Muğla'ya6 Nisan 1994 günü, üniversitede göreve başlamak üzere geldim. Geliş, o geliş.

Türk Dili veEdebiyatı Bölümü 'nükurdum ve 1994-1995 eğitim-öğretim yılında öğrenci almaya başladık. Sosyal Bilimler Enstitüsü 'nü faaliyetegeçirip Yüksek Lisans öğretimine başladık. Dekan Yardımcılıkları, Yönetim Kuruluve Senato üyelikleri, Dekan vekilliği ve rektör yardımcılığıyla geçen yönetimgörevleri yanında 29 yıldır ders yoğunluğu ile geçmiş bir meslek hayatı. Zaten42 yıllık memuriyetim var; bunun 29 yılı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'ndegeçti.

6Nisan 1994'ten bugüne üniversiteyi genel olarak bir değerlendirmek lazım.

KurucuRektörümüz Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı ,11 Kasım 1992 günü göreve başlamış; ben 20 ay sonra geldim. Demek ki.Başlangıçtaki 20 ay hariç, üniversitenin bugüne kadar geçirdiği aşamalarıbizzat yaşadım. Bir kısmını da üst düzey idareci olarak yaşadım.

Kurucurektörümüz, binalar, öğrenci profili, öğretim elemanı ve personel açısından birüniversite tesis etmeye çalışırken, bina engellerini de kademe kademe aştı.Onun zamanında (1992-2002) üniversite görünür ve şehirde etkisi her açıdanhissedilir bir kurum haline geldi. Fakat pek hissedilmeyen ve üniversiteyiüniversite yapan "kurum kültürü"nü bütün yönleriyle kurucu rektörümüz tesisetti. Binaların haricinde insan faktörünü de merkezinde bulunduran kurucurektörümüz, mesela her ay, o ay doğanları bir araya getirir; yaş günü yapar vedeğişik hediyeler verirdi. Muğla'da çocuk iftarı, muhtemelen onun zamanındabaşladı ve çocuklar "diş kirası"nı o iftarlarda öğrendi. Her yarıyılda en azbir defa personelle bir yerlerde yemekler yendi. "Salı Konferansı" geleneği ileüniversitenin bilgiyi popülize etme ve halka yayma fonksiyonu yerine getirildi.

Bütünbunlar basit bir "bir araya gelme" değil, kurumsal aidiyet bilincininoluşmasını, kişiler arası ilişkinin güçlendirilmesiyle sağlam bir sosyaldokunun tesis edilmesini de doğurdular. Böyle bir üniversite kültürü, 1994'te"Dokuz Katlılar" dediğimiz şehirdeki kampüse taşınırken, kurucu rektör baştaolmak üzere herkesin bahçe düzenleme ve genel temizlik işinde canla başlaçalışması sonucunu doğurdu. 2001 yılında kampüs içindeki çamların budanmasıiçin kurucu rektörümüz bıçkı elde ormana çıkınca, herkes büyük bir heyecanlaçam ağaçlarını budama işinde çalıştı.

10sene boyunca oluşan üniversite kültürü, kişiler arası ilişkileri de niteliklibir seviyeye getirdi ve Muğla Üniversitesi, binalarıyla, öğrencisiyle, akademikve idari personeliyle kurumsal kültürünü oluşturmuş bir üniversite hâlinegeldi.

Sonra?...

Sonrasıbir gerileme dönemi.

Sonrakidönemde üniversite kültürü ciddi ve derin yaralar aldı. Hatta çatır çatırçatladı ve zaman zaman yok edildi. 10 yılda tesis edilen geleneğin rüzgârındageçen o dönemden sonraki dönemde, üniversite kültürü yerle bir edildi; o dakesmedi, tuzla buz edildi. Artık üniversitede "üniversite kültürü" diye bir şeykalmadı, üniversite kurumsal kimlik yerine şahsî ve keyfî inisiyatifin egemenolduğu bir kurum hâline geldi ve üniversite kültürü, tabiri caizse,üniversiteden süpürüldü.

Olanıbiteni çok büyük bir hüzünle seyrettik. Maalesef üniversite kültürünün yokedilmesine karşı hiçbir tavsiyemizi dinleyen olmadı. İşte o dönemde üniversite,sadece teknik olarak görevini yapan bir kurum haline geldi.

Yasonraki dönem?..

Sonrakidönemde üniversite, insan unsuruna hiç değer verilmeden "tekniğin de tekniği"bir kurum haline getirilip "proje mezarlığına" dönüştürüldü. Son kalanüniversite kültürü kırıntıları da "yıkanıp temizlendi".

Tabiigene içimiz acıdı.

Kurucurektör döneminden sonra gelen rektörlerden hiç birisi, insanları binahazırlığında çalıştıramaz; çam budamaya razı edemezdi. Hiç bir olumsuzpsikoloji yaşamadan, tamamen gönüllülük esasına göre aşkla bir şeyler yapmak,başarılan üniversite kültürünün bir parçasıydı.

Binalarıherkes yapar, yaptırır; akademisyen ve idari personeli herkes bulur-buluştururama mevcut imkânlardan bir "üniversite kültürü" tesis etmek, ayrı bir çabayı veufku gerektirir. Başlangıçta bu fırsatı yakalamış biri olarak o günleri andıkçamutlu oluyorum.

İnşallahbu dönemde üniversite kaybettiği "üniversite kültürü"nün farkına varır ve obillur gibi kültürü tesis etmek için gayret sarf edilir.