Cumhuriyet Halk Partisi Muğla İl Kongresi’ne 8 gün kaldı sanırım...
“Otobüs hızla uçuruma gitmekte, yolcuların tamamı ayakta sürücüyü uyarıyorlar; ‘Uçuruma gidiyoruz’... Kimse dinlemiyor. Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete...”
Dün bir CHP’li dostla konuşuyorduk. Böyle dedi. “Yazarım ben bunu” deyince de “Aman benim adımı verme.” dedi.
Bir de böyle bir şey var. Hemen herkes her şeyi söylüyor, ardından da “Aman beni karıştırma” diye uyarıda bulunuyor. Sanki bir toplu intihar yaşanıyor ve herkes ‘intiharın’ farkında, ama ‘engel olamıyor’ da değil de engellemeyi başkasından, başkalarından bekliyor. Anlaşılır gibi değil...
Elbette o kadar da değil. Dünkü köşemi kendilerine bıraktığım gibi yürekli ve sorumluluk duygusunu yitirmemiş CHP’liler de var, ama egosu ağır basan veya güç zehirlenmesi yaşayan ruh hali içinde dizginleri ellerinde tutanlar veya onları yönlendirenler “cesur yüreklileri” dinlemiyor... Akıl tutulması yaşanıyor...
Tabii sadece insanlar değil, zaman zaman kurumların da, siyasi partilerin de intihar ettikleri görülebiliyor. Aman yanlış anlaşılmasın, ‘intihar hakları vardır’ da diyemem...
*
Umutsuz da olmamalı. Ne derler, “Çıkmayan canda her zaman umut vardır”...
Bu köşenin okurlarından Yılmazcan Saat de dünkü yazımın Facebokk paylaşımına değil de Hamle sitesindeki yazıma yorum yapmış. “Umut var” olduğunu göstermeye çalışmış. Şöyle:
“Belki de ilk defa ülkenin getirildiği bu konjonktürde yapılacak seçimlerde bu ister parti içi seçim olsun, ister bir erken seçim ya da yerel seçim kimin seçileceğinden çok kimin seçilmeyeceği önem kazanmıştır.
Eskiden ‘Bu pazar seçim olsa kimi seçerdiniz?’ sorusu yerine şimdilerde ‘Kim gitsin?’ sorusu soruluyor. Sorulacak sorulmalı. Yine ilk defa önümüzdeki olası seçimlerde kaybedecek bir şeyi olmayanların kaybedeceği çok şey olanların önünde yer aldıklarını görüyoruz.
Görülmeli görülecek.
Aday olmayı düşünenlerin kendi iç dünyasındaki büyük hesaplaşması bu olsa gerek, yoksa niye bu kadar çelişkiye kalınsın dı ki aylar öncesinden adaylık hazırlıkları yapılır delege delege aranır sorulurdu, ama ‘Muğla çukuru derindir’ son anda biri çıkar ehveni şerde buluşulur..
Demedi demeyin.."
*
Yılmazcan Saat demiş... O “Aman benim adımı verme.” diyen çok yüzlülerden değil...
Aynı yerde ‘M, Ali’ imzalı yorumda da “Şöyle ilçe başkanı adaylarının il delege listelerine bakıyorum da vay bu partinin haline diyorum. 19 Ekim'de arabaya bindirilip İl kongresine getirilecekler, neden geldiklerini bile bilmeyecekler. Kongredeki konuşmalardan sıkılacaklar oyu kullanıp ta gidelim diyecekler. İlçe başkanının işaret ettiği listeye oy verip gelecekler. Biliyor musunuz kongrenin heyecanını bile yaşamayacaklar. Çok üzgünüm” denilmiş.
Vallahi ben de üzgünüm.
Korkarım, adaylığı hala devam ediyor mu yoksa O da Memleket Partisi İl Yönetimi’nden kopiraytlanacak Nail Kızıl yönetiminde mi yer alacak Hasan Balı ile Nail Kızıl haftaya Pazar günü karşı karşıya kalacaklar. Bakarsınız baş başa da kalırlar. Çünkü galiba İl Başkanı Av. Zekican Balcı da aday olmayacakmış...
*
Ben baştan beri Nail Kızıl il başkanı yapılırsa ilçe yönetimindeki Menteşe Kent Konseyi Başkanı Egemen Balaban ilçe başkanı olur diyordum yanılmışım.
Dün CHP’nin bir bileni “Yok ağabey, Gonca Hanım, Meclis Üyesi adayı gösterdiği, ama meclise taşıyamadığı arkadaşı Arzu Doğruel’i İlçe Başkanı yapacak” dedi.
Şaşırdım, ağzım açık kaldı...
Tabii kimilerine göre CHP’de ‘değişim’ yaşanıyor, kimine göre CHP ‘değiştiriliyor’...
Biz O ‘bir bilen’ ile konuşurken, söze katılan bir başka bilen “O kim ya?” diye müdahalede bulundu. Bizim bir bilen “He de len sende bişe bileman. Sanki ötekileni bilipmidurudun, öreni gidesin” dedi.
Şimdi oralarda Muğla şivesini bilen de yoktur, ama Allah’tan Memleket Partisi’nden kopirayt edilecek arkadaşlarımız var. Onların içinden bilen çıkar, soruverirle gari...
*
Bizim Nejat Altınsoy’da dünkü “CHP Muğla’da Merkez Siyaseti ile Sahil Dengesi Yeniden Kuruluyor” başlıklı yazısında “Mevcut İl Başkanı Zekican Balcı ise Ankara dönüşü Milas ziyaretinin ardından dün Fethiye’deydi. Balcı’dan adaylığına ilişkin bir açıklama beklentisi oluşmuştu; ancak beklenen açıklama gelmedi. Siyasi kulislerde, Balcı’nın Milas ve Fethiye desteğini alarak adaylığını resmileştireceği yönündeki beklenti yerini sessizliğe bıraktı. Diğer il başkanı adayı Hasan Balı, adaylık için gerekli olan imzaları topladı mı? Henüz bilinmiyor ama öğrenilmesi an meselesi.” demiş.
Çok düşündüm, “CHP Muğla’da Merkez Siyaseti ile Sahil Dengesi Yeniden Kuruluyor” başlığının içinden çıkamadım.
Allah aşkına merkezde “siyaset” mi kaldı? Artık siyaset Gonca Köksal Aras Başkan’dan soruluyor!
Nejat Efeme göre merkez siyaseti ile sahil dengesi yeniden kuruluyormuş!
Nasıl yeniden yani? Eskiden böyle bir dengemi varmış? O dengeyi kim bozmuş da şimdi Nail Kızıl mı kuracakmış? Vallahi çıkamadım içinden.. “Nejat yine mizah yapıyor olmalı” deyip, geçtim...
*
Bu satırları okuyup sakın “Aile şirketi” filan da demeyin.
Ben dünkü yazımı “Kimse farkında değil, ama bu olup bitenlerle sokaktakiler galiba hiç ilgilenmiyorlar...” diye noktalarken, tevafuk mudur nedir, Nejat Efem de bana kinaye yapar gibi yazısında “Süreç yalnızca CHP üyeleri, delegeleri ve partililer tarafından değil, sıradan seçmen tarafından da yakından izleniyor.” diye kelam etmiş...
Bak bak bak...
Efem sonra da “Dün parti üyelerinden gelen ‘Herkes, Nail Kızıl’ın adaylığında birleşmiş’ mesajı, parti içinde oluşan bir algıdan fazlası olabilir mi? Bu mesaj, örgüt tabanında bir birleşme eğiliminin ete kemiğe bürünmeye başladığını mı gösteriyor? Onu da yakında öğreneceğiz.” diye devam etmiş.
Aman öğren Nejatım, sonra da paylaş öğrenelim.
Ben asıl Arzu Doğruel Hanımı merak ediyorum, İlçe Başkanlığı yapabilir mi?
Bana sorarsanız yapabilir. Nail kardeşimiz İl Başkanı olurken, Arzu Hanım da pek ala ilçe başkanı olur. Hem Menteşe’nin Kadın Belediye Başkanının yanına Kadın İlçe Başkanı yakışır.
Vallahi yalanım yok, Nail kardeşim hani İlçe Başkanı gibi değil de ‘badigard’ gibi duruyordu fotoğraflarda Gonca Başkan’ın yanında...
*
Nejat Altısoy dünkü yazısında “Merkezin Yeniden Ayağa Kalkışı mı?” başlığı altında şu ifadelerde bulunmuş:
“Bugün ise tablo farklı bir yöne evriliyor. Nail Kızıl’ın adaylığı, merkez siyasetin yeniden sahneye dönme çabasının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Parti içinde merkez siyaseti ve merkez aklı temsil eden çizginin, yeniden söz sahibi olma arayışı dikkat çekiyor. Bu noktadan bakıldığında Kızıl’ın adaylığı, yalnızca bir yarış değil; Muğla siyaseti açısından yeni bir denge arayışı olarak da yorumlanıyor.”
Ne demişler, “Arayan bulur”...
Nail Kızıl “Sepetçioğlu” da oynar mı bilmiyorum, ama ‘Efe’dir, sertifikalı ‘Zeybek’ dansları oyuncusudur. Güzel de oynar. Acaba Sepetçioğlu ile Zeybek arasında bir dengeyi kuran mı olacak?
Acaba diyorum, Nejat arkadaşımın “denge arayışı” dediği bu mu?
*
Nejat Altısoy efem yazısını “Yeni Bir Dönem mi Başlıyor?” başlığı altında şöyle noktalamış:
“Kongreye sayılı günler kala, Muğla CHP’de tansiyon yükselirken herkesin aklındaki soru aynı: Bu seçim, merkez aklın yeniden örgütlenme çabası mı, yoksa sahilden gelen dalganın bir kez daha galibiyetini mi ilan edecek? Yanıt, 9 gün sonra sandıkta verilecek.
Coğrafya Siyaseti Şekillendirecek mi?
Siyaset, yalnızca fikirlerin değil, mekânların da mücadelesidir. Kimi zaman Asar dağının gölgesi, kimi zaman bir sahil rüzgârı belirler yönü. Muğla’da yaşanan süreç bize, coğrafyanın siyaseti nasıl şekillendirdiğini bir kez daha gösterecek. Belki de siyasetin denizle kara arasında süregelen gelgitini sona erdirecek. Kimbilir?”
“Kimbilir?” deyince aklıma Kibariye geldi, töbe Alahım.. Bir de Kemal Sunal geldi.. Ne alaka? Neyse...
Efem milleti 8-9 gün bekletmeye gerek yok. Nejatım “Bu seçim, merkez aklın yeniden örgütlenme çabası mı, yoksa sahilden gelen dalganın bir kez daha galibiyetini mi ilan edecek?” diyorsun ya, sahilden gelen dalga malga yok... Tsunami geliyor, tsunami... Hölü bi Asara vursun bak noluyoru. Osmanı arıme başlala alim Allah.. Fethiye’den Milas’tan da “Yandım Allah” nidası geliveri gari...
--------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ;Bir adamın ne yaptığını söylemek yetmez, bunu niçin yaptığını da söylemeli. --Orson Welles