Değerli dostlarım; geçen hafta yazım olamadı. Sebebiyse çok basit. Önceki hafta da yazdığım ilkokul ve ortaokul binalarının yıkılarak yerine yenisinin yapılacağına dair yapılan toplantıdan söz etmiştim. Oldukça etkili olmuş olmalı ki çok sayıda tenkit aldım. Kamuoyu tartışıyor. Elbette en doğrusu olur. Neticede İlçe Millî Eğitim Müdürümüzün de ifade ettiği şekliyle 100 yıllık okul yıkılmaya başladı ve yerine 16 derslikli ilkokul ve 12 derslikli de ortaokul binası yapılacak. Olumsuz tenkitlere daha detaylı paylaşım yapmayacağım. Yorumu sizlere bıraktım.

Kurban Bayramı’nın nasıl oluştuğu hakkında sadece bildiklerimi izah etmek ve sizlerle geçmiş Kurban Bayramı’nızı tebrik etmek istiyorum. Geçmiş Kurban Bayramı’nız mübarek olsun.

Beş büyük peygamberden birisi olan Hazreti Halil İbrahim Aleyhisselam, ilerlemiş yaşına rağmen Yaratandan çocuk istedi ve eğer oğlan çocuğum olursa kurban edeceğim diye vaatte bulundu. Yüce Yaratan Halil İbrahim Peygamber 127, eşi Hacer Annemiz ise 122 yaşlarında idiler. Bir gün evlerine üç genç delikanlı kimliği ile melekler ziyarete gelirler. Otururlar, sohbet ederler ve sonunda Yüce Allah’ımızın müjdesini verirler. Perde gerisinden sohbeti izleyen Hacer Annemiz, tebşiratı duyunca “Hiii” der. Zira o gelen üç melek, evlatlarınız olacak diye müjde verirler. Yaratanın mesajı Halil İbrahim Peygamber’e ve eşi Hacer Annemiz’e ulaşmıştır. İki oğlan evladı olur; İsmail Aleyhisselam ve İshak Aleyhisselam.

Oğul İsmail Aleyhisselam 7-8 yaşlarına geldiğinde, Halil İbrahim Aleyhisselam kameri ayların sonuncusu olan Zilhicce ayının 8’inci günü gece rüya görür. Onun için öteden beri Zilhicce ayının 8’inci gününe Yevm-i Terviye günü denilmiştir. Aynı rüyayı Zilhicce ayının 9’uncu günü, yani Arefe günü de görür; 10’uncu günü, yani Kurban Bayramı’nın birinci günü de görür. Sonra oğlu İsmail’i alır karşısına, konuşur Baba İbrahim Peygamber. Kur’an’da geçer bu hadise. Ne bir hikâye ne de bir masaldır. Tamamen gerçekleşen bir olaydır. Der ki baba: “Ey benim oğulcağızım, ben seni rüyamda kurban ediyor görüyorum.” Der: “Sen bu işe ne diyorsun?” Oğul der ki: “Ey benim babacığım, sen Allah’a verdiğin sözü tut ve beni kurban et, sen beni sabredenlerden göreceksin.”

İslam dininde tüm ibadet ve taatler kameri yıl/kameri takvime göre yapılır. Kameri, yani ay yılı takvimine göre ayların sayısı 12’dir. Birinci ay Muharrem, sonuncu ay da Zilhicce’dir. Zilhicce ayının 10’uncu günü, Baba İbrahim İsmail’i alır, şimdiki Mekke’de bulunan Mina mahalline götürür. Baba ve oğul Allah’a teslim olmuşlardır. Çok uzun olduğu için burasını kısa keseceğim. Baba İsmail’i kurban etmek istemektedir, oğlu İsmail kurban olmak istemektedir. Ama Allah’ımızın muradı ise Cebrail Aleyhisselam ile cennetten bir koç göndermektir. Cebrail Aleyhisselam “Allahüekber, Allahüekber” diyerek gelir. Beraberinde koç vardır. İbrahim Aleyhisselam “La ilahe İllelllahüvellahü ekber” der, bıçağın altındaki İsmail Aleyhisselam da “Allahüekber Velillahilhamd” der. Bu şekilde Teşrik Tekbirleri dediğimiz “tekbir” oluşmuş olur. Zira Arefe günü sabah namazından başlayıp bayramın 4’üncü günü ikindi namazına kadar farz namazlardan sonra kurban kesilsin kesilmesin her Müslümanın bu Teşrik Tekbirlerini okuması, fıkıh kaidelerine göre vacip hükmündedir.

İbrahim Peygamber, Allah’ımızın kendisine bahşettiği üç imtihanı kazanmış ve “Halilullah”, yani Allah’ın dostu unvanını almıştır. Nasip olursa, Allah’ım ömür verirse kısaca ikinci imtihanı izah etmeye çalıştım. Gelecek hafta da kalan ilk imtihan ile son imtihanı hakkında bildiklerimi, okuduklarımı paylaşmak istiyorum.

Tüm okurlarımın geçmiş Kurban Bayramı’nı tebrik ediyorum. Kurban Bayramı barış ve kardeşlik bağlarımızı kuvvetlendirsin diyorum. Çocukların katledilmediği, hukukun değil güçlünün dünyaya hâkim olma isteğinin kırılması dileklerimle, daha nice nice bayramlara kavuşmamız temennilerimle. Hoşça kalınız, sağlıcakla kalınız…