CHP Menteşe İlçe Başkanlığı seçim süreci bir hayli sıkıcı ve neşesizdi.
Rekabet yoktu, kulisler yoktu…
Parti içinde kırgınlıklar, bölünmeler olmadı. Küsler barıştı, aday olacağı söylenen hemen herkes tek aday arkasında fotoğraf verdi. Ezeli rakip, ebedi dostlar Gökhan Özgüroğlu ve Egemen Balaban kol kolaydı bilenler bilir zor bir fotoğraf. CHP Menteşe, tarihinde belki de ilk defa bu kadar tek yumruk oldu. Bu da bahisçileri pek memnun etmedi.
Siyasette rekabet sadece seçimlerde olmalı, büyük hatalara muhalefet yapmak haricinde her zaman memleket için iş birliği içinde olunmalı. Bizler Muğla’da bunu başardık. Her parti ve görüş doğru için birleşebildik. Yılların hayali ‘Muğla Lobisi’ galiba böyle kurulacak.
AK Parti ve CHP İl Başkanlıkları belirlenme sürecindeyiz. Gönül, bu partilerimizin de MHP İl Başkanı Burak Demirel gibi bir başkan sahibi olmasını ister. Diyaloğa açık, genç, özgür ve aynı zamanda genel merkezi arkasına almış bir il başkanı.
AK Parti’de Genel Merkezi arkasına almış bir il başkanı adayı var mı bilmiyorum. AK Parti genel merkezi zeminin kayganlığı meşhurdur. Daha önce de söylediğim gibi AK Parti’nin başarılı olması için en büyük önceliğin merkez ilçemizden ya da en yakın ilçelerden bir isimle çalışması gerekiyor. Ne yalan söyleyeyim benim gönlümde ‘Mustafa’ Başkan yatıyor.
CHP için yerelde çok daha karmaşık ama genel merkezlerinde bir hayli sade bir siyaset var. Delegeler, kulisler, seçimler neler neler adayları yorarken bu sürecin bir yan etkisi var. Delegelerin, Belediye Başkanlarının ve akıl hocalarının bir kaç haftalık krallık dönemi başlıyor. En kıymetli zamanlarının tadını çıkaran delegeler seçimden sonra uzun bir kış uykusuna yatıyor. Genelde CHP Genel Merkez böyle durumlarda pek taraf olmaz, evlatlarının birbirini yemesini izler ve en becerikli kazandığı zaman meşru ilan eder. Mantıksız da değil doğal seleksiyon süreci. Zeki ve itibarlı olan kazanıyor. Ancak hayat boyu geçmeyen kırgınlıklar hatta düşmanlıklar partiyi bölüp yıpratıyor bu da yan etkisi.
Alışık olmadığımız ise CHP Genel Merkezin bu denli Nail Kızıl’ı istemesi. Anlaşılan geçmiş siyasi hayatını baz almışlar ve kırgınlıkları bitirmesini değerlendirmişler. Muğla’da bir toparlanma yaşaması gereken CHP bence çok akıllı bir hamle yapıyor ve ‘toparlayıcı joker’ini il genelinde sahaya sürüyor. Ben Zekican Balcı’nın tüm ili ve genel merkezi arkasına almış Nail Kızıl karşısında adaylıktan çekileceğini hatta adaylığını hiç açıklamayacağını düşünüyorum. Tabii takdir kendisinin.
Daha önce de söylediğim gibi Muğla için en doğrusu merkez ilçeden çıkmış bir il başkanıdır. Nail Kızıl da gayet uygun bir aday. Zaten aşağı yukarı sonuç belli gibi görünüyor.
Özcan Özgür Ağabeyimin Nail Kızıl’ın kimin adayı olduğu eleştirisine ya da sorusuna ben katılmıyorum. Dönemin Adalet Partisinin başarılı İl Başkanı rahmetli Cavit Karaöz’ün bir lafı var, Teşkilat artı Belediye eşittir hizmet. Yani İl Başkanı ile iyi iş birliği yapan bir belediye başkanı çok daha iyi hizmet üretebilir. En azından siyaseten gardını almaya efor harcamaz diyelim. Dolayısıyla belediye başkanlarının iş birliği yapabileceği bir il başkanı ummaları hatta bunun için tercihte bulunmaları bence sağlıklı bir durum. Muğla’da belediye başkanları sürece müdahil mi bilmiyorum, değillerse bence yanlış yapıyorlar, olmalılar.
Ne diyelim Nail Kızıl’a ve Muğla’ya hayırlı olsun. Darısı AK Parti’nin başına…
Yazımı Cuma günü yazıyordum, son cümlelerimi toparlarken sevgili dostum Hakan İşler’in keyifli bir ‘hayırlı cumalar’ mesajıyla tüm ilgim dağıldı, paylaşmak istedim.
‘’Kimse harakiri yapacak kadar Japon değil. Hayırlı cumalar’’
Çok keyifli bir laf. Doğru söylüyorsun sevgili Hakan, sorsan herkes dürüst…