Okumak; bizim için temel bir ihtiyaç vevazgeçilmez bir eylem. Bu nedenle okuma alışkanlığı, kitap okuma usulü,okuyucunun kitap ve yazarla ilişkisi gibi birçok husus önem kazanıyor.

Her şeyin bir adabı olur da kitabınolmaz mı?

Elbette insanın kitaplarla olanilişkilerinin de bir usulü/adabı olmalı. Kitap yazmanın, hatta kitap basmanınve satmanın bir usulü/adabı olmalı. Kitap almanın, hediye etmenin, yazarındankitap istemenin bir usulü/adabı olmalı. Kitap okumanın bir usulü/adabı olmalı.

Kitaplığın hakkını gözetmeliyiz.

Öncelikle kitap biriktirme veyazarından imzalı kitap koleksiyonu yapma alışkanlığından vazgeçmeliyiz.Raflara yığılan ama okunmayan kitapların sahibine bir yük olduğu gerçeğiylekitaplarımızı; okunanlar, okunacaklar, ikinci kez okunması gerekenler veokuduktan sonra üzerinde yazılıp çizilmesi gerekenler olarak gruplandırmalıyız.Kaynak kitapları bir tarafa, uzun vadede kitaplığımızda bulundurmayıdüşünmediğimiz ve konusu itibariyle bizim dikkatimizi çekmeyen kitapları dahediye etmek/bağışlamak üzere bir tarafa ayırmalıyız. En önemlisi de bukitapları ihtiyacı olanlara ulaştırmalıyız.

Kitapların hakkını gözetmeliyiz.

Her ne kadar zaman zaman kitabın yerinibaşka okuma araçları almaya çalışsa da bir bilgi kaynağı olarak "kitap" hiçbirzaman değerini kaybetmeyecek. Çünkü kitap diğer bilgi kaynaklarına göre dahagüvenli ve daha sıcak. Yine kitap, diğer bilgi kaynaklarına göre dahadisiplinli bir eylemi gerektiriyor.

Bu noktada her kitabı okumamız mümkündeğil. Ancak bir kitaba para verip satın almış isek ona mutlaka dokunmalıyız.Çünkü satın alınan kitapları umursamazlık boşluğuna atmak kitaba vefasızlıktır.

Eğer bir kitap bize hediye edilmişse,onu mutlaka ama mutlaka okumalıyız. Hediye alınan kitapları duyarsızlıkboşluğuna atmak yazara ve dosta vefasızlıktır. Her nasıl ki, bize gelen birhediyeyi ambalajını açmadan çöpe atmak ne büyük bir saygısızlık ise, hediyeedilen kitabı okumamak da bir o kadar saygısızlıktır.

Okumanın hakkını gözetmeliyiz.

Bizim için temel bir ihtiyaç,dolayısıyla da vazgeçilmez bir eylem olan okuma eylemine süreklilikkazandırmalıyız. Okumayı bir boş zaman etkinliği olarak değil, bir hobi olarakdeğil; bir ihtiyaç olarak görebilmeliyiz. Günlük yaşamın planlaması içindeokumaya da belirli bir zaman ayırmalıyız. Kişisel olarak ya da ailecekbelirlediğimiz bir motivasyon yöntemi ile okumada devamlılığısağlayabilmeliyiz.

Araştırmalar; kitap okuma ile mutluluk,sağlık, hatta kazanç arasında yakın bir ilişki olduğunu söylüyor. İşte kitapokumadaki istikrar, hayatımızın her alanındaki başarının temel dinamiğiolacaktır.

Bilginin hakkını gözetmeliyiz.

Kitaplardan edindiğimiz bilgilerin debizim üzerimizde hakları var. Kitaplardan edindiğimiz bilgiyi yaşama veilişkilerimize yansıtmak, öğrendiklerimizi kalıcı hale getirmek için birtakımyöntemler geliştirmek okuma eyleminin doğal bir gereğidir. Dolayısıyla dabilginin hakkını vermeli, okumalardan edindiğimiz bilgiyi kalıcı halegetirmeliyiz. Bu yazarak olabilir, sosyal medyada paylaşarak olabilir, özetçıkararak olabilir, altını çizerek ve notlar alarak olabilir, kitap sohbetleriyaparak olabilir. Takdir okuyucunun.

Yazarların hakkını gözetmeliyiz.

Kitaba dair bilinmesi gereken usul/adapkonularından biri de hediye kitap isteme ile ilgilidir. Şüphesiz kitap en güzelhediyelerden biridir. Arkadaşa, dosta kitap hediye edilir; ancak yazardanhediye kitap istenmez. Hele ki, kitap istediğimiz yazar yakın arkadaş veya dostise bu davranış görgü kuralları ve nezaket açısından ciddi bir kusurdur.

Yakın arkadaşların ve dostlarınkitabını satın almak bir nezaket davranışıdır, bir inceliktir. Yakınarkadaşların ve dostların kitabını okumak ise davetine icabet etmek kadarönemlidir. Aksi davranışın ne kadar ayıp olduğunu söylemeye gerek var mı? Bunoktada yazar; yakın, akraba, arkadaş ya da bir dost ise yazarın hakkınıgözetmek de bir borçtur.

Sonuç olarak; okumak gibi değerli veyararlı bir eylem de olsa usulüne/adabına uygun yapılmayan hiçbir eylem sonundaistenilen faydayı sağlamak mümkün değildir.

03.02.2021