Ne­re­dey­se her gün,
Ga­ze­te, dergi, radyo veya te­le­viz­yon­dan,
De­niz­le­rin, göl­le­rin, ne­hir­le­rin, çev­re­nin,
Kir­len­me­si ile il­gi­li ha­ber­ler oku­yo­ruz.
İşin en il­ginç yanı da oku­du­ğu­muz yerde ka­lı­yor.
Ve bir ölçek öteye gi­de­mi­yo­ruz.
Çevre ve do­ğa­nın ko­run­ma­sı ko­nu­su ‘mış’ ola­rak kalıp,
Öteye ge­çi­lip,
Çevre sev­gi­si ve do­ğa­yı ko­ru­ma kav­ra­mı­nı,
Mil­le­ti­mi­ze tam ola­rak an­la­ta­mı­yo­ruz.
Güya her­kes doğa sever.
Bu kav­ram­dan an­la­dık­la­rı da ye­şil­lik alan­lar­da otur­mak,
Top oy­na­mak, man­gal yapıp et yemek.
Son­ra­sın­da da çöp­le­ri­ni do­ğa­nın bağ­rı­na atıp,
Ora­dan hızla uzak­laş­mak.
Sev­sin­ler sizin çev­re­ci­li­ği­ni­zi.
Sev­sin­ler sizin vic­da­nı­nı­zı.
Ül­kem­de ne­re­ye bak­sam ka­ba­lık var.
Kaba demek belki say­gı­sız­lık ama
Do­ğa­ya karşı bir say­gı­sız­lık,
Do­ğa­ya karşı bir gad­dar­lık var.
Ay şaş­kı­nım..
Ne­re­ye bak­sam şa­şı­rı­yo­rum.
Şa­şı­rı­yo­rum, şa­şı­rı­yo­rum.
Gözüm ta­kıl­dı.
Ayy kar­şı­da­ki kal­dı­rım­da bir adam,
İçtiği meyve su­yu­nun ku­tu­su­nu pat diye yere attı.
Huuu!
Yavaş at yahu.
Ka­ba­da­yı.
Eş­ya­nın ru­hu­na saygı gös­ter..
Hay Allah.
Teyze olur mu ya!
Ye­di­ğin si­mi­din po­şe­ti­ni yere ser­din.
Kı­rın­tı­la­rı­nı da bir güzel et­ra­fa saç­tın.
Hak­lı­sın biraz sonra esen rüz­gar ile
Ka­fa­mı­za şapka olur poşet.
Po­şet­ten şapka.
Yapma yahu!
Abi oldu mu şimdi.
Neden attın pe­çe­te­yi yere!
Ya­kış­tı mı sana?
Evin temiz olsun so­kak­lar kirli.
Adama bak yahu Entel Dan­tel..
Emzik gibi si­ga­ra­sı,
Diş­le­ri de si­ga­ra­dan sap­sa­rı.
Sonra pat diye yere attı iz­ma­ri­ti.
Ka­riz­ma ala­şa­ğı.
Yahu ya­kış­ma­dı sana.
Bak sen!
Gen­cin yap­tı­ğı­na bak.
Don­dur­ma mi­de­ye pa­ke­ti do­ğa­ya ar­ma­ğan.
Şaş­kı­nım şaş­kın.
Göz­le­ri­me mavi deniz ça­lı­nı­yor.
Deniz de nazlı nazlı yol alır­ken,
Fe­ri­bot­tan, kaba ayı soda şi­şe­si­ni pat diye güm­let­ti de­ni­ze.
Şişe kadar taş düş­sün ba­şı­na emi.
An­la­maz ki.
An­la­ta­mı­yo­ruz.
So­kak­lar­da bir ev. Doğa evi­mi­zin bah­çe­si.
Allah’ım bu ne in­saf­sız­lık yahu.
Bu ne acı­ma­sız­lık.
Ko­ca­man trak­tör geldi,
Çak­tır­ma­dan va­go­nun­da­ki çöple ka­rı­şık tüm mo­loz­la­rı döktü ve gi­di­yor.
Ay ba­yı­la­ca­ğım yahu.
Ayı demek geldi içim­den.
Ka­sa­sı var kam­yo­nun.
Bu kasa eğ­re­ti fis­tan gibi du­ru­yor.
İçin­de­ki çir­kin bı­yık­lı adam,
Ye­di­ği tüm por­ta­kal­la­rın ka­buk­la­rı­nı fır­lat­tı yola.
Bir de üs­te­lik ge­ği­re­rek iç­ti­ği suyun şi­şe­si­ni.
Bak­san iler­li­yor.
Ci­ga­ra­sı­nı yaktı, biten pa­ke­ti fora.
Tüylü may­mun.
Yapma etme de­mek­ten an­la­maz mısın yahu!
Bak sen, hem öğ­ret­me­nim diyor,
Hem de so­kak­ta sakız çiğ­ni­yor.
Tü­kür­dü yere.
Ay ayak­ka­bı­ma ya­pış­tı bu çik­let.
Kah­rol emi ayıp ayıp yahu.
Yuh yani adam ara­ba­da gi­der­ken,
iç­ti­ği suyun pet şi­şe­si­ni fır­la­tı­yor dı­şa­rı­ya.
Ne hoş yap­tın eline sağ­lık.
Kadın ka­fa­yı yemiş,
Plaj­da be­be­ği­nin al­tı­nı te­miz­le­di­ği kirli bezi kuma gö­mü­yor.
Göm­mek­te haklı.
Bez­de­ki altın.
Yuh yahu.
Pik­nik­te gü­zel­di.
Man­gal­da etler nar gibi kı­zar­dı.
Ya­nı­na bir de bira aç­tı­lar, çakır keyif.
Güzel.
Ayy ne ya­pı­yor bun­lar.
Bira şi­şe­le­ri­ni kır­dı­lar.
Cam kı­rık­la­rı ile doldu her yer.
O da ne! Sar­hoş adam düştü,
Cam kı­rık­la­rı yü­zü­nü kesti.
Beter olun emi.
Ay ay ay.
Yapma Teyze!
So­kak­lar evi­miz değil mi?
Bak sen! Şu kur­naz pat­ro­na.
Giz­li­den de­re­ye tüm fab­ri­ka­nın zeh­ri­ni dö­kü­yor.
Dök yahu dök.
Ca­nı­mız sağ­lı­ğı­mız feda sana.
Ba­lık­lar feda sana
Şu­ur­suz pat­ron!
Ka­fa­sı tek pa­ra­ya ça­lı­şı­yor.
Sen de­re­yi kir­let,
Son­ra­da dere den su­la­ma yapan çift­çi­den ürün satın al.
Kan­ser olur­sun yahu.
Etme ey­le­me.
Doğa demek biz demek.
Doğa sağ­lık­lı ise bizde sağ­lık­lı­yız.
Bi­rey­sel ola­rak in­san­la­rın,
Do­ğa­yı hor gör­me­si­ni yaza yaza bi­ti­re­me­yiz.
Daha büyük çapta,
Rant eko­no­mi­sin­den kay­nak­la­nan,
Do­ğa­ya karşı sis­tem­li bir sal­dı­rı var.
Bun­lar ise ca­nı­mız­dan öte içi­mi­zi ya­kı­yor.
Yıkım çok fazla.
Çok üz­gü­nüz ki Muğla,
Son yıl­la­rın en gözde sö­mü­rü alanı du­ru­mun­da.
Gö­zü­nü di­ken­le­rin gözü çık­sın.
Gör­gü­süz­ler,
İşini yü­rü­tüp koy­la­ra otel­le­ri di­ki­yor­lar.
Bu kadar do­ğa­ya ve ço­cuk­la­rı­mı­zın ge­le­ce­ği­ne,
Şu­ur­suz­ca sal­dı­rıl­maz ki.
Ve de izin ve­ril­mez yahu.
Gözü dön­müş aç göz­lü­ler bu ül­ke­yi ya­şan­maz hale ge­tir­di­ler.
Muğla’da pek çok eko­lo­jik yıkım pro­je­si sü­rü­yor.
Mil­le­tin olan alan­lar­da,
Sa­de­ce azın­lık çı­kar­la­rı gö­ze­ti­li­yor.
Aç gözlü rant­çı­la­rı do­yu­ra­ma­dık gitti yahu..
Ter­mik Sant­ral­ler,
Ma­den­ci­lik,
Kıyı ve koy­la­rın özel­leş­ti­ril­me­si,
İnşa­at­lar,
Or­man­la­rın ta­la­nı,
Par­sel­le­nen koy­lar.
Yetti gari
Mer­ke­zi Hü­kü­me­tin,
Kaz Dağ­la­rı’nın ar­dın­dan,
Ta­ri­hi ve doğal gü­zel­lik­le­riy­le ünlü,
Bafa ve He­rak­le­ia (Lat­mos) antik ken­ti­nin yanı ba­şın­da­ki,
Il­bı­ra Dağı’nı da ma­den­ci­li­ğe aç­ma­sı,
Bizi çok in­cit­mek­te.
Ve bu kö­tü­cül gi­di­şe dur demek ge­re­ki­yor.
Her ağacı,
Her bö­ce­ği,
Her hay­va­nı,
Her köyü,
Her or­ma­nı,
Her taşı,
Her dağı,
Her koyu,
Her de­ni­zi,
Her gü­zel­li­ği ko­ru­ma­lı,
Ve rant­çı­lar­la sa­vaş­ma­lı­yız.
Ranta değil de,
Halka hiz­met için ça­lış­tı­ğın­dan do­la­yı,
Çok te­şek­kür edi­yo­ruz,
MUĞLA ÇEVRE PLAT­FOR­MU.