31 Mart 2024 Yerel Yönetimler Seçimi yapıldı. Artık seçim atmosferinden de çıkıldı. Sandık koruma travması ve “oylar çalındı” saçmalığı yaşanmayan bir seçim oldu. İyi de oldu. Şimdi belediyeler konusuna rahatça girebiliriz.
Muğla ilinde başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras ve Menteşe Belediye Başkanımız Gonca Köksal olmak üzere seçilen tüm belediye başkanlarını tebrik eder, yeni dönemde güzel işlere imza atmalarını dilerim.
DÜNYA KENTİ MUĞLA
Muğla Büyükşehir Belediye başkanı Sayın Ahmet Aras, seçim geçtikten sonra ve seçim hay huyu arasında “Şimdi hizmet zamanı” diyerek kendi startını verdi ve hemen arkasından ilk vizyonel düşüncesini açıkladı: Dünya kenti Muğla. Seçim bildirgesinde de bu hususu dile getirmişti Aras başkan.
Türkiye’de “dünya kenti” olma şansı olan illerden biride şüphesiz Muğla’dır. En uzun kıyısı olması hasebiyle “en çok deniz varlığı” olmak, bu konuda bir kente çok büyük bir avantaj sağlar. Deniz ürünleri ve turizm, günümüz dünyasının en ortak kazanç kapılarından biridir ve Muğla 1980’lerden itibaren özellikle turizm konusunda Türkiye’nin ilk üçünde olan bir şehirdir. Dolayısıyla, turizm “dünya kenti” olmanın önemli bir aşamasıdır.
TURİSTİN NİTELİĞİ
Muğla’ya turist geliyor da, şehir ve ülke ekonomisine ne kadar katkıda bulunuyor gelen turist? Kendimizi kandırmayalım, gelen yabancı turistlerin tamamına yakını düşük gelirli ve kültürel zenginliği olmayan turistler. Bunların da ülke ekonomisine katkıları çok düşük. Kültürlü ve zengin turistler Adalar denizinde ve denizin öbür tarafında kalıyor veya İtalya veya İspanya-Portekiz’in kapısını çalıyor. Bu yüzden gelen turistin zengin ve kültürlü olması için tedbirler alınmazsa, biz “gariban yabancılar”a “hospitality” yapmaktan öte geçemeyiz. Gelen yabancı turist kültürel amaçlarla da gezmeli şehrimizi. Sadece deniz ve güneş için gelenler, “her şey dâhil oteller”de denize girip gidiyorlar. Çarşıya bile çıkmıyorlar.
BU TUVALETLERLE Mİ “DÜNYA KENTİ” OLACAĞIZ?
“Dünya kenti” demek insanların ihtiyaçlarının dünya ortalaması olarak karşılanabilmesini gerektirir. İnsanlığın en ortak ihtiyaçlarından biri de “def-i hâcet”tir. Pekiii… Merkez ilçe Menteşe dâhil tüm ilçelerdeki tuvaletlerin hâl-i pür-melâlinin farkında mıyız? Yıllardan beri gördük ki üç tür tuvalet vardır; 1) İhtiyaç giderilen tuvaletler, 2) İhtiyacını gidermeye kıyamayacak kadar temiz ve güzel tuvaletler 3) Gördüğünde ihtiyaç gidermeden çıkacağın tuvaletler. Maalesef şehirlerimizde son kategorideki tuvaletler daha çok. İnanmayan Menteşe Yağcılar hanı ve Pazar Camii, Şeyh Camii tuvaletlerine bakabilir. “Efendim, bu tuvaletler falanca yere bağlı” bahanesi, hiçbir şeye çözüm değildir.
OTOPARK MESELESİ
Menteşe de dahil, pek çok ilçe merkezimizde, 5-10 turist otobüsünün park edebileceği otoparklar yok. Otobüsler şehrin dışına park etse, şehre getirecek minibüslere park alanı yok. Bırakın turist minibüsünü, esnafın ve halkın şehre indiğinde aracını park edecek yerleri yok. Ücretli otoparkların çözüm olmadığı anlaşılmıştır.
Barınma ve beslenme: Günde 5-10 otobüs turist geldiğinde o kadar turistin bir anda yemek yiyeceği mekânlar şarttır. Bunu şu anda kısmen CNS karşılıyor ama gel-geç turistlerin uğrak yeri orası da.
Ya otel kalitemiz ve sayımız? Daha çok ticaret erbabının ve ilaç mümessillerinin kullanabildiği otellerimizin kalitesini ve yatak sayısını arttırmamız şarttır.
Otopark konusunda bir teklif…
Muğla meyilli bir şehirdir. Meylin düzlüğe kavuştuğu birkaç yerden girilip şehrin altına uygun yerlere otoparklar yapılabilir ve insanlar bir asansörle şehre çıkıp işlerini rahatça görebilir. Hem böylece şehrin tabanı depreme karşı tahkim edilmiş de olur. Cumhuriyet meydanı ve çevresinin altı da çok katlı otopark yapılabilir ama buranın ele alınması şehir trafiğini aksatır. Tabii bunu göze alabilecek bir yönetimle bu iş de olur.
ŞEHRE MARKA DEĞERİ KATMAK
Dağ turizmi: Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Muğla, bir turizm şehri. Fakat sadece deniz turizmine uygun değil, dağ turizmi içinde son derece uygun bir yer. Denizden hemen sonra başlayan çam ormanlı dağlar, dağ turizmi için biçilmiş kaftandır.
Kültür turizmi: Muğla kültürel açıdan da zengin bir yöredir. Arkeolojik yerleşimler, Menteşe beyliği ve Osmanlı dönemi eserleri; ahilik, Mevlevilik gibi sûfî gelenekleri, ikisi sayın başkanın önceki sorumluluk bölgesinde bulunan Ağa han ödüllü üç eser (Akyaka evleri, Bodrum Ahmet Ertegün evi ve Bodrum-Demir Sitesi), her ilçeye yayılmış üniversite birimleriyle geniş bir kültür şehri olan Muğla’da bunu harekete geçirecek bir zihniyet olursa, Muğla dünya kenti olur.
Tabii tüm bunlar için vizyonel bir danışma kurulu şarttır. Bu işin dünya çapında tecrübelerini yaşamış insan gücümüz var. Onlarla bir araya gelip fikir mütalaası yapmak, yerinde bir iş olacaktır.
Bu konuda yazılacak çok şey var da bu haftalık bu kadar yeter.