"Anlayış,izan, tecessüs. Konuşurken, yazarken bir bakıma kendini ifade ederken kurduğucümleler, kullandığı sözcükler hep havada kalan, anlamı bir türlü tamamlanmayancümleler karşısında kayboluyorum. Kayboluyorum. Geçmişten bugüne kurulmasıgereken köprüler inşa edememişsem sorun bende aranmalı, çözüme de bendenbaşlanmalı."

Nasihatetmeden olur mu? Hiç nasihatsiz olur mu? Bu nasihatten ne anladığımız ya da nealgıladığımızla ilgili aslında. Bu söz dünün gençleri yani bize söylenecek olsaaman sendecililik yapmadan her bir büyüğümüzün sözüne kıymet verirdik. Ozamanlar antlarımız hâla söyleniyordu. Kimse kimseyi osun, busun ya da sendenbenden diye ayırmıyordu.

Annemiz,babamız başta olmak üzere yakınlarımız hep bizim üzerimize titrerlerdi.Yanlışımızı görseler hemen yanımıza gelip bizi uyarırlar, ikaz ederlerdi.Yanlış ile doğruyu çok net ayırt edebiliyorduk. Çünkü bize aktarılan ortak özne"insan"dı. İnsana saygı duymak, ona hürmet etmek kendine saygı duymak, kendineitibar katmaktı.

Buitibar bizi bugüne kadar kuşatıyor ve hâlâ insan olduğumuzu hatırlatıyordu.Neredeydik biz, kiminleydik? Sevgimizle, vicdanımızla, saygımızla başbaşayaydık. Yaptığımız her iyilik bizi hafifletir, mutlu ederdik. Her şeydenönce yalnız değildik. Doğayla iç içeydik. Ben her ne kadar sokak oyunlarınınmerkezinde olamasam da o oyunların kurduğu arkadaşlık bağını içimde hissettiğimçok oldu. Yalnızlık duygusunu hissettiğimi hiç hatırlamıyorum.

Geçenlerdebir yazar arkadaşımın söylediği bir şey dikkatimi çekti. Beni üzerindedüşünmeye sevk etti. Aslında bir o kadar basit bir o kadar derinliği olan birifade: "Eskiden bebekleri oyalamak için ağızlarına emzik verirdik. Bebekleroyalanır, en azından ağlamayı keserlerdi. Sonraları emziklerin görevinitelevizyonlardaki reklamlar üstlendi. Şimdilerde ise bebeklerimizi ceptelefonlarımızla, tabletlerimizle oyalıyoruz. Şimdi bebeler emziği kabuletmiyorlar."

Doğuştancep telefonlarının, tabletlerin ekranına tabi tutulan insan çocukları büyüyüncenasıl bir yapıya sahip olacaklar? Bu sorunun yanıtı bizim çocukluğumuzdangünümüz çocukluğuna bakışı da beraberinde getiriyor. Sokakta oynamayan, mahallekültüründen nasibini almayan, ailenin kanatları altında büyüyemeyen kendiodasında bir ekrana benliğini hapsetmiş bir gençlik.

Emziktentablete değişimin insan çocukları üzerine etkileri. Tepkileri bile farklı.Beğendikleri, örnek aldıkları her ne varsa bu dünyaya ait değil. Gerçekte aileçocuğu üzerine sağlıklı bir iletişimle hayatla bir bağ kurmasını sağlarsa oçocuk sağlıklı bir karakter yapısına sahip olur. Biliş buluş gelişimindebilmekten bulmaya her keşfi hayatın içerisinde gerçekleştirir. Deneme yanılmapayını bilir. Zorluklar karşısında yelkenlerini indirmez. Dimdik ayakta durur.Bilinçlidir çünkü. İnsanı tanır, hayatı tanır.

Oysaçocukluk insanlığın en muhteşem zamanlarını barındırır. Bebeklikten çocukluğa geçişve çocukluğun her evresi ne kadar özeldir, ne kadar özeldir. Keşifleri,algıları ve düşünceleri ne kadar saftır, masumdur. Doğayı tanımayan bir insan,gerçek anlamda insana dair güzellikleri nasıl idrak eder? Hayatın içinde insanıtanımayan bir insan hakikat karşısında hangi değerleri yaşatabilir.

Gözümüniçine baka baka yalan söyleyen, kendini ifade ederken adeta içinde yaşadığı ve bağımlılık kurduğu sanal dünyanınkurgusunu kuran, insan için anormal olan ve asla kabul görmeyecek bütündoğruları normal karşılayan bir anlayış var. Anlayış, izan, tecessüs.Konuşurken, yazarken bir bakıma kendini ifade ederken kurduğu cümleler,kullandığı sözcükler hep havada kalan, anlamı bir türlü tamamlanmayan cümlelerkarşısında kayboluyorum. Kayboluyorum. Geçmişten bugüne kurulması gerekenköprüler inşa edememişsem sorun bende aranmalı, çözüme de benden başlanmalı.

Gençlerböyle, gençler şöyle derken onları eleştirme adına söylediklerimizingençlerimizin şu an içinde yaşadıkları durumla hiçbir suçları yok. Gençlerimiz,"Küçüklerimiz sevmek, büyüklerimi saymak" dedirdiğimizde bu ifadedeki sevmeninve saymanın onlara yaşatacağı duyguyu ne kadar tanıyabilecekler? Büyüğü küçüğü bilmeden kendi bencilliğindekaybolan gençlik insan olmanın ayrıcalığını ne zaman yaşabilecek?

Umutsuzmuyum? Değilim. Çünkü insan yaradılışının özünde var "Hakk'ın varlığında" birolacak, biz olacak ve insanla tamamlanacak. Doğayla tamamlanacak ve her şeydenözeli hayatla tamamlanacak.

Pırılpırıl bir aydınlığa sahip yüzler görüyorum, genç yüzler. Onlarla birlikteykenher daim mutluyum. Onlarla insana olan inancım artıyor. Onların insanlığındahakikate çabuk erişiliyor.

İşteo zaman kendi kendime bu kadar nasihat yeter. Şükür seni dinleyen, anlayangençler var. Andımızda söylendiği gibi, varlığımız bu milletin varlığınaadanmıştır. Çünkü biz insanlığa adanmış nesillerin mirasçısıyız.