Arif Nihat Asya bir şiirinde şöyle diyor:

Bize bir nazar oldu. Cumamız Pazar oldu.

Ne olduysa hep azar azar oldu!

CHP bu noktaya “Mutlak butlan” kararı ile gelmedi… CHP’nin hali pürmelali “Mutlak butlana” yol açtı…

Sezen Aksu’da bir şarkısında şöyle diyordu:

Eller günahkar / Diller günahkar / Bir çağ yangını bu bütün / Dünya günahkar / Masum değiliz hiçbirimiz / …

*

CHP’nin Bodrum’daki önde gelen isimlerinden Ahmet Değirmenci de dünkü sosyal medya paylaşımına “Bu hukuki tespit neden önemli?1 dakikada okuyun lütfen” spotla dikkat çekmiş.

Ben okudum, “3 ay 10 gün gecikme = Hükümsüz Genel Başkanlık?” başlıklı paylaşımı sizde okuyun:

AKP tam da bunu istedi: İki başlı CHP… Ankara’ya gidip fotoğraf çektirmekle parti yönetilmiyor. Daha önce de yazdım: ‘Kılıçdaroğlucu’ oldunuz, ‘Özelci’ oldunuz, bir CHP’li olamadınız.

Fırtınada saklanıp, rüzgârın kimden yana eseceğini beklediniz. 38. Kurultay’da Kılıçdaroğlu’na imza verdiniz, seçim ikinci tura kalınca ‘Özelci’ oldunuz. Birine hain demekle, birine methiye dizmekle bu parti toparlanamaz, kurtulmaz. İlkesel hareket etmek lazım. Kanunları bilmek, uygulamak lazım. Siyasi baskı lazım. Boş yere işgal ettiğiniz koltuklar, Partiyi bu hale getirdi. İşiniz gücünüz şov yapmak.!

Katılmayan var mı?

*

Ahmet Değirmenci’nin paylaşımı bu kadar da değil… “CHP’de Kritik Hukuki Tespit: Kılıçdaroğlu’nun Görev Süresi Ne zaman Bitti?” başlığı ile şöyle devam etmiş:

Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru ile yeni bir süreç başladı. Konu: Siyasi Partiler Kanunu’nun emredici kuralları.

*KANUN NE DİYOR?

1. SPY (Siyasi Partiler Yasası) Madde 14/6: Kurultay en geç 3 yılda bir yapılır.

Kemal Kılıçdaroğlu 25.07.2020’de seçildi → 3 yıl 26.07.2023’te doldu. 38. Kurultay ise 4-5 Kasım 2023’te yapıldı. Yani ‘3 ay 10 gün’ gecikme var.

2. SPY Madde 15/2 ve 15/6: Genel Başkan en fazla 3 yıl görev yapar. Süre bittikten sonra görev yapması kanuna aykırı.

*AYM’NİN ROLÜ NE?

Siyasi Partiler Kanunu’na aykırılık halinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, AYM’den ‘ihtar’ ister.

İhtar kararının yaptırımı iptal edilmiş olsa da AYM’nin ‘ihtar’ vermesi demek = ‘Evet, kanuna aykırı davrandın’ tespiti demektir. Yani Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığının 26.07.2023’te sona erdiği, bir AYM kararıyla resmen saptanmış olur.

Ahmet Değirmenci anladığım kadarıyla “Sadece 38. Kurultay değil, ‘3 ay 10 gün’ gecikme nedeniyle partiyi bu kurultaya götüren Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı da yok hükmünde” diyor. Buyurun buradan yakın…

*

Nejat Altınsoy arkadaşımız da olağanüstü Kurultay için Muğla’da toplanan imzalarla ilgili “Kılıçdaroğlucular” için üzücü, “Özgür Özelciler” için mutluluk verici bir “haber/yorum” da bulundu.

CHP’de Güç Haritası Netleşiyor: Muğla Delegeleri Ne Dedi?” başlığını taşıyan yazısında CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in ifadesiyle olağanüstü kurultay için imza veren delege sayısının 600’ü aştığını ve imzaların gereğinin yapılması için sürecin başlamasının beklendiğini belirterek şöyle demiş:

Muğla’da 14 delegeden 11’i olağanüstü kurultay için imza verirken, 3 delege imza vermedi. Mehmet Alkın Denizaslanı, Kamil Genek, Zekican Balcı, Tüze Çetinkaya, Tuna Işın, Aytaç Kurt, Berrin Naz, Umut Özdoğan, Tanju Satılmış, Aydın Tilkici ve İbrahim Turhan olağanüstü kurultay çağrısına imza veren isimler oldu. Belgin Atare, Meltem Bulut ve Ecem Kaya Demircan ise imza vermeyen delegeler arasında yer aldı. 1 Haziran tarihli ‘CHP’de Kurultay İçin İmza Seferberliği’ başlıklı yazımızda, ‘14 kişiden oluşan 38. Kurultay delegeleri fire verir mi?’ sorusunu yöneltmiştik. Görünen o ki, bu sorunun yanıtını almış bulunuyoruz.

*

Nejat Altınsoy arkadaşımız yazısında bir de şu tespitlerde bulunmuş:

Rakamları yüzde üzerinden değerlendirdiğimizde, Muğla’nın 14 kişilik 38. Kurultay delegasyonunun yüzde 78,6’sı (11 delege) olağanüstü kurultay için imza verirken, yüzde 21,4’ü (3 delege) imza vermedi. Bu oranlar dikkat çekici bir başka tabloyu da ortaya koyuyor. Muğla’daki delege tercihi ile CHP milletvekili grubundaki eğilim arasında önemli bir benzerlik bulunuyor. Özgür Özel’e destek veren bildiriye imza atan 111 milletvekili, 138 kişilik grubun yüzde 80,4’ünü oluştururken; bildiride yer almayan 27 milletvekili ise yüzde 19,6’lık bir kesime karşılık geliyor.

Başka bir ifadeyle, Muğla kurultay delegelerinin ortaya koyduğu tercih ile milletvekili grubundaki dağılım arasında yalnızca birkaç puanlık fark bulunuyor. Bu durum, CHP içindeki güç dengelerine ilişkin önemli ipuçları veriyor. Aynı zamanda söz konusu tablo, Özgür Özel’in dile getirdiği ‘yüzde 80 destek’ tespitiyle de büyük ölçüde örtüşüyor.

Doğru tespitler…

*

Her iki tarafta birbirini yok etmek istemekle birlikte kimsenin dileği bu değil, ama partinin bölünmesi halinde o yüzde 80 nerede yer alır? O yüzde 80 CHP seçmeni ile nasıl bir oranla örtüşür?

Bu soruların yanıtı zor. CHP ile ilgili soru ise çok. Şu anda en sıcak soru “Bu olağanüstü kurultay yapılır mı? CHP bölünür mü?” sorusudur.

Tedbir kararı” ile olağanüstü kurultay yapılmaz. Olağan kurultay için yetki ise CHP Parti Meclisi’nindir. Kılıçdaroğlu’nun tavrı açık ve net; “CHP yolsuzluk rüşvet iddiaları ile yol yürüyemez...

Kılıçdaroğlu’nun bu “temizlik” yapılmadan Cumhuriyet Halk Partisi’ni 38. Kurultaya taşıyacağını sanmıyorum. Yani CHP şu anda “arınmanın”, olmadı “ayrışmanın” eşiğinde… Yani bölünme kaçınılmaz… Dünkü yazımda da vurguladım, ayrışmayı “meşrulaştırmak” için Özgür Özel bir bakıma İmamoğlu icazetiyle bütün tuşlara bastı, basmaya devam ediyor.

Arınma” ise Kılıçdaroğlu’nun Parti Meclisi’nin oluşturulması ve YDK’nın çalışmaya başlaması ile başlayacaktır…

*

CHP bölünürse ne olur?

Bir tane Kılıçdaroğlu’nun bir tane de İmamoğlu’nun CHP’Sİ olur!

Elbette küreselcilerin ekmeğine yağ sürüldüğü gibi, ne zaman yapılırsa yapılsın Erdoğan için de rahat bir seçim olur…

Bakın İlhan Kesici ne diyor?

En büyük görev Kılıçdaroğlu'nda” diyen CHP İstanbul Milletvekili Kesici çok dikkat çekici şu ifadelerde bulunuyor. CHP'nin bölünmesinden endişe ettiğini söyleyen Kesici, “Bıkmadan usanmadan, bölünmemek için uğraşılması gerektiğine inanıyorum” diyor. Bölünme riskine dair yakın tarihten örnekler vererek uyarıda bulunarak, “Ben şahsen, bugüne kadar yaşanılan parti bölünmelerinin hiçbirisi iyi bir sonuç verdiğine şahit olmadım. Ne bölünen ana parti bakından, ne de bölen parti bakımından.” derken, bayramlaşmaları değerlendirerek şöyle devam ediyor:

Her iki toplantı da kendi taraftarlarını tatmin eden olgunluk ve sayıda toplantılar oldu. Bu durum hem partili insanlar hem tarafsız gözlemcilerde, ‘acaba ne oluyor, bu yolun sonunda parti böünüyor mu’ endişesinin yayıldığını hissettim. Eğer böyle bir endişe varsa, ki ben de bu endişeyi hissedenlerden birisiyim; bölünme günü ve saatine kadar, bıkmadan usanmadan, bölünmemek için uğraşılması gerektiğine inanıyorum.

Özgür Özel tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya… Kendisini Kılıçdaroğlu karşısında “haklı” görebilir, ama önemli olan haklı olmak değil, haklı kalmaktır…

*

İlhan Kesici’ye katılmamak mümkün değil…

CHP’den ayrılmanın maliyeti her zaman yüksek olmuştur. İnanmayan Muharrem İnce’ye sorsun. Ki Muharrem İnce çok haklıydı…

CHP’nim “marka” değeri var… MHP’nin de öyle. MHP’den ayrılanlar da haklıydı, ama MHP yerli yerinde duruyor.

Kalan kazanır, giden kaybeder. Tabii bakarsınız bu defa kalan da giden de kaybeder.

Faturasını vatandaş öder. Yazık!...

--------------- -------------

GÜNÜN SÖZÜ: Sabahın sahibi vardır. Gün daima bulutta kalmaz. Herhal ilerdedir yaşanacak günlerin en güzelleri...--Nazım Hikmet Ran