Kitabındünyasına girmek hayatımıza kattıklarını yaşamakla olur. Kitap okumadığımızdahayatımızda nelerin eksikliğini göreceğimizi yaşamakla olur. Kitabınhayatımızdaki yerini oku diyerek geçiştirmeyiz. Özellikle kitapla ilişkimiz biralışkanlık, hayatımızda ona vereceğimiz yer ile belli olur. Çocuklarımız ancakevde, yakın çevresinde kitap okunduğunu görürse, kitap okumanın farkındalığınıbirlikte yaşama aktarırsa fark eder.
Salgın sonrası kitap fuarları vasıtasıyla düze iniyorum. İnsanlarve hayat arasında uzaktan bakışlarım sona eriyor. İçimde kıpırdanıp duransalgın, covid, pandemi kelimelerinin yarattığı şüphe, boşluk ve korkuduygularımı daha da dikkatli ve titiz bir korunma kalkanıyla bastırmayaçalışıyorum. Kitap fuarlarına insanlar geliyor ama akın akın değil. Güleryüzlü, ilgili bazen uzaktan bakan, bazen yüreğiyle gelen insanlar. Anneler,babalar ve çocuklar; en çok dikkat çeken aileler. Kitaplar sanki bir duvarörüyor aramıza sevgiye dair, ötelenmeye dair. Kitaplar sayesinde biriz işte,dirlik içindeyiz. Belki bir masal yazmak istiyorumdur kitapların dünyasındaayrısı gayrısı olmayan insanlara dair. Ya da bir ütopya kitapların dünyasındainsan insan yaşanan bir hayata dair.
İzlenimlerime geçmeden neredeyse artık her şehrimizde, ilçemizdeyaşama geçirilen ve gelenekselleşme istidadı gösteren kitap fuarları üzerindedurmak istiyorum. İstanbul, İzmir, Ankara, Konya, Bursa ilk anlamında başıçeken şehirler özellikle kitap fuarcılığında. Hatta nisan ayının ilk haftasınıher öğretim yılında iple çekeriz. Neredeyse pandemi öncesi son on beş yıl İzmirKitap Fuarına öğrencilerimle ziyaret etmişliğimiz olmuştur. Her bir fuargözlemimde gördüğüm kuyruklar, katılımcıların kalabalığı, ilgisi beni aşırımutlu eder, geleceğe dair umutlarımı besler.
AVM'lerde tüketilen insanlar aklıma geliyor. Bütün düşüncesistemleri sana alemde bilgisiyar, cep telefonu, televizyon gibi araçlaryoluyla sömürülen insanlar aklıma geliyor. Kalite, fiyat, etiket tamamenteknolojiden dijitale kayan bir konuşlandırma. Nerede düşünen insan? Kendiiradesiyle, aklıyla muhakeme edebilen insan. Ve sorgulayan insan beynininyarattığı mucizeler ortadayken aklın ve bilimin şekillendirdiği insan birtüketim fiyaskosu olur mu? Asla olmaz. Ama sömürünün tükettiği insanı kitlelerhâlinde istediğiniz gibi yönlendirebilirsiniz. AVM'lere akan onca insan vetüketilen insan enerjisi. Halbuki bu sömürü düzeninin karşısında yegane savaşçıkitaplardır. Kitaplar insana özgürce düşünme pencerelerini açar. Opencerelerden istediğin gibi kanatlanabilirsin. İşte bu hakikatler ışığındakitap fuarlarına gelen insanların sayısı beni her daim umutlandırır.
Umutlarda hayâllerimizin de bir payının olduğunun gerçeğiniunutmayalım. Kitap fuarlarına şimdiye kadar hep bir okur gözüyle bakmıştım. Birde yazar gözlüğünü de ekleyerek kitap standlarının her iki tarafından dadeğerlendirmeler yapalım. Yazar-okur buluşmaları yazılan eserin hayatbulmasında bir tamamlanma eşiği. Okuduğumuz bir kitabın yazarıyla sohbet etme,kitabını imzalatma ki beğendiğimiz, bizde iz bırakan bir kitabın yazarıylabuluşmadır bu; kitabın sayfalarından hayata aktarılmış, belki de dışa vurulmuşbir buluşmadır. Yazarın gözünden kitabın sayfalarında dolaşma okur için deaçtığı pencerelerden daha geniş gözlemler yapmayı olanaklı kılar. Özelliklegençler için onların dünyasında kitaba dair kalıcı izler bırakır.
Edebiyat öğretmenliğinde yıllarım geçti. Karşımdaki en büyükproblem öğrencilerimle kitap ve okuma arasındaki bağlantıyı kurmamdayaşanıyordu. Her velimizin isteği çocuklarımızdaki okumaya duyulan ilgisizliğinnasıl giderileceğiydi. Kitabın dünyasına girmek hayatımıza kattıklarınıyaşamakla olur. Kitap okumadığımızda hayatımızda nelerin eksikliğinigöreceğimizi yaşamakla olur. Kitabın hayatımızdaki yerini oku diyerekgeçiştirmeyiz. Özellikle kitapla ilişkimiz bir alışkanlık, hayatımızda onavereceğimiz yer ile belli olur. Çocuklarımız ancak evde, yakın çevresinde kitapokunduğunu görürse, kitap okumanın farkındalığını birlikte yaşama aktarırsafark eder. Okullarda bizim yapabileceğimiz onları sözün eşiğinden geçirmek,sözün güzelliklerinde kitabı sevdirerek hayatlarında bir yer tutmasınısağlamaktır. Okumak paylaşımdır. Son beş yıldır sadece okumayı sevenöğrencilerimle okuma halkaları grubu kurup istediğimiz kitapları okuyup,üzerinde sohbetler ediyoruz. Sonra diğer öğrencilerimize bazen yazarları damisafir ettiğimiz söyleşilere davet ediyoruz. Kitabın dünyasındaki güzelliklerigören gençler okumaya dair düşüncelerini gözden geçiriyorlar. Bunlar sadeceatılan küçük adımlar.. Asıl büyük adımlar aileden başlayarak topluma doğru birdip dalgası gibi yayacağımız okumalarla başlar. Herkesin elinde bir kitap gördüğümüzdegelecek üzerine sağlam hayâller kurabiliriz.
Bütün bu söylemlerin üstüne kitap fuarlarında okurun nitelikli biralıcıya dönüşmesi ve kitabın dünyasına katılımı için büyük desteklere ihtiyaçvar. Ekonomik alanda son zamanlarda yaşanan sıkıntılarımız, kağıt ihtiyacınınsadece yurt dışından karşılanması ve buna bağlı olarak kitap fiyatlarınınyüksekliği kitap alımlarını düşürmekte. Bu bir hakikat. Bir yanda kitaptanalınan verginin özellikle KDV'nin sıfırlanması belki bir rahatlama yaratsa da,kitap için ödenen kargo ücretleri en alt seviyede tutulsa da yayınevlerininticari politikaları birbirinden bağımsız kendi içinde bir tröste dönüştüğündenyine çıkmaz sokaklara giriyoruz. Hele fuar organizasyonlarını yürütenkurumların şehir belediyelerinin desteğini çıkar üzerine kullanmaları hayâlkırıklığı yaratıyor.
Kitap fuarlarına gelen ve çocuklarına kitap almak isteyen enmasumundan ailelerin gözlerinde kitap fiyatlarına karşı bir çaresizliği görmekbeni derinden yaraladı. Serbest piyasada kitap fiyatlarında bir düzenlemeyegidilmesi nasıl olur bilmiyorum bir çare olur okurların çaresizliğine. Benimdünyamda kitabı bir ticari meta durumundan çıkarmak gerek ama bunun da birhakikat olduğu yadsınamaz. Kitaba ve okumaya yapılan yatırım geleceğe yapılanyatırımdır elbet. Özellikle belediyelerimize, devlet kurumlarımıza burada çokbüyük işler düşüyor. Popülizmle faydacılığı bir ortalama tutturup kitap fuarıplanlamalarımızı buna göre yapmamız gerek. Bizi umutlandıran kitap fuarınagösterilen ilginin, merakın azalmadan en sağlıklı bir veriye dönüştürülmesi.
Birbaşka bakış da eğitim camiamıza. Okuyan, sorgulayanve düşünen öğrenciler kadar hatta daha fazla okuyan, sorgulayan ve düşünenöğretmenlere ihtiyacımız var. Okumanın gerçek bir emek işi olduğunu unutmayalım.