Yok oluşun, yozlaşmanın eşiğindeki Muğla geleceğin vahası olabilir” başlığını taşıyan 20 Mayıs 2026 tarihli yazım büyük ilgi gördü. En çok yorumlanan yazılarımdan oldu. Okuru 3-4 bine ulaşmadı, ama 2 bini geçti. İlgi gösterenlere, olumlu olumsuz yorumda bulunan “Muğla sevdalılarına” teşekkür ediyorum.

O Muğlalılardan Reşat UygunÖzcan sen projeyi yazmışın, bundan sonrasını yarışmacılar düşünsün” diye yazdı. Bence de öyle, ama başka iletişim yollarından “Bu bina fiziki olarak nasıl olmalı, onu da anlatsaydın” diyenlerde çıktı.

Bu ve benzeri ifadeleri samimi olarak iletenler olduğu gibi, elbette kinaye yapanlar da vardı.

Bunu söylemek zorundayım, başta Makine Mühendisi Ferah Gümüş olmak üzere “Bırakın orası öyle kalsın, cenazesi olanlar orada soluklansın. Yazları yazlık sinema olsun.” diyenler de çıktı.

Bu diyaloglar keyifli oluyor…

*

Muğla’nın kimliği sadece yeni yapılan binalarla değil; bacalarıyla, Kuzulu Kapısı’yla, Saburhane Meydanı’yla, tarihi çeşmeleriyle ve geçmişten kalan kültürel mirasıyla yaşar. Bu değerler korunursa Muğla gerçek anlamda tarihine sahip çıkan bir şehir olur.

Özellikle eski Özel İdare binasının yıkıldığı alanın, Muğla’ya yakışacak kalıcı ve örnek bir projeyle değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yapılacak çalışmanın yıllarca adından söz ettirecek, şehrin tarihine ve kimliğine değer katacak bir eser olması gerekir. Aynı zamanda burada bulunan Emirbeyazıt mezarının da tarihine ve manevi değerine uygun şekilde korunması, daha uygun bir noktaya taşınarak estetik ve anlamlı bir anıt mezar yapılması önemli bir vefa örneği olacaktır.

Bu noktada Gonca Köksal Aras Hanımın gerek lisans gerekse yüksek lisans eğitiminde aldığı şehir, kültür ve yerel yönetim anlayışını Muğla’nın tarihi dokusunu koruyacak projelerle hayata geçirmesi büyük önem taşımaktadır. Menteşe’nin ruhunu yaşatacak çalışmaların bir an önce başlaması hem geçmişe saygı hem de gelecek nesillere bırakılacak önemli bir miras olacaktır.

Geçmişine sahip çıkmayan şehirler geleceğini de koruyamaz. Muğla’nın ruhunu yaşatacak olan; tarihi dokusunu, kültürünü ve manevi mirasını koruyabilmesidir.

Bu satırlar bana ait değil. Sahibinin adı bende… WhatsApp’tan benzer ifadeleri paylaşanlar da oldu…

*

O yazıma Bodrum’dan yorum yapanlardan Hüseyin Anıl (Hoca) “Bu yazıyı edebî bir kent yazısı olarak okuyup, zevk alırken, Ahmet Başkanı ben de bu özgün çalışma için şimdiden kutlarım.” dedi.

Ne güzel, Bodrum’dan gösterilen hassasiyet…

Yerkesik’ten Nabide KılınçÖzcan Özgür siz tam tamına iyi betimlemiş tasvir etmişsiniz ya Muğla’yı özellikle son yazdıklarınız o paragraflar ben de o Muğla’yı, şehrimi yaşattı. Teşekkürler, içimi ısıttı.” demiş.

Ben de O’na ve Hüseyin Hocama teşekkür ediyorum. Nabide Kılınç hızını alamamış, sonra şu yorumu da yapmış:

Ve o İl Özel İdare binasına yapılacak projeyi, mimarlarımız özellikle Muğla’yı hissettiren yarışmayla hayata geçirilecek, başkanımızla birlikte ve o yere bakıp seyredip içimizin rahat edeceği işlere imza atacakları şimdiden kutlarım.

Bende kutlarım…

*

Vatandaş Ahmet (Tan Karaosmanoğlu) arada bir karşı karşıya gelsek de bu köşenin ortaklarındandır. “Yok oluşun, yozlaşmanın eşiğindeki Muğla geleceğin vahası olabilir” başlıklı yazım için O da “İlk defa Yazıyı henüz okumadan başlığından dolayı beğendim. Yazıyı okuyunca çok şey göreceğime eminim.” diye yazdı.

Bu satırları okurken, “Tamam geliyor...” dedim, çok geçmeden geldi. Bu sefer “Efem,

Proje yarışması bizim yıllardır özlemimizdir biliyorsun. Bu konu da ben de kutlarım.” diye başlayıp şöyle devam etti:

Ancak merak ettiğim husus;

Sit bölgesinde yapılacak bu bina (yarışma konusu bina) için projenin kuruldan geçmesi lazım. O bölge için plan notları var.

Kurul fotoğrafta olduğu gibi keyfi karar mı verecek acaba? Böyle bir görsel kirlilik mi oluşturacak acaba?

Bu kirliliğin sebebi kurul (Anıtlar Kurulu) kararının değişkenliğinden.

Bu fotoğrafı kurul üyelerinin önüne koyup düşüncelerini almak lazım. Tabii bunu Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yapacağı gibi Yargı da yapacaktır. Ama gazetecilere de iş düşüyor.

Gazetecinin gündem belirlemek yerine birilerinin belirlediği gündemi takip eder olduğu Muğla” da Vatandaş Ahmet’in yüklemek istediği işi yüklenecek kaç gazeteci kaldıysa…

*

Vatandaş Ahmet bu yorumu yaparken yoruma konu fotoğrafı da paylaştı.

O fotoğrafı yazımın paylaşım görselinde ben de paylaştım.

Menteşe’de Kurşunlu Camii güneyinde İl Özel İdaresi ana binası bitişiğindeki Belediye Sineması (Nedense pek sorgulanmadı) garip bir şekilde yanınca Muğlalılar yerinde; yeraltı otoparkı ile Ziraat Bankası’nın en üst noktasından aşağıya doğru eğimle yay biçiminde alçalan bir bina yapılmasını, bu binanın içinde cep sinemaları, cep tiyatroları ve çok amaçlı bir salon ile yeme içme üniteleri yer almasını istemişlerdi.

Ama o günün yerel yönetimi o beton yığını katlı otoparkı Kentsel Sitin orta yerine kara saplı bıçak gibi dikmeyi uygun gördü… Ki çatısına bir yazlık sinema veya restoran açmayı bile akıl edemediler!

Oysa dönemin (O zaman Muğla daha Büyükşehir değildi) Muğla Valisi Ahmet AltıparmakBu katlı otoparktan vazgeçin, biz de İl Özel İdaresi binasını yıkalım, iki parseli birleştirelim, altta yeraltı otoparkı, üstte park yapalım. Orada şehre Sultanahmet Meydanı gibi bir park/meydan kazandıralım” önerisinde de bulunmuştu…

*

Tabii o zaman o katlı otopark şehir cinayeti işlenirken, o yapının İsmet İnönü (Bankalar) Caddesi cephesinde bitişik iki katlı Kızılay’a ve şahıslara ait yapılar vardı. Kızılay şahıslardan ‘zengin olduğu’ için hemen taşınmazını yıkıp giydirme cepheli binayı yaptı.

Ki Kızılay o kadar zengin ki, kendine ait yeni binayı kullanacağına gitti bir de karşı üst köşesindeki tarihi Muğla Evi’ni kiraladı!

Neyse bir süre sonra Kızılay’ın giydirme cepheli binasının yanına şahıslarca bir benzeri daha yapıldı. Vatandaş Ahmet’in paylaştığı fotoğrafta da görüldüğü gibi, şimdi o bindirme cepheli iki binanın yanına yine şahıslarca üçüncü bina yapılmakta, ama bu bina öncekilere benzemiyor. “giydirme cephesi” yok… Katlı otoparktan daha çirkin bir bina…

Vatandaş Ahmet işte bu noktada “Burada plan notları nerede? İlk iki bina plan notlarına aykırı yapılmış. Orada buna izin veren Anıtlar Kurulu, nedense yapılmakta olan üçüncü bina için üçüncü bölge plan notlarına uygun projeye onay vermiş. Bu haksızlık doğuran yanlışı kim nasıl düzeltecek?” diye soruyor.

Sonra da yorumunu “Ama gazetecilere de iş düşüyor.” diye noktalayıp, biz gazetecileri göreve çağırıyor.

Valla ben meslektaşlarıma bir şey diyemem, ama kendi adıma konuşayım;

Ben gazeteciyim ama Anıtlar Kurulu Başkanı veya Cumhuriyet Başsavcısı değilim. Onların işine karışmam. Ancak inanıyorum ki gerek Kültür Turizm Bakanlığı gerekse Cumhuriyet Başsavcılığı gereğini yapacaktır.

*

Tekrar başa dönersek, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin “mimari proje yarışmasına” çıktığı prestij bina nasıl olmalı.

Kesinlikle Muğlalı olmalı.

Ve bugün katlı otopark olarak kullandığımız bina yapılırken yerine önerilen yapının içinde yer alması istenilenler mutlaka burada yer almalı.

Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan ve yıkılmasından birilerinin mutlu olduğu Orgeneral Mustafa Muğla İş Hanı’nın adının tartışıldığı kadar yapı tartışmadı… O yapı Muğla’nın ilk Kuvayi Milliye toplantısının yapıldığı ünlü Kocahan’ın benzeridir. Burada Kocahan benzeri bir yapı yapılabilir…

Yıkılan bina iki ayrı blok halinde ayrık nizamdı. Şimdi bir bütün halinde orta avlulu yapılabilir ve cephesinde Muğla Mimarisinden çizgiler sergilenebilir.

Tabii “Üçüncü Bölge Plan Notlarına” göre bu ne kadar mümkün olur onu da ben bilmiyorum…

--------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ; İnsanlar kötülüğü vicdanları zayıf olduğundan dolayı yaparlar. --John Stuart Mill