastalara DTPA ilacı kullanıp kamuyu zarar uğratmış mıdır? Tiroit sintigrafisi işlemlerinde hastalara aşırı doz radyoaktif madde verildiği iddiaları doğru ise, hangi gerekçelerle bu şirketin hizmet süresi soruşturma devam ederken üç yıl daha uzatılmıştır? Bu ihaleyi alan şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun ‘Sağlıkta Geleceği Liderleri Platformu’nda birlikte yönetim kurulu üyesi olduğu doğru mudur? Bu büyük skandalın ardından ilgili şirket yöneticilerinden, ilgili hastane yöneticisinden ve bakanlık yetkililerinden kimlere adli ve idari soruşturma başlatılmıştır?

+

SAĞLIK BAKANLIĞI AÇIKLAMASI

Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Merkezi’nde yaşanan radyoaktif skandal ile ilgili bir açıklamada Sağlık Bakanlığı’ndan geldi. Bakanlık, resmi “Sağlıklı Çözüm” hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, söz konusu iddiaların Bakanlık tarafından ciddiyetle ele alındığı, sürece ilişkin tüm incelemelerin, Bakanlık müfettişleri tarafından yürütülen disiplin ve denetim soruşturmaları kapsamında değerlendirildiği kaydedildi. Konunun teftiş süreci içerisinde akademik donanıma sahip uzmanlardan oluşan bir bilirkişi komisyonu oluşturulduğu ve gerekli değerlendirmelerin bu heyet tarafından titizlikle gerçekleştirildiği belirtildi. Soruşturma raporları doğrultusunda gerekli idari ve disiplin işlemlerinin gecikmeksizin başlatıldığı ve uygulandığı da ifade edilen açıklamada, “Hasta güvenliğini en üst düzeyde tutmak, sağlık hizmetlerimizin temel önceliğidir. Sürece dair gelişmeler kamuoyu ile paylaşılmaya devam edilecektir” denildi.

Bu açıklama sanırım kamuoyunu pek tatmin etmedi. Sağlık Bakanlığından bu anlamda Muğla Milletvekili Cumhur Uzun’un özellikle “Böbrek sintigrafisinde şirket devlette MAG-3 olarak faturalandırıp ödeme almışken hastalara DTPA ilacı kullanıp kamuyu zarara uğratmış mıdır? Tiroit sintigrafisi işlemlerinde hastalara aşırı doz radyoaktif madde verildiği iddiaları doğru ise, hangi gerekçelerle bu şirketin hizmet süresi soruşturma devam ederken üç yıl daha uzatılmıştır? Bu ihaleyi alan şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun ‘Sağlıkta Geleceği Liderleri Platformu’nda birlikte yönetim kurulu üyesi olduğu doğru mudur? Bu büyük skandalın ardından ilgili şirket yöneticilerinden, ilgili hastane yöneticisinden ve bakanlık yetkililerinden kimlere adli ve idari soruşturma başlatılmıştır?” sorularına verilecek yanıt merakla bekleniyor...

+

Evet bütün bunlar yaşanırken iki kişi; Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Turhan Togan ve İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Burak Mülayim ortalıkta yok. Herkes de onların ne diyeceğini merak ediyor...

--------- -----------

GÜNÜN SÖZÜ;Özgürlük yasaların izin verdiği her şeyi yapmaktır.--Montesquieu