Gündemi takip ediyorum..

Siyasetin ne kadar kirletildiğini,

Milletçe deneyimliyoruz.

Dibin-dibindeyiz.

Para- ihale,

Sevgili-koltuk ilişkileri,

Hepimizi gerdi

Temiz siyaset dedikleri şey,

Seçim meydanlarında kaybolan efsaneye dönüştü.

Eskiden çocuklara masal anlatılırdı;

Şimdi ise büyüklere,

‘Şeffaf ihale’,

Liyakat,

‘Hesap verilebilirlik’anlatılıyor.

Dinleyen ‘inanırsa’,

Dinleyen yerse,

Bunları yiyen,

Siyaset için uygun seçmen olarak kabul ediliyor.

Memlekette herkes yolsuzluğa karşı,

Özellikle de ihaleyi alamayanlar.

Mikrofonu kapan ‘ahlak’konuşuyor.

Herkes hırsızlığa karşı.

Herkes ranta karşı.

Halkla bütünleşeceğiz deniliyor.

Makam aracı yaklaşınca,

Tevazunun dibi görülüyor.

Makam saltanatı,

Bu ülkenin en yağlı sofrası.

Yağlı ip direğe götürür,

Yağlı sofrada şişmanlatır.

Yatlar,

Katlar.

Arsalar,

Apartlar,

Hoteller,

BMV,

Mercedesler.

Langloverler,

Pırlantalar.

Siyasetçiler neden,

Makam sofrasında,

Yurttaşın hakkını neden midesine indiriyor?

Tasarruftan bahsediliyor.

Vatandaşın çayı küçülüyor,

Vatandaşların porsiyonları küçülsün isteniyor.

Makamın ise saltanatı büyüyor.

Meclise girdik mi,

Belediye koltuğuna oturduk mu,

Yağlı sofradan göbeğimiz büyüyor.

Önce sağ cebini doldur,

Sonra sol cebini doldur.

Sırt çantanı doldur.

Tapu koleksiyonu yap.

Arsaları on düzüneye çıkar,

Katları dik.

Çoklu sevgili yap.

Belediyeden maaşlarını ödet.

Haraç keser gibi vatandaştan rüşvet topla.

Hem de belediyecilik hizmetleri karşılığı.

Oğlun boşanırken,

Rüşvet parasını geline tazminat olarak ver.

Milletin çektiği nedir yahu ?

Sorarsan memlekette herkes yolsuzluğa karşı.

Herkes ranta karşı.

Tasarruf denilince vatandaşın rızkı kesilirken,

Devletin de konvoyları büyüyor.

Bir dönem halkın hizmetkarıyız denilirken,

Sonra hizmetkarların,

Koruma orduları,

Danışman orduları,

Özel kalem orduları,

Bir mantar gibi,

Hormonlu inek gibi büyüyor.

Vatandaş randevu alamıyor,

Lakin siyasetçinin sosyal medya ekibi,

Beş dakikada şip şak,

Beş video,

İki slogan,

Ve bir mağduriyet hikayesi hazırlıyor.

Temiz siyaset mi?

Elbette var.

Tıpkı kaybolan çocukluk saflığı gibi.

Her seçim öncesi ortaya çıkıyor,

Seçim sonrasında da derin sessizliğe gömülüyor.

Siyasetçiler kürsüde birbirlerine hırsız diyorlar,

Kürsüden inip,

Meclis kapısından çıkınca,

Kolları birbirinde,

Sarmaş dolaş,

Halkı nasılda kekledik diye,

Aynı masada gülüşerek,

Çayların yudumluyorlar.

Sonra da birbirlerine tekrar hırsız diyorlar.

Bıyık altı gülerek,

Bunların adının temiz siyaset olduğunu söylüyorum.

Vatandaş ise ekran başında,

Büyük bit tiyatro izliyor.

Perde açılıyor;

Kavga,

Bağırış,

Sert açıklamalar.

Reklam arası bitince kuliste aynı kahkahalar.

Gişe oyunun faturasını ödeyen ise halktır.

Belki de temiz siyasetin önündeki en büyük engel,

Kirli siyaset değildir.

Ona alışmış olmamızdır.

Bozuk düzendir.

Temiz siyaset,

Yalnızca yolsuzluk yapılmayan bir yönetim anlayışı değildir.

Aynı zamanda vicdanın,

Liyakatın,

Ve halk iradesinin korunmasıdır.

Bir ülkenin geleceği sadece ekonomik rakamlarla değil,

Siyaset kurumuna duyulan güvenle de şekillenir.

Güvenin kaybolduğu yerde,

Kutuplaşma büyür,

Umut azalır.

Adalet duygusu zedelenir.

Bugün toplumların en büyük beklentilerinden birisi,

Şeffaflık,

Hesap verilebilirlik,

Ve ahlaki değerleri önceleyen bir siyaset anlayışıdır.

Çünkü vatandaş artık sadece vaat duymak istemiyor.

Söylenen söz ile yapılan iş arasındaki uyumu görmek istiyor.

Siyasetin dili sertleştikçe,

Toplum yoruluyor.

Siyaset temizlendikçe ise demokrasi nefes alıyor.

Temiz siyaset,

Kamu kaynaklarının kişisel çıkar için kullanılmaması,

Liyakat sahibi insanların görev alması,

Ve hukukun herkes için eşit işlemesi demektir.

Bir makamı güç aracı olarak değil,

Hizmet sorumluluğu olarak görebilmektir.

Halkın vergisinin emanet olduğunu unutmamaktır.

Tarihte güçlü devletleri,

Ayakta tutan şey yalnızca orduları veya ekonomileri değildir.

Adalet duygusudur.

Yöneticilerin ahlaklı duruşudur.

Ve toplumun devletine duyduğu güven belirleyici olmuştur.

Bugün de aynı gerçek geçerlidir.

Kirli bir siyasetin içindeyiz.

Kurumlar zedelenmiş durumda.

Toplumsal vicdan onarılamaz halde.

Siyasetin düzelmesi için,

Dürüst insanların çoğalması gerekiyor.

Eleştiren değil çözüm üreten,

Bir siyaset kültürünün gelişmesi lazım.

Çünkü temiz siyaset bir hayal değil,

Toplumun ortak iradesi ile kurulabilecek bir sistemdir.

Uyan Milletim!

Şu anda yaşadıklarımız siyasetin,

Dibinin dibidir.