DÜNYA KENTİ MUĞLA VİZYONUNA İLBER ORTAYLI&CENGİZ BEKTAŞ DESTEĞİ

Gazetelerde önce “Muğla'nın köklü tarihine İlber Ortaylı bakışı” başlığı atıldı.

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, Türkiye’nin önemli tarihçilerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı ile bir araya geldiği ve bu buluşmada ikilinin Muğla’nın tarihini, kültürel mirasını ve geleceğe dair vizyonunu konuştukları belirtilen 16 Kasım 2024 tarihli haberlerde şöyle denildi:

Kadim toprakların derinliklerindeki hikayeleri gün yüzüne çıkaracak projeler üzerine fikir alışverişinde bulunduklarını belirten Başkan Aras, yapılan görüşmeye ilişkin ‘Tarihimize sahip çıkmak, kültürel zenginliklerimizi korumak ve yeni nesillere aktarmak en büyük sorumluluğumuz. Muğla’mızı bu alanda bir dünya markası haline getirme yolunda kararlıyız.’ ifadelerini kullandı.

Aradan çok geçmedi, gazeteler bu defa 24 Ocak 2025 de “Prof. Dr. İlber Ortaylı en değerli mirasını Muğla'ya bağışladı” başlığı ile çıktı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın kütüphanesini şehre bağışlama kararını Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde yapılan etkinlikte duyurdu. Ahmet Aras Başkan bu bağışın şehre büyük bir kültürel katkı sağlayacağını belirterek, "Hocamızın rehberliğinde şehrimizin kadim tarihini, eğitim ve turizmle birleştirerek, Muğla’ya yeni bir soluk kazandırmak istiyoruz” diye yazdı.

Ahmet Aras Başkan da hesabından bir paylaşımında, en son ‘banka’ olarak hizmet veren tarihi “Abide Hanım Konağı”nın bundan sonra  “Dünya Kenti Muğla” vizyonunu destekleyen bu proje ile Muğla’nın kültürel sosyal yaşamında hangi kimlik ve işlevle yer alacağını anlatırken, toplumsal gelişimi hedefleyen bu projede İlber Ortaylı’nın entelektüel birikiminin büyük bir ilham kaynağı olduğunu vurgulayarak şöyle anlatmıştı:

Satın aldığımız Halkbank binamızın işlevselliği hakkında İlber Hocamızla baştan beri istişare halindeydik. Hocamız, bize kendi kütüphanesini bağışlamayı taahhüt etti ve bu bizim için çok değerli bir hediye oldu. Bu projeyle Muğla’mızın kalbinde tarihi binada İlber Ortaylı’nın adını taşıyan kütüphane kurulacak. Atapark ile bütünleşecek yapı aynı zamanda bir araştırma merkezi olarak da kullanılacak ve kültürel etkinliklerin yaşandığı bir mekan oluşturacağız.

Başkan Aras, ikinci adımlarının ise “Cengiz Bektaş Bölge Müzesi” olarak başlanan “Kent Belleği Müzesi” olduğunu kaydederken, bu müzenin de çok fonksiyonlu hizmet vereceğini belirterek “Bu Kent Belleği de Muğla’nın tarihini, doğasını ve kültürünü tanıtmanın yanı sıra eğitimle iç içe geçen bir ilim yuvası olacak. Kent Belleği Müzesini çevreleyen alanda, Muğla'nın 13 ilçesinin kültürel özelliklerini taşıyan bir mini park yapılacak. Bu park, ‘MiniaTürk’ tarzında olacak.” ifadelerinde bulunmuştu.

Bu arada Başkan Aras, kentin tarihini yansıtmak istediklerini belirterek, “Atacağımız adımlarla kent merkezimiz Menteşe'nin de turizmden pay almasını sağlamak istiyoruz.” derken, bu konuda görüşünü belirten İlber Ortaylı Hoca’nın şu sözleri ise belleklerde kalmıştı:

Muğla sürekli göç alan bir il olarak su sıkıntısı yaşıyor. Az ama kaliteli turist anlayışı, Muğla için daha sürdürülebilir bir turizm modeli oluşturur. Muğla turizmi yalnızca akıllı ve bilinçli turistlere hitap ettiğinde sürdürülür. Cahil insanların harabeleri gezmesi sadece temizlik işleri için zaman kaybı olur. Muğla'nın istikbali aklı başında turistin gelmesi ve mütevazi insanların kente yerleşmesi olacaktır. Şehre gelen turistlerin kaliteli olması gerekiyor. Buranın geleceği, aklı başında turistlerin ve sakinlerinin oluşturacağı bir yerleşim olmalı.

Kasım 2024 ve Ocak 2025 aylarında Ahmet Aras Başkan’dan ve İlber Ortaylı Hoca’dan duyduğumuz ve üç ayaktan oluşan proje Başkan Aras’ın danışmanlarından Güzel Sanatlar Uzmanı Müzeci Alper Çınar ve Yardımcısı Arkeolog Gökhan Yılmaz’ın ellerinde ete kemiğe bürünme noktasına gelmiş durumda...

Hayata geçtiğinde sadece Muğla ilinin veya Güney Ege’nin değil, Türkiye’nin ‘bilim-sanat-kültür’ alanında yeni bir çekim merkezine dönüşmekle kalmayıp, turizmde Muğla il merkezini 12 ay ziyaret edilen uluslararası bir destinasyon haline getirebilecek olan proje, aramızdan 5 yıl önce ayrılan ve kendisini bazen‘ozan-mimar-yazar’ bazen de ‘yüksek mühendis-mimar’ olarak tanımlayan Cengiz Bektaş’ın ömrünün son günlerinde ortaya koyduğu ustalık dönemi zirvesinin bir ürünü sayılan şiirsel sanat eseri ‘mekanın’ yansıttığı felsefenin aydınlığında, Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın görüş ve katkıları, başta Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi olmak üzere 6 farkı üniversiteden alanında uzman hocaların, sanatçı vebilim insanlarının değerlendirmeleri yanında yerel “Sözlü tarih kaynağı, yaşayan bellek taşıyıcıları”nın danışmanlığında yürütülüyor...

Proje tasarım ve uygulayıcısı Güzel Sanatlar Uzmanı Müzeci Alper Çınar’dan “İlber Ortaylı Kültür Merkezi ve Kütüphanesi” ve “Cengiz Bektaş Muğla Kent Belleği ve Müzesi” ile “Açıkhava Eğitim ve Sergileme Parkı” hakkında bilgileri paylaşmadan önce “entegre projenin” uygulanacağı mekanlar hakkında paylaşımda bulunalım...

*

“İLBER ORTAYLI KÜTÜPHANESİ” / ABİDE HANIM KONAĞI

“Atatürk’ün Valisi” diye anılan Vali Recai Güreli döneminde (Cumhuriyet’in ilk yılları) Muğla il merkezinde Macar Skarpa'nın tasarladığı daire şeklindeki Cumhuriyet Meydanı'nın kuzeyinde Atatürk İlkokulu ile sokak komşusu Abide Hanım Konağı’na adını veren Abide Hanım, Muğla'daki Fransız Rejisi’nde (Tekel İdaresi) çalışan eşi ile beraber Fransa seyahatinde Nice şehrinde gördükleri bir binayı çok beğenirler ve o Fransız konağının fotoğraflarını çekerek planlarını temin ederler. Niyetleri, Muğla’da konağın benzerini yaptırmaktır.

Bu arada Abide Hanım’ın eşi vefat eder ve tıp eğitimini Fransa’da alan Dr. Şükrü Ülman Bey ile tanışır. Dr. Şükrü Bey de Abide Hanım gibi duldur ve büyük bir aşk yaşarlar. Bu aşk mutlu bir evlilikle taçlanır. Dr. Şükrü Bey, Abide Hanımın isteği üzerine 1948 yılında konağın bulunduğu yerde harap bir Muğla evini satın alarak, o evin yerinde konağın inşası 3 yılda 1951 yılında tamamlanır. Muğlalılar da konağa adını verirler;

“Abide Hanım Konağı”...

Bu görkemli Konak ile ilgili bir de “Doğru bilinen yanlış” vardır. Muğla’da son yıllarda Abide Hanım unutulmuş ve konak “Tomris Hanım Konağı” olarak da anılmaya başlamıştır.

Muğla’da dönemin ünlü hekimi Dr. Şükrü Bey ile Abide Hanım’ın evliliğinden çocukları olmamıştır. O yüzden o yıllarda “evlatlık edinmenin de yaygın olduğu” Muğla’da bir kız çocuğu evlat edinilmiştir. O kız çocuğu ‘Tomris Hanım’dır.

Bu arada bu konak ile ilgili bazı şehir efsaneleri olmakla birlikte, gerçek olan Muğlalılar “sosyete hayatı” dedikleri “Avrupai lüks yaşam” ile planı Fransa’dan gelen Konak üzerinden tanışmıştır. Orada başka bir kültür yaşanmaktadır ve muhtemelen gramofondan sokağa ‘klasik müzik parçaları’ ve konakta kim çalıyorsa piyanodan canlı melodiler yayılmaktadır. Güzelliği ile de ünlü Abide Hanım ulusal bayramlarda ışıklandırılmış taçlar takıp gelin gibi süslediği Tomris ile bayraklarla donatılmış balkona çıkıp Muğlalıları selamlarlardı...

“Tutkulu bir aşkın ürünü” diyebileceğimiz ve Muğla’nın orta yerinde zamanında bir başka kültürün yaşandığı ve “Cumhuriyet Dönemi Sivil Mimarlık Örneği” olarak koruma altına alınmış olan bu konak şimdi “İlber Ortaylı Kültür Merkezi” olmaya hazırlanıyor.

*

CENGİZ BEKTAŞ MUĞLA KENT BELLEĞİ VE BÖLGE MÜZESİ /

CENGİZ BEKTAŞ “YÖRÜK OBASI” YAPITI

Bir Muğla tutkunu olan ve Oktay Ekinci’nin de teşvikiyle Saburhane’de İlhan Selçuk ile komşu olmak üzere bir Muğla Evi satın alıp kendisi restore eden Cengiz Bektaş’ın aramızdan ayrılmadan önce gerçekleştirdiği projelerden biri olan sanatsal yapıtı Menteşe’de Uğur Mumcu Bulvarı’nın sonunda kendini göstermeye başladığında biz çok bilmiş Muğlalılar neler demedik...

Kubbeli beyaz yapı için cami diyenler olduğu gibi hamam diyenler de çıktı. İzah olmayınca mizah başlamıştı.. Herkes bir kulp taktı...

Meğer gerçek bambaşkaymış. Güzel Sanatlar Uzmanı Müzeci Alper Çınar’ın anlatımından çıkardığıma göre, yapının kubbeleri Asya’dan Anadolu’ya taşınan Türk oba çadırını yansıtırken, Muğla Mimarisi çizgileri iç mekanlara taşınmış ve ortadaki alan Muğla Evleri’nden ‘hayat’ olarak düşünülmüş. Sofaya açılan odalar gibi iç mekanlara kapı konulmamış. Burada tavan tüm tavanlar gibi “kubbe” şeklinde olmakla birlikte yekpare “ışıklık” olarak cam kubbe uygulanmış. Bu kubbe dışında iki kubbe daha böyle... Cengiz Bektaş Hoca adeta bütün yapıyı bu cam kubbelerle aydınlatıp ısıtmak istemiş olmalı...

Malım ‘iklim değişikliği’ kapımızda değil, eşikten içeri adım atmış durumda...

Yapıda gerek cam kubbelerin varlığı ve dış cephede tamamen beyaz rengin kullanılması ise Cengiz Bektaş Hoca’nın mimaride “İklim Değişikliğine Karşı” önlemler konusunda sanki ipuçları vermiş olduğunu düşündürüyor...

Yapıda 13 adet sergileme alanı bulunuyor. Her bir alanın sergileme ölçüsü 136 metrekare olarak belirtilirken, toplam kullanım alanı 1768 metrekare olarak belirtiliyor. Alan yükseklikleri 3,20 cm olarak kaydedilirken tüm kullanım alanlarının gezinti alanları hariç olduğu ifade ediliyor. Öteki kullanım alanları ise şöyle:

Giriş Fuaye 590 metrekare; Fuaye Alanı 350 metrekare; Konferans Salonu 940 metrekare; Ofis Alanları 82x4= 328 metrekare; Havuzlu Ofis Alanı 440 metrekare.

Mimari projede otopark olarak planlanmış 1230 metrekare kapalı alan da ‘Çok Amaçlı Salon’ haline getirilmiş bulunuyor.

Cengiz Bektaş Muğla Kent Belleği ve Müzesi olarak tasarlanan ana binanın çevresinde yer alan arazi de “Miniatürk” tarzında “Açıkhava Eğitim ve Sergileme Parkı” olarak planlanmış...

*

İLBER ORTAYLI KÜLTÜR MERKEZİ,

CENGİZ BEKTAŞ MUĞLA KENT BELLEĞİ VE BÖLGE MÜZESİ

Şimdi de tamamlanıp faaliyete geçtiğinde Muğla il merkezini her anlamda “il merkezi” ve “kültür-sanat merkezi” konumuna taşıyacak projenin tasarım ve uygulayıcısı Güzel Sanatlar Uzmanı Müzeci Alper Çınar’dan “İlber Ortaylı Kültür Merkezi” ve “Cengiz Bektaş Muğla Kent Belleği ve Müzesi” ile “Açıkhava Eğitim ve Sergileme Parkı” ile ilgili özet bilgileri alalım.

Daha önce “Müze konsepti, mimari tasarımı, içindeki sanat eserlerinin üretimi ve marklaşma süreci ” ile birlikte “Etimesgut Belediyesi Türk Tarih Müzesi ve Parkı”, Kıbrıs’ta “Kıbrıs Türk Tarih, Kültür ve Millî Mücadele Müzesi ve “Milas Kuvayı Milliye Anıtı” gibi çalışmalarda imzası olan Alper Çınar şöyle anlattı:

Bir çok uzmanlardan oluşan komisyon yanında yerel basından, Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden, demokratik kitle örgütleri ve meslek odalarından, yerel bellek taşıyıcılarından ilgililerle çalışıyoruz. Elbette yerel yönetimlerimizin ilgili birimlerinin desteğini alıyoruz. Özellikle Prof. Dr. İlber Ortaylı Hocamız ile sürekli temas halindeyiz. Yol göstericilikleri ile bize büyük katkı veriyorlar. Aramızdan ayrılmadan önce Cengiz Bektaş hocamızın bu konudaki makale ve yazılarını derledik, mimari felsefesine uygun ve tanımladığı nitelikte halk ve eğitime yönelik bir program ile akademik ve bilimsel kaynaklardan faydalandık.. O’nun meslek yaşamının zirvesinde Muğla’ya ve insanlığa bıraktığı eserinde ve şehrimizin Cumhuriyet Meydanı’nda tam da kalbinde Muğla belleğinden anıların izlerin bulunduğu bir sivil mimarlık örneği tarihi yapılarda İlber Hocamızın adına layık ve adını yaşatacak çalışmayı yapıyor olmanın onur ve gururu yanında keyfini yaşıyorum. Bu imkanı bize veren Başkanımız Sayın Ahmet Aras’a da minnettarım.

Proje tasarımcı ve yürütücüsü Alper Çınar sözlerini şöyle sürdürdü:

Şu anda üç proje birden yürütüyoruz. Birinci projemiz Cengiz Bektaş Kent Belleği ve Müze Projemiz. Bu proje ile sadece bir kent belleğini değil, aynı zamanda bütün değerlerinden örnekleri bir araya getiriyor ve her türlü akademik araştırma ve çalışmanın yapılabildiği, yetişkinlerin yanında çocuklarımızın eğitimlerine katkı sunan etnografik mirasın ve kültürün derlenip toparlandığı ve sergilendiği, arkeolojik çalışmaların maketlerle, sanat eserinin bilim eserine dönüştüğü konusunda uzman bilim insanlarının denetiminde yapılmaktadır. Yapıtlarla anlatılıp paylaşılan, yaşayan bir merkezi kuruyoruz. Yaşayan diyorum, çünkü bu merkez kurulduğu gibi ziyaretlere açık tutulan bir mekan değil, kendisini sürekli yenileyen güncelleyen bir bellek ve müze olacak.

Müzenin tematik olarak 14 ana bölümden oluştuğunu ve her bir bölümün kendi başına bir alanda yer aldığını belirten Alper Çınar burada müze içindeki bölümleri de şöyle sıraladı:

Muğla Tarihi ve Tanıtım Bölümü
Ziyaretçi, 18 metrelik dijital zaman çizelgesiyle binlerce yıllık tarihi adım adım geziyor. Halktan alınan sözlü tarih arşivleriyle şehir kendi dilinden anlatıyor.

Yörükler ve Etnografya Bölümü
Göçebe yaşamın kültürel kodlarını, Yörük çadırları, el sanatları ve Beçin maketiyle yeniden yaşatıyoruz. Her obje, yaşayan bir belleğin parçası.

Rol Model Öğretmen Atatürk Bölümü
Atatürk’ün eğitici yönünü ön plana çıkarıyoruz. Harf devrimi, eğitim reformları ve çağdaş öğretim anlayışı burada dijital biçimde deneyimleniyor.

Muğla Medeniyetleri ve Anıtsal Yapılar (Etap I–II)
Latmos’tan Knidos’a, Stratonikeia’dan Beçin’e kadar arkeolojik sürekliliği bilimsel bir kurguyla sunuyoruz. Kazı başkanlıklarının desteğiyle hazırlanan maketler büyük ilgi görüyor.

Mausoleum (Prof. Dr. İlber Ortaylı Adına)
Antik dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnassos Anıtı’nı üç boyutlu olarak yeniden inşa ettik. Ortaylı Hoca’nın tarihsel danışmanlığıyla hazırlanan içerikler, dünyanın her yerinden ziyaretçiye açık olacak.

Denizcilik Bölümü
Menteşe Kadırgası, antik ticaret yolları ve mavi ekonomi üzerine bir anlatı kurduk. Deniz kültürünün, uygarlığın temel taşı olduğunu vurguluyoruz.

Antik Filozoflar ve Felsefe Bilimi Bölümü
Thales’ten Aristoteles’e uzanan düşünce zinciri… Büstler, metinler ve interaktif ekranlarla felsefenin doğduğu topraklarda yeniden düşünme fırsatı sunuyoruz.

Cumhuriyet Dönemi Anıt İnsanlar
Azra Erhat, Cengiz Bektaş, İlber Ortaylı gibi isimler, fikirleriyle temsil ediliyor. Her biri bu ülkenin kültürel hafızasına yön vermiş simalar.

Bitki Bilimi ve Böcek Bilimi
Cam böcek eserleri, tıbbî bitkiler, arıcılık, tohum bankası, ipekböceği ve şarapçılıkla doğa ve bilimin birleştiği bir deneyim alanı.

Jeoloji – Madencilik – Zeytincilik – MELSA
Yer altı zenginlikleri, zeytin kültürü ve enerji temaları çevresel duyarlılıkla işleniyor. Doğanın sürdürülebilir kullanımını öğretiyoruz.

Kara ve Deniz Canlıları
Endemik türlerin, deniz canlılarının ve kuşların bilimsel olarak incelendiği laboratuvarlar bulunuyor. Çocuklar için mikroskop eğitimleri var.

Sürdürülebilirlik ve Dijital Arşiv
Her bilgi, her etkinlik kayıt altına alınıyor. Bu müze sadece eser sergilemiyor, aynı zamanda kendi tarihini de yazıyor.

Gençlik ve Kültür Merkezi (Alt Kat)
Alt katta öğrenciler için derslikler, müzik atölyeleri, tiyatro ve sinema salonları var. Gençleri sadece izleyici değil, üretici hale getirmek istedik.

Yaşayan Müze” önemli... Muğla Hemşehrisi Yüksek Mimar Yazar Oktay Ekinci de “Yaşayan Muğla” derdi... Rahmetli Ekinci’nin kastettiği “Korunarak yaşatılan” Muğla’ydı. Asar’ı, Arasta’sı, Tabakhane ve Saburhanesi’yle o Muğla, Karabağlar Yaylasıydı da... Hatta Yaraş’ı, Yerkesik, Pisi ve Ula’sıydı...

Bende bugün “Yaşatılan, Yaşayan ve Yaşanan Muğla” diyorum... Böyle bir Muğla’ya da “Yaşayan Bellek ve Müze” yakışırdı...

*

Müze projesi, yalnızca kültürel mirasın korunması ile sınırlı kalmamakta” diyen Alper Çınar söz konusu proje ile ilgili “Aynı zamanda belediyecilik, gençlik ve eğitim, halkın yaşam kalitesi, tarım ve üretim, üniversite iş birlikleri ve kültür turizmi alanlarında bütüncül bir kalkınma aracı olarak tasarlanmaktadır. Bu proje, bilimin ve sanatın rehberliğinde hazırlanmış sürdürülebilir bir model olup, kentin geleceğine hem ekonomik hem de kültürel değer katacak ulusal ölçekte örnek gösterilebilecek bir uygulama olarak öne çıkmaktadır.” tanımlamada bulunurken, “Yapılan tüm çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ilgili birimleri ile koordinasyon içinde yürütülmektedir. Ancak bu projeyi benzersiz kılan, yalnızca devlet kurumlarının desteği değil; aynı zamanda Muğla halkının bizzat katılımı ve şehrin önde gelen temsilcilerinin katkılarıdır.” diyerek şu ifadelerde bulundu:

Muğla’nın tarihine ve kültürüne yön vermiş değerli yazarlar, kanaat önderleri, esnaf temsilcileri, üreticiler, akademisyenler ve sanatçılar bu projenin ortak mimarlarıdır. Proje, masa başında hazırlanan bir tasarı değil; halkın onayıyla, onların fikirleriyle ve beklentileriyle yoğrulmuş yaşayan bir vizyondur. Bu nedenle müze, halkın sahip çıktığı, kendi belleğini kendi elleriyle kurduğu bir ortaklık örneği olacaktır.

Bu merkez, öğrencilerin derslikleri, kütüphaneyi ve ileri eğitim atölyelerini ücretsiz olarak kullanabilecekleri, tamamen öğrenci odaklı bir eğitim ve gelişim platformu olmakla birlikte bu bellek ve müzede Muğla'nın kültürel süreci, kültürel dönüşümleri ve toplumsal hafızası gibi konular ele alınacaktır. Eylemler eski haritalar, tarihi belgeler ve fotoğraf arşivleri ile desteklenecektir. Gençlerin bilimsel düşünme yetilerini ve uygulama becerilerini geliştirmelerine olanak sağlayan bu ortamda; teknolojik ve bilimsel etkinlikler düzenlenecek, bitirme projeleri, akademik seminerler ve ulusal/uluslararası bilimsel sempozyumlar gerçekleştirilecektir.

*

İLBER ORTAYLI KÜLTÜR MERKEZİ VE KÜTÜPHANESİ

Güzel Sanatlar Uzmanı Müzeci Alper Çınar projenin ikinci ayağı “İlber Ortaylı Kültür Merkezi ve Kütüphanesi”ni de şöyle anlattı:

Değerli hocamız İlber Ortaylı'nın dünya çapındaki eserleri ve engin kültürü artık Muğla merkezli yaşatılacak dersem bu çok iddialı gelebilir, ama öyle de olacak. Kaldı ki yakında kendisi de hemşehrimiz oluyor. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde lisans öğrencisi değilde hoca yetiştiren bir kürsüsü olacak.

Projemizin ikinci ayağı Abide Hanım Konağı ile Atapark’ı birlikte kullanıma açan bir proje. Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamızın kültür merkezi ve kütüphanesi bu iki yapıda kalıcı ve kült bir yapı olarak kuşaklar boyu ilham kaynağı olacaktır.

Abide Hanım Konağı’nın en üst katı ‘Başkanlık Makamı’ olarak kullanılacak. Geri kalan bölümler kütüphane ve kültür merkezi olarak hizmet verecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi de yakın zamanda bir ‘İlber Ortaylı Kütüphanesi’ni hizmete aldı. Açılışını da İlber Hocamız yaptı, ama o kütüphane ile bizimkisi aynı değil. Orada bir kütüphaneye Hocamızın adı verildi. Bizimkinde ise Hocamızın kendi kütüphanesi yer alıyor. 5 bin kitaplık bir kütüphaneden söz ediyoruz.

Bilimsel ve güncel olaylarında ele alınabileceği bu merkez, Dünyayı kapsayan bir akademik ve kültürel referans merkezi olacak ve Osmanlı, Türk, dünya dönemlerinden geniş bir koleksiyon ve arşiv sunacak.

Alper Çınar, “Cengiz Bektaş Kent Belleği ve Müzesi” yanında yer alan projenin üçüncü ayağı “Açıkhava Eğitim ve Sergileme Parkı”nı anlatırken de şu ifadelerde bulundu:

Bu proje, mimari maketler ile açık hava müzesi şeklinde kurgulanmış bir parktır. Bu proje için MiniaTürk İstanbul projesinin bir benzeri olarak MiniaMuğla diyebiliriz. İstanbul’da Türkiye’den ünlü eserler sergileniyor, burada Muğla İlinin eserleri yer alacak. Muğla'nın 13 ilçesinin kendine özgü mimari, arkeolojik, sanatsal ve kültürel mirasını yansıtılacak.

*

HA DATÇA’NIN HA MUĞLA’NIN DONKİŞOTU

Sedat Kaya meslektaşım Datça’ya dair “Donkişot Patladı: Allah Belanızı Versin” başlığını taşıyan 5 Ekim 2025 tarihli paylaşımında şu ifadelerde bulunmuştu:

Yıllarca sabretti. Yıllarca uyardı. Yıllarca yazdı, çizdi, söyledi. Ama kimse duymadı. Burnumuzun dibindeki adalarda müzeler ışıl ışılken, Datça’nın tarih kokan taşları toz altında kalmıştı. O hep aynı cümleyi tekrarladı:

‘Hiçbir şey yapmıyorsunuz, bari bir müze yapın, bir etnografya müzesi.’

Cevap hazırdı: ‘Datça’nın Don Kişotu!’

Oysa Don Kişot olmak, bir rüzgarı yenmek değil, bir umudu yitirmemekti. Onun öfkesi, kişisel bir kırgınlık değil, bir kentin, kendi geçmişine körleşmesine karşı yazılmış bir ağıttı. Ve yıllar sonra, sonunda o da patladı:

‘Allah Belanızı Versin!’

Çünkü bir insanın içindeki idealizm, ne kadar taş gibi sağlam olsa da, ilgisizlikle oyulan bir heykel gibi erir gider bir gün. Yusuf Ziya Özalp, Datça’nın Heredot’u.. Sözlüğünde ‘vazgeçmek’ diye bir kelime yok. Ama sabır da bir yere kadar. ...

Sedat Kaya “Don Kişot” demiş... Ben “Deli” diyeyim. Her köyün Ziya Özalp ve benim gibi bir delisi vardır... Bana da “Allah belanızı versin” dedirtecek yıllardır yaza geldiğim o kadar çok konu var ki...

Onlardan biri şimdi Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın “Dünya Kenti Muğla” vizyonu ve Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın rehberliğinde Alper Çınar’ın ellerinde hayat buluyor.

Umarım ölü doğmaz...

*

MEKANLAR, İŞLEVLERİ VE SON SÖZ

Muğla il merkezi Menteşe’de adında bir şekilde “Kültür” adı geçen “merkezler” ile birlikte içinde “kültürel aktivite” olmayan ‘Kültür Evleri’ bulunmakta... Bu durum kafa karışıklığına ve eleştirilere neden olmaktadır.

Şehrimizde, Belediye Meclis Salonu olarak da kullanılan çok amaçlı salonu, kütüphaneleri, derslikleri ve ev sahipliği yaptığı etkinliklerle kısa zamanda vatandaşların yaşam merkezi Muğla Büyükşehir Belediyesi Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi; Yine kütüphaneleri, kongre-konferans-toplantı yanında kültür-sanat gösterilerinin sergilendiği salonları ve sergi salonları ile Muğla Büyükşehir Belediyesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi; Çok amaçlı Nail Çakırhan Salonu yanında eğitim ve kültür- sanat etkinlikleri ile toplantılara ve nikahlara ev sahipliği yapan Menteşe Belediyesi İskender Alper Konakaltı Kültür Merkezi’ne sahip olmakla birlikte benzer etkinliklerin gerçekleştiği çok amaçlı salonlara sahip Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’miz (AKM) bulunmakta.

Acaba diyorum, “İlber Ortaylı Kültür Merkezi ve Kütüphanesi” ve “Cengiz Bektaş Kent Belleği ve Bölge Müzesi” yanında Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi böyle kalırken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi “Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kongre ve Sanat Merkezi”; İskender Alper Konakaltı Kültür Merkezi “İskender Alper Konakaltı Sanat Galerisi” olarak anılamaz mı?

Bir de Cumhuriyet Meydanı’nda “İlber Ortaylı Kültür Merkezi ve Kütüphanesi” ile tarihi Arasta arasında bir bağ kurulmasında büyük yarar olacaktır.

Bu bağ Muğla’nın ‘Büyükşehir’ statüsüne sahip olmasından önce ‘İl Özel İdaresi’ hizmet binası olarak kullanılırken, sonra Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası olarak kullanılan ve ‘depreme dayanıksız” olduğu gerekçesiyle yıkılan yapıdan kalan alanda kurulabilir.

Burada uygulanacak projede yer altı otoparkı yanında zemin altı mağazalar ve zemin üstü “Şehir Restoranı” ile birlikte içinde ‘Cep Sinemaları’, ‘Cep Tiyatroları’ ve Sergi Salonlarına yer verilebilir...

İşte o zaman “Yaşatılan, Yaşayan ve Yaşanan Muğla” öncülüğünde “Dünya Kenti Muğla”ya çok büyük bir adım atılmış olacaktır...