Değerli dostlarım; yazıma bir hafta ara verdim. Arayan dostlara teşekkür ederim. “Abi ya da dostum, yazmayı bıraktın mı?” diye yazanlar, telefonla soranlar oldu. Teşekkür ederim. Hayır, bırakmadım. Yazmaya devam edeceğim. Tabii Allah’ımız ömür verirse ve sağlığımız yerinde olursa yazmaya devam edeceğim. İnşallah geçen hafta değil, önceki hafta da yazımın girizgâh kısmı böyleydi. Geçen hafta da yazamadım. Nisan ayının 11’inci günü öğleden sonra küçük kızımdan bir haber aldım: “Babacığım, sana üzücü bir haber vereceğim. Mustafa Şener ağabeyimiz hastanede Hakk’ın rahmetine kavuşmuş. 12 Nisan Pazar günü defnedilecektir. Mekânı cennet olsun, amin.”

Ölüm haktır, gerçektir. Ne zaman, nerede ve nasıl geleceği belli değil. Yüce Yaratan gizlemiş. Çok zor geldi. Geçen hafta için hazırlamış olduğum yazımı da yazamadım. Sebebi çok uzun ama kısaltarak paylaşmak niyetindeyim.

Sülale olarak Deveciler diye anılırlar. Halk arasında da Deviciler denirdi. Rahmetli babası ayağından rahatsız olduğu için “Topal Durmuş’un oğlu Mustafa Şener” diye anılırdı. Zira Ula’da iki tane Mustafa Şener vardı. Mustafa kardeşim geniş aile denilen bir aile yapısında yetişti. Evlerinde baba, anne, halası, babası, anne ve kız kardeşi (ablası) sağ olarak geniş bir aileye mensuptu. Baba anne Fatma Kızılağaç idi ve aileyi o idare ederdi. Vefat ettikten sonra hala evde olduğundan (kısa bir evlilik hayatı geçirmiş ve anne evine dönmüş, bir daha evlenmemiş) ailenin idaresi uzun yıllar hala tarafından yürütüldü. Mustafa kardeşim ilkokula benden bir yaş büyük olduğu için bir iki sınıf öndeydi. İlkokulu bitirdikten sonra ortaokula gittiyse de ortaokulu bitiremeden Kur’an kursuna gitti. Kur’an kursunda okudu ve neredeyse hafız olacaktı ki, hocalık değişikliği sebebiyle kursu hafız olamadan bıraktı. Genç Mustafa kardeşim, askere gidinceye kadar Ula’nın kanaat önderlerinden merhum Ali Köprübaşı ağabeyimizin yanında esnaflığı, tüccarlığı, doğruluğu, dürüstlüğü ve ticaretin püf noktalarını öğrendi ve askere gitti. Askerden sonra esnaf olarak artık çarşıdaydı. Merhum İsmet Aydın’ın işyerini devralarak yaklaşık elli yıla yakın ilçemiz Ula’nın merkezinde “Baba” lakaplı, “vakıf insan” lakaplı dürüst esnaflığını sürdürmeye başladı Mustafa kardeşim.

Sülale olarak Demokrat Partili bir gelenekten gelmektedir. Çok genç yaşta siyaset arenasına girdi. Uzun yıllar Ula Belediye Meclisi üyeliği, çok uzun yıllar Ula Esnaf Odası Yönetim Kurulu üyeliği ve belki de vefat edinceye kadar Ula Camileri Bakım Onarım Derneği Yönetim Kurulu üyeliği, Kur’an Kursu yaptırma ve yaşatma derneği yönetim kurulu üyeliği, Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti üyeliğinde bulunmuş ve maddi katkıları her daim devam etmiştir.

Çok yakın dostlarından öğrendiğimize göre Kızılay teşkilatına, savunma ile ilgili vakıflara oldukça yüklü yardım ve hibelerde bulunduğunu da öğrendim.

Merhum Mustafa kardeşim; siyasal anlamda Demokrat Parti geleneğinden geldiğini yukarıda arz ettim ve belediye meclisi üyeliğinde bulunduğunu hatırlatmak istedim. Ayrıca iki dönem de İl Genel Meclisi üyeliğinde bulunmuştur. Bu siyasi çalışmalar neticesinde ilçemiz Ula’nın Ayazkıyı Mahallesi Gökdağ Caddesi’nde dünyaya gelen merhum Mustafa Şener kardeşim artık tüm ilçenin sorunlarıyla ilgilenir hâle gelmiştir. Son olarak rahatsızlığının başladığı 3-4 ay öncesine kadar işyerine gerek ticaret gerekse ziyaret için gelenleri ayırt etmezdi. Zaten ticari tavrı herkesçe bilindiği için çok rahat bir diyalog kurar, laf lafı açar ve unutulmaz sohbetler ortaya çıkardı.

İlçemiz Ula’nın çarşısında “Baba” lakaplı merhum Mustafa Şener kardeşimizin işyerine herkes çok rahatlıkla girer, derdini rahatlıkla anlatırdı. Merhum Mustafa Şener kardeşimiz de olanca dikkatiyle dinler ve mutlaka çare arardı; çare bulur, bulunacak yolları gösterirdi. Merhum Mustafa Şener kardeşimden hiç kimse “Bana ne, beni ilgilendirmez” diye bir cevap duymamıştır. İşyerine gelen herkes derdine derman bulurdu. Hani derler ya “vakıf insan”, işte o hesap; merhum Mustafa Şener kardeşimiz Ulamızın yaşayan tek başına vakıf insanıydı. Yetmiş yaşını bir yaş geçmişti. 1955 doğumludur. Çok duyarlı bir yaşama biçimi vardı. Sanki insanlara maddeten ve manen yardım etsin diye yaratıldığını varsayarak inandığını yaşadı. Yüksek inançlı ve yüksek tevazu sahibiydi. Dinî bilgisi mükemmeldi. Bid’atlara karşı tavizsizdi. İnandığı gibi yaşadı. Zaten insan inandığı gibi yaşayamazsa, yaşadığı gibi inanmaya başlar. Merhum Mustafa Şener kardeşim inandığı gibi yaşadı ve bunu yetmiş yıllık hayatı boyunca hiç taviz vermeden, böbürlenmeden mütevazı biçimde sürdürdü. Bazı gençlerimize de idol oldu, rol model oldu.

Ablası da çok genç yaşta Hakk’ın rahmetine kavuştu. Merhum Mustafa Şener kardeşim hiç evlenmedi ya da evlenemedi. Ablasının iki oğlu var; yeğenleri Bekir ve Bülent. Adlarını verdiğim yeğenlerimizden talebimiz; dayılarının bıraktığı bu maddi ve manevi mirasın hakkını vererek ilçemiz Ula’nın tüm mahallelerinde yaşayan insanların gönlünde yer bulan bir talep olarak işyerinin açık olması ve yine hayattaymış gibi insanların rahatlıkla girip çıkacağı bir mekân olması, adının da uzun yıllar yaşayacağı bir kurum/kuruluş yaptırılarak arzu ettiği amel defterinin açık kalmasının sağlanmasıdır. Bu, hem bizim hem de kamuoyunun talebidir.

Yüce Allah’ımız rahmetiyle muamele eylesin. Mekânı cennet olsun. Cümleten, cümlemizi Allah’ımız cennette kavuştursun. Allah’ım, sevenlerine sabr-ı cemil ihsan buyursun.