Bazılarının III. Dünya savaşı, bazıları Armegedon diye adlandırdıkları büyük savaşı çıkarmak için, koca koca adamlar ellerinden geleni yapıyorlar.

ABD ile Rusya son aylarda beraberce hareket etmeye başladılar.

Hedeflerine de AB devletlerinin koydular.

AB, Rusya Merkez Bankasının teminat olarak Avrupa'da bulunan 210 milyar Euro parasının üstüne yatmak istiyor.

Bu girişime Belçika ve Macaristan karşı çıkıyor, ama nelerin olacağını 18 Aralık 2025 günü göreceğiz.

I. ve II. Dünya savaşını çıkaran bu devletler idi.

Bizdeki bazı üniversite hocaları "ABD ile Rusya’nın dostluğu, beraber hareket etmesi bizim için iyi olmaz" demeye başladılar.

Rusya’nın Boğazlarda, İstanbul’da gözü olması çok doğal bir haldir.

Gönüllerinden İstanbul ve Ayasofya’yı ele geçirme hayalleri geçiyordur.

Yapacak bir şey yok.

Ama biz Büyük Savaş için, tedbirlerimizi almak zorundayız.

Anadolu yarım adası, kuzeyde Küre ve Ilgaz dağlarının da bulunduğu Karadeniz dağları ile, güneyde de Toros dağları ile doğal olarak korunmaktadır…

Halkımızı savaşın kahredici zulmünden korumak için, hem Karadeniz dağlarının altında, hem de Toros dağlarının altında yeni teknolojiler ile sığınaklar inşa etmeliyiz.

Bu sığınakları en az bir yıl yetecek su ve yiyecekler ile donatmalıyız.

Savunma sanayimiz üstüne düşenleri yapıyor.

Ama, biz de halkımız için, sığınaklar yapmalıyız.

Ukrayna ve Gazze savaşında çoluk çocuğun neler çektiğini gördük/ görüyoruz...

İsrail Başbakanı, vad edilmiş toprakları ele geçirmek için, Armegedon savaşını çıkarmak istiyor.

Bir an bu isteklerinin gerçekleştiğini kabul edelim.

Yahudi inancı, en eski tek Tanrılı din olmasına rağmen sayı olarak dünyada en az inanana sahip dindir.

1948 yılına kadar Yahudiler dünya'nın dört bir yanında sürgünde yaşıyorlardı.

1948 yılında İsrail Devleti kurulunca Yahudiler yaşamlarını ve inançlarını özgürce yaşamak için, İsrail'e göç ettiler.

Gazze savaşı ile İran savaşı yüzünden Yahudiler, İsrail devletine olan güvenlerini yitirdiler, huzurları kaçtı ve geldikleri ülkelere ters göçe başladılar.

Bu ters göç, İsrail Devletinin nüfus olarak azalması anlamına geliyor.

Buna bir de Yahudi kadınların bir- iki çocuktan fazla doğum yapmamasını ilave edin.

İsrail'in nüfusu 30 - 40 yıl sonra adam akıllı azalacaktır...

Yahudiler, ellerine geçirdikleri vad edilmiş toprakları kısıtlı nüfusları ile nasıl yönetecekler?

Bu mümkün değil.

Bu gerçeğe rağmen İsrail Başbakanı Netanyahu, savaş çıkarmak için elinden geleni yapıyor.

Dünya maalesef bilinmez bir adrese doğru hızla koşar adım gidiyor.

Bize de tedbirlerimizi almak düşüyor.

Bu işin pardonu yok.

Gerekeni yapmaz isek, gol yeriz…