Mercanköşk (Origanum majorana) bitkisinin adını 1994 yılında Muğla’ya geldiğim zamanlarda duydum. Nasıl ve kimden duyduğumu bilmiyorum ve tabii ki hangi vesileyle duyduğum da hatırımda değil ama hakkındaki ilk hikâyeyi Erman Şahin beyden duydum.

Erman beyle bir gün kahveye dair sohbet ediyorduk. O zaman sordum mercanköşklü kahve konusunu. Anlattı:

Kadınlar sabah işlerini hallettikten sonra kuşluk vakti bir avuç mercanköşkü alıp komşu kadına gider ve “Bizim kız!... Mercanköşk getirdim. Bi gayfe yaparsın gari.” dermiş.

Mercanköşk, karşıdan bakarsan kekikgillerden ama kitaplar çalı türü olduğunu yazıyorlar. Yukarıda Latince adını bile yazdık. Merak eden internetten bakar… Şimdi bilgiye ulaşmak bir tık ötede. 

Her neyse!... Biz mercanköşklü kahveye dönelim.

Erman bey, keyifle ve sanki o anda da mercanköşklü kahve içiyormuşçasına anlattı mercanköşkü kahveyi. O anlatırken benim içesim geldi ama yoktu yanımızda mercanköşk. Bir vakit sonra mercanköşk bulduk. Nefis bir kokusu vardı… Kahveye konduğu zaman harika bir rayiha veriyordu. Eskiden “mümessek kahve”; yani “mis kokulu kahve” yaparlarmış. Antepli Aynî bir beytinde “mümessek kahve”yi şöyle zikreder

Mümessek kahve vü dûd-ı mu’anber

Gıdâ-yı rûh olur cisme verir fer

(Koku ilave edilmiş kahve ve amber kokulu duman, ruha gıda olur ve cisme de parlaklık verir)

Manilerde de geçer “mümessek kahve”:

Doğancılar’ı geçelim

Karacaahmed’i seçelim

Harmanlık’ta karar edip

Mümessek kahve içelim

Pek çok yerde geçer bu “mümessek kahve”… Muğla halkının kahveye mercanköşk koyması da bir tür “mümessek kahve” oluyordu. Bu konuyu 1999’da  neşrettiğim Kahvename adlı kitabımın başına yazdığım Tarih Manzumesi’nde şöyle dile getirmiştim:

Muğlalılar buldu mercanköşklü esved kahveyi

Anı ârifân addedermiş ehl-i irfan şerbeti

(Muğlalılar mercanköşklü siyan kahveyi icat ettiler: Arif olanlar onu irfan ehlinin şerbeti sayarlarmış.)

Elazığ taraflarında “çedene kahvesi” yaygındı; Muğla’da da mercanköşklü kahve… Çedeneden mercanköşkü’ne gelmiştik yani…

O yıllarda rahmetli Ahmet Yüksel, Bozüyük beldesi Belediye başkanı olmuştu ve Pınarbaşı’nda güzel şeyler yapmak istiyordu. Bir sohbetimizde, Pınarbaşı’nın alamet-i farikalarından biri olarak mercanköşklü kahve yapılmasını teklif ettim. Hemen kabul etti…

Pınarbaşı’nın bir köşesinde sadece kahve ve nargile ikram edilecek bir yer tasarlamaya başladı. Bina şeklini bile düşünmüştük… Sıcak bir bina olacaktı. Yani ahşap ağırlıklı olacaktı ve içi de son derece konforlu tasarlanmıştı. “Ha bugün yaparız, ha yarın yaparız” derken olmadı…

Ömrü vefa etmedi. Ecel, onu 11 Ocak 2008’de bizden ayırdı. (Allah rahmet eylesin)

Uzun etmeyelim..

Mercanköşklü kahve, Muğla’ya bir değer katmaktadır. Ben başka yerlerde mercanköşklü kahveye rastlamadım. Varsa bile pek bilinmiyor demek ki…

Şimdi ne yapabiliriz?...

Menteşe Belediyesi hazır Zahire Pazarı’nı işletirken, orada mercanköşklü kahve yapılamaz mı? Yapılır da bir marka değeri karılamaz mı Muğla’ya?

İlle belediye de yapmasın… Özel sektör de yapsın. Belediye ve Esnaf Odaları, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası ve benzeri kurum ve kuruluşlar teşvik edici olsun. Muğla’ya gelen misafirlere başka bir tat da tattıralım. Kendimiz de bu mümessek kahvenin tadını çıkarıp hazzını yaşayalım.

Misafirlerimize sadece deniz, kum, güneş tadı sunmayalım.

Ne dersiniz dostlar? Güzel olmaz mı?