Kötekli, Muğla’nın en hızlı gelişen ve en hızlı değişen semtidir. Bu değişim ve gelişimin arkasında elbette üniversitenin orada olması yatmaktadır. Yurtlar ve öğrenci evleri ile yaklaşık 20 bin kişinin yaladığı bir yerden bahsediyoruz. 1992’den 2000’lere kadar nüfusu hızla artmış ve başlarda 2000 civarında olan nüfus, bugün 20 bine dayanmış ve belki de geçmiştir. Bu kadar hızla gelişen yerleşim merkezlerinin elbette bir takım ihtiyaçları da olacaktır. Bunlardan en acil olanlardan birisi Pazar yeri idi ve 15 yıl kadar önce basit de olsa bir Pazar yeri yapıldı. Zemine iri taşlar yayılmış… Yağmur yağdığında su göletleri oluşuyor. Yoğun yağmurlarda sokaklarda ve özellikle Kaptan’ın Kahvenin olduğu kavşak, ancak botla geçilecek hâle geldiğinde, benzeri durum Pazar yerinde de oluyordu. Yağmurlu Cumartesilerde insanlar pazara gitmek için neredeyse bot kiralayacak duruma gelmişlerdi. Abartmıyorum… Yağmurlu havalarda internette Kötekli’yi takip edin de durumun vehametini görün…
Kötekli genelini bir tarafa koyup Pazar yeri konusuna gelelim.
Yukarıda da belirttiğim gibi, Kötekli Muğla’da öğrenci yoğunluğunun en fazla olduğu yer. Düşünün… Bir Anadolu köyüne 20-25 bin öğrenci yığılmış… Böyle bir yoğunlukta, ihtiyacı gidermek için kurulan Pazar yeri, evlere şenlik!... Üniversit4den mezun olduğunda Türkiye’yi ve belki de uluslararası bir kurumu yönetecek olan genç. Bu Pazar yerinden geçerek ufkunu geliştirecek!... Sade bir Anadolu kasabasında bile Pazar yerleri bundan çok daha mükemmel ve medenîdir.
Tamam… Perşembe pazarı şehre bir değer katıyor!...
Yeni yapılan Sosyo-Kültürel Alan da kendine göre bir zenginlik… (Gerçi onun da eleştirilecek tarafları var)
Yeniköy’de bile nispeten üstü kapalı bir Pazar yeri yapıldı ama Kötekli Pazar yerinde sadece zemini betonla kaplanmakla yetinildi.
Oysa burası bir demokrasi, bir kültür, bir ekonomik alan olarak çok güzel değerlendirilebilir. sıradan bir üst kapama ile değil de nitelikli bir üst kapama ile kapatacaksın. Gerekirse pazarcılara göre bölmeler yapacaksın. Uygun bir yerine amfitiyatro şeklinde mini bir toplantı yeri koyacaksın ve buraya açık hava sineması ve mini konserler için tesisat da döşeyeceksin. Öğrenciler burada müzik icra edip sinema gösterimi yapacaklar. Belediye de destekleyecek. Hemen yanındaki Yoğurtçu parkı ile bütünleştirip büyük kültürel etkinliklere de aşacaksın… Bir köşeye de mini bir sergi salonu açacaksın… Gerekli ve uygun yerlerini yeşillendirip çiçekler dikerek beton çölü görüntüsünü yok edeceksin.
Kültür ve Spor kompleksinden söz etmiyorum şu an. Onu vaktiyle uzun uzun yazmıştık.
Var yaaa!...
Buralara müdahale imkânım olsa, Kötekli’yi Türkiye değil, dünya çapında bir merkez yaparım da imkânım yok işte.
Ne diyordu Genç Werther köyün kilisesinin ağacı kesildiğinde: “Ah ben bir prens olsaydım!... Ah!... Ben bi prens olsaydım!... Gösterirdim o ağacın kesilmesinin ne demek olduğunu!...”
Mesele burada işte!... Bir şeyler yapmak için yetkili olmak lazım… Biz sadece tavsiyerlerde bulunmakla yetiniyor, zaman zaman da fikri takip ile işin peşine düşüyoruz ama sonuç almak pek kolay olmuyor Süjeylâ!...