İlk kez Süleyman Demirel’den Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin açılışını yaparken duyduğum bir söz vardır. Belleğimde yer etmiş sayılı sözlerdendir. Rahmetli Demirel, Kurucu Rektör. Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı, dönemin Muğlalı Bakanı Erman Şahin ve dönemin Muğla Valisi Dr. Lale Aytaman ile açılışı yaparken şöyle demişti:
“Göç yolda düzelir.”
O yıllarda her yere üniversite açılmasına karşı olanlardandım. Üniversitelerde bugün zirveye ulaşmış olan “gecekondulaşma” o yıllarda başlamıştı. O zaman Ankara İİBF’ye bağlı Muğla İşletmecilik Yüksek Okulu’na (MİYO) sahip olan Muğla’nın Ankara’dan beklentisi bir “Fakülteye” sahip olmaktı. Ancak Başbakan Süleyman Demirel içinde Isparta’nın da olduğu 19 yere üniversite kararnamesi çıkarırken, “Listede Muğla yok” diye Erman Şahin kararnameyi imzalamaz ve son anda Muğla’da eklenir...
Çok şükür göç Allah rahmetini esirgemesin, ‘Sarı Ceketli Mühendis’ Sıtkı Davut Koçman sayesinde düzelir... Düzeldi... Keşke akademik olarak da düzelse...
xx xx xx
“Göç yolda düzelir” belleğimdeki sevdiğim sözlerdendir.
Bir de sevmediklerim vardır. “Çatal kazık yere batmaz” onlardan biridir. Bazı yerlerde “Çatal kazık yere çakılmaz” denirmiş. Bizim Muğla’da “Çatal kazık yere batmaz” derler...
Şaşılacak bir şeydir Muğlalılar da bu sözü haklı çıkarmak için ellerinden geleni yapmış ve yapmaktadır... Hala da aynı gayretin içindedirler. Bazı kardeşlerin birlikte kurdukları şirketlerin bile dağıldığını, yok olup gittiğini üzülerek görüyoruz...
Bu anlamda en çarpıcı ve acı örnek ise Muğla Kireç Sanayi A.Ş.’dir...
TEK Koleji’ni (Muğla Teknoloji ve Kültür Koleji) Muğla’da bilmeyen olduğunu sanmıyorum. Ama sahibinin MUYABİR A.Ş. olduğunu herkes bilmeyebilir. 25 kişi ile kurulmuş olan MUYABİR (Muğla Yatırım Birliği) bugün hiç biri hissesini satmaya niyetli olmayan 41 ortaklı bir anonim şirket.
MUYABİR’in 24.05. 2024 tarihinde kolejinin konferans salonunda Saim Gürsoy’un divan başkanlığında seçimli olağan genel kurulu yapıldı. O gün Kuruculardan Hamdi Yücel Gürsoy geleneksel konuşmasında bana bakarak şöyle dedi:
“Özcan hani çatal kazık yere batmazdı?”
Rahatlıkla söyleyebilirim, MUYABİR başardı...
xx xx xx
Sakın yanlış anlaşılmasın, “Ben bırakın bu işleri, Muğla’da çatal kazık yere batmaz” demişim de sevgili Hamdi ağabey o kinayeli soruyu sormuş değil... O gün kendisi, biz kurucuların inancıyla ve MUYABİR ile gururu TEK Koleji yöneticilerinin, özverili yetkin hocalarının başarısını öyle ifade ediyordu...
Başka da nasıl ifade edilirdi ki...
Her şey Yücelen Hastanesi’nin Kardiyoloji bölümünün açılış kokteyli ile başladı...
Rahmetli Halilibrahim Nizamoğlu ve ben bu tür etkinliklerde veya toplantılarda herkes giderken oturup kaldık mı masamız kalabalıklaşır ve orada “Muğla kurtarılırdı”... O gün Kardiyoloji açılışında da kurtarma çabasına girmiştik... Kurucu Rektör Prof Dr. Ethem Ruhi Fığlalı da bize katılınca masadaki tartışma daha bir keyifli hale gelirken, sevgili Fığlalı hocam “Beyler burada bu masada Muğla’yı kurtaramazsınız. Hadi dağılalım, yarın öğlen vakfa gelin orada konuşalım” demiş ve dağılmıştık.
Fığlalı hocamın rektörlüğü bitmiş, Muğla Sıtkı Koçman Vakfı Başkanlığı yapıyordu. Vakıfta öğleyin buluşulacaktı. Rahmetli Halilibrahim ile vakfa giderken yolda “Herkes akşamdan kalma. Bizden başka gelen olmaz” demiştik, ama herkes gelmişti:
Hamdi Yücel Gürsoy, Şükrü Zeybek, Oktay Turgut, Saim Gürsoy, Taşkın Bilginer, Onur Alp, İsmail Atasever, Tevfik Oğuz, Hayati Nizamoğlu, Rüştü Gürsoy ve galiba Erol Kapiz ile birkaç kişi daha oradaydı...
xx xx xx
Adını anımsayamadıklarım beni bağışlasın, Vakfa vardığımızda içeriden miss gibi “Muğla Kavurmalı Böreği” kokusu geliyordu. İçeriye girerken rahmetli Halilibrahim’e “Hoca bizden de Muğlalı olmuş” demiştim...
O gün orada Muğlalılara “Çatal Kazık Yere Batmaz” sözünün büyük bir yalan oluğunu Muğlalılara anlatmak, Muğla’nın kalkınması ve gelişmesi için “Muğlalı birikim sahipleriyle müteşebbislerin bir araya gelip ortaklıklar kurmaları” gerektiğini ifade etmek üzere bir platform kurduk. Ardı ardına toplantılar yaptık. Bir ara il genelinde 50 kişiye çıktık. Sonunda Hamdi Yücel Gürsoy kalktı şöyle dedi:
“Arkadaşlar böyle toplan toplan nereye kadar? Muğlalı gözünden akıllıdır. Ne anlatırsanız anlatın, görmesi lazım. Gelin şirket kuralım.”
Onaylayanlar, karşı çıkanlar oldu. Çok tartışıldı. Ben muhaliftim, yaşamını zor kazanan biri olarak şirkette ne işim olurdu. “Hem şirket kurulsun, hem platform devam etsin” önerisinde bulundum, itibar görmedi. Çoğunluk şirkete “Tamam” dedi. Ben ve birkaç kişi “Yoğuz” dedik. Hamdi ağabey “Sensiz asla olmaz” diye çok baskı yaptı ve sembolik bir rakamla 25 kişilik şirketin en küçük hissedarı oldum.
Bu gün o gerçekten sembolik, en küçük hisse benim için değer biçilmesi zor bir “madalya”...
xx xx xx
Şirket kurmak zor bir şey değilmiş... Hemen kuruldu. O günün parasıyla sanıyorum 5 bin TL gibi bir ödenmiş sermaye ile gerçekleşti. Ama bir kolej kurmak, ana okulundan iki ayrı lisesine kadar okul yapmak çok ama çok zormuş... Çok emek ve özveri istiyor... Tabi bizi çok ta ilgilendirmiyordu...!!
MUYABİR yönetimi ve TEK Koleji yönetimi Hamdi Yücel Gürsoy rehberliği ve önderliğinde işi sırtlanıp buralara taşıdılar...
MUYABİR bugüne kadar hiç kar payı dağıtmadı... Hep zarardaydık. Bu genel kurulda artık zararda olmadığımızı sevinerek öğrendik. Zarar yoktu, ama kar payı yine yoktu... Tabii kimsenin de kar payı derdi olmadığını da gözlemledik... Kazanç yine okulun gelişmesine harcansın görüşü hakim gibi geldi bana... Çünkü genel kurulun temenniler bölümünde en önemli kararının “MUYABİR Üniversitesi” olduğunu gördüm... Mutlu oldum...
Ben değil, ama şirket ve büyük ortaklar büyük borçlara girdiler... Muğla’nın en başarılı dershanelerinden “ Sınav” ile de evlilik yapılmış, değerli hocaları Şevkiye Ünlüsoy Korkut, Çağdaş Gerçekli de yeni hissedarların arasında yer alırken, Celalettin Demirel ve Kamil Bencik ile Şevkiye Ünlüsoy Korkut yönetiminde kolej kısa zamanda kendisini kanıtladı ve tercihlerde başta gelmeye başladı...
xx xx xx
Kolejimizin Genel Müdürü Celallettin Demirel, genel kurul öncesi geçmişten bugüne “TEK Kolejini” anlatırken duygulu anlar yaşadık. Milli Bayram kutlamalarında TEK Koleji bandosu ile resmi geçit yapıldığını, kültür-sanat ve sporun her dalında öne çıkıldığını, Muğla’nın tek bandosuna sahip olunduğu gibi, tek “okul marşı” olan eğitim kurumu olduğunu öğrenmek gurur vericiydi.
Adı üzerinde MUYABİR’in TEK Koleji işte...
Celalettin Demirel hocamızınsunumunda duygulu anlar yaşadık... Bir ara gözlerimden yaşlar damladı, Hamdi ağabeyinde dökülmüş... Başkalarının da dökülmüştür, ki Celalettin hocam da kürsüden inerken ağlıyordu... Tabii Celallettin hocamızın sunumunu izlerken, MUYABİR süreci de gözlerimin önünden bir film şeridi gibi akıp geçti.
O zaman Büyükşehir yok, İl Özel İdaresi vardı... İşe bir “Özel İlkokul” ile başlama niyetindeydik. Üniversitemizin atıl BESYO binaları vardı. İl Özel İdaresi yaptırmış ve üniversiteye tahsis etmişti. Rektör Şener Oktik’ti.. O binalara talip olduk, İzmir Özel Türk Kolleji ile anlaşmış, akademisyenlerin Muğla’yı tercihlerinde bir kolej varlığı etkili olabilir diye düşünmüştük. Ancak Şener hoca ile anlaşamadık... O görüşmelerde Şükrü ağabey (Zeybek) ne çok çekmişti...
Ne Muğla İl Özel İdaresi ne de Muğla Belediyesi yardımcı olmadı. Ancak Akçaova’da Fetöcülerin kurduğu “Pirireis Koleji” için bütün kapılar açıktı...
Hiç unutmuyorum, Ethem Ruhi Fığlalı hocam da “Şener beni pek sevmez, ben engel olmuş olmayayım” diyerek MUYABİR’den ayrılma fedakarlığında bulunmuştu, ama işe yaramamıştı...!
Ancak başardık... Hamdi Yücel Gürsoy’un kararlılığı sayesinde...
xx xx xx
Genel kurulda bütün kararlar oy birliği ile alınırken o kararlardan birisi yine “Yöneticilerin hakkı huzur almamaları” oldu... MUYABİR yöneticileri huzur hakkı almadan huzurlular..!
TEK Koleji kurulup faaliyete geçtiğinden beri MUYABİR Hamdi Yücel Gürsoy Başkanlığında Uğur Çolakoğlu, Erdinç Gürsoy, Mehmet Dişçigil ve Erol Kapiz ile yönetiliyordu. “Çok yorulmadık, ama başka işlerimiz de var” dediler, talipli çıkmadı... TEK Kolejinde rekabet var, ama MUYABİR de yok... Genel Kurulun önerisiyle yeni yönetim Ali Özden Gürbüz Başkanlığında Suzan Sarısavran ve Hakan İnan’dan oluştu...
O gün oy birliği ile bir genel kurul kararı da “Hamdi Yücel Gürsoy’un MUYABİR Onursal Başkanlığı” oldu... Kendisini kutluyorum. Tabii eli hep Ali Özden Gürbüz’ün omzunda olacaktır...
Önceki yöneticilere de özverili ve başarılı çalışmaları için teşekkür ediyoruz. MUYABİR’in en büyük sorunlarından biri arsa olmuştu. “Muğla sevdası” ile bu sorunu çözen Şerifali Ünsal’a de hepimizin teşekkür borcu var. Tabii yeni yönetime de başarılar diliyoruz...
Sevgili Hamdi ağabeyin MUYABİR’i de anlattığı geleneksel konuşması özetle şöyleydi:
“Ben liseyi okudum. Daha fazla okuyamadım. En büyük hayalim bir okul yaptırmaktı. Annemi 9 yaşında vereme yakalanması sonucu kaybettim. Bir diğer en büyük hayalimde hastane yaptırmaktı. Bu hayallerimi sizlerle birlikte gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bana bu fırsatı veren Allah’ıma şükrediyorum. İnşallah Muğla’ya üniversite de kazandırırız.”
Bugün ve yarın sınavda olacak çocuklarımıza Allah zihin açıklığı versin. Başarılar dilerim...
---------- -------
GÜNÜN SÖZÜ; Ardıma dönüp bakıyorum da, dallarımı kıran rüzgarları bile affetmişim ama, bir kendime uzanamamış elim.--Ahmet Haşim
Bugün ve yarın sınavda olacak çocuklarımıza Allah zihin açıklığı versin. Başarılar dilerim...