Bugün 16 Aralık Salı…

Yüksel Aksu’nun postacısının geldiğini “Siz Filmin Adına Aldırmayın, Postacı Muğla’ya Geldi Bile” başlığı altında 12 Aralık Cuma günü Facebook sayfamdan şöyle duyurmuştum:

“Postacı filmimiz bugünden (Cuma) itibaren sinema salonlarında sizlere emanet.

Seyredin, seyrettirin, destekleyin...”

Sanki Muğla’da 5-10 tane sinema salonu varmış gibi!

Nitekim Yüksel Aksu’nun da etiketli olduğu o paylaşımımın altına bu köşenin takipçilerinden Esin Durgun Çine “Bir sinemamız olsaydı iyiydi… Keşke merkezde izleyebilecek sinemamız olsaydı.” diye yazdı.

Anlı şanlı “Zeybek Sinemamız” elbette vardı, ama sinema var, sinemacık var… Esin Hanıma şöyle yanıt verdim:

“Kesinlikle... Her yerimizden akan kültürün, pardon ‘popülizm ve politik goygoyculuğun’ içinde boğuluyoruz. Yüksek ökçeler yerine yüksek kaldırımların olduğu yerlerde böyle oluyor: Miş-Mış gibi!!!”

Seçilmişlerimiz beni her zaman şaşırtmıştır. Onlardan biri bu yanıtıma beğeni koyup beni şaşırttı. Beğenisini anında kaldırıp beni daha da şaşırttı. Ben de Esin Hanıma yanıtımı şöyle sürdürdüm:

Hatta şu iletişimimizi bile ‘galiba iyi bir şey’ deyip beğenenler bile çıkar da ‘pardon’ bile demeden beğenilerini kaldırıverirler bu şehirde... Esin Hanım sayenizde haftaya Salı günü ‘Nerede O Menteşe Belediyesi Ahmet Zeybek Kültür Merkezi?’ diye soracağımdır:)))

*

Soruyorum;

“Nerede O Menteşe Belediyesi Ahmet Zeybek Kültür Merkezi?”

Bu şehirde benim çocukluğumda 3 (Kulüp, Bahar, Zeybek) sinema vardı. Gençliğimde ‘Bahar ve Kulüp’ yıkıldı, Belediye (Menteşe) Sineması geldi. 5 de yazlık sinemaya (Kulüp, Akyol, Zeybek, Bahar, Ferayi) sahiptik.

Muğla’ya ‘özel teşebbüs’ün en büyük hizmeti rahmetli Ahmet Zeybek sayesinde Zeybek Sineması olmuştur. Şehrin havası değişmişti... Hizmete girdiğinde “Muğla’ya bu kadarı fazla” bile denmişti. Ötekilerin yanında ‘lüks’tü Sahnesi müthişti. Muğlalılar orada çok tiyatro ve konser izledi. Ege’de benzeri yoktu, gelen sanatçılar hayran kalırdı. Belediye Sineması ise Türkiye’de tekti. Düşünebiliyor musunuz, sahnenin arkasında soyunma odaları, önünde “orkestra çukuru” vardı.

Belediye Sineması hala nasıl oldu bilinmiyor yandı… Kulüp Sineması makinistliğinden yetişmiş olan Erol Kutlay oranın müdürüydü. Yangından sonra Zeybek Sineması’nın ‘İşletmecisi’ oldu.

Ve Muğla il merkezinde sinemacılık “tekelleşti” …

*

Erol Kutlay’ı bütün Muğlalılar gibi ben de sever sayarım, ama kendisi sinemacılığının yanında CHP İlçe Başkanı olarak başta Bahattin Gümüş olmak üzere Muğla’ya “ önemli” siyasetçiler yetiştirmiş ve yerel yönetimlerde etkili olmuştur.

Bu sayede mi bilemiyorum, Osman Gürün’ün “Muğla Belediye Başkanlığında” yanan sinemanın yenilenmesi gerekirken “Katlı Otopark” yapıldı. O günlerde çok yazdık. Kurşunlu Cami’ye ve eski kent dokusuna saygılı Ziraat Bankası’nın en yüksek noktasından iki katlı ön yüksekliğine tatlı bir (gerilmiş yay gibi) eğime sahip içinde cep sinemalar “ki yeni ortaya çıkmaya başlamıştı”, cep tiyatrolar ile kafeterya ve konferans salonu olan bir “Kültür Merkezi” olsun istedik… Altına da 4 katlı bir yeraltı otoparkı yakışır dedik.

Dinlemediler. Yer altını kullanmak varken yerin üstüne o çirkin beton yığınını kondurdular.

Ki bir adım öteye geçip, “Valilik İl Özel İdare binasını yıksın, (Şimdi depreme dayanıksız diye yıkıldı) Belediye de katlı otoparktan vazgeçsin ve alanın tamamına yeraltı otoparkı yapısın. Üstü de Sultan Ahmet Meydanı gibi yeşil alan olarak düzenlensin” dedik… Bizi dönemin Valisi Ahmet Altıparmak duydu, Osman Gürün duymadı.

Ki çırağı Bahattin Gümüş de orada “Havuzlu Meydanı” bile çok gördü, Muğlalı güneşin barnında cenaze kaldırıyor! Diyebilirim ki bu şehre en büyük kötülükler Bahattin Gümüş ve özellikle Osman Gürün dönemlerinde yapıldı…

Bakalım bu şehir yenilerinden neler görecek…

*

Evet, yine Erol Kutlay’ın “Politikanın Profosorluğu” yani CHP İlçe Başkanlığı sayede mi bilemem (15-20 binin üzerinde üniversite öğrencisi olan) Muğla’da ikinci bir sinema olmadığı gibi ikinci bir sinemacı da barınamamıştır!

“Profosor”u bilerek öyle yazdım. Sevgili Erol Ağabeye dostları öyle hitap ederler…

Cinemarine’yi bilir misiniz? Alanında en seçkin firmadır… Sanıyorum sanatçı Ahmet Sezgin’in oğlu Cenk Sezgin’e ait…

“Bak Postacı Geliyor” geçen Cuma’dan beri Bodrum’da da Marmaris’te de Cinemarinelerde oynuyor.

Şu anda pek çok Muğlalı buradan Bodrum’a, Marmaris’e Yüksel Aksu nostaljisinin yanında sinema konforu, keyfi de yaşamaya gidiyorlar.

İşletmeciliğini yaptığı o ilk açıldığında örnek gösterilen şaşalı Zeybek Sineması’nda Erol Kutlay koltukları yenileme dışında hiçbir yenilik yapmadığı gibi “inovasyondan” da bi haber olduğundan bu noktaya geldik.

Bu noktaya gelirken Profosorumuz ne kadar etkili oldu bilemem, Muğla Büyükşehir Belediyesi mülkü olan Zihni Derin İş Merkezi’nin en üst katında cep sinema açan Cenk Sezgin bile barınamadı Muğla’da…

*

Ve Erol Kutlay ağabeyimiz, profosorumuz ordinaryosumuz 3 yıl kadar önce “Bırakıyorum” dedi.

Zarar ettiğini, daha fazla götüremeyeceğini söyledi.

CHP’liler ayağa kalktı, Profosorun talebeleri feryat figan kampanyalar düzenlendi. Sinemanın kapısına pankartlar asıldı.

İş “Er Ryan’ı Kurtarmak”a döndü. Erol Kutlay Oklunun en seçkin talebesi Bahattin Gümüş, “Du baken nere gidiyon sen” deyiverdi.

Menteşe Belediyesi hemen Zeybek Sineması’nın sahipleri ile görüştü. Anlaştılar. Sinemanın adı “Menteşe Belediyesi Ahmet Zeybek Kültür Merkezi” oldu.

Bi da bu şeherde “Kültür Merkezi” deyenin azını kürekle hurasım va…

O günlerde tam aydınlatılmadık, ama el yordamı anladığımız kadarıyla Profosor Erol Ağabeyimiz Menteşe Belediyesi’nin Kültür Merkezi’ne maaşlı Müdür oldu… Yabancısı olduğu iş değildi. Yanan Belediye Sineması Müdürlüğünden deneyimliydi… Yapılan anlaşma gereği galiba Erol Ağabeyimize sanki “Emekli İkramiyesi” gibi sinemaya yaptığı harcamaların karşılığı bir para ödenmiş.

Yalanım olmaz ama yanlışım olabilir, varsa düzeltsinler.

Duyumlarım ne kadar doğru bilmiyorum, son değişikliklere göre Menteşe Belediyesi Zeybek Ailesine her ay kira ödemekle kalmayıp, elektrik su parasını da öderken Erol Ağabeyimiz de tekrar işletmeciliğe dönmüş ve Menteşe Belediyesi’ne kira ödemekteymiş…

*

Ahmet Aras Başkanımız da Muğla’yı “Dünya Kenti” yapacak. Söz verdi…

Hiç şüphem yok. Yapar valla…

Yüksel Aksu Efem ne der bilemem, ama Allah bilir Muğla’da “MOLUWOOD” bile kurar da başına da Erol Kutlay Ağabeyimizi geçiririz… Hem artizden bol ne var Moolamız da…

Geçenlerde Kurtuluş Oğan Hocam yazdıydı galiba, bir yerde bir şeyden çok konuşuluyorsa orada o şey zaten yokmuş… İşte öyle bir şey…

Bu şehirde de en çok “kültür” konuşuluyor!

*

Benim asıl kafama takılan bir meslektaşımız yazdı, “Bak Postacı Geliyor” filminin bir yerlerinde Gonca Köksal Aras Başkan ile Ahmet Aras Başkan da oynamış. Ancak montajda bir şeyler olmuş ve filimde yoklarmış. Acaba neler oldu? Bir de Dondurmam Gaymak’ın galası Muğla’da da yapılmıştı, “Bak Postacı Geliyor”un galası neden yapılmadı?

Bu soruları ele alacak yerim de kalmadı.

Üstelik ben bu yazım için hazırlık yaparken bir de 12 Aralık Cuma günü yaptığım paylaşımın altına Nurtekin Aran imzalı şu soru geldi:

Özcan Bey, Muğla’ya Devlet Tiyatrosu istiyoruz. Siz bir el atsanız. Denizli, Antalya, Adana, İzmir'de var. Muğla’da niye yok?

Güzel soru… “Muğla Kültür Kenti olduğu için yok.” diye karşılık versem olur mu bilmiyorum, en iyisi hepsini yarın konuşalım…

---------------                 ---------------

GÜNÜN SÖZÜ: Bütün hayallerimiz gerçek olabilir, eğer onları ikna edecek cesaretimiz varsa. --Walt Disney