Bugün CHP Gurup Toplantısını kim yapacak; Özgür Özel mi, Kılıçdaroğlu mu?

Bilmiyorum. Ama muhtemelen CHP’nin TBMM’deki Gurup Salonu’nda Kemal Kılıçdaroğlu’nu, herhangi bir yerde de Özgür Özel’i Gurup Toplantısı yaparken göreceğiz…

Çünkü bir haftadır 2 CHP var.

Türkiye Cumhuriyeti Demokrasi tarihinde görülmüş bir şey değil…

*

Muğla da bir haftadır “Tarafını belli et” denilmeyen kaldı mı bilmiyorum.

Bizim Vatandaş Ahmet’e bir iki değil, pek çok kişinin “Tarafını belli et” dediğini biliyorum. Kılıçdaroğlu’na taraf olanların da “Hain” ilan edildiğini ve AK Partili olmakla suçlandığını da bilmeyen yoktur.

Şimdi daha yazımın başında belirteyim, bu yazım nedeniyle bana da “Tarafını belli et” diyenler olacağı gibi “AK Partili olmakla” suçlayanlar da çıkacaktır. İsteyen istediğini diyebilir, eleştirebilir. Buna her zaman açık olduğum biliniyordur… Umarım hakaret eden, iftiraya başvuran olmaz. Silerim, engellerim… Bununla da kalmam, kanuni haklarımı kullanırım. Bunu kime söylüyorum?

Partisini gelinen noktada ‘siyah’ ve ‘beyaz’ görenlere…

Dikkatli bakın “Griler” de var… Hepinizden çoklar. Şu anda sadece izliyorlar.

İki taraf değil, ama bir taraf ta adeta “Ya taraf ol ya bertaraf” diyor. Bilerek yaptıklarını da sanmıyorum, farkında değiller küreselcilerin ekmeğine yağ sürercesine partilerini bertaraf ediyorlar…!

*

Kurban Bayramı’ndan önce kaleme aldığım 26.05.2026 tarihli yazımın başlığı şöyleydi:

Cumhuriyet Halk Partisi ‘Kurban’ da kurban edilir mi?”

Bu soruyu sorarken, siyahlar ve beyazlar bayramda bir uzlaşmaya varırlar, en azından bir uzlaşma arayışına girerler umuyordum. Bu konuda Kemal Kılıçdaroğlu kanadı daha “münasip” gibi dururken, Özgür Özel kanadı çok katı ve ödünsüz tavır sergiliyor.

Bu noktada aklıma “normalleşme” süreci geldi. Özgür Özel, CHP’nin zaferle çıktığı yerel seçimlerin ardından “Normalleşme” siyasetini ilan etmiş ve 10 Mayıs 2024 de bir başka konuşmasında “Normalleşmenin isim babası benim” diyerek bu kavramı bilinçli olarak kendisinin tercih ettiğini ifade ederek, 25 Nisan 2024’te, Erdoğan ile görüşme planlanırken, Kılıçdaroğlu da “Bu düzenin kurucusu sarayla müzakere edilmez, mücadele edilir.” diyordu…

Neyse konumuz bu değil, zaten kim kimle dans ediyor, kim kiminle düşüp kalkıyor, kimin eli kimin cebinde belli değil, sap samana karışmış durumda…

Biz dün Kılıçdaroğlu için “Sarayın payandası”, “FETÖ projesi” derken, bugün Kılıçdaroğlu, tutuklu İmamoğlu ve arkadaşlarının “FETÖ”cü olduklarını ima ediyor. Kılıçdaroğlu bu ima ya da iddianın altını doldurabilir mi bilmiyoruz… Dolduramazsa müfteri olur, doldurursa çok şey olur…

*

Yeniden “uzlaşma arayışlarına” dönersek, yukarıda vurguladığım gibi bu Özgür Özel ekibinde yok. Olmadığı Kurban Bayramı’nda iyice görüldü ve anlaşıldı.

Kılıçdaroğlu Genel Merkez’de bayramlaşma saati koyuyor, Özgür Özel aynı gün ve saate “Ankara İl Başkanlığı önünde bayramlaşma” diyor. Bu meydan okumaktır. “Sizi tanımıyorum” anlamına gelir. “Ben sizi genel başkan olarak tanımıyorum.” demektir. Ki Özgür Özel ve çevresindekiler sık sık “mazbatanın Kılıçdaroğlu’nda olmadığını” anımsatıyorlar.

Oysa “Mutlak Butlan” kararının açıklandığı günlerde ilk şok atlatıldıktan sonra Özgür ÖzelKurultaya gidelim” derken, Kemal KılıçdaroğluUygun zamanda gidelim” yanıtı vermişti ve “Her türlü süreç birlikte karar alınarak yol yürünecektir” eğilimi gösterilmişti. İşte o “griler” o zaman umutlanmıştı, ama…

Önce genel merkezin kapıları Kılıçdaroğlu ekibine kapatıldı, mahkeme kararı polis marifetiyle uygulandı. Kurtuluşun ve kuruluşun partisine yakışmadı. Partinin kabahati yok… Sonra Özgür Özel kendisini ‘Gurup Başkanı’ seçtirdi. KılıçdaroğluKime sordun?” demedi, “Hayırlı olsun” dedi…

Özgür Özel ardından önceki gün de MYK Toplantısı yaparken, bugün için “Gurup Toplantısı yapacağını” açıkladı.

Kaç tane CHP var? Özgür Özel “Ben sizi tanımıyorum” dedikten sonra Kılıçdaroğlu’ndan ne bekleniyor?

Şimdi bu soruya verilecek yanıt; “Kılıçdaroğlu genel başkanlık koltuğundan kalksın” olacaktır.

Ancak dün Özgür Özel ekibi “Kurultay için” imza toplamaya başladı!

Akıl alacak gibi değil…

Mahkeme kararını tanımıyorsun, kendini Gurup Başkanı seçtiriyorsun… Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını tanımıyorsun ama “Gel kurultay yapalım” diyorsun. Alternatif ‘Bayramlaşma’ yapıyorsun, hızını alamayıp Anıtkabir’e yürüyorsun… Orada yaşanan rezaleti yazmayacağım.

Utanıyorum…

Cumhuriyet Halk Partisi “Kurban” da kurban edilir mi?” diye sormuşum ya galiba edildi…

*

Peki ben kimden yanayım? Sizin soracağınızı ben kendi kendime sorayım…

CHP Üyesi de değilim, ama ne Kılıçdaroğlu’ndan ne Özgür Özel’den yanayım. Ekrem İmamoğlu’ndan yana hiç değilim!

Ben kurtuluşun ve kuruluşun partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nden yanayım… Aslolan Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzel kişiliğidir. Kişiler gelip geçicidir.

Ki Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir kişinin partisi olmamıştır. Bülent Ecevit’in CHP’si olmamıştır, ama DSP’si olmuştur… Turgut Özal’ın Anavatan Partisi olmuştur. Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Partisi vardır. Devlet Bahçeli’nin MHP’si yoktur, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da CHP’si olmamıştır.

Dediğim gibi ben CHP Üyesi değilim. Kılıçdaroğlu Genel Başkanlığı’nda Osman Gürün’ün isteği ve ‘kesin ihraç’ talebiyle iki kere İl Disiplin Kurulu’na verildim, olmadı iki kerede Yüksek Disiplin Kurulu’na şikayet edildim, zaten Kılıçdaoğlu politika ve uygulamalarına hiç ısınamamıştım, sonuncusunda “Savunma” yerine “Savunma yapmıyorum. Partimin işgal altında olduğunu düşünüyorum. İşgal sona erdiğinde dönerim.” diye yazdım üyeliğim düştü. O gün ne kadar özgürleştim bilemezsiniz…

Ve Osman Gürün’e ön seçimle aday gösterildiği seçim dışında oy vermediğim gibi, ne Ekmeleddin’e ne de Kılıçdaroğlu’na oy vermedim.

38. Kurultay’ı Özgür Özel kazanıp, Kılıçdaroğlu kaybedince de çok sevindim. Ama gidip CHP’ye üye de olmadım, çünkü “işgal” bu defa İmamoğlu ve İBB ekibiyle devam ediyordu…

*

Ekrem İmamoğlu’ndan hoşlanmadım. Kemal Kılıçdaroğlu’ndan da hoşlanmadım. Ancak Kılıçdaroğlu’na “Hain” denilmesinden de hoşlanmıyorum. Genel Başkanlığı sona ereli iki yılı geçiyor, ağzını açıp tek söz etmedi. Ancak O’nunla ilgili haklı haksız her şey söylendi.Mesela:

EEE PARTİSİNİ, 102 YILLIK TARİHİ PARTİYİ MAHKEME KAPILARINA GÖTÜRDÜ”

Tabii ağzı olan konuşuyor. Okur yazar olmayanlarda söylenene inanıyor. Hani CHP Sorgulayan insanların” partisiydi!..

Mademki 38. Kurultay da yolsuzluk, usulsüzlük vardı Kılıçdaroğlu Kılıçdaroğlu belli saat içinde Yüksek Seçim Kuruluna itiraz edebilirdi, neden etmemiş de mahkemeye gitmiş?” diye de soruluyor.

Evet, kendisine atılan kazığa rağmen Kemal Kılıçdaroğlu o gün Özgür Özel’e “Hayırlı olsun” dedi, çıktı gitti.

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş hakkında CHP’nin eski Muş Gençlik Kolları Başkanlarından Erkan Çakır bir tivıt atarak “Bursa’nın oyları karşılığında siyasi rüşvet aldınız” anlamında suçlamada bulunuyor. Bunun üzerine Erkan Çakır da Nihat Yeşiltaş hakkında hakaret davası için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunuyor.

Savcılık olay yeri Ankara diye, dosyayı Ankara’ya gönderiyor ve bundan haberdar olan Cumhurbaşkanı Erdoğan çeşitli yerlerde 5 kere “Şaibeli kurultay” ifadesinde bulunuyor. Kimseden de ses çıkmıyor…

Ancak bir televizyon programında Kılıçdaroğlu’na “Kurultay da şaibe var mıydı?” diye soruluyor ve KılıçdaroğluEvet doğru biz de duyuyoruz. Buna üzülüyorum. 13 yıl emek verdiğim parti bu durumda olmamalı. Arkadaşlarımız bunu cevaplamalı” demekle yetiniyor.

Ancak sunucu yetinmiyor, Kılıçdaroğlu’nu sıkıştırıyor, O da “Sükut ikrardan gelir.” diyor.

Kılıçdaroğlu bu yüzden mi “hain”?

*

CHP’siz erken seçim mi yapılacak? Özgür Özel ve arkadaşları kurultay mı yapacak parti mi kuracak? CHP’nın Cumhurbaşkanı adayı kim olacak? Mutlak Butlan kkararına karşı mıyım, onaylıyor muyum?

Yarın devam edelim…

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Yüzünüzü güneşe çevirin, böylece gölgeler her zaman arkanızda kalır. --Walt Whitman