“Kimsenin kimseyi götürmesine, bitirmesine gücü yetmez.

Herkes kendi kendini bitirir.”

Benden başka söyleyen, yazan olmuş mudur bilmiyorum. Ben bu sözü gerektiği yerde söylediğim gibi, bu köşede pek çok yazımda da paylaşmışımdır.

Osman Gürün bu geçen seçimde aday olmayacağını açıkladığında “Sonunda başardın” diye arayanlar olmuştu. Ben de “Benimle ne ilgisi var?” diye karşılık vermiştim. Haddi mi bilirim.

Ancak bir iki yazımda da “Biz gazeteciler hancıyız... Siyasiler, bürokratlar yolcudur.” diye ifadem olmuştur. Bu anlamda hanımızın yeni “konukları”; Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal ve Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’a “Umarım memnun kalırsınız” diyorum...

xx xx xx

Muğla Büyükşehir Belediyesi Basın Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Taner Yiğit ile seneler önce evimde tanışmıştık. Geçmiş zaman unuttum, yanında bir iki kişi ile birlikte gelmişti... O geliş... Bir daha görüşmedik.

Bende hala telefonu bile yok... Ya basın halkla ilişkilerci değil ya da ben gazeteci değilim...

Tabii o günlerde biz Osman Gürün ile hala “medeni insanlar” olarak görüşüyorduk. Ama sanıyorum yine aynı günlerde Osman Gürün tarafından akreditasyonum kaldırıldı!

Bunu yaparken Osman Gürün beni üzmek istemiş veya benim üzülebileceğimi düşünmüş olabilir mi bilmiyorum. Eğer öyle düşünebildi ise ne kendisi ne de basın danışmanı bu işleri hiç bilmiyor demektir... Bu tür bir “kompleks” ve hatta “ergen tasarruflar” beni ve benim gibi “gazetecileri” üzmez, öfkelendirmez de... Keyif alırız, “Doğru yolda olmanın keyfi” ile alır o “tasarrufu” madalya niyetine yakamıza takarız...

Ben o madalyayı kaç yıldır Yahudilere takılan “sarı yıldız” gibi taşıyorum, onurla...

Soyadının “Yiğit” olduğunu bile bilmiyordum. Taner Yiğit beni dün telefonla aradı ve “Sizi basın grubuna ekliyoruz. İzniniz var mı?” dedi... Beni bi gülmek aldı...

“Daha önce neden eklemediniz?” diye sordum. “Biz memuruz” demekle yetindi... O da haklı...

xx xx xx

Evet dün “3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü” günüydü. Bu “Taner Yiğit” telefonu günün hatırına gibi oldu... Osman Gürün tarafından şahsım için uygulanan “Akreditasyon engeli” dün kaldırıldı.

Dün kendi kendime “Osman Gürün şimdi gitti” dedim...

Ben buradayım...!

Yine de dediğim gibi, ben haddimi bilirim, “Osman Gürün’ü ben gönderdim” diyecek kadar aciz biri değilim. Onu diyenler var tabii... Onlar da kendi kendilerini götürürler. Osman Gürün de kendi kendini götürdü. Yeni hayatında başarı filan da dilemiyorum.

Ki siyaset yapanlar hiç sevinmesin, Osman Gürün’ün siyaseten bir yere gitti yok...

Takip edenler biliyordur, en son icraatı Muğla’da seçim kazanan 11 ilçe belediye başkanına “Hayırlı olsun” ziyaretinde bulunmak oldu. Doğrusu bunu da AK Parti’nin Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın seçimi kaybetmiş olmasına rağmen AK Parti teşkilatlarına ve yeniden kazanılan belediyelere ziyaretinden sonra yapmış olması da biraz manidar oldu...!

xx xx xx

Osman Gürün beni ne kadar tanıyor bilemiyorum, ama ben kendisini çok iyi tanıyorum.

Eğer CHP seçimden bu başarı ile çıkmamış olsaydı, şu günlerde “olağanüstü kurultay” konuşuluyor olacaktı. Ankara’daki ofisinden CHP’yi bir başka türlü yönetmeye çalışan Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan  adayı, eski il başkanlarından Hüseyin Erol da Osman Gürün’ün il başkanı adayıydı...

CHP İl Başkanı Zekican Balcı yatıp kalkıp bu seçim başarısına şükretsin...

Evet Osman Gürün belediye başkanı adayı olmamış olabilir, ama ilk seçimde milletvekili adayıdır...

Hatta seçilmesi beklenmeyenlerin ve hatta mümkün olmayanların belediye başkanı seçildiklerini gördüğünde aday olmadığına bile pişman olmuştur, ama olan oldu... O şimdi önüne bakıyor. O ziyaretleri de spor olsun diye yapmadı.

Eğer Özgür Özel yeni başkanlara sözünü geçirir, onların eliyle “sosyal belediyecilik” ülküsünü taçlandırırsa, bu ülkeyi bir de “erken seçime” taşıyabilirse, Osman Gürün bunun kendisine CHP iktidarında “ Sağlık Bakanlığı” getirebileceği hayalini kurabilir... Çoktan kurmaya başlamış da olabilir.

Hayal kurmanın zararı olmaz...

xx xx xx

Neyse biz konuya dönelim. Dün Muğla Büyükşehir Belediyesi Basın Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’nca yeniden akredite olmam ve basın whatsapp gruplarında yer almamla birlikte aldığım ilk haber şu oldu:

Değerli Basın Mensuplarımız; Muğla Büyükşehir Belediyemizin yeni dönemindeki yönetici görev değişiklikleriyle ilgili basına ve sosyal medyaya yansıyan bazı haber ve paylaşımlar olmuştur. Marmaris Belediye Başkan Yardımcılığı görevinde iken Büyükşehir Belediye Başkanlığımıza müracaat eden Sn. Ali Zağlı' önümüzdeki dönemde Büyükşehir Belediyemizde görev yapacaktır. Henüz bürokratik süreç devam etmekte olup resmi olarak atama  yapılmamıştır. Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanımız Sn. Ayhan Yıldız'a görev değişikliği yapılacağıyla ilgili bilgilendirme yapılmış bürokratik işlemler devam etmektedir. Süreç içerisinde yaşanabilecek her türlü gelişme şeffaf bir şekilde siz değerli basın mensuplarımızla paylaşılacaktır. Bilgi almak istediğiniz her konu da bizimle iletişime geçebilirsiniz. 

Saygıyla Arz ederim.

Taner Yiğit Muğla Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Halkla İlişkiler Daire Başkanı.

xx xx xx

Elbette benim işim salt “haber inşa etmek” değil... Ben haberleri, açıklamaları, olayları okumaya, “haber vermenin” yanında toplumsal denetim ve uyarı görevimi yerine getirmeye çalışıyorum.

Bugünlerde Muğla’nın gündeminde olanlardan biri de “Ali Zağlı’nın ataması” olayıdır.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın hemşehrisi olduğu söylenen Ali Zağlı ile ilgili kulislerde biraz da espri ile şu fısıldanıyor:

Osman Gürün attı, dönemin Marmaris Belediye Başkanı Mehmet Oktay kaptı... Şimdi de Marmaris’in yeni Belediye Başkanı Acar Ünlüm attı, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras kaptı...

Eğer böyleyse Osman Gürün neden attı? Osman Gürün attıysa Mehmet Oktay neden kaptı? Mehmet Oktay’ın kaptığını Acar Ünlü neden attı? Acar Ünlü’nün attığını Ahmet Aras neden kaptı? Daha önce Osman Gürün atmış diye mi?

Gazeteci sorgular... Keşke herkes gazeteci ve gazeteci olmayanlar da sorgulasa... İnanın işte o zaman her şey güzel olacak...!

Taner Yiğit’in verdiği haberde geçen “Henüz bürokratik süreç devam etmekte olup resmi olarak atama  yapılmamıştır.” ifadeden Ali Zağlı’nın Büyükşehre geleceğini haber verdiğimden olmalı biraz alındım... Sanki bana inat gibiymiş gibi geldi... Ama bana ne? Tanımam etmem... Gerçekten beni çok ilgilendirmiyor, ama nedense çok tepki var... Anlamıyorum... Oysa Baki Ülgen konusunda hiç olumsuz tepki gelmedi...  Dedim ya bizim ki gazeteci merakı...

xx xx xx

Aynı merakla dün Menteşe’de Sınırsızlık Meydanı’nda toteme konulan “Ahmet Aras” fotoğrafını Ahmet Aras’a sordum. Haberi yokmuş. “Kaldırın talimatı verdim, ben bunu Bodrum Başkanlığımda bile yapmadım” dedi.

Galiba tepki gösterenler biraz acele ettiler...

Yeni bir dönem yaşanıyor. Biraz sabırlı olmak, kendisini tam olarak göstermesini beklemek gerek.

Üstelik hala “hayırlı olsun” ziyaretleri sürüyor. Bir yandan kurumu tanımaya bir yandan da kendisine ve partisinin Genel Başkanı Özgür Özel’in söylemlerine ve ortaya koyduğu hedeflere göre yapılandırmaya çalışıyor.

O yüzden bende orta sahada top çeviriyorum. Henüz ceza sahasına girmedim. Ofsayt’a da düşmek istemem.

Dün telefonla görüşmemiz sırasında Ahmet Aras’a geçmişte Necdet Doylan Başkanlığındaki Belediye İş Sendikası karşısında Genel İş Sendikası’nın örgütlenmesine Osman Gürün’ün nasıl destek verdiğini ve yakın zamanda Genel İş Sendikası yönetimine karşı yükselen muhalefet üzerine kongrede ikinci liste çıkaranlardan haksız atılanlar olduğunu söyleyerek “Eğer şimdi Belediye İş Sendikası da belediye iş yerlerinde örgütlenmeye kalkarsa tavrınız ne olur?” diye sordum.

Başkan Aras “Herhangi bir tavrım olmaz. Benim sendikaları dizayn etme, çalışanları yönlendirme yetkim yok. Yeter ki iş yerlerimizde iş barışı bozulmasın.” diye karşılık verdi...

xx xx xx

Evet, şimdi Osman Gürün’ün gittiğini rahatlıkla söyleyebilirim... Artık o koltukta, gerek partisinden gerek kendisinden kaynaklanan bir anlayışa sahip Ahmet Aras var...

Önceki gün 1 Mayıs İşçinin Emekçi’nin Bayramıydı... Dün “Sosyal Donatı Alanında basın emekçileri neden yoktu?” diye soranlar oldu... “Cemiyet Başkanlarına sorun” dedim... Dün de 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günüydü...

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü... 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı... 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü... 21 Ekim: Bağımsız Gazetecilik Günü... 2 Kasım: Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarda Cezasızlıkla Mücadele Uluslararası Günü... Bu kadar güne sahip olan gazeteciler ülkemizde mesleklerini korku ve stres içinde icra ediyorlar. Ki Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün hazırladığı 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye, 180 ülke içerisinde 158'inci sırada yer alarak, sıralamada bir önceki yıla göre gelişme göstermiş bulunuyor.

Bu anlamda yerel yönetimlere ciddi sorumluluk ve görevler düşüyor. Onu da bir başka yazımda ele alırız...

--------------------

GÜNÜN SÖZÜ; Zihnin neler kurduğunu, insanın yüzünden anlayacak hiçbir sanat yoktur. --Shakespeare