UNUTULAN CHP Mİ, HATIRLANMAK İSTENMEYEN CHP Mİ?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Afyonkarahisar’da CHP’li belediye başkanlarıyla bir araya geliyor. Özel, 3-5 Nisan tarihleri arasında Afbel Termal Otel’de gerçekleştirilecek buluşmada CHP’li belediye başkanlarıyla bir toplantı gerçekleştirecek. Toplantıda CHP’li belediyelere yönelik yaşanan gelişmelerin ele alınması bekleniyor. CHP Genel Merkezi’nin CHP’li belediyeleri “yargıdan önce ele alması” isabetli olacaktır. Tabii bugün başlayacak toplantıdan anlamamız gereken buysa…

Nitekim CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da 1 Nisan’da TBMM’de yaptığı basın toplantısında “CHP, Özkan Yalım da dahil olmak üzere akçalı ve ahlaki meselelerde koyduğumuz kırmızı sınırların dışına çıkan herkesi ihraç edecektir.” dedi. İşte doğru tavır budur, tabii 1 Nisan şakası değilse…

Çünkü CHP’de, özellikle Muğla’da “şaka mı?” dedirten olaylar yaşanır oldu. Marmaris Belediyesi’ne yönelik yürütülen “rüşvet ve usulsüzlük soruşturması” kapsamında malum gece operasyonlarından biri yapıldı ve 13 kişi gözaltına alındı, 4 şüpheli tutuklandı. Tarih 1 Nisan’ı değil 31 Mart’ı gösteriyordu, ama CHP Muğla İl Başkanlığı’ndan “Adalet ve Hakikat Tecelli Etmiştir” başlıklı bir açıklama geldi. Beni de acı bir gülümseme aldı…

*

CHP’li gençlerden gazetecilik mezunu Turhan Doğu zaman zaman yaptığı çalışmaları benimle paylaşır. Dün de “Bugün size uzun ama önemli bir konu anlatacağım.” başlıklı bir ileti gönderdi. Hepsini paylaşmak isterdim, yerim malum... “Önce köy okulları kapatıldı. Tarım arazileri işlevsizleştirildi. Ormanlar talana açıldı. Şimdi de ‘hobi evleri’ üzerinden yürütülen yıkım süreciyle insanlar topraktan koparılıyor.” diye başlarken şöyle noktalamış: “Bu bir tercih değildi; adım adım kurulan bir düzenin sonucuydu. Ama tarih bize şunu da öğretir:Bir millet toprağıyla bağını kaybetmemek için ayağa kalktıysa, onu durduracak hiçbir güç yoktur.

Aklınıza birden “Akbelen direnişi” ve tutulu Esra Işık geldi mi?

Şimdi iddialı bir söz edeceğim. Rahmetli Tufan Doğu’nun ağabeyinin torunu Turhan Doğu Muğla’da politika üreten son gençtir, hatta son CHP’lidir

Keşke bugün Afyonkarahisar’da başlayan toplantıya genç Turhan Doğu gibi gençlerde davet edilmiş olsaydı da CHP’nin bir zamanlar “politika üreten” bir parti olduğu anımsanabilseydi…

*

MUĞLA’DA HER BİRİ MANŞETLİK OLAYLAR

Gündem yoğun. Olayların hepsi manşetlik.

Osmanağa Koyu’nda kamuoyu baskısı ile iş makinalarının “tahribat” çalışması geçen hafta sonunda durdurulurken halkın koyda başlattığı nöbet devam ediyor. MUÇEV’in günübirlik turizm tesisi projesine karşı çıkan yurttaşlar, koyu bayraklarla donatıp girişine sığla fidanları dikti. “Bu doğa satılık değil” diyen vatandaşlar, doğal yapının korunması için geri adım atmayacaklarını vurguluyor.

Kim demiş “Kamuoyu baskısı işe yaramaz” diye… Kamuoyu baskısı sonucu Fethiye Belediyesi doğal gaz için ilk resmi adımı attı. Fethiye Belediye Meclisi’nin Nisan ayı toplantısında, ilçenin uzun süredir beklediği doğal gaz süreciyle ilgili karar alındı. CHP’li Belediye Başkanı Alim Karaca, yaptırılan ankette vatandaşların büyük çoğunluğunun doğal gaz istediğini açıkladı.

Keşke Büyükşehri, Küçükşehri her karar için bir anket yapsalar…

Muğla il merkezinde Atatürk Stadyumu önünde bulunan “dönerciler sırası” olarak bilinen alandaki 12 dükkânın satış süreci, esnaf ile kamu kurumlarını karşı karşıya getirdi. 63 milyon 750 bin TL muhammen bedelle ihaleye çıkarılan taşınmaz, yıllardır bölgede faaliyet gösteren işletmecilerin tepkisine yol açtı. Öyle ki CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun konuyu TBMM gündemine taşıdı.

Artık Muğla’nın meseleleri Büyükşehir Belediye Meclisi’ne sığmıyor!

Ha bir de Menteşe’de 1 Nisan tarihi itibariyle ekmek 20 TL oldu. Menteşe'de 15 TL’den satılan 230 gram ekmek, 20 TL’den işlem görmeye başladı. Yerel yönetimlerimiz “Halk Ekmek” üretmemek için direnmeye devam etsin…

Merak etmeyin yukarıdaki başlıkların hepsine döneriz…

*

ERDAL EREN’İN GÖZLERİNDEN ESRA IŞIK’IN GÖZLERİNE

Önceki gün ben dünkü yazımı kaleme alırken, her yer Akbelen her yer Esra’ydı… O gün yaşam savunucuları Muğla E Tipi Ceza İnfaz Kurumu önünde buluşurken, Türkiye’nin kalbi Esra ile İstanbul, İzmir, Ankara ve Çanakkale’deki eylemlerde atıyordu. Dün de Antalya ve Eskişehir de düzenlenen eylemlerle birlikte Akbelen’de “Esra’ya Özgürlük” diye kurulan çadırda kalpler Esra ile attı…

Sanırım herkesin gözünde Esra’nın jandarma tarafından cezaevine götürülürken minibüsün camından gülen gözleri kaldı…

Ben bu yazımı kaleme alırken sosyal medyada günün paylaşımı bir önceki AK Parti Muğla İl YönetimindeGenel Sekreter’ olan ve yakın zamanda AK Parti’den istifa eden (Şimdi bir partide mi bilmiyorum) Av. Emin Özler’den geldi. ÖzlerSon Bakış” başlıklı paylaşımında “… Bir basamak özele inelim hadi. Konu Akbelen Protestoları... Geçtiğimiz günlerde İkizköy Muhtarı Nejla Işık'ın kızı Esra Işık Akbelen Protestoları kapsamında tutuklandı. Konuyu ülke gündemine taşıyan husus ise ‘bana kalırsa’ tutuklama kararı değil, Esra Işık'ın cezaevine sevk edildiği araç içinde tebessüm ederken çekilmiş bir kare fotoğrafı oldu. Söz konusu sıradan bir kare değil. Belki de Akbelen ve çevresindeki maden çalışmalarının sonunu bu kare getirecek.” ifadelerinde bulundu.

*

Av. Emin Özler, yukarıdaki saptamasının ardından “Niye mi?” diye sorup şöyle devam etti:

Cezaevi aracındaki Esra Işık'ın tebessüm ederken çekilmiş bir kare fotoğrafı... Bir kare fotoğraf deyip geçmeyin. 80 İhtilali denince aklıma gelen Erdal EREN'in Sezen AKSU'nun ‘Son Bakış’ şarkısına ilham olan bir kare fotoğrafı gelir mesela. 80 ihtilalinin ruhumdaki tüm yargılaması o tek karede gerçekleşir ve biter... Bence, yıllar sonra Akbelen Protestoları denince akılda kalacak, toplumda her kesimden, her siyasi düşünceden insanın olan bitene dair vicdanında kurduğu mahkemede tesirli olacak şey o bir kare fotoğraf olacak.

Av. Emin Özler’den yaptığım bu alıntıların tamamını herkese açık hesabından okuyabilirsiniz.

Bu ifadelerin altına o Esra’nın bakışının arkası geleceğine göre “İlk Bakış” notu düşerek bende imzamı atıyorum…

Çünkü götürülürken ardından feryat etse de oturup yas edeceğine bir Karyalı Kadın olmanın gereği ile olmalı “Nöbet Çadırı” kuran anne İkizköy Muhtarı Nejla Işık, kızının tutuklanma kararının ardından söylediği sözleri aktarırken, İkizköy halkına “Bayrağı size devrediyorum, üzülmeyeceksiniz, ağlamayacaksınız. Ben suç işlemedim, başım dik, alnım açık.” dediğini anımsatarak “Kızımı susturamayacaklar. Onun arkasında binler, on binler var. Şimdi Muğla halkının Esra’ma sahip çıkma zamanıdır.” diyordu…

*

Bu arada dün İkizköy’de “haber verilmeden keşif” iddiası gündeme geldi.

Işık ailesinin avukatları Av. Arif Ali Cangı ve Av. İpek Sarıca yaptıkları açıklamada İkizköy Muhtarı Nejla Işık’ın eşi Ali İhsan Işık’a ait taşınmazla ilgili keşfin, kızı Esra Işık’ın tutuklandığı gün ve aileye haber verilmeden gerçekleştirildiğini öne sürdüler.

İki avukatın ortak açıklamasında, 9 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla acele kamulaştırma listesine alındığı ve bu karara karşı Danıştay nezdinde iptal davası açıldığı belirtildi. Davada yürütmenin durdurulması talebinin henüz karara bağlanmadığına dikkat çekilirken, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan değer tespiti ve el koyma dosyası kapsamında taraflara dosya erişimi sağlanmadığı, keşif tarihi ve bilirkişi atamalarının bildirilmediği belirtildi. Mahkeme kaleminden alınan bilgiye göre sürecin henüz “tensip aşamasında” olduğuna dikkat çekilerek, “Buna rağmen keşif tarihinin hafta sonu planlandığı ve işlemlerin başlatıldığı” ifade edildi.

Avukatlar, 31 Mart 2026’da, yani Esra Işık’ın tutuklandığı gün: Aileye ve avukatlara bilgi verilmeden keşif yapıldığını, keşfin ancak sonradan öğrenilebildiğini belirtirken, “Aynı gün toplam 148 keşif gerçekleştirildiğini” kaydetti.

Yani 148 keşif Esra Işık tarafından engellenememiş…

Avukatlar Cangı ve Sarıca imzasıyla yapılan açıklamada yer alan değerlendirmede de “Bu işlem yalnızca bir kamulaştırma süreci değil, aynı zamanda İkizköy’de direnenlere yönelik bir gözdağı niteliğindedir.” denildi. Ayrıca sürecin “hukuki bir işlem olmanın ötesine geçtiği” ve “yargıya güveni zedelediği” ifade edilerek “yaşananların yalnızca bir aileyi değil, toplumun genel hukuk güvenliğini ilgilendirdiği” de vurgulanarak kamuoyuna duyuru yapıldı.

*

Esra Işık, anası Nejla Işık ve köylüleri ile topraklarına sahip çıkıyorlardı, şimdi Türkiye o “topraklarla” birlikte Esra Işık’a sahip çıkıyor.

Önceki gün Muğla E tipi Ceza İnfaz Kurumu önünde gerçekleşen buluşmada gerek kamulaştırmada gerek Esra’nın tutuklanmasında yaşanan hukuksuzluklar anlatıldı. Nejla Işık burada basın açıklaması yaparken, Muğla Barosu Başkanı Levent Akgün, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Av. Kemal Aytaç, İzmir Baro Başkanı Av. Sefa Yılmaz ve İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Canan Arıcı da oradaydı.

Heyet, basın açıklaması öncesinde Esra Işık’ı cezaevinde ziyaret etti. Yapılan açıklamada, tutuklama tedbirinin “ölçülülük ve gereklilik” ilkeleri açısından kabul edilemez olduğu vurgulandı. Tutuklamanın, vatandaşların anayasal haklarını kullanmasının önünde bir engel haline getirilmemesi gerektiği ifade edildi.

Baro temsilcileri ayrıca, zeytinliklerin, ormanların ve yaşam alanlarının korunması amacıyla yürütülen mücadeleye dikkat çekerek, acele kamulaştırma yetkisi tanıyan 7554 sayılı yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’nde açılan davanın bir an önce sonuçlandırılması çağrısında bulundu. Muğla E tipi Cezaevi önünde gerçekleştirilen açıklamada, Esra Işık’ın cezaevinden gönderdiği mektup da kamuoyuyla paylaşıldı. Şöyle:

Ben toprağımı savundum. Ben onurumu savundum. Zehra ninemizin, Hatice teyzemizin ve nicelerinin yolundan yürüyorum. Alnım açık, başım dik. Mücadelemizin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan çıktığımda o bayrağı tekrar devralıp en önde yürüyeceğim.

Ben bu toprakların kızıyım. Ben bir köylü kızıyım. Mücadeleden gurur duyuyorum. Buradan yeniden sözüm olsun. Mücadelemizi de onurumuzu da haysiyetimizi de satmayacağız.

Milas bir şirketten büyüktür. Satmayacağız.”

--------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Göklerde kartal gibiydim Kanatlarımdan vuruldum / Mor çiçekli dal gibiydim / Bahar vaktinde kırıldım… --Sabahattin Ali