İran’da cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalmıştı. ikinci tur yapıldı ve Türk asıllı Mesud Pezeşkiyân (Bana göre Pezişkiyân) cumhurbaşkanı oldu. İran için hayırlı olsun. İnşallah Mesud Pezeşkiyân, İran Türklüğü’nün mağduriyetinin giderilmesinde etkili olur.
Mesud Pezeşkiyân’ın adını önce bir arkadaşımdan duydum ve tabii ki soyadına takıldım. Çünkü arkadaş soyadını Ermeni soyadlarında olan –yan eki gibi telaffuz etmişti. Arkadaşa “Türk diyorsun ama soyadına bakarsak Ermeni olması lazım.” dedim. Arkadaş bu konulara uzak biri olduğu için konuya açıklık getiremedik.
Daha sonra ben İran basınından takip ettim ve Pezeşkiyân’ın soy adının yanlış telaffuz edildiğini anladım. Daha doğrusu, Türkiye’de, doğulu isimler konusunda hiç hassasiyet olmadığı için, Ermeni adı gibi telaffuz edilmesini normal gördüm. Bu millet tarihinden, coğrafyasından, kültüründen koparıldığı gibi kelimelerdeki seslerinden de koparıldığı için yanlış telaffuza alışmıştık.
Mesela Bînazîr Butto (1953-2007)’nun adı hep yanlış yazıldı. Çünkü bizim cahil medya doğulu kelimeler konusunda gerçekten de cahil, hem de zırcahil olduğu için, kadıncağızın adını hep “Benazir” diye telaffuz etti. Bazıları da üstüne tuz-biber ekercesine a sesini uzatarak “Benâzir” dedi. Ben bu isimlere pek bir anlam veremedim. Her ikisinde de anlam bir türlü oturmuyordu. Sonra bir afişte Arap harfleriyle (Pakistan’da Arap harfleri kullanılır.) kadıncağızın adının doğrusunu gördüm. Afişte adı “Bînazîr” şeklinde yazılmıştı ve bu imla ile anlam hemen oturdu zihnimde. Çünkü “Bînazîr” kelimesi “benzersiz, eşi benzeri, naziri olmayan” demekti. Bir anne için elbette kızının eşi-benzeri olmazdı. O yüzden annesi-babası kızlarının adını “Bînazîr” koymuşlardı. Ama bizim cahil basıncılar bu tür semantik bilgilerden de mahrum olduklarından, kadının adını yıllarca anlamsız bir şekilde telaffuz etti.
Yanı başımızdaki Suriye Cumhurbaşkanının adını da yıllardır yanlış söylüyoruz. Adamın adı Beşşâr Esed ama biz durduk divana uyduk batıya ve hep “Beşar Esad” dedik. Adamın soyadı “arslan” anlamındaki “esed”; çok mutlu” anlamındaki “Es’ad/Esad” değil ki.
Basketbolcu Kerim Abdülcabbar’ın adını doğru telaffuz eden bir tane bile spiker görmedim. Hepsi Avrupa ve Amerika basınındaki imlasıyla “Kareem Abduljabbar” şeklinde telaffuz etti. Batılıları anlarım. “Cabbar” daki c harfini ya s veya k siye söyleyeceklerinden c’ye en yakın ses olan j ile ifade ediyorlardı. Ama bizim dilimizdeki dijital mükemmellik (sere karşılık tek harf) batı dillerinde olmadığı için, onlar j yazacaklar elbette. İyi de bizde öyle bir tehlike yok. Niye adamın adını yanlış telaffuz ediyoruz ki. “Kareem” de öyle. Bu kelimedeki e sesi açık e olduğu için ve biraz a sesine yakın olduğundan “Kareem” diyorlar. Oysa bu kelimeyi biz “Kerim” olarak kullanıyoruz. Gel gör ki zırcahil basınımız, batı medyasında ne görüyse ve ne duyduysa aynısını söylüyor. Tabii ki yanlış yapıyor.
Beşiktaş’ta top koşturan Kamerunlu Ebu Bekir’in adı da cehalete kurban giderek Abou Bakar şeklinde yazılıp söylenmiştir. Adamın adı açık: Ebu Bekir…
1979’da İran devriminde, bir süre bazı basın mensupları Humeynî dedi bazıları da “Kumeynî”… Niye? Çünkü adamın adının ilk harfi Arapça hı (hırıltılı h) ile yazılıyordu ve bu ses zaman zaman k, zaman zaman da h olmuştu. Hatun-katun, hoca-koca, kağan-hakan kelimelerinde olduğu gibi… Basıncılar sonra ağız birliği edip “Humeynî” dedi.
Bu k-h meselesi sadece Farsça ve Arapça’da yok. Rusça’da da var. SSCB başkanı (1894-1971) Kruşçef’in adı bir ara “Hruşçef” şeklinde yazılmış ve söylenmiştir.
Ah cehalet ah!...
Sen nelere kâdirsin!...
Bizim basınımız bilmediği gibi, bilene danışmayı da bilmez ve yanlışlıklar çukurunda debelenir durur.
Haaaa… Bizim bu acar basınımız batı dillerinden bir kelimeyi, batılılardan daha güzel telaffuz etmek için ne gırtlak ve dudak oyunları yapar, bir görseniz, şaşar kalırsınız.
Uzun lafın kısası: Arkadaş kelimelerin telaffuzunda batı tekelciliğinden kurtulup doğru bilgilerle hareket edeceğiz ve İran cumhurbaşkanının adını “PezeşKİyan” şeklinde Ermenice kelime gibi değil, “PezeşkiYÂn” şeklinde doğru telaffuz edeceğiz. “pezeşk/pizişk, pezişk (kelimenin aslı i sesine yakın kapalı e ile olduğu için üç şekilde telaffuz edilir.) kelimesi “doktor, tabip, hekim” demektir; “pezeşkiyan” da doktor –lulardan, lilerler, -lülerden anlamında “gillerden” demektir. Tıpkı “Selçukiyan”ın Selçuklular”, Osmaniyan”ın “Osmanlılar, “Yunaniyan”ın “Yonlar” demek olduğu gibi.”Pezeşk”e getirilen nisbet yesi, (uzun i), aidiyet, mensubiyet bildirir; “-ân” eki de çoğul anlamıyla bu mensubiyeete yaygınlık anlamı katar; y sesi de î ve â sesleri arasında kaynaştırma ünsüzü görevi görür.
Bakalım resmî ağızlar ve basın İran Cumhurbaşkanının adını nasıl telaffuz edecek?
Türk Dil Kurumumu? Onun bu konulardan haberi bile olmaz. Bilmezler ve bu tür konulara öngörü ile yaklaşmayı beceremezler ki.