ARİF YILMAZ’IN ARDINDAN
Bodrum’dan Okan Özsu paylaşmış:
“Dünyadan Arif Yılmaz geçti, iz bıraktı ...
Bodrum’un kimliğini, kültürünü ve doğasını korumak için mücadele etti. Saygıyla anarım...”
Ben de anayım. Hem de Bodrum’un ‘Mavi Kadını’ Saynur Gelendost ile birlikte anayım...
Bodrum Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz içinde “Mavi Adam” diyorlarmış... Kendisiyle tanışmadık. Çok isterdim. Ama tanışmışız gibi tanıyorum... Zaten bir insan eylemleri, söylemleri ve yaşama dair mücadelesi veya karşı mücadelesi ile tanınır... İnsanlar da ve yaşamında, yaşamda, ardında iz bırakır.
Arif Yılmaz “iyi” iz bırakanlardan. Gazeteler “göz yaşları ile uğurlandı” diye yazdı. Cenazelerde vefat edenin yakınlarından elbette göz yaşı dökenler olur... Dikkat edin bir cenazede yakınlar dışında göz yaşı akıtanlar varsa bilin ki o merhum hep “kendisini ihmal etmiş”, başkaları ve başka şeyler için yaşamış bir insan olmuştur...
Arif Yılmaz da öyle olmalı... Yaklaşık üç yıldır pankreas kanseri ile mücadele ediyormuş... 2019’dan beri de Bodrum Kent Konseyi Başkanlığı yapıyordu... Bodrum’un korunması, Mavi Yolun yaşaması için talana karşı arkadaşları ile birlikte ödünsüz mücadele veriyordu. Cennet mekanı, ruhu şad olsun...
xx xx xx
FEN İŞLERİNİN EV TAŞIMA OPERASYONU
Kurşunlu Camii yanındaki “fıskiye meydanında” güvercinlerimiz var. Sonra Muğla Adliyesi önündeki meydanın kenarındaki yeşil alanlarda da yuva yapıldı onlara. Muğlalılar güvercini, kumruyu bir başka sever... Çocuklar için de iyi oldu. Sonra Perşembe Pazarı girişinde rahmetli Orhan Çakır’ın adının yakıştırıldığı ve Bahattin Gümüş’ün giderayak yeniden düzenlediği parka da iki güvercin evi kondu. Güvercinler oraya da yakışırdı... Hatta Sınırsızlık Meydanı’na da...
Başka yerlerde de deniyor mu bilmiyorum, Güvercine biz Muğlalılar “Ev kuşu” deriz. Perşembe Pazarı girişindeki parka konulan iki güvercin evi uzun zaman boş kaldı. Neredeyse “Hani bu evlerin güvercini nerede?” diye yazacaktım, o evleri dün sabah söküp götürdüler.
Üzüldüm. Duyduklarım karşısında şaşırdım, inanamadım, öfkelendim...
xx xx xx
Park bizim apartmana yakın. Dün sabah kalkıp balkona çıktığımda parkın girişinde kaldırımda kamyon park ettiğini gördüm. Bu bölgede motorlu araçlar, mesela Evkur’un araçları kaldırımlarda gezdiği için “Bir kamyonuuz eksikti” dedim. Meğer Menteşe Belediyesine aitmiş. Bir süre sonra kepçeli traktör geldi. Ardından bir pikap... Park bir anda makine parkına döndü. Yandaki taksi durağına da bir dablo park etti... Yola ve parka şeritler çekildi... Mühim bir iş var herhalde dedim. Parkın girişinde zeminde dalgalanma var, düşenler oluyor, onu mu düzeltecekler acaba diye düşündüm. Hatta orada parkın köşesinde bugünlerde türdeşleri meyveye dururken o yapraklarını dökmüş, yakalandığı hastalığın pençesinde can vermekte olan incir ağacı var... Onu sökecekler herhalde diye de aklımdan geçti...
Hiçbiri değildi... İki güvercin evini oldukları yerden söküp götürmeye gelmişlerdi...
O makine parkına yakışır şekilde 20 kadar personel de vardı... Yarısı benim gibi olup gideni izliyordu. Menteşe Belediyesi Basın Halkla İlişkiler biriminden gelenler de olmuştu. Çekim yapıyorlardı. Hele birisi elindeki kamera ile hareket eden her şeyi bir “belgeselci titizliğiyle” iş makinelerinin somunlarına kadar çekiyordu... Balkona çakıldım kaldım...
xx xx xx
BAHATTİN GÜMÜŞ’Ü ÖDÜLLENDİRSEK Mİ?
O sırada karşı kaldırıma da (Mustafa Muğlalı İş Hanı önü) yine Fen İşleri’nden bir başka pikap çıkıp park etti. İçinden çıkan 4 kişi pikabın kasasından sokak lambaları indirmeye başladılar. Ben de ne zamandır “Oradaki lambalar nerede?” diye soracak oluyordum. Belli ki bakıma götürmüşler. Bahattin Gümüş’ün bıraktığı borç bir yerlerden akarken ve “tasarruf tedbirleri” boyunduruğu da varken o lambaları yenileyecek değiller ya...
Neyse şöyle bir manzaraya baktım;
“Menteşe Belediyesi çalışıyor”
dedim...
Bu yazımın başlığı olabilirdi.
Ardından “Dostlar alış veriş de görsün” diye ekledim.
Bu başlık oldu.
Keşke yasal imkan olsaydı, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal selefi Bahattin Gümüş’e “Gel al şu mazbatayı, borçları öde” diyebilseydi...
xx xx xx
Neyse, küçük makine parkı ve yaklaşık 20 çalışanla (saymadım) iki güvercin evi yaklaşık 2 saatte yerinden söküldü. Önce vinç sepetine bindirilmiş kişi ile evler indirilip pikaba kondu. Kamyon neden erkenden oraya park etmişti hala anlayamamıştım... Sonra traktör kepçesine bağlanan calascar ile evlerin altındaki çelik borular söküldü, boş kamyona yüklendi... Bu seferde kamyon kasasına boruların yanına konulabilecek kuş evleri neden pikaba kondu diye düşündüm.
Çözemedim...
Vallahi herkes bunu beceremez. Bahattin Gümüş “başarmak” için çok emek vermiş olmalı...!
O kadar iş bilmezlik, yetersizlik, organizasyonsuzluk bir araya nasıl getirilebilmiş çözemedim...
Bu arada naklen yayın yaparcasına yapılan video çekimini de çok merak ediyorum. Nerede nasıl kullanılacak acaba?
xx xx xx
KUŞLARI DA KATLETMEYE KALKMASINLAR DA
O iki güvercin evi oraya konduğunda “Neden?” sorusu aklıma gelmedi, ama dün o iki ev ün kıyamet sökülüp götürülünce “Neden?” dedim...
Neden?
Madem orada olmayacaktı, neden kondu? Belediye çevrelerine yakın CHP’li bir dost “Kuşlar havadan insanların başını da pisliyor diye şikayet edenler oluyormuş.” dedi. İnanamadım. Espri yapıyor diye düşündüm.
Güvercin evleri dün Akyol’da “Nazım Hikmet Parkına” götürülmüş. Kendi kendime “Ne yapacaklar acaba, Nazım Hikmet Parkı’nda güvercinlerin altına bez mi bağlayacaklar?” diye sordum.
Hadi güvercinlere bez bağlandı öteki kuşlar ne olacak?!
Vallahi insan beyninin bu kadar çalışması iyi değil... Şimdi köpeklerin katlini isteyenler kalkar “Bu kuşlar tepemize ediyor. Herkes kuşunu evinde baksın. Sahipsiz kuşlara ötanazi yapılsın” derlerse ne olacak?
Olmaz olmaz demeyin... Biz nelerin olduğunu gördük...
xx xx xx
Söylentiyi alıp haber yapacak değiliz. Menteşe Belediye Başkan Yardımcılarından sevgili Mehmet Tahca’yı aradım. Sorumu dinlerken O da güldü. Ama ne doğruladı, ne doğrulamadı... “Abi fen işleri bana bağlı değil. Gerekçeyi bilmiyorum. Ancak senin anlattığın gibi bir gerekçe olmaz. Umarım inanmamışsındır. Öğrenince sana söylerim.” dedi.
O güvercin evleri bizim evin önündeki parka yakışmıştı. Güvercinlerde yakışırdı... Bizim balkonun 20 den fazla kumrusu var. Yanlış oldu... Bizim balkon 20 den fazla kumrunun... Orayı kirletiyorlar, biz temizliyoruz, ama başımıza da etmiyorlar!
Bu arada parkın köşesinde can çekişen İncir Ağacını gören olmadı. Kimse görmedi... Zaten bütün bu işler olurken oradan geçen zabıtalar da ne kaldırımdaki işgalcileri, ne de parktaki faaliyeti görmemişlerdi... Geçip gitmişlerdi. Oysa orada ev taşıma faaliyeti sırasında zaman zaman yol trafiğe kapatılıyordu, o işle bile ilgilenebilirlerdi...
Tabii bana ne? Bize ne? İşinize bakın...
xx xx xx
Dün Menteşe Belediyesi’nin Fen İşleri elemanları geldikleri gibi gittiler.
İncir ağacı yalnızlığı ile kala kaldı, ölümü bekliyor...
Benim aklımda da “Neden?” sorusu kaldı...
-------------------
GÜNÜN SÖZÜ; Bir yerde kuşlar görünmüyorsa, orada yaşam tükeniyordur.