İDDİANAME İÇ KARARTICI
Seri numaraları alınmış 400 bin TL’sini alırken teknik ve fiziki takipte bulunan KOM (Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele) ekiplerince suçüstü yapılan CHP’li Bodrum Belediye Meclis Üyesi ve aynı zamanda Muğla Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi olmakla birlikte Büyükşehir Belediyesi iştiraki MUTAŞ’ın Yönetim Kurulu Üyesi olan Niyazi Atare ile O’nun ifadesi üzerine gözaltına alınan CHP Muğla İl Yönetim Kurulu Yedek Üyesi İbrahim Çırakoğlu’nun 5.5 aydır tutukluluklarının ardından ilk duruşmaları Bodrum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 20 Nisan günü yapıldı.
Duruşma sonunda mahkeme Atare ve Çırakoğlu için tutukluluklarının devamına karar verdi. Oysa beklentiler tutuksuz yargılanması şeklindeydi.
Tabii bu arada Bodrum Belediyesi’nde dikkat çekici gelişmeler oldu. Haberleri biliyorsunuzdur…
Gazeteci Yazar Sedat Kaya da “Datça'nın Sesi Dosya'ya Ulaştı” spotlu görsel ile dikkat çekici bir yazı kaleme aldı. “İddianame Değil, Adeta Kanıtname” başlıklı görselle takdim edilen yazısında ‘iddianameyi’ spotlar halinde şöyle anlattı: *İddianame; 1 Milyon TL istendi. Belediye Meclis Üyesi Niyazi Atare için, inşaat sürecinde 'çözüm' karşılığı para talep ettiği iddia edildi. *İşaretli Parayla Suçüstü; Şikayetçi, seri numaraları alınan paraları teslim etti. Atare yakalandı, üzerinde yüklü miktarda para bulundu. *Teknik Takip Delil Yağdırdı; Önlerine kayıtlar, gizli kamera görüntüleri ve fiziki takip, rüşvet pazarlığını adım adım ortaya koydu. *Para Trafiği Mercek Altında; MASAK raporuna göre hesaplarda dikkat çekici hareketler tespit edildi. Gelir ile para harcamaları arasında uyuşmazlık bulundu. *Savcılık: 'Menfaat Temin Etti’… Tüm deliller değerlendirilecek. Atare'nin ‘menfaat temin ettiği' kanısına vardı ve cezalandırılmasını talep etti. Paraların müsaderesi istendi…
*
15 GÜN SONRA KARAR ÇIKABİLİR
Mahkemenin kararı ne olur bilinmez. Yargılama sürecinde çelişkiler de görülmüş, ama Sedat Kaya’nın ortaya koyduğu fotoğraf da pek iç açıcı görünmüyor.
Duruşmada sanıklar ile müşteki ve tanıklar dinlendi. Taraflar, suçlamalara ilişkin beyanlarını yinelediler. Sanıklar Atare ve Çırakoğlu, üzerlerine atılı rüşvet suçlamalarını kabul etmedi.
Mahkeme heyeti mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçen süreyi dikkate alarak iki sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verirken, mütalaa için dosyayı Cumhuriyet Savcılığına tevdi ederek duruşmayı 11 Mayıs'a erteledi.
İkinci duruşma için bu kadar yakın zamana verilen tarih “Mahkeme önümüzdeki duruşmada kararını verebilir” yorumlarına neden oldu.
*
DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN
Bu ilk duruşmanın yapıldığı 20 Nisan’dan üç gün önce CHP çevrelerinde sosyal medyada “Niyazi Atare’yi yalnız bırakmayalım, duruşmada buluşalım” paylaşımları yapıldığı görülmüştü. Doğrusu tam bir “parti emekçisi” olan Atare daha gözaltında iken disipline verilmiş olması yetmiyormuş gibi, bir hayli de yalnız bırakıldı…
Tabii büyük duruşma salonu daha fazla gelen dinleyicilere göre değil, daha fazla sanıklı olan davalara tahsis edilir ki bu davada sanık sayısı 2 olduğu için dava mahkemenin kendi duruşma salonunda yapılacaktı… O salonda ise o çağrılara karşın dinleyici bölümünde sadece 6 kişilik yer vardı. Mahkeme Başkanı da o gün avukatlar dışında dinleyici olarak Atare’nin isimlerini verdiği annesi, ablası ve nişanlısından oluşan aile mensupları ile Çırakoğlu’nun çocuklarından oluşan toplam 6 kişinin salona alınmasına müsaade etmiş.
CHP’lilerden oluşan 70-80 kişilik grup ise duruşmanın sürdüğü 6 saat boyunca Adliye bahçesinde Atare’yi sözde destekleme için beklemişler veya o görüntüyü vermeye çalışmışlardır. Tabii o topluluk içinde “dostlar alışverişte görsün” denildi…
Oysa onların içinde CHP Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın ve Yönetim Kurulundan isimler, Bodrum Belediye Başkan Vekili Azat Öztürk, Fen İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ahmet Yıldızhan, uzun süredir İmar İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcılığı yaptıktan sonra şimdide İnsan Kaynaklarından Sorumlu Başkan Yardımcısı olan İlknur Ülküm Seferoğlu gibi isimlerde varmış…
O gün Belediye Meclis Üyelerinin bir bölümü ile bazı belediye çalışanları ve Atare’nin Müskebili arkadaşlarından oluşan kişiler de oradaymış…
*
Bu arada ne olduysa, duruşmadan iki gün sonra aynı zamanda Muğla Büyükşehir Meclis Üyesi olan Av. İlknur Ülküm Seferoğlu ‘Başkan Yardımcılığı’ görevini bıraktı. Seferoğlu’na ayrıca gelelim…
Niyazi Atare ve İbrahim Çırakoğlu 5.5 aydır tutuklu yargılandıkları ve suçsuz olduklarına da inanıldığı için duruşma günü herkesin beklentisi (çok da ilgilenilmiş gibi) tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmalarıydı. O 70-80 kişilik grubun duruşma sona erinceye kadar 6 saati aşkın bir süre adliye bahçesinde beklemesi birazda bu yüzden olmalı!
Bence Niyazi’nin Müskebili arkadaşları daha samimi duygularla oradaydılar…
Bodrum Belediyesi ve CHP örgütünden gelenler ise “Niyazi bırakılırsa ilk duygularını (!) … bizimle paylaşmış olsun” beklentisiyle orada olmuş olabilirler… Ki beni Bodrum’dan arayanlardan “Niyazi 5,5 aydır tutuklu, Ramazan Bayramı’nı orada geçirdi. Bunların kaçı ziyarette bulunmuş veya ziyaret girişiminde bulundu ki?” diye soranlar da oldu. Evet, maalesef beklenti gerçekleşmedi. Mahkeme heyeti Niyazi Atare ve İbrahim Çırakoğlu’nun tutukluluk hallerinin devamına ve Dava Dosyasının ‘mütalaa’ için Cumhuriyet Savcılığı’na tevdi edilmesine oybirliği ile karar verdi…
*
NEDEN TAHLİYE EDİLMEDİ?
Neden tahliye edilmemiş olabilirlerdi?
Sedat Kaya arkadaşımızın ortaya koyduğu adeta “kanıtname” gibi bir dosya da var, ama hukukçu dostlarımdan ‘Datça’nın Sesi’nin de ulaştığı dosyayı incelemelerini rica ettim. Duruşma tutanağı ile iddianameyi güvendiğim iki hukukçu dost inceledi. Onların kanaati İbrahim Çırakoğlu ve tanık Hasan Çoban’ın duruşmada verdiği ifade, duruşmanın seyrini değiştirmiş, her ne kadar ‘itirafçı’ sayılmasa da Niyazi’nin verdiği ifadeleri boşa çıkarır gibi olmuş.
Yani Çırakolu ve tanık Hasan Çoban’ın ifadeleri Atare’nin savunmasını boşa çıkarmış olabilirmiş.
Ayrıca iddianamede yer alan kolluk ve savcılıkta verilen ifadeler ile duruşmadaki tutanak incelendiğinde, bugüne kadar basında yer alan soyut haberlerden ziyade şu tespitler dikkat çekmiş:
1-Sanık Niyazi Atare, Sanık-Müşteki Tayfun Çelik’ten aldığı bu paralar için, Tayfun’un Mumcular’daki arsayı bulduğu ve anlaşma yaptığı, bunun için Tayfun’un kendisine vermek istediği parayı kendilerine vermek istediği için diye savunuyor, ama duruşmada soru üzerine, “soruşturma aşamasında tutanaklara ben arsa sahiplerine adımı söyleyebilirsin demek istemiştim” diyor.
2-Niyazi Atare Migros’ta aldığı ve suçüstü yapılan para için “İbrahim’in ruhsat takibi karşılığı anlaşmış olduğu paraydı, yani iş takibi parasıydı” diyor. Ancak hem İbrahim Çırakoğlu hem de inşaatı yapan tanık Hasan Çoban, birbirlerini tanımadıklarını söylüyor. Tanık Hasan Çoban ise ifadesinde takip işlerini Selen diye birinin yaptığını söylüyor. Yani bu alınan paranın iş takibi parası için Niyazi Atare’nin İbrahim Çırakoğlu için olduğu tezini ortadan kaldırıyor. Çünkü hem İbrahim Çırakoğlu ve hem de Tanık Hasan Çoban birbirlerini tanımadıklarını ve görüşmediklerini söyleyerek yalanlıyor… Bu durumda Niyazi Atare’nin bu paraları, İbrahim Çırakoğlu’nun Hasan Çoban ile anlaştığı ve iş takibi parası olarak aldığı iddiasını boşa çıkarıyor.
Sanık-Müşteki Tayfun Çelik, tanık Hasan Çoban’ın, Sanık Niyazi Atare’nin yakınları tarafından tehdit edildiğine dair kendisine mesaj attığını ifadesinde söylememiş olsa da duruşmada ortaya çıkan WhatsApp mesajlarında Tanık Hasan Çoban’ın Niyazi Atare’nin yakınları tarafından açıkça tehdit ettiği görüldüğü ortaya çıkınca, Tanık Hasan Çoban, yeniden salona davet ediliyor ve bu mesaj sorulunca da “Evet o tehdit mesaj doğrudur” demek zorunda kalıyor.
Bu arada sanık avukatlarının duruşma öncesi tanıkla görüşme yaptığı ortaya çıkıyor. Sanık avukatları, duruşma öncesi bir tarihte, dosyanın tarafı olmayan bir avukatın ofisinde Tanık Hasan Çoban ile duruşmadan önce buluşup görüşüyorlar. Oysa sanık avukatlarının tanık veya taraflarla bizzat görüşmeleri ise hukuka aykırı bulunuyor.
*
İLKNUR ÜLKÜM SEFEROĞLU BODRUM BELEDİYE BAŞKANLIĞI GÖREVİNDEN NEDEN AYRILDI?
Yukarıda “Seferoğlu’na ayrıca gelelim…” dedim, şimdi gelelim…Evet bu dava dosyasının yanında bugünlerde Bodrum CHP kulislerinde Av. İlknur Ülküm Seferoğlu’nun istifası da sorgulanıyor…
Niyazi Atare’nin yargılandığı ve ilk duruşmanın yapıldığı günün ertesi günü Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı Av. İlknur Ülküm Seferoğlu, “Ailesi ve çocuklarına daha fazla vakit ayırmak için” görevinden ayrıldığını açıkladı. Yerel basının neredeyse tamamında bu haber olarak yer aldı. Ki Av. Seferoğlu bu açıklamasından sonra kendisini arayıp soran gazetecilere “Büyükşehir Belediyesindeki tüm görevlerime devam edeceğim” diyen açıklamada da bulundu.
Tabii bu manidar bir açıklama oldu. Şimdi Bodrum’da siyasi çevrelerde “Madem ailesine daha fazla zaman ayıracaktı Bodrum’a 1,5 saat mesafedeki Büyükşehir Belediyesi’ndeki görevlerini neden bırakmıyor?” sorusunun yanıtı aranıyormuş… Dolayısıyla “İstifa gerekçesi inandırıcı değil” değerlendirilmesi yapılırken “iki iddia” ile ilgili yorumlar başlamış.
-Birincisi: Niyazi Atare’nin 5,5 ay tutukluluk sonrası yapılan ilk duruşmada beklenen tahliyenin gelmemesinin kendisinde endişe yaratmış olabileceği iddiası…
-İkincisi; Büyükşehir Belediyesinde önemli bir post alacak. Buna gerekçede Ahmet Aras Başkan’ın özel danışmanı ve belediye iştiraki Reklam A.Ş.’yi başından uzaklaştırılmış olsa da bizzat yöneten Levent Arkan ile arasının iyi olduğu ve Levent Arkan’ın Ahmet Aras’a Genel Sekreter Tayfun Yılmaz’ı fiili olarak devre dışı bırakacağı bir görev için konuştuğu iddiası var.
Dilin kemiği yok. Nasıl olsa Muğla da Bodrum oldu…
*
İlknur Ülküm Seferoğlu gerçekten ailesine ve çocuklarına daha dazla zaman ayırmak için Bodrum Belediye Başkan Yardımcılığı görevini bırakıyorsa buna saygı göstermek gerekir. Kimseyi ilgilendirmez. Yok eğer gerçekten Büyükşehir Belediye Başkanlığı veya iştiraklerinde yeni bir görev alacak olursa samimi olmadığı ortaya çıkar ve yapılan bu yorumları haklı kılar.
Ben sadece Niyazi Atare’ye üzülüyorum… Çileyi parti emekçileri çekiyor, hapis yatıyor, itibarsızlaştırılıyor, birileri de parti emekçilerinin sırtından köşe kapmaca oynuyor…
--------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ: Önce ekmekler bozuldu, sonra her şey. --Oktay Akbal