Özcan Özgür

EGET VAKFI’NIN BAŞARISI

Bugün sizinle EGET Vakfı’nın başarılarından birini paylaşacağım.

Dün yazmaya böyle başladım, devam edemedim...

Bir okurumdan gelen linki https://youtu.be/BdHQkybdV8s?si=gdziNiraiK4mplEC tıkladım, dehşete düştüm. Youtub da bir tv kanalında yer alan skandal haberi dün yerel basınımızın internet sitelerine de düştü.

Kadir Tamer arkadaşımız bu skandal haberi Hamle’de “ Muğla'da Akılalmaz Skandal: Sintigrafide Doz Aşıldı, İlacın Sahtesi Kullanıldı!...” başlığı ile verdi.

Sağlık Bakanlığı’nda “Yenidoğan Çetesi Skandalı” veya “Yenidoğan Bebek Skandalı” diye anılan bebek cinayetlerinin ardından şimdi de “Doz aşımı ve sahte ilaç skandalı” ile karşı karşıyayız.

Tabii bu ikinci skandalın Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi’nde yaşanmış olması da hastane ile ilgili “Yine mi?” sorusuna neden oluyor...

 +

Türkiye'nin ve Muğla'nın gündemi o kadar yoğun ki bir başka şey konuşulamaz, bir parça konuşulsa da yazılamaz hale geliyor. Oysa paylaşmamız gereken o kadar çok şey var ki...

Mesela Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi’nin “Tahtakurusu istilasına uğradığı” haberi geldiğinde, “daha önemli konular” nedeniyle de haberi bir kenarda tutmuştum.

Bu gidişle EGET Vakfı tarafından geliştirilen HEEFTA – Holistic Environmental Education from Training to Action (Bütüncül Çevre Eğitimi: Eğitimden Eyleme), Interreg NEXT Akdeniz Havzası Programı kapsamında büyük bir başarıya imza attığı; Projenin, 15 katılımcı ülke tarafından sunulan 631 proje arasından seçilerek desteklenmeye layık görülen 60 projeden biri olduğu de elimizde patlayacak...

Ne yapalım, “Bu köşede ele alınmamış hiçbir şey yayınlanmış olmaz” diye bir şımarıklık yaparak kendimizi teselli etmiş olalım...

+

KORKUNÇ TESPİT

Youtube ortamında yayın yapan yeni nesil TV kanallarından ‘Onlar TV’de Şule Aydın, Muğla’nın biraz daha “meşhur” olmasına katkı yapan skandalı Bir gün Gazetesi’nden Timur Soykan ile masaya yatırmış.

“Onlar TV”deki söyleşide Şule Aydın “Dünyanın herhangi bir yerinde bu haberi anlatıyor olsaydı birileri, birilerinin istifasına zorlardı o haber. Yakın zamanda bir sağlık skandalını dinlemiştik, biz de anlatmıştık. Bebeklerin SGK'dan para almak için nasıl bile isteye ölüme gönderildiklerini anlatmıştık. Tüm ülke ayağa kalkmıştı hatırlayacaksınız. İşte bugün başka bir sağlık skandalını masaya yatıracağız. Sintigrafi çektireceksiniz. Burada normalde verilmesi gerekenin çok çok üstünde yüksek dozda veriliyor radyoaktif madde ve siz bu nedenle kanser olabilirsiniz.” derken, Timur Soykan skandalı şöyle anlatıyor:

Bu Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi'nde yaşanıyor. Gerçekten akıllara durgunluk verecek bir skandal.  Orada bir Nükleer Tıp Merkezi var, bu nükleer tıp merkezi de sağlıkta her sektör özelleştirildiği gibi bu nükleer tıp merkezi de bir hizmet alımı ile MNT Sağlık Hizmetleri adlı bir şirkete veriliyor. Bu merkez daha önce Menteşe Devlet Hastanesin bahçesinde bir prefabrik yapıda çekimler yapıyor. Daha sonra bu hastane ana binasına (EAH) taşınıyor. Orada prefabrik yapıda iken doktorlar çok az hastaya bakarken bu yeni hastanede daha fazla bakmaya başlıyorlar. 2020 yılından itibaren de bu MNT Sağlık Hizmetleri AŞ bu hizmeti yapıyordu. Üç doktor buraya geldiklerinde bütün gün tam zamanlı hasta bakmaya başlıyorlar. Bir bakıyorlar radyoaktif ölçümler çok fazla geliyor. Bazı hastalarda bununla ilgili sorunlar tespit ediyorlar ve olayı araştırmaya başlıyorlar. Bir de bakıyorlar ‘tiroit kanseri’ ile ilgili tiroit bezlerindeki sorunları ortaya çıkarmak için yapılan sintigrafi çekimlerinde normal dozun 5 birim olması gerekiyor, bundan kat kat fazla oranda radyoaktif maddenin ‘kanser yapan maddenin’ hastalara verildiğini tespit ediyorlar.

+

TİMUR SOYKAN GÖZALTINDA

Şimdi bu ara başlığa bakıp, ne olmuş yani Türkiye’de bir gazeteci ilk kez mi gözaltına alınıyor diye soranlar çıkacağı gibi, bu “olay” nedeniyle bir gözaltı yapılmış olabileceğini düşünenle de olacaktır.

Tam da dün skandal Muğla Basını’nda patlarken, Bir gün Yazarı Timur Soykan ve Cumhuriyet Gazetesi’nden Murat Ağırel sabah saatlerinde evlerinden gözaltına alındı.

Gözaltı nedeni yakın zamanda kayyum atanan bir TV kanalı ile ilintiliymiş.

Gazeteciler suç örgütü lideri olarak nitelendirilen bir kişinin ifadesine dayanılarak “tehdit ve şantaj iddiası” ile gözaltına alınmışlar. Avukatları “Dosyada iddia var, delil yok” diyor...

Olur böyle şeyler diyelim, çıkarlar... Çünkü gazetecilik suç değildir... Yoksa  bu hastanede radyasyon skandalından nasıl haberdar olacaktık...

+

SENDİKACI HEMŞİRE ABDULLAH GÜL ORTAYA ÇIKARMIŞ

Menteşe Devlet Hastanesi ile ilgili başlattığı kampanya ile Muğlalıları “İkinci Basamak Sağlık Hizmeti’nden  yoksun kalmak”la karşı karşıya bırakan Birlik Sağlık Sen Muğla İl Başkanı Abdullah Gül, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Merkezi’nde tiroit sintigrafisi çekimlerinde hastalara olması gerekenden çok daha yüksek dozda radyoaktif madde verildiği, bunun organize ve bilinçli bir şekilde yapıldığı iddiasında ve bu konuda Muğla Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuş.

Gül, hastanede yapılan çekimleri sırasında, hastalara yıllardır olması gerekenden çok daha fazla

dozda radyoaktif madde verildiğini tespit ettiklerini ve bu durumun, hastanenin hizmet alımı yaptığı firma

çalışanları tarafından sistematik biçimde uygulandığını iddia ederken, “Nükleer Tıp Merkezi Doktorları, hastanenin hizmet alımı sağladığı firma çalışanlarının Tiroit Sintigrafisi çekimleri sırasında yıllardır olması gerekenden çok daha fazla dozda radyoaktif madde verdiğini tespit etti. Bu vahim tablonun ortaya çıkmasının ardından Sağlık Bakanlığı’ndan müfettiş talep ettik.” diyerek şöyle devam etmiş:

Müfettişin araştırmaları sonucunda bu skandal teyit edilmiştir. Hizmet alım firması ihale yasaklısı ilan edilip teminatına el konulmuştur. Ancak ne yazık ki halkın sağlığını hiçe sayan bu uygulamalara rağmen adli yönden ‘soruşturmaya gerek yok’ kararı verilmiştir. Bu karar üzerine konuyu yargıya taşıdık. İnsanlarımızın sağlığını hiçe sayan bu kişilerin adalet önünde hesap vermemesini kabul edemeyiz. Bu sebeple Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduk. Sayın başsavcımız konunun üzerine hassasiyetle eğilerek organize suçlar savcımızı görevlendirmiştir. Elimizdeki bilgi ve belgeleri savcımızla paylaştık. Sayın savcımız, olayın üzerine gideceğini ve suçların adalet önüne çıkarılması için titizlikle çalıştığını belirtti.

+

SADECE DOZ AŞIMI DEĞİL SAHTEKARLIK İDDİASI DA VAR

Abdullah Gül’e göre, bu skandalda sadece “Doz Aşımı Değil, Tıbbi Sahtekârlık da” bulunuyormuş... Gül bu konuda da şöyle diyor:

Nükleer Tıp Hekimlerimiz, kalp sintigrafisinde kullanılması gereken ilacın kullanılmadığı, böbrek sintigrafisinde Mag-3 kiti kullanılması gerekirken daha ucuz etken madde olan DTPA kullanması ve kurumundan ödemeleri Mag-3 üzerinden alarak devletimizi zarara uğrattıkları iddiaları ve bu iddiaları destekleyecek kanıtları da tespit etmişlerdir. Ayrıca firma çalışanlarının kendi aralarında yaptıkları WhatsApp yazışmaları ve konuşma kayıtları elimizdedir. Bu kayıtlar, söz konusu uygulamaları ne kadar rahatlıkla ve bilinçli olarak yaptıklarını gözler önüne seriyor. Bu kayıtlarda kanımızı donduran itiraflar yer almaktadır. Bu insanlar halkımızın sağlığıyla açıkça oynarken, ilerki yıllarda vatandaşlarımızın kanser olma riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olabilecek uygulamalara imza atmışlardır

Gerçekten büyük bir skandal ile karşı karşıyayız. Bu “MNT Sağlık Hizmetleri A.Ş.”den acaba sadece Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi mi hizmet satın alıyor? Başka hizmet satın alanlar varsa ki vardır, oralarda durum nedir?

Ben bir de Abdulla Gül’ün ifadelerine göre “kabul edilebilir değerin kat kat fazla oranda radyoaktif maddenin ‘kanser yapan maddenin’ hastalara verildiği” saptandığına göre, acaba o maddeyi alan hastalar da saptandı mı?

+

SKANDAL ÇOK...

Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi’nde bu skandal yeni değil.. İlk skandal bir “astsubay linci” ile yaşanmıştı. Hastane başhekiminin paylaştığı “bir astsubayın bir doktora şiddet uyguladığına” dair görüntülerle, sağlıkçılar ve Muğla ayağa kalkmış, astsubay toplumsal lince uğrayarak görevden alınmış, daha sonra olay asparagas ve iddia sahibi doktor “Fetöcü” çıkarken kabak dönemin Sağlık Müdürü Dr. İskender Gencer’in başına patlamıştı... Tahta kurusunu başta söyledik. Akıl alır gibi değil, acaba bari hastane tahtakurularından kurtarıldı mı?!

En yakın skandal ise yine bu Nükleer Tıp Merkezi doktorlarından birinin aynı birimdeki bir kadına cinsel tacizde bulunduğu iddia edilmişti. Datça’da yine bir mobing sonucu bir hemşire enjektörle intihara kalkışırken, Fethiye Devlet Hastanesi’nin belediye tarafından mühürlenen kantininin 12 yıldır ‘yapı kayıt belgesiz’ olduğu ortaya çıkmıştı. Bodrum’da bir 112 personelinin Dallas’ta firari yaşarken bir yıl maaş (Toplam 1 milyon TL) almaya devam ettiği anlaşılmış, Marmaris’in yeni Devlet Hastanesi’nde elektrik panosundan yangın çıkmış Allah’tan büyümeden söndürülmüştü...

Yeri geldikçe sayarız... Bence ‘kan akıtmakta’ bir adak kesmekte yarar var!

Yazımın başlığında “Eğitim Araştırma Hastanesi yönetilemiyor mu?” diye sordum, ama galiba ne Eğitim Araştırma ne de Muğla Sağlığı yönetilemiyor...

---------------                 --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Yola çıkarken, YÜREK heybenizi omzunuza alın... Bir gözünde İKRAR, bir gözünde ASALET olsun..! --Pir Sultan ABDAL