Mahkemenin Özgür Özel’i CHP Genel Başkanlığı görevinden “tedbiren alması”, Kurtuluşun ve kuruluşun Partisi’nin Devletin Polisi’nin önüne barikat kurması, polisin CHP Genel Merkezi’ni tahliye etmesi, TOMA’nın üzerine çıkılması, genel merkezin “icra yoluyla teslim edilmesi”, “Bundan sonra genel merkez Meclis’tir” çıkışı, milletvekillerinin polisle fiziksel gerilim yaşaması… Bunlar Türkiye siyasetinde olağanüstü ölçekte gelişmeler oldu… Ülke gündemini tamamen kilitledi. Amerikan emperyalizminin İran’a açtığı savaşı, İsrail Siyonizm’inin Gazze’de süren soykırımını bile unuttuk!

En önemlisi olanlar Kurtuluşun ve kuruluşun Partisine yakışmadı…

Önceki gün CHP Genel Merkezi önünde yaşananlar, Türkiye siyasetinde tarihî bir kırılma ile karşı karşıya kalmamıza neden oldu. Ben önceki gün, dünkü yazımı Hamle’ye teslim ederken Özgür Özel’in CHP Genel Merkezi’nden ayrılmasından önce ve sonra yaşananlar CHP’de iç krizi büyütmek isteyenlerin ekmeğine hem de ballı yağ sürmüş olmalı…

*

Dünkü yazımı beğenen oldu beğenmeyen oldu. Bu normal bir şeydir. Ki ne zaman bir yazım tüm okuyanlar tarafından beğenilirse o gün yazmayı bırakacağımı bilin… Ancak anlamayanlarda olmuş… Yanlış anladıkları için beğenmeyenler…

Bir de “taraf olmamama” tepki gösterenler oldu. Oysa taraf olmamakta bir taraf olmaktır. Sorun bende mi deyip, dünkü yazımı yapay zekaya sordum. Yorumu şaşırtıcıydı ve beni rahatlattı.

Özcan Özgür’ün yazısının temel çizgisi, yazının ana omurgası şu: CHP’de ‘mutlak butlan’ kararı üzerinden büyük bir meşruiyet krizi oluştu. Özgür Özel tarafı ‘örgüt iradesi’ diyor. Kılıçdaroğlu tarafı ‘hukuki meşruiyet’ diyor.” diye başlayan “Yapay zeka” şöyle devam etti:

Yazar ise tamamen bir tarafın propaganda diliyle gitmek yerine: bölünme tehlikesine dikkat çekiyor, linç kültürünü eleştiriyor, uzlaşma çağrısı yapıyor. Özellikle Kılıçdaroğlu’nun ‘hain’ ilan edilmesini yanlış buluyor. Bu önemli. Çünkü Türkiye’de son yıllarda siyasette en büyük sorunlardan biri ‘Bana karşıysan düşmansın.’ oldu. Yazar buna itiraz ediyor.

*

Yapay zeka” yorumunu “Yazının en güçlü tarafı: ‘Linç kültürü’ eleştirisi” başlığı altında “Bence yazının en isabetli bölümü şu çizgi: Kılıçdaroğlu yıllarca alkışlandı, sonra bir anda ‘yok hükmünde’ ilan edildi, şimdi de ‘hain’ gibi gösteriliyor. Bu gerçekten Türkiye siyasetinde sık görülen bir psikoloji.” diyerek şöyle sürdürdü:

Siyasi hareketler özellikle kriz anlarında: liderleri hızla kutsuyor, sonra aynı hızla şeytanlaştırıyor. Yazar buna ‘vandallık’ diyor. Bu sert ama anlaşılır bir eleştiri. Çünkü demokratik kültürde: eski genel başkanı eleştirmek normaldir, ama onu insanlıktan çıkaracak bir nefret dili üretmek başka şeydir.

Burada Tamer Mandalinci örneği önemli; Yazar özellikle Tamer Mandalinci’nin açıklamasını övüyor. Çünkü Mandalinci: doğrudan bir tarafı hedef almıyor, ‘kurultay ve örgüt iradesi’ diyor, birlik dili kuruyor. Yazar bunu ‘sağduyu’ olarak görüyor. Bu aslında CHP içindeki iki siyasi kültür farkını gösteriyor.

Yapay zeka” burada “Sert Çizgi” başlığı altında “Teslim olmayacağız”, “Darbe söylemi”, “Sokak mobilizasyonu” saptamalarını sıralarken, “Kurumsal çizgi” başlığı altında da “Kurultay çözüm yeridir”, “Birlik söylemi”, “Parti mekanizması” saptamalarını sıraladı ve “Yazar ikinci çizgiyi tercih ediyor.” dedi…

*

Mutlak butlan meselesi neden çok kritik?” diye sorup, sorusuna “Mutlak butlan hukuken: işlemin baştan itibaren yok sayılmasıdır. Eğer bir mahkeme gerçekten CHP kurultayını ‘mutlak butlan’ sayıyorsa, bunun anlamı: Özgür Özel yönetiminin hukuki meşruiyetinin tartışmalı hale gelmesi, Kılıçdaroğlu yönetiminin geri dönme ihtimali, partinin çift başlı hale gelmesi olur.” diye yanıt veren “Yapay zeka” şöyle devam etti:

Bu yüzden yazar sürekli: ‘bölünme riski’ diyor. Çünkü bu tür krizler sadece lider kavgası değildir. Şunları tetikler: aday savaşları, belediye bloklaşmaları, milletvekili hizipleşmesi, medya kamplaşması, finansal kontrol mücadelesi, parti örgütü parçalanması…

Metindeki en dikkat çekici siyasi gerçek, yazarın satır aralarında anlattığı en önemli şey şu: CHP içinde artık üç hat var; A) Kılıçdaroğlu çizgisi: hukuk, gelenek, eski örgüt yapısı, kontrollü siyaset... B) Özgür Özel / İmamoğlu çizgisi, değişim, agresif muhalefet, sokak mobilizasyonu, genç kadrolar… C) Bekleyen üçüncü grup: iki tarafın yıpranmasını bekleyenler… Bu çok gerçekçi bir analiz. Çünkü büyük partilerde kriz dönemlerinde: sadece iki kamp olmaz, ‘enkazdan yeni lider çıkarma’ hesapları da başlar.

*

Eğer anlatılanlar doğruysa CHP açısından risk çok büyük” diye saptamada da bulunan “Yapay zeka” şöyle anlattı:

Çünkü parti içi kriz artık: hukuki, psikolojik, örgütsel, sokak güvenliği boyutuna taşınmış görünüyor. Bir siyasi partinin genel merkezine: polis girmesi, icra uygulanması, barikat kurulması, biber gazı kullanılması çok ağır görüntülerdir. Bu görüntüler: çekirdek seçmeni sertleştirir, kararsız seçmeni korkutur, iktidar alternatifi görüntüsünü zedeler. Özgür Özel’in söylemi riskli, çünkü ‘Bizi çıkarırlarsa meydanlarda mücadele ederiz’ çizgisi kısa vadede: tabanı motive eder, duygusal enerji üretir. Ama uzun vadede şu risk oluşur: Parti kurumsallığı yerine hareket siyaseti oluşur. Bu da CHP gibi devlet geleneği olan bir partide ciddi iç direnç yaratır. Kılıçdaroğlu’nun tavrı da hâlâ etkilidir… Çünkü: örgütte hâlâ belediye ve delegasyon ağlarında etkisi sürüyor. Yazarın anlatmak istediği şeylerden biri de şu: Kılıçdaroğlu’nu tamamen ‘bitmiş figür’ sayanlar siyaseti yanlış okuyor olabilir... Bu önemli bir noktadır.

Yapay zeka” genel tabloyu anlatırken de “Metnin özü aslında ‘CHP’de mesele artık sadece liderlik değil, meşruiyet krizine dönüşmüş durumda.” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

Ve yazar şunu söylüyor: Mahkeme kararına itiraz edilebilir. Ama parti iç savaşına dönüştürmek yıkıcı olur. Bir noktada kurultay ve uzlaşma gerekir. Bu çizgi, klasik sosyal demokrat ‘kurumsal çözüm’ yaklaşımıdır. Benim genel değerlendirmem, bu tarz krizlerde en tehlikeli şey: hukuki tartışmanın kimlik savaşına dönüşmesidir. Çünkü o noktadan sonra: kimse geri adım atamaz, uzlaşan ‘hain’ ilan edilir, parti ortak aklı kaybeder.”

*

Yoruma “Özcan Özgür’ün yazısı tam olarak bundan korkuyor. Ve açıkçası yazının en güçlü yanı da bu: taraf olmak yerine bölünmenin psikolojisini anlatması. Eğer bir parti çok sert bir iç kriz yaşıyorsa, bayram dönemleri aslında ‘gerilimi büyütme’ değil, tabanı yeniden sakinleştirme fırsatı olur. CHP’liler açısından da şu anda en kritik mesele bu görünüyor.” diye devam eden “Yapay zeka” bir de bayram öncesi şu tavsiyelerde bulundu:

Bence Kurban Bayramı’na giderken CHP tabanının ve yöneticilerinin dikkat etmesi gereken birkaç temel nokta var: Parti içi rakibi ‘düşman’ gibi görmemek… Sosyal medyadaki linç ve hakaret dilini frenlemek… Hukuki tartışmayı kimlik savaşına çevirmemek… ‘Kim kazanacak?’ yerine ‘parti ayakta kalacak mı?’ sorusuna odaklanmak… Bayramı örgüt içi tansiyonu düşürmek için kullanmak… Çünkü Türkiye’de siyasi partiler çoğu zaman seçim kaybetmekten değil, iç parçalanmadan ağır zarar görüyor. Senin paylaştığın yazıda da aslında en çok vurgulanan şey buydu:‘Kılıçdaroğlu’na kızabilirsiniz ama onu hain ilan etmek başka şeydir.’… Bu sadece bir kişi meselesi değil. Aynı durum Özgür Özel tarafı için de geçerli. Bir tarafı tamamen ‘saray işbirlikçisi’, diğer tarafı tamamen ‘partiyi ele geçiren ekip’ diye kodlamak, sonunda ortak zemini yok eder.” …

Yapay zeka dünkü yazımı gayet güzel anlamış. Normal zekalı biri nasıl yanlış anlıyor bilemiyorum…

*

Kim ne derse desin aklın yolu birdir. CHP’nin Muğla’daki akil isimlerinden 16. Dönem Muğla Milletvekili Sami Gökmen hafta sonunda yaptığı “Bir hukuk devletinde en temel ilkelerden biri o ülkenin yasalarına harfiyen uymaktır. Genel seçimlerde YSK’nın kararı kesindir. Eleştirilemez ve değiştirilemez. CHP’nin son genel seçimlerini iptal etmek asla kabul edilemez bir hukuk ihlalidir. Artık hukuk tanımaz bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu ne ilk ne de son olacaktır. Son hukuk ihlalindeki temel amaç Partiyi karıştırmak, partililer arasında hizip, ayrıcalık ve düşmanlık yaratmak; bunlardan yararlanarak bir baskın seçimle bir beş yıl daha iktidarda kalabilmektir.” diye paylaşım yaparken, paylaşımının altında şu ifadelerde bulundu:

Bu durumdan çıkış; partiyi ve ülkeyi bu çıkmazlardan kurtarmak sokaklara dökülerek bağırıp çağırmakla, biri birimizi ötekileştirmek, kötülemek, ayrıştırmakla olamaz. Buralardan çıkış vardır. Çıkış, çare ve çözüm en başta eski ve yeni genel başkanlarımız olmak üzere bir araya gelerek, birleşip bütünleşerek partiyi en erken bir tarihte seçimli kurultaya götürmek ve kurultay delegelerimizin seçeceği yeni genel başkan ve yeni yönetim kurulumuzun yanında ve yardımında olmaktır. Birlik ve bütünlük içinde iktidar yürüyüşümüzü daha hızlı adımlarla sürdüreceğiz. Bu umut ve dileklerle büyük parti ailemi en içten duygularla, sevgi ve saygılarla selamlıyorum.

Sayın Gökmen’in yorumlarının altına çok sayıda yorum geldi. Onlardan Güntac AktanSami Gökmen vekilim. Akın (Üstündağ olmalı) vekilime sormuş olduğum soruyu size de sormak isterim. Haddimi. aşmışsam özür dilerim, sizler ismini anmak istemediğim 2 sözde genel başkanla sizler yılarca siyaset yaptınız. Hadi bizler yılda bir gördük siz her hafta gördünüz birisi Erdoğan’ı getirdi, birisi destekledi. Hiç mi anlamadınız acaba, cevaplarsanız sevinirim, cevap vermezseniz de önemli değil” diye yazarken, Sayın Gökmen’in yanıtı şöyle oldu:

Elimizdeki malzeme bu. Türkiye’de en zayıf sektör siyaset sektörüdür. Çünkü siyaset yapması gereken nitelikli kişiler siyasete girmiyor. Dışarıdan, uzaktan eleştiri yapmakla yetiniyor. Ülkemizde işlerin ters gitmesinin sebebi budur.

*

Neyse bugün arife. 9 günlük bayram tatili geçen Cuma günü başladı. Yarın bayram. Bayram dönemlerinde seçmen genelde kavga yerine çözüm yanında olgunluk, vakar, kişisel hırs değil memleket gündemi bekler. Eğer CHP içindeki aktörler: sosyal medyada birbirini hedef göstermeye, “ihanet”, “darbe”, “tasfiye” dili kullanmaya, tabanı birbirine düşürmeye devam ederse, bu sadece karşı tarafı değil kendi seçmenini de yorabilir. Kavgalı eve kim gelin verir?

Bu yüzden CHP’liler için en sağlıklı yaklaşım; Kurultay olur… Kol kırılır yen içinde kalır.

Hukuk tartışılır, lider değişir; ama parti kültürü ve birbirine saygı korunmalıdır. Bayramın ruhuna da en uygun tavır bu olur…

Kurban Bayramı kutlayabilenlere kutlu olsun…

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Toplumun temeli yalan üzerine kurulmuşsa, doğruları söyleyen kişi suçlu olur. --Henrik Ibsen