HASTANEDE 23 NİSAN KUTLAMASI
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Muğla’da coşkuyla kutlandı.
Kutlamaların en anlamlısı da Bodrum Devlet Hastanesi’nde yaşandı. Hastanede tedavi gören çocuklar için, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında kutlama programı gerçekleştirildi. Hastanede bayram heyecanını yaşayan çocukların, müzik ve oyunlar eşliğinde unutulmaz bir gün geçirerek bir an olsun hastalıklarını unutup moral depoladıkları belirtildi.
Muğla’nın öteki Devlet Hastanelerinde tedavi gören çocuk yok muydu acaba diye sormadan da edemiyorum…
Neyse, Bodrum Devlet Hastanesi yöneticilerini herkesten daha çok kutluyorum…
*
İRAN VE İSPANYA ÇOCUKLARI “DÜNYA KENTİ MUĞLA” DA BULUŞSALAR NE GÜZEL OLURDU
Muğla’nın bütün ilçelerinde, belediyenin konser iptal ettiği Yatağan’da ne olup bitti bilmiyorum, ama özellikle belediyelerin organizasyonları ile bütün ilçelerimizde çocuklarımız doyasıya eğlenirlerken Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Marmaris Belediyesi organizasyonlarında bir başka türlü coşku yaşandı.
Muğla Büyükşehir Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında dünya çocuklarını Muğla’da bir araya getirdi. Farklı ülkelerden gelen halk dansları ekipleri, sergiledikleri performanslarla izleyenlere unutulmaz anlar yaşattılar.
Gürcistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Litvanya, Moldova ve Sırbistan’dan gelen folklorcu çocuklar sadece danslarını sergilemekle kalmayıp farklı ülkelerden akranlarıyla kaynaşarak gösterilerinde dünya barışını ön plana çıkardılar.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın sıkça gidip geldiği İspanya’dan folklorcu çocukları davet etmek neden akıllara gelmemiş anlayamadım… “Ortak akıl” ve “Dünya Kenti” vizyonu ile yönetildiği söylenen Muğla’da İran ve İspanya’nın folklorcu çocukları ile başka ülkelerden gelen çocuklarla şu günlerde verecekleri fotoğraf oldukça anlamlı olabilirdi…
*
DÜNYA ÇOCUKLARINDAN BARIŞ İÇİN ZEYTİN FİDANI
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri çerçevesinde dünya çocukları Nazım Hikmet’in “Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne / allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar / oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında / dünyayı çocuklara verelim…” dizelerini anımsatırcasına Marmaris'te “barış” için fidan diktiler…
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları çerçevesinde 22-26 Nisan tarihleri arasında Marmaris Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Marmaris Uluslararası Çocuk Festivali’nde de Polonya, Ukrayna, Tataristan, Arnavutluk ve Kosova'dan gelen yaklaşık 200 çocuk tanışıp kaynaşıp gönüllerince eğlenirlerken, festivalin ilk gününde Camiavlu Mahallesi'nde 'Birlikte Büyüyeceğiz' sloganıyla barışın simgesi olan zeytin fidanlarını dikip can suyu verdiler.
Çocuklar insanın insanla, ülkelerin birbiriyle, insanın doğayla barışını dilerken, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, “Hedefimiz dünya çocuklarının kardeşçe büyümesidir” dedi.
Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, buradaki konuşmasında, 23 Nisan'ın dünya çocuklarına armağan edilen çok anlamlı bir bayram olduğunu söyledi. Marmaris'i çocukların sanat, bilim ve sporla iç içe olduğu bir kent yapma hedefinde olduklarını belirten Ünlü “23 Nisan yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda barışın, kardeşliğin ve geleceğe duyulan umudun simgesidir.” ifadesinde bulundu…
*
AKBELEN’DE DE “YARINLARA BIRAKILAN BİR DEĞER” OLARAK ZEYTİN FİDANI DİKİLDİ…
Hafta sonunda gerçekten akıllara gelmeyen, beklenmedik bir olay yaşandı.
Muğla’da çevre talanının en vahşisinin ve paralelinde Muğla’nın çevre mücadelelerinin en acılısının, can alıcısının yaşandığı Milas/Akbelen bölgesinin İkizköy’ü yıllar sonra bir Vali gördü… “Devlet” ile bir başka türlü karşılaştılar…
Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık beraberinde Milas Kaymakamı Mustafa Ünver Böke ile İkizköy’e gitti. Bu beklenmeyen bir olaydı… Basında çok yankı bulmadı. Çünkü orada ne konuşuldu bilmiyoruz…
Akbelen direnişinin sembol isimlerinden biri haline gelen aktivist Esra Işık’ın İzmir’de Şakran Cezaevi’nde tutukluluğunun sanıyorum bugün 25. günü… İkizköy Muhtarı Nejla Işık o karşılaşmada Vali Dr. Akbıyık’a kızından söz edip yardım istemiştir. Muhtar Işık bir kız annesi ise Vali Dr. Akbıyık da bir kız babası… Ama ne konuştular bilmiyoruz… Yorum yapamıyor, anlamaya çalışıyoruz.
Ben o gün “termikzede” İkizköylülerin, Muhtar Nejla Işık’ın uzun zamandır aradıkları devletin Vali Dr. İdris Akbıyık ile ayaklarına geldiğini, Akbelen halkının Devlet Şefkati ile karşılaştığını düşünüyorum. Çünkü Vali Dr. Akbıyık, İkizköy’ü görmezden gelip, Hüsamlar cehennemine gidip çocuklarla zeytin fidanlarını dikip bir görevi veya sorumluluğu ifa etmiş de olabilirdi…
Vali Dr. Akbıyık Hüsamlar’daki eski maden sahasında çocuklarla birlikte bölgede yerinden edilen her zeytin ağacı için 2 fidan olmak üzere 4 bin zeytin fidanını toprakla buluşturdu. Bu da “Muğla’da 2026 Gençlik Yılı” programı içinde, 23 Nisan kutlamaları çerçevesinde gerçekleştirilmiş bir etkinlikti.
Tabii bu da beklenen bir olay değildi…
Vali Dr. İdris Akbıyık, resmi bültene göre burada ifade ettiği “Doğaya ve tarıma kazandırılan her bir zeytin fidanı, yarınlara bırakılan ortak bir değerdir.” ifadesi ise çok anlamlı ve bir o kadar da manidar oldu.
Hafta sonundan beri bu söz tartışılıyor… Vali Dr. Akbıyık bu beklenmedik “İkizköy/Akbelen çıkartması” ile ilgili ‘alkışlayanlar’ ve ‘sorgulamada bulunanlar’ olduğu gibi, “O dikilen 4 bin zeytin fidanı yarınlara bırakılan ortak değer ise yarınlara bırakılması gereken asırlık zeytin ağaçları bir avuç kömür için neden sökülüyor?” diye soranlar da oluyor…
*
“KÖMÜR KARASINA EKİLEN UMUTLAR”
Gazeteci Yazar arkadaşlarımızdan Sedat Kaya beklenmedik gelişmeyi “Datça’nın Sesi”nde “İkizköy’e Sürpriz Ziyaret” başlığı altında “Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, Milas Kaymakamı Mustafa Ünver Böke ve İkizköy Muhtarı Nejla Işık ile birlikte İkizköy Mahallesi’nde vatandaşlarla bir araya geldi. Gerçekleştirilen ziyarette mahalle sakinlerinin talep ve önerileri dinlenirken, tarımsal faaliyetler ve yerel ihtiyaçlar üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Vali Akbıyık’ın “hasbihal” olarak nitelendirilen buluşmada yurttaşlarla birebir temas kurduğu, bölgenin mevcut durumu hakkında bilgi aldığı ifade edildi. Ancak görüşmenin ardından somut bir karar ya da yeni bir adım açıklanmadı. İkizköy’de yurttaşlar konuştu, devlet dinledi… Şimdi gözler, bu ziyaretin sahaya nasıl yansıyacağında.” diye yazarken, Gazeteci Yazar Selda Öztürk de XBODRUM’daki yazısına bu başlığı attı:
“Kömür Karasına Ekilen Umutlar ve Bodrum’da Liyakatin Sınavı” … Ben “Kömür Karasına Ekilen Umutlar” kısmını aldım…
*
Selda Öztürk yazısında “Fotoğraflara baktığınızda, devletin en üst mülki amirlerinin çocuklarla toprağa dokunduğu, gülümsediği, umut dolu bir tablo görüyorsunuz. Vali Bey, fidanları dikerken o çok tanıdık, kulağa çok hoş gelen cümleyi kurmuş: ‘Doğaya ve tarıma kazandırılan her bir zeytin fidanı, yarınlara bırakılan ortak bir değerdir.’… Ne kadar güzel, ne kadar naif bir söz, değil mi?” diyerek şöyle devam etmiş:
“Fakat kazın ayağı, o kömür karasına bulanmış topraklarda hiç de öyle durmuyor. Ortada sistemin kendi içindeki o yaman çelişkisi duruyor. Eski maden sahalarına fidan dikerek şu mesaj mı verilmek isteniyor: ‘Siz bırakın biz önce şu asırlık, yıllanmış zeytin ağaçlarını, o güzelim bağları bahçeleri bir talan edelim. Altındaki kömürü son zerresine kadar çıkaralım, ekosistemi bir güzel tüketelim. Sonra 50 yıl, belki 100 yıl sonra, bizim ömrümüz yetmez ama çocuklarımız, torunlarımız o deşilmiş toprağı yeniden zeytinle donatır.’…
Doğa bir lego parçası değildir; söküp elli yıl sonra yerine yenisini takamazsınız. Yüzlerce yıllık bir ekosistemi, asırlık zeytinleri yok edip yerine fidan dikmek, ‘çevrecilik’ veya ‘rehabilitasyon’ değil; olsa olsa ağır bir tahribatın günah çıkarmasıdır.”
Sevgili Selda yazısının bu bölümünü noktalarken de şöyle demiş:
“Bizler, bu ülkenin aydınlık yarınlarına, o fidanların büyüyeceğine inanmak istiyoruz. Ancak üretim, tarım ve bereket, sadece toprağa yeni tohumlar atmakla değil, toprağın üzerindeki asırlık hafızaya saygı duymakla başlar. Akbelen'de fidan dikmek kolaydır; asıl mesele, Akbelen'deki ormanı, Akbelen'deki insanı, Akbelen'deki adaleti yaşatabilmektir. Çünkü toprağın hafızası vardır ve o toprak, kömürün karasını da zeytinin bereketini de asla unutmaz.”
*
TOPRAĞA BARIŞ EKİN…
Selda Öztürk’e katılmamak mümkün değil… Belki Vali Dr. İdris Akbıyık da aynı düşünce içindedir. Kim bilebilir ki…
Yazısında Selda arkadaşımızın da ifade ettiği gibi, Devletin mülki amiri İkizköy'e gidiyor, direnişin simge isimlerinden Muhtar Nejla Işık ile görüşüyor. Şüphesiz, bir valinin mevcut sisteme ve resmi politikalara karşı süren bir direnişe açıkça destek vermesi beklenemez. Valinin statüsü, kamu görevlisi olması, yapabileceklerinin sınırını çok net çizer. Belki de Sayın Valinin içinden çok daha farklı, o toprağın feryadını anlayan insanî hisler geçiyordur, bunu bilemeyiz. Ancak görünen köy kılavuz istemiyor; bu ziyaret, o direnişin, toprağına sarılan köylünün haklı öfkesinin “gazını alma” çabasından öteye de geçemiyor…
*
Peygamberimiz Hz. Muhammed'in bir hadisinde “Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikin” buyurduğu gibi, Nazım Hikmet’in ‘Yaşama Dair’ şiirinde “Yaşamak şakaya gelmez / Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın / Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı / Yetmişinde bile mesela, zeytin dikeceksin…” dediği gibi var olanı yok etmeden zeytin dikelim, toprağa barış ekelim…
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; İmkânsız diye bir şey yoktur; yalnızca denemekten vazgeçenler vardır. --Miguel de Cervantes