Türklerin yani bizlerin şiirsel bir dili var.
Çok lirik.
Bütününe bakınca,
Büyüleyici bir anlam birliği oluşturuyor.
Kelimeler birbirleri ile raks edercesine,
İnsanın ruhuna vuran,
Ritimler yaratıyor.
Seni senden alan,
Ve bir sarhoşluk bırakan etkisi ile,
Kozmik bir etki yaratıyor.
Aklın güzelliği dil,
Dilin güzelliği söz,
Kişinin güzelliği yüz,
Yüzün güzelliği Oğuz’dur.
Bizim büyük atamız.
Oğuz Kağan.
Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında,
Hayatta kalmaya çalışan,
Dağınık Türk topluluklarının,
Tek bir bayrak altında,
Devlet kurmalarının destansı,
Kahramanı OĞUZ KAĞAN’dır.
O zamanlarda kendilerine lider olarak seçtikleri,
Kara Han gittikçe zalimleşir.
Zalimleştikçe yönetimi kendi çıkarları için kullanmaya başlar.
Oğul OĞUZ,
Bu haksız düzeni,
Gözlemledikçe dayanamaz.
Ve bir şeyler yapmalıdır.
Ama ne?
HAKAN olmalı,
Bu kötü gidişata son vermelidir.
Babası KARA HAN’ı karşısına alarak,
Hakanlık için uzun ve zorlu bir mücadeleye girer.
Annesi Ay hatun ile
Bilge Uluğ Bey’in destekleri,
Oğuz Kağan’ı iyi hissettirse de,
En büyük gücü,
Her zaman inandığı,
Ve yolundan ayrılmadığı,
Gök tanrıdan alır.
Yerin ve göğün birleştirici gücü olan,
Oğuz Kağan Yaradan’dan aldığı ‘KUT’ sayesinde,
Türk milletini cihana hakim kılacak,
Kimsenin tahmin edemeyeceği şekilde,
Türklerin kaderini değiştirecektir.
Ve Oğuz Kağan,
Türklerin kaderini değiştirmiştir.
Türk milletinin destansı,
Tarihi içerisinde önemli bir yer tutan Oğuz Kağan,
Tek bir bayrağın,
Tek bir ülkünün peşinde giden,
Binlerce kişiyi hakimiyetin iradesine katan,
İnanç ve azmin mücadelesidir.
Yeni bir çağ başlıyor.
Bu çağa altın çağ diyoruz.
Bu çağda Türkler görevli.
Kürede bir şuur değişimi yaşanacak.
Ve değişimin ışığı Anadolu’dan yükselecek.
Gür bir sesle söylüyorum.
Türkler geliyor.
Tarih sayfalarında cihanı yönetmiş dört kişiden bahsedilir.
Bir tanesi Oğuz Kağandır.
Bu girmekte olduğumuz çağa ‘Oğuz Kağan’ yani ‘Zülkarneyin’ çağı diyoruz.
Biz Türkler olarak,
Yeni ve adil bir dünya için,
Yeni çağda omuzlarımızda fazlaca yük olacak.
Türklerin çağı geliyor olduğunu yabancılarda biliyor.
Ezoterik bilgi sahibi olan yabancılar,
Bizim cihana mühür vurmamızı,
Başarılı olmamızı,
Hakkaniyetli bir dünya yaratmamızı istemiyorlar.
Lakin biz mührümüzü güçlü basacağız.
Türkler cihana yayılmışlar.
Hepimiz bir yerlerde savrulmuş olsak da,
Adil bir dünya görevi ile dünyaya geldik.
Bizler çok kalabalık bir milletiz.
Her coğrafya da olduğumuzu unuttuk
Türklerin yedi kıtada yaşadığı söylemi yanlış olmayacaktır.
Farklı coğrafyalarda yaşıyor olmaları,
Bu bölünmüşlüklerine rağmen,
Türklerin eğitim, kültür, tarih, ekonomi,
Sanat gibi alanlarda,
Ortak payda da hareket etmeleri çok önemlidir.
Unutmamalıyız ki Türk halkları aynı kültürel mirasın bekçileridir.
Bu Orhun yazıtlarında da tasdik edilmiştir.
Kültürel mirasın bekçileri ve ortak geçmişimizden dolayı,
Adım adım Türk Birliğine ilerliyoruz.
Hayalimiz olan bu birliği,
Tarihte 2 kez gerçekleştirdik.
Bunlardan biri Hun imparatoru Mete Han,
Bir diğeri ise Timur imparatoru Timur Han tarafından gerçekleştirildi.
Bizlerde günümüzde bu birliği yaratma yolunda ilerliyoruz.
Bir zamanlar, Sovyetler Birliği'nin yıkılacağını düşünmek bile hayaldi.
Üstüne Sovyetler Birliği bünyesindeki Türk cumhuriyetlerinin,
Birer bağımsız devlet kuracağı düşüncesiyse daha da zordu.
Bundan daha ötesi,
Türk devletlerinin birleşip bir devlet kuracağı düşüncesiyse tam bir hayaldi.
Ama bugün bu hayali gerçeğe dönüştürme,
Birleşme yolundayız.
Dünyada ki hiçbir ülke,
Sosyal, kültürel, etnik ve din bağları ile
Bu kadar yakın olduğu kitlelerden uzak duramaz.
Türkiye'nin şu anda yapması gereken ise,
Bölgesinde ve dünyada yalnızlığa itildiği bu dönemde,
Aynı dili ortak sosyo-kültürel zemini ve tarihi bağları olan,
Orta Asya ve Kafkasya halkları ile bağlantılarını,
Güçlendirmek yolunda olmalıdır.
Türk Devletleri Teşkilatları ile bu yolda mesafeler kat ettik.
Ve sonrasında gideceğimiz yol,
Turan Birliğidir.
Bu birlik ile,
Dünya'nın diğer devletleri ile ilişkileri kopartmak,
Ya da ütopik bir meydan okumak değildir.
Ayrıca da yalnızlaşmaya düşmek hiç değildir.
Tam aksine askeri ve stratejik devletlerin sıkıştırmasından kurtulmaktır.
Sürekli ve amaçlı stratejik bir planla,
Acilen yeniden çizilerek,
Turan Birliğini ile şaha kalkmaktır.
Bu bütün bölge halklarının menfaatine olacaktır.
Dönemsel olarak hatırlarsak,
Ve bir asırdır ihmal edilen ilişkilerin,
Bu büyük Türk ailesinin aktif yakınlaşmasıdır.
Başkalarına düşmanlık için güç birliği yapılmıyor.
Topraklarımız bir olacak.
Serbest dolaşımla Turan birliği içinde ticareti güçlendireceğiz.
Ortak para birimimiz olacak.
Bilimde yükseleceğiz.
Ekonomik işbirliğini arttıracağız.
Kaynakları etkin kullanacağız.
Kaynaklarımızı koruyabileceğiz.
Etki alanlarımız tüm cihana daha güçlü yayılacak.
Çok güçlüyüz,
Güç birliği bizi daha da güçlü kılacak.
Türk bir birine düşman olmadı ama kardeşçe de sarılamadı.
Tüm Türk devletlerinde bu ilişkiye karşı olan "insanlar" da var olabilir.
Bunu bir hayal olarak görüyorlar.
Birliğe karşı olanlar bilsinler ki onların dimağlarında Türklük bilinci yoktur.
Bu hafta çok güzel bir olay oldu.
Türk Dünyası’nın ölümsüz önderi Atatürk’ün anıt heykeli Aladağ’ın (Tanrı Dağları) eteklerindeki Kazakistan’ın kültür başkenti Almatı’da dikildi.
Cumhuriyetimizin 100 yılı için bu anıt yapıldı.
Teşekkür ederiz Kazak Kardeşlerimize.
Ve Muğla Büyük Şehir Belediye Başkanımız meslektaşım,
Dr. Osman Gürün’e çok teşekkür ediyorum.
Hassasiyet gösterdi ve Cumhuriyetimizin 100 yılına saygı ve bağlılık olarak,
Bir anıt yaptırdı ve 29 Ekim’de açılışı yapıldı.
Bu bilinçte olmayan o kadar belediye başkanımız vardı ki.
Anıt yaptıran nadir illerden biriyiz.
Her zaman yüksek ahlaklı davranacağız.
Hak yemeyeceğiz.
Tekrar çok teşekkür ediyorum sayın GÜRÜN’e.
Teşekkür ediyorum Kazak Kardeşlerimize.
Adım adım Turan Birliğine ilerliyoruz.
Ve en büyük Turnacı Mustafa Kemal’dir.
GÜNEŞ bayrak, GÖK Çadırdır.
Kim bizim töremizi yıkabilir?
Ve artık ‘KUT’ kadına geçiyor.