Nasıl Bir Açık Hava Müzesi İstiyoruz

Genel olarak taleplerin iletildiği ve içeriğinin pek doldurulmadığı bir ortamda geçen haftaki yazı havada kalsın istemedim. Bu sebeple yazıya devam ediyorum. Açık hava müzesi deyince kulağa hoş geliyor. Sanki kıymetli eserler sergilenecek ve insanlar bu etkileyici ortamı görmek için ziyarete gelecek diye düşünüyoruz.

Aslında bu hayale yakın bir tasavvurum var. Öncelikle TDK sözlükten açık hava müzesinin anlamına bakalım. Sözlük diyor ki: “Açık havadan etkilenmeyecek etnografik eserlerin, evlerin, işlik vb. sivil yapıların sergilendiği bir bölgede kurulan üstü açık müze.” Bu tanımla beraber hayalimizin de içini doldurmaya başlayalım.

Etnografik eser deyince halkın günlük yaşamda kullandığı maddi kültür ögelerini düşünmeliyiz. Muğla ve Bozüyük bu yönüyle çok zengin bir kültür barındırıyor.

Yörenin beylikler dönemi, Osmanlı ve yeni dönem Türkiye'sinden kalan güçlü bir mirası var. Yöreye özgü kıyafetler, yemek takımları, ev içi düzeni eşyaları, kullandığı tarım aletleri tam bir etnografik eser örneğidir. Muğla evleri mimari özellikleri itibariyle özgünlüğü en üst düzeyde olan Türk evi örneklerindendir. Kendine has bacası, eşsiz sofaları, cumbaları, kiremit çatıları, ahşap tavanlarıyla kültürün izleri bu evlerde yaşar. Yöreye ait yemekleri olan ot kavurmaları, et keşkeği, Muğla kebabı, Muğla halkası, kabak çiçeği dolması gibi yemekleri de tadılmaya değer.

Şimdi hayalimizdeki yolculuğumuza başlayabiliriz. Bir eski Menteşe ve Bozüyük düşünelim. Eski sokaklarında gezinelim. Cumbalı evlerde insanların yaşadığını cıvıl cıvıl seslerin sokakları doldurduğunu düşünelim. O zaman yaşayan bir müze olmalı. Ardından kültür ögelerini ve geçmişin izlerini merak ettiğimizde görmek için gerek Menteşe’de gerek Bozüyük’te şartlara göre hem açık alanda sergilenecek hem de kapalı alanda sergilenecek güzel iki müzenin varlığı güzel olurdu. O zaman nitelikli bir müze olmalı. Sokaklarında gezerken elbette kalbimiz ve aklımız geçmişe gidecek. Bir ah edecek. O eski günler diyecek. O zaman Menteşe’de zahire pazarının yaşatıldığı, Bozüyük’te tamamen organik ve el emeği ürünlerin satıldığı belediye destekli köy pazarı güzel olurdu. O zaman canlı bir müze olmalı. Nasıl gezilecek acaba bu yöre denildiğinde gerekirse alanında uzman görevlilerin olduğu bir ekiple yürüyüş yolu oluşturulabilir. Menteşe için Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin bir üst mahallesinden perşembe pazarına kadar. Bozüyük için de beldenin merkezinden Kanuni yolu rotasına kadar… O zaman tarihte yürüyen bir müze olmalı. Eski nesnelerin heba olmasına genelde yürek elvermez. O ürün elden nasıl çıkarılır diye bakan da çok olur. Kültürün canlı yaşadığı ilimizde böyle nesnelerden bolca bulunacaktır. Eski kitap, ev eşyası, süs eşyası, kıyafet vb. ürünlerin ayın belli bir gününde müzayede ile satılması ve bunun tarihi Menteşe evlerinde yapılması harikulade olacaktır. O zaman talepli bir müze olmalı. Elbette en önemli şeylerden birisi de Menteşeoğlu Beyliği’nden bugüne tarihe tanıklık eden tarihi Menteşe evlerinde, Bozüyük evlerinde, belediye kültür alanlarında, camilerde, okullarda bu şehri anlamak için alanında uzman ve Muğla’ya gönül vermiş kişiler tarafından konferans, söyleşi, panel, vaaz gibi etkinlikleri yapılmalı. Geçmişte Mevleviliğin merkezlerinden biri olan Muğla’da bu anlayışın izleri aranmalı başta camiler olmak üzere tüm kültür taşıyıcısı yerlerde atalarımızın dini yaşayış biçimi ve düşünce dünyası anlatılmalıdır. Ayrıca yörenin türkü kültürü konusunda zengin olduğunu biliyoruz. El işçiliği sanatlarında da kıymetli eserler ortaya çıkıyor. Şiir dinletileri, türkü geceleri, el işçiliği sergileri yapılmalıdır. O zaman kültürü iliklerine kadar hissettiren bir müze olmalı. Arasta gerçekten çok kıymetli bir çarşı hüviyetinde. Buranın AVM boyunduruğu altında zayıflayan ruhunu canlandırmak için ve yaşayan bir arasta için hemen mücadele edilmeli. O zaman ticaretin de içinde olduğu bir müze olmalı.

Bu çerçevede hayal ettiğimiz kıymeti görecek bir Muğla tablosunu şimdiden duvara asabiliriz. Medyanın ve toplumun desteğiyle turlar Menteşe ve Bozüyük’e daha çok yönlendirilebilir. Ziyaretçilerin hayali olan bir ortam hazırlandığında gerçek manasıyla büyüleyici bir atmosfer olacaktır. Bu durum deniz turizmine sıkışıp kalan ilgiyi kültüre de yönelterek çeşitliliği artıracaktır. Şehrin yaşayan ruhu sadece mavi sahillerde değil geçmişin izinde devam eden bu eşsiz mekanlarda yol alacaktır. Her şeyden öte dünü hatırlatan geçmişi yaşatmak için değmez mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Can - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Menteşe - Ah Menteşe güzel Menteşe! Hak ettigin değeri görmen dileğiyle...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 12 Mayıs 20:16
01

Muğlasever - Yazıda bahsedilen hususlar umarım Muğlamızda gercekleştirilir.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 12 Mayıs 20:16