Bodrum yarımadasını Kanunî Sultan Süleyman, 3 Ocak (5 Ocak diyen de var) 1523 günü, Rodos’un fethinden dönerken gerçekleştirmiş. Yarım ada ile ilgili tarih vesikaları var elbette. Vakıf kayıtları, tapu tahrir defterleri, mühimme defterleri ve tereke kayıtları ile yarım adanın 1523’ten sonraki Türk hâkimiyeti dönemine dair bilgilere ulaşılabilir. Buna 19. Yüzyıl sonlarında Salnameler de eklenince, her yörede olduğu gibi Bodrum yarımadasında da yörenin geçmişi ile ilgili pek çok bilgi bulunabilir. Bu bilgilerden hareketle yörenin demografik yapısı, toprak durumu ve yönetimi, askerî gücü gibi bilgilere tarih vesikalarından ulaşmak mümkündür.

Ben bugün sizlere tarihçilerin ihmal ettiği mezar taşları üzerinden Bodrum yarım adasında vuku bulan salgın hastalıklardan söz etmek istiyorum.

1998 yazından itibaren yörenin her köyünü ve mezarını dolaşarak eski yazılı mezar taşlarını okudum. Bodrum Kale’deki mezar taşları, Bitez, Ortakent (Müskebi) ve Yalıkavak mezar taşlarını okuyup yeni harflere çevirdim.

Bu yöreye ait mezar taşlarını çevirirken dikkatimi çeken bir husus, 5 mezar taşında ölüm sebebi olarak salgın hastalık zikrediliyordu. Bunlardan üçü veba, birisi ise çiçek hastalığı idi. Vebadan dolayı ölümü zikredilen 3 kişinin mezarı Yalıkavak’ta, birisi Ortakent’te idi. Çiçekten ölen bir kişinin mezarı da gene Ortakent’te idi. Mezar taşlarında bir bilgi olmasa da Bitez kabristanında 1229 (Miladî 1813-1814) yılında ölen 18 kişinin mezarı olduğu görüldü. Muhtemelen bu ölümler de bir salgından dolayı gerçekleşmiştir ama mezar taşlarında konuyla ilgili bir yazılı bilgi yok.

Mezar taşı metinlerinde de görüldüğü üzere, vebadan (ta’ûn) ölenlerin genç olması dikkat çekiyor ve 3 mezar taşında da şu manzum metin yer alıyor:

Cihâna doymadan cânım

Ecel aldı girîbânım

Tâ’ûn zahmetine düş olup

Böyle emr etdi sübhânım

Bu metnin yer aldığı Ortakent kabristanında mezar taşlarındaki ölüm kayıtları şunlardır:

-Merhûm Müftî-zâde Monla İbrâhîm rûhuna fâtiha. Sene 1213 (1798-1799)

-Müftî Efendi kerîmesi Â’işe Kadın rûhuna fâtiha. Sene 1213 (1798-1799)

-Hacı Mahmûd kerimesi merhûme Hadîce Kadın rûhuna fâtiha. Sene 1214 (1799-1800)

Ortakent kabristanında yer alan aynı metnin bulunduğu mezar taşının ölüm kaydı ise şu şekildedir: Hacı Mahmûd kerîmesi merhûme Hadîce Kadın rûhuna fâtiha. Sene 1214 (1799-1800)

Ortakent kabristanında bulunan bir mezar taşı da Mihriban Molla’ya aittir ve şu şekildedir:

Bir âh ile gitdi dâr-ı fenâdan

Nâzenînim vefât etdi vebadan

merhûme Mihribân Molla rûhuna fâtiha.

Sene 1252 (1836-1837)

Yalıkavak kabristanında bulunan ve çiçek hastalığından ölen Mazlûm hanımın mezar taşı metni şudur:

Âh Mine’l-Mevt

Tıfl iken çiçekden yetdi va’desi

Ağlayıp kaldı pederiyle vâlidesi

Nur-ı aynın bu idi hem ciğer pâresi

Gitdi elden dilde kaldı yâresi

Hasan Ağa kerîmesi Mazlûm Hanım rûhuna fâtiha.

Sene 1204 (1789-1790)

Veba ve çiçekten ölenlerin dördünün kadın, birisinin erkek olması da dikkati çeker. Bu durumdan çıkarılacak olan sonuç, salgına karşı erkeklerin daha dirençli olup kadınların dirençsiz olması ihtimalidir.

Bodrum yarımadası mezar taşlarına yansıdığı kadarıyla yarımadada 1204 (1789-1790), 1213 (1798-99), 1214 (1799-1800) yıllarında yarımadada 18. yüzyıl sonlarında 4 defa veba, olmak üzere 1252 (1836-37) yılında da çiçek salgını yaşanmıştır.

Yarımadayı sahil ve deniziyle değerlendirip sadece turistik zenginlikleriyle bilmek yetmez; buralara gelenlerin yüzlerini biraz da karaya dönüp diğer zenginliklerini görmesi lazım.