Dünya ticaretinin çoğu deniz yolları ile yapılıyor.
Süveyş Kanalı Sultan Abdulaziz zamanında 1869 yılında bizim tarafından yapıldı ve açıldı.
Hedef, Hint Okyanusu ile Akdeniz arasındaki deniz yolunun kısaltılması idi.
Panama kanalı ise,1914 yılında ABD tarafından yapıldı ve açıldı.
77 km uzunluğundaki Panama Kanalı, Atlas Okyanusu ile Pasifik Okyanusu arasındaki deniz yolunun kısaltılmışı için açılmış idi.
Cebelitarık, Hürmüz ile Babulmendep Boğazları doğal boğazlarlardır.
Bu boğazlara, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarını da ilave etmek gerekiyor.
1936 yılında Montrö Anlaşması ile Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının kullanılması hakkında yeni kurallar getirildi.
Montrö anlaşmasına göre, Boğazlardan Karadeniz'de sahili olmayan ülkelerin savaş gemilerinin geçişi, Türkiye Cumhuriyetinin iznine tabidir.
Bunun örneği, Ukrayna - Rusya savaşı sırasında İngiliz, ABD, Fransa savaş gemileri başta olmak üzere hiç bir ülkenin savaş gemilerinin Karadeniz'e geçişine izin verilmemesidir.
Fakat, Türkiye Cumhuriyeti, savaş gemilerinin dışındaki ticaret ve turistik gemilerin geçişlerine engel olamıyor, kontrol edemiyor ve ücret de alamıyor…
Ancak boğazdan geçmek isteyen ticaret veya turistik bir gemide bulaşıcı bir hastalık ihbarı alınır ise, bu gemi Çanakkale Boğazı girişinde durdurulup, kontrol edilebiliyor.
Çanakkale Boğazı 1,2 - 6.0 km genişliğinde ve 68 km uzunluğunda bir boğazıdır.
İstanbul Boğazı ise, 30 km uzunluğunda ve 698 - 750 m genişliğinde değişen bir boğazdır.
İstanbul Boğazı yerleşime açık olup yalı dediğimiz bir çok tarihi yapının bulunduğu bir mahaldir…
Son yıllarda da boğaz içinde turistik oteller ve turistik tesisler yapılmaya başlandı.
İstanbul boğazı, Türk uygarlığının bir eseridir.
Bizden önce İstanbul Boğazı sağlı sollu balıkçı köylerinden ibaret sade bir boğaz idi.
Bugünkü haline son 150 - 200 yıl içinde gelmiştir.
İstanbul boğazından yılda 40 binden fazla dev boyutlarda tanker ve dev kuru yük gemileri geçmektedir.
Karadeniz’in Akdeniz’e ulaşımı ancak boğazlar üzerinden sağlanmaktadır.
İstanbul Boğazını geçmek için her gün yüzlerce gemi Marmara denizinde beklemektedir.
Bu bekleyiş birçok sorunu da beraberinde getirmektedir.
Bazen İstanbul Boğazında dev gemilerin dümen kilitlenmesi veya makine arızası nedeniyle ile yalılara çarptığı veya çarpmaya ramak kaldığı kazalar yaşıyoruz.
Bu kazalar sonunda büyük yangınlar ve yıkımlar olabilir.
İstanbul Boğazı 2960 sayılı Boğaziçi yasası ile özel olarak yapılaşmakta ve titizlikle korunmaktadır.
Dünya'da başka bir Boğaziçi yok…
Dünya'da emsali olmayan Muğla ili sahilleri de özel bir yasa ile korumalı ve şekillenmelidir...
İstanbul Boğazı üzerinde üç asma köprü bulunuyor.
Ayrıca, İstanbul Boğazında deniz altından geçen iki tünel de bulunmaktadır.
Böylece, üç asma köprü ve iki tünel ile Asya ile Avrupa kıtaları birbirine bağlamış oluyor.
İstanbul Boğazında ayrıca şehir hatları vapurları ile özel tekneler, iki kıta arasında 7/24 saat çalışmakta, yolcu ve turist taşımaktadırlar.
Bunlar, İstanbul Boğazında ne dendi yoğun bir yaşamın ve trafiğin yaşandığını gösteriyor.
İstanbul Boğazını kurtarmak için, boğaza paralel bir kanal açılması düşünüldü.
Bu kanalın Sazlıdere güzergahından geçmesi düşünüldü ve müstakbel kanalın geçtiği güzergahın imar planı yapıldı.
Bu girişim üzerine bazı çevrelerde kıyametler koptu.
"İstanbul kanalını neden yapmıyorsunuz?" , diye hükumet sıkıştırılacağına, tam tersi yapılıyordu.
"Kanal yapmaya ne gerek var? Siz, Arap şeyhlerini zengin etmek çin, İstanbul kanalını yapmak istiyorsunuz" diye hükumet suçladı.
Hatta bazı teknik kişiler bu kanalın depreme neden olacağını bile söylediler.
Bu tepkiler karşısında kanal projesi büyük bir sessizliğe büründü.
Ama, Kanal için hazırlanan imar planları hala geçerliliğini koruyor.
Son günlerde de Sazlıdere - Bosna'da İstanbul’un dördüncü asma köprüsünün tüm hızla tamamlanmakta olduğunu haberi basına düştü
Yani, İstanbul kanalının köprü ve tünelleri hızla ve sessizce yapılıyor.
İş, kanalın kazma işleminin başlamasına kalıyor.
Dünyaca bir öneme sahip İstanbul kanalı sanki bir suç işleniyor gibi gizli gizli yapılıyor.
Sizce bu normal bir hal mi?
Kanal İstanbul yapılmalı ve Boğaziçi'nin yükü azaltılmalıdır.
Boğaziçi turistik gemilere ve turizme tahsis edilmelidir.
Karadeniz’e çıkmak isteyen dev tankerler ve dev şilep gibi ticari gemiler de parasını vererek İstanbul kanalından geçmelidirler.
Son Ukrayna - Rusya savaşı Karadeniz’in ne kadar önemli olduğunu bir daha gösterdi.
Bir de Karadeniz’de veya çevresinde petrol bulunduğunu hayal edin.
Böyle bir durumda güzelim Boğaziçi'ni unutun gitsin.
İstanbul Kanal inşaatı, tüm engellemelere rağmen devam ediyor.
İstanbul kanalına karşı çıkanların sessizliği, de anlayanlara çok şeyler söylüyor.