Nur topu gibi bir “korsan gazetemiz” daha oldu.

‘Gazetemiz’ dedim, ama kimse sahip çıkmıyor!

Sahipsiz gazete mi olur?

Olmaz... Yasal olarak da olmaması gerekir, ama bu cami avlusuna bırakılmış mevkute Muğla’da yayınlanıyor. Üstelik bundan birkaç tane daha var!

Muğla’da oluyor. Demek ki iklim müsait!

“Bana dokunmayan yılan 40 yıl yaşasın” diyenimiz çok. Ama yılan bu, kimi nerede ne zaman ısıracağı belli olmaz...

Bireysel olarak kabul etmesek de bu “korsan yayın” hayatımızda, Muğla yaşamında var. Biz ilgilenmesek de bizimle ilgileniyor.

O nedenle Muğla’da “korsan yayıncılığa” son verilmesi ve izin verilmemesi için emniyetinden, savcılığından valiliğine, valiliğinden yerel yönetimlerine, siyasi partilerden basın yayın meslek örgütlerine kadar herkesin üzerine düşeni yapması gerekir.

 +

Korsan gazeteye bir tek Esma Turan tepki gösterdi. O da “Emek hırsızlığı” ile suçladı.

Kimliği belirsiz hırsız!

Ardından başka tepki gösterenlerde oldu, ama tepkileri tepkisizleri, korsan yayınları ayrıca ele alalım. Bugün bence daha önemli bir konuya bakalım.

Geçtiğimiz Çarşamba günü de Zafer Partisi Muğla Kurucu İl Başkanı Ünal Yiğit “Saygıdeğer Muğlalılar, Muğla’da yaşayanlar ve basınımızın güzide temsilcileri, 31 Mart tarihinde yapılan yerel seçimlerin üzerinden 6 ay geçti. Gün olarak da 183 gün geride kaldı.” diye başlamış, Allah ne verdiyse  Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal ile Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’a yüklenmiş.

Tesadüf işte bir gün önce de o korsan gazete yayına başladığının ilk gününde ‘Ana Manşet’ diye yaftaladığı manşetine “Gonca Köksal Başkanlığı beceremedi yıl sonu Menteşe’nin borcu 250 milyon lira” başlığı attı.

Şimdi “Gonca Köksal’ın Bahattin Gümüş’ten neyi eksik?” diyebilirim, ama avukatı değilim. Zaten Menteşe Belediyesi bu başlığa önceki gün yanıt verdi. Bana göre yanlış yaptılar. Bu konuya da sonra geliriz...

Korsan gazete ertesi gün de manşetinde şu başlığa yer verdi:

Zafer Partili Yiğit çok sert konuştu: Muğla'yı Ahmet Aras'a yağmalatmayacağız

Bu başlığa “Pes artık” da değil de “Yuh artık” denebilir. Büyükşehir Belediyesi’nden veya Ahmet Aras’tan bu başlığa ses çıkarılmadı. Bence akıllı hareket... Olmayan bir şeye yanıt mı verilir?

Bir diğer korsan gazete de manşetine “Ahmet Aras’a çok sert tepki: Şimdi çevreci olmuş 200 meşe ağacı kesilirken neden sesin çıkmadı?” başlığı attı. Tesadüf işte.. Sanki bir yerlerde düğmeye basılmış gibi...

Neyse buna da sonra geliriz...

+

Bu arada ben Zafer Partisi Muğla İl Başkanı Ünal Yiğit’i arayıp “Muğla'yı Ahmet Aras'a yağmalatmayacağızifadesinin kendisine ait olup olmadığını sordum. Olmadığını söyledi, kızgınlığını ifade etti. Ancak söz konusu haberin altına beğeni koymakta da bir sakınca görmemiş!

Neyse bunları sonra konuşuruz...

Asıl konuya gelelim. Ünal Yiğit’ten aynı gün Whatsapp ile fotoğrafında Ahmet Aras ve helikopter bulunan Neval Arslan imzalı “Muğla Büyükşehir'e Afet Helikopteri” başlığı taşıyan gazete küpürü fotoğrafı geldi.

“Hayrola” veya “Hayırdır” demedim. O’nun derdi malum, benim derdim başka...

Doğrusu önceki gün tam tesadüfler günü oldu...

Özlem Ulay paylaşmasa haberimiz olmayacaktı. Sevgili Özlem’in 23 Eylül 2021 de paylaştığı “Akyaka’da Gece’ Adlı Fotğrafa Birincilik Ödülü” başlıklı haberde “Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen ‘Muğla’yı Keşfet’ konulu ulusal fotoğraf yarışması sonuçlandı. Yarışmaya İzmir’den katılan Süleyman Tutaş’ın ‘Akyaka’da Gece’ adlı fotoğrafı birincilik ödülüne layık görüldü.”  deniliyordu. Haber Altar Zeyhan’a aitti.

Muğla Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Yiğit’e “Bu haberden haberimiz olmadı” dedim. Bir de “Ben muhabir değilim, benim için önemli değil, ama gazeteler bir yerlerde çıkan haberi kullanmazlar. Herkese servis etmekte yarar var” diye uyarıda bulundum. Kendisi teşekkür etti, konuyu araştıracağını söyledi.

Bu uyarıdan bir süre sonra  Zafer Partisi İl Başkanı Ünal Yiğit’ten gelen kupür beni şoke etti. Genç meslektaşlarımızdan Neval Arslan’ın mesleğe döndüğünden haberim yoktu, sevindim. Gazeteciliğini beğenirim. “Helal olsun herkesi atlatmış” dedim. Sayın Taner Yiğit’e sormadan da edemedim...

+

Sevgili Neval’in haberine göre, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde “kış dönemine yaklaşılırken deprem hazırlıkları başta olmak üzere afet ve acil durumlar için toplantı yapılmış. Toplantıda kış aylarında yaşanabilecek her türlü olumsuzluğa karşı alınabilecek önlemler konuşulurken önemli bir karar da alınmış ve deprem, sel ve benzeri afet anlarında sevk ve idarenin daha rahat ve etkin yapılabilmesi amacıyla, tüm kurumlar ve büyükşehir belediyesinin kullanımına girecek çok amaçlı bir helikopter ihtiyacının olduğuna yönelik görüş birliğine” varılmış.

28 Eylül’de de Sabah Gazetesi Muğla Temsilcisi Hayrettin Şaşmaz “Muğla’ya Kamu Hizmetleri İçin Helikopter Gerek” başlığıyla bir yazı yayınlamıştı. Orada “Yani Valimiz veya Büyükşehir Başkanı için genel maksatlı bir HELİKOPTER alınsa güzel olmaz mı?” diye sormuştu.

Elbette güzel olur... Ki ben neredeyse 10 yıldır “Valiliğin bir helikopteri olmalı” diye yazarım... Şimdi bir de Büyükşehir var. Hayrettin Hocama katılıyorum. Ben de kendisini destekleyen bir yazı yazacaktım, Neval Arslan’ın haberi geldi...

+

Tabii bu “haber sızıntısını” ben yine Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Yiğit’e sordum. “Taner bey helikopter mi alıyorsunuz?” dedim. Taner bey “Helikopter, Tır Mutfak,Tır Ekmek Fırını alımı gündemde Özcan Bey.” diye karşılık verdi. “Henüz bir netlik yok. Haber olarak geçmedik o yüzden. Başkan bey değerlendirecek.” diye devam etti.

Ama haber yapılmış...

Taner bey bu konuda da “Komisyon toplantısında böyle bir tespit yapmış arkadaşlar. Hayrettin (Şaşmaz) abi sordu doğrudur dedim. Oradan yayıldı isteyene gönderdik.” ifadesinde bulundu.

Doğrusu “İsteyene gönderdik.” ifadesi beni gerdi. Diyaloğu sürdürmek istemedim. Karşılıklı iyi dileklerle vedalaştık...

+

Ben bunda bir kasıt aranıyorum. Olduğunu da sanmıyorum. Ancak bir “lakaytlığın” ya da eski alışkanlıklardan kaynaklı bir “iletişim sıkıntısı” olduğunu, “iletişim kazası” yaşandığını düşünmek istiyorum. Ben Hayrettin Şaşmaz’ın yazısı ile Neval Arslan’ın haberi arasında “helikopter” sözcüğü dışında hiçbir ilinti göremiyorum.

Hayrettin Şaşmaz “Helikopter alınmalı” derken, Neval Arslan “Helikopter alınabileceğini” haber veriyor.

Yani Hayrettin Şaşmaz’dan yayılan bir şey yok. Bence belediyeden yayılan bir şey var. Belediye basına şaşı bakarsa, basından belediyeye şaşı bakanların çıkması doğal hale gelir...

Ki iletişim kazaları, kazaların telafisi en zor olanıdır.

Oradan yayıldı isteyene gönderdik.” ifadesi beni gerçekten şaşırttı ve gerdi.

Varsayalım konu Hayrettin Şaşmaz’dan yayıldı ve duyanlar belediyeyi aradı ve arayanlara bilgi verildi.

Arayanlara bilgi verilirken aramayanlara da verilse ne olurdu?

Ben Sayın Ahmet Aras ile veya herhangi bir belediye birimi ile ilgili “özel haber” yapmak veya bir “yazı” yazmak isterim ve sorular yöneltirim. Bana verilen yanıt bir başkasına da verilirse bu büyük bir yanlış ve saygısızlık olur.

Ama konu bu değil...

+

Şimdi gündemde “korsan gazete” var. “Bu da mesele mi?” diyenler olacaktır. Diyenlere de bir şey demem. Cami bahçesine bırakılmış mevkute elbette pek çok yönüyle önemli bir meseledir. Ancak “helikopter meselesi” de önemli. “Tasarruf tedbirlerine takılır” diye kesip atmakta mümkün, ama kamuoyunda iyi niyetle tartışılmalıdır. Söylenti, sızıntı olarak kalmamalıdır.

Muğla bir helikoptere sahip olmakta çok geç kaldı...

Haberin önemlisi önemsizi olmaz. Her haber önemlidir...

---------            -----------

GÜNÜN SÖZÜ; Günlük ekmek derdine biz yaşamak demişiz yanlışlıkla. Bütün dava bu yanlışı düzeltmek! --Ruhi Su