MUĞLASPOR

CHP kaynamaya devam ediyor. Daha çok kaynayacaktır.

O değil de arada Muğla’nın gündemi kaynayıp gidiyor.

Geçenlerde bir dost WhatsApp’tan şöyle yazmış:

Özcan Ağbi nasılsın? Bir araştır istersen, bunlar Muğlasporu satıyor. Yakında kongreleri varmış, karar alınabilirmiş. Vay be dedim…

Vallahi ben de “Vay be” dedim. Çünkü çok uzun zamandır Muğlaspor’a uzağım. “Evet ama ben neredeyse 2 yıl oluyor ilgilenmiyorum, yazmıyorum da” demekle yetindim.

Sabırla izliyorum…

*

CHP’YE TAKILIP KALMAK

CHP’yi de sabırla izliyordum.

Dayanamadım… Acı tatlı anılarım var; o ‘baba ocağında’ bırakın Muğla’yı, Türkiye’yi Dünya’yı bile kurtarmaya çalışırken engelli oldum, engelli hapse girdim, yaşamımdan çok şey verdim, pişmanda değilim, ama yaşananlarla kahroluyorum…

Bunları yaşatanlara emeğimi helal etmiyorum.

Saydım, hızımı alamayıp 6 yazı yazmışım, bir sürü de sosyal medya paylaşımım oldu.

Değil 6, altmış yazı daha yazsam yetmez…

Daha biz Muğla’yı kurtaramamışız CHP’yi mi kurtarabileceğiz…

Koca koca adamlar koltuk için verdikleri mücadeleyi parti için vermiş olsalardı şu anda CHP iktidarda olurdu!

Biz işimize bakalım.

Biz CHP nasıl kurtarılır derken Muğla’da çok şey oldu bile diyemiyorum, çok şey olmuş…

*

SAKARALTI SAKARÜSTÜ DAVASI

O olanlardan biri de Muğla’da “Sakar Altı Sakar Üstü” sosyal medya hesaplarıyla bilinen “Dijital Kumpas, Yalan Habercilik, İftira, Hakaret” soruşturmasında Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İddianamesi tamamlanmış ve iddianame Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş. 5’i tutuklu 9 şüpheli 56 yıla kadar hapis istemiyle 15 Ekim tarihinde hakim karşısına çıkıyor.

Çok önemli bir dava… Belki de bu dava sayesinde sosyal medyada “feyk hesap” dönemi sona erecek, kimse altına imzasını atmadan sallayamayacak…

Sosyal medyada süren “CHP papatya falı ve toplu linç holiganlığını” izlemekten henüz iddianameye bakamadım. Odatv’den Murat Sökdü arkadaşım okumuş…

İddianamede yer alan şüpheli tapelerini incelediği anlaşılan Murat Sökdü, “Devletin Derinliklerinde” başlığı ile sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu soruyu sordu:

Muğla'da Sakaraltı Sakarüstü denilen olayda, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fenerbahçe Kulübü Eski Başkanı Ali Koç, Ciner Medya Patronu Turgay Ciner'in oğlu Atilla Ciner dosyaya nasıl girdi?

Anlaşılan bu dava Muğla sınırlarını aşacak…

Bu “sarsıcı” konuya en kısa sürede döneriz…

*

500 YILLIK EL YAZMASI ESERLER MEMLEKETLERİ MUĞLA’DA

Muğla’nın Yazma Eser Hazine Eserleri Ziyarete Açıldı

Muğla'da Nadir Yazma Eserler Ziyarete Açıldı

Muğla'nın Kültürel Hazinesi Gün Yüzüne Çıkıyor

MUĞLEVİ, MEVLEVİ ŞAHİDİ EFENDİ’nin el yazması eserlerinin başka el yazma eserlerle birlikte Muğla Valiliği ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ev sahipliğinde Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı tarafından sergilendiği etkinlik basınımızda bu başlıklarla duyuruldu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde yapılan bu etkinlik Muğla’da son yıllarda gerçekleştirilebilmiş çok önemli bir “Kültür, Sanat, Felsefe ve İnanç” olayıdır.

Tabii aradığının ne olduğunu bilmeyen bulduğundan bir şey anlamaz derler!

Neredeyse 500 yıllık yapıtlar, bulduklarından bir şey anlamayan Muğla Hoca Mustafa Efendi İl Halk Kütüphanesi yöneticileri tarafından “Bunlar eski yazı kim nasıl okuyacak?” deyip başta Konya olmak üzere, Ankara ve İstanbul’a gönderilen 600’e yakın “el yazma eser” içinden seçilmiş 37 eser şu anda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlük binasının zeminindeki Mulaj Müzesi’nde sergileniyor. 11 Ağustos’a kadar ziyaret edebilirsiniz…

*

Bu olay beni gerecekten çok heyecanlandırdı, ama daha gidip göremedim. Fırsatım olmadı. İlk fırsatta göreceğim…

Bu eserlerin bulundukları yerlerden alınıp evine, Muğla’ya getirilmesini, getirilemiyorsa mikrofilmlerinin, kopyalarının çekilip getirilmesini ve hatta Şeyh Camii avlusunda (depo olarak kullanıldığını duymuştum) tarihi Hoca Mustafa Efendi Kütüphanesi’nde Türkçe tercümeleri ile sergilenmelerini yıllardır yazarım.

Olmadı, olduramadık…

Ölmeden bir kısmının kopyalarını görebileceğim. Akıl edenlere ve sergilemeyi gerçekleştirenlere teşekkür ediyorum…

*

Bu güzel etkinlikten Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım sayesinde haberim oldu. Davetiyede ise şöyle denilmiş:

Gedayem Şâhidî-yi Mevleviyem / Diyar-ı Menteşa'da Muğleviyem

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi iş birliğiyle, Anadolu'nun kadim şehirlerinden Muğla'nın yetiştirdiği düşünce dünyamıza önemli katkılarda bulunan sufi, şair ve eğitimcilerden 'Muğlalı Şâhidî İbrahim Dede ve Muhiti' Yazma Eser Sergisi'nin açılışına katılımızdan mutluluk duyarız.

İdris Akbıyık Muğla Valisi.

Coşkun Yılmaz Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı.

Turhan Kaçar

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü.

Üzgünüm davet edenleri mutlu edemedim, bu davetiye bana gelmedi.

Gonca Köksal Başkan’ın 11 Mayıs’ta yaptığı paylaşımı ise “Şehrimizin derin düşünce dünyasına ve kadim kültürel hafızasına ışık tutan ‘Muğlalı Şâhidî İbrahim Dede ve Muhiti Yazma Eser Sergisi’nin açılışını Valimiz Sayın İdris Akbıyık, Rektörümüz Prof. Dr. Turhan Kaçar ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Dr. Coşkun Yılmaz ile birlikte gerçekleştirdik. Muğla’mızın ilim, tasavvuf ve yazma eser geleneğini gün yüzüne çıkaran bu kıymetli seçki, şehrimizin köklü kültürel zenginliğini yakından hissetmek isteyenler için 11 Ağustos’a kadar Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Kopya Heykeltıraşlık Eserleri Müzesinde ziyarete açık olacak.” şeklindeydi…

*

Ziyaretçi bakımından Gonca Köksal Başkan’ın bu paylaşımı etkinlik davetiyesinden ve çıkan haberlerden daha çok etkili olabilmiştir diye düşünüyorum. Samimi söylüyorum, bu paylaşım olmasaydı bu etkinlikten benim de haberim olmayacaktı. Ancak şu etkinliğin adına fena takıldım:

Muğlalı Şâhidî İbrahim Dede ve Muhiti Yazma Eser Sergisi

Allah aşkına bu “Dede” nereden çıktı?!

Şahidi İbrahim Hazretleri sadece Mevlevi değil bir de Aleviymiş” düşüncesine kapılanlar olursa ne olacak?

Sakın yanlış anlaşılmasın, Hazreti Şahidi EfendiAlevi’de olabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Ama Alevi değil, “Dede” de olmasa gerek!

Valimizi anlarım, Muğlalı değil… Rektör Turhan Kaçar ‘tarihçi’ ama, Ortaçağ Tarihçisi… Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Dr. Coşkun Yılmaz için bir şey diyemiyorum, ama “Şehrimizin derin düşünce dünyasına ve kadim kültürel hafızasına ışık tutan ‘Muğlalı Şâhidî İbrahim Dede” ifadesinde bulunan Gonca Köksal Başkan’ı anlayamıyorum.

Şehrin emininin o hafızayı bilmesi gerekir diye düşünüyorum… Evet çocukluğumuz da Hamursuz Eren’e “Hamursuz Dede”, Şahidi Eren’e “Şahide Dede” derdik, çünkü büyüklerimiz öyle belletirlerdi. Çünkü çocuklar dedeyi severler… Ama Şemsi Ana Eren’e “Şemsi Nene” demezdik. O zaten “Ana”ydı…

Neyse yarın devam edelim…

--------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Oysa ne çok cümlem vardı benim. Her şeye inat, yüreğimi ısıtan ne çok hayalim. --Ahmet Haşim