Muğla Çimento Hukuk Müşaviri Avukat Cenk Özen, Yatağan’ın Deştin Mahallesi ile Menteşe’nin Bayır Mahalleleri arasında Tekağaç Mevkinde kurulmak istenen çimento fabrikası ile ilgili ilginç açıklamalarda bulundu.
Av. Cenk Özen’e göre, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ve 1/5000 – 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı değiştirilemez.
Av. Cenk Özen’e göre, Tekağaç Mevkinde kurulmakta olan çimento fabrikası inşaatı yıkılamaz.
Oysa çimento fabrikasının ÇED olumlu kararının Deştinlilerin ve kendilerini destekleyen yaşam savunucularının hukuk mücadelesi sonucu iptal edilmesinin ardından Menteşe Belediyesi verdiği ruhsatları iptal etmiş, inşaatı mühürlemişti.
En son Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısında “imar planlarının iptali” konusu görüşülürken, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal çimento fabrikası inşaatı ile ilgili “yıkım kararı” alındığını açıklamıştı.
Bütün bu gelişmeler Deştinlileri ve Muğlalıları sevindirirken ve hatta Deştinliler hızlarını alamayıp, hem de “uluslararası” bir festival gerçekleştirmişken Av. Cenk Özel’in açıklaması kafaları karıştırdı...
+
Av. Cenk Özen’e göre çimentocular isterlerse bugün giderler bir “ÇED Olumlu kararı” çıkartırlar ve ertesi günde Menteşe Belediyesi’nin kapısını çalıp, Başkan Gonca Köksal’ın önüne ÇED Olumlu kararını koyup, “İşte ÇED, ver imar ruhsatımı” der mi der...
Önünde hiçbir engel yok.
Ancak imar planları yenilenirse, en azından 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planına “Her ne kadar ilgili Bakanlıkça yapılmış 1/100.000 Çevre Düzeni Planı’nda Deştin/Tekağaç bölgesi ‘Sanayi Alanı’ olarak işaretlenmiş ise de sanayi bölgesine ne gibi sanayi tesisi kurulabileceği belirtilmemiş, bu ‘uygulama imar planını’ yapacak olan yerel yönetime bırakılmıştır. Söz konusu alanda bacasız sanayi tesisi kurulabilir” diye bir ‘plan notu’ düşülürse, çimentocular Deştin’den vazgeçmek zorunda kalırlar...
+
Bu yıkım kararı nereden çıktı?
Dönemin Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, Deştinliler ile yaşam savunucularının hukuk mücadelesi sonunda Muğla İdare Mahkemesi tarafından ÇED Olumlu kararının iptal edilmesi sonucu hukukun gereğini yerine getirmek zorunda kalarak, kimseye sormadan verdiği çimento fabrikası inşaat ruhsatını iptal etti. Bir de inşaatı mühürledi.
Büyükşehir Belediyesi Ekim ayı toplantısında da Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal imar planı iptali tartışmalarına “iptali için dayanaklara ihtiyaç duyduklarına” dikkat çekerek katıldı ve “Burada ÇED raporunun iptal olmuş olması zaten bu planın şu anda yürürlükte olmadığını bize ifade ediyor. Çünkü ‘ÇED raporu dayanaktır bu plana’ dendiği için bu plan zaten aslında şu an yürürlükte değil” diye konuştu ve “inşaatın yıkımı” ile ilgili şu ifadelerde bulundu:
“Biz ÇED iptal olur olmaz hemen -bu tesis yasal olarak yapılmış olmasına rağmen- dedik ki ‘kaçak yapıdır; o nedenle gerekli işlemleri yaptık ve encümenimizden yıkım kararı çıkardık. Bazen yasalar elimizi ayağımızı maalesef bağlıyor. Bu konudaki duruşumuz çok net ama alacağımız her kararı gerekçelerle, dayanaklarla güçlendirmemiz gerekiyor. Burada da gerçekten hukukçularımıza ciddi iş düşüyor. İletişim halinde kalarak bu süreci en iyi şekilde yönetmemiz gerektiğine inanıyorum. Yani çevreye duyarlılığımızla ilgili de hiçbir şüphe olsun istemem.”
+
Başkan Gonca Köksal’ın “Yani çevreye duyarlılığımızla ilgili de hiçbir şüphe olsun istemem.” sözü aldıkları “yıkım kararı” kadar önemli.
Bu ifadeyi kullandıklarına göre ‘çevre duyarlılıkları’ konusunda şüphesi olanların olduğunun farkında olmalılar... O şüphesi olanların içinde ben de varım. O yüzden yerel seçimde CHP’den Belediye Başkanı adaylığına sıcak bakmadım.
Tabii Gonca Başkanın kendisi ile ilgili şüphe olduğunun farkında olması güzel bir şey. Farkında olduğuna göre, o şüpheyi ortadan kaldıracaktır diye düşünüyorum.
Yerel seçimlerden önce AK Partili Yatağan Belediye Başkanı Mustafa Toksöz, CHP’li Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş’ün tersine Deştinliler ile onların mücadelesini destekleyen yaşam savunucularının yanında yer alıyordu. Şimdi CHP’li Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay da Deştinliler’in yanında... Geçtiğimiz günlerde yapılan festivalde de Deştinlilere “Sonuna kadar yanınızdayım” diyen Mesut Başkan, Muğla 1. İdare Mahkemesi'nde “Yürütmenin durdurulması talepli” bir dava açmış bulunuyor.
Gonca Başkan encümende yıkım kararı alındığını açıkladıktan sonra öğrendik, Mesut Başkan o davayı Menteşe Belediyesi’ne karşı açmış ve Menteşe Belediyesi’nin yaptığı imar planı ile ilgili ‘yürütmeyi durdurma’ talep ediyor...
Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay ‘yürütmeyi durdurma’ talebine gerekçe olarak da çimentocuların birinci ÇED olumlu kararının mahkeme kararı ile iptal edilmiş olmasını gösteriyor. Çünkü o zaman yeni imar planı o ilk ÇED’e göre yapılmıştı!
Şimdi o 1. ÇED olumlu kararı yok, ona dayalı yapılmış olan bugünkü imar planının da olmaması gerekiyor. Anladığım kadarıyla anlattım, yanlışım varsa bilenler lütfen düzeltsin...
Başkan Köksal’ın yıkım kararı açıklamasından sonra öğrendik ki, Menteşe Belediyesi, Yatağan Belediyesi’nin açtığı haklı davaya ‘savunma’ göndermiş! Gel de şüphe duyma...
+
Bu arada duyumlarıma göre, Muğla Çimento A.Ş. şirketi Menteşe Belediyesi’nin “yapı ruhsatını” iptal edip, inşaatı mühürlemesinden sonra çimento fabrikasın şantiyesinde “kaçak yapılaşmada” bulunmuş.
Dediğim gibi bu bir duyum.
Mühürlü inşaatta yapılan kaçak imalat TCK 184’e göre ‘yaptırım’ gerektiren bir uygulamaymış.
Yani Menteşe Belediyesi’nin ‘yapı tatil cezası’ uygulaması gerekirmiş. Ki ortada Menteşe Belediyesi’nin Muğla Çimento şirketine 30 milyon TL ceza uyguladığı bilgisi de var. Bu TCK 184’e göre uygulanmış bir ceza olabilir mi onu da bilmiyorum.
Keşke Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal, Ekim Ayı Büyükşehir Meclis Toplantısı’nda “kaçak yapı yıkımından” söz ederken, bu konularda da bir şeyler söylemiş olsaydı...
+
Benim merak ettiğim Muğla Çimento A.Ş. sahiplerini veya avukatlarını uyandıran ne oldu?
Son Büyükşehir Meclis Toplantısında Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Deştin aktivistlerinden Haluk Özsoy’u ve belediye avukatlarını dinledikten sonra mealen “Anlaşıldı bu imar planı meselesini hukuk ile değil siyası kararla çözeceğiz” demişti.
Çimentocular bu ifade yüzünden mi harekete geçti, hukuk müşavirleri Cenk Özen söz konusu açıklamayı acaba bu yüzden mi yaptı? Yoksa Deştinlilerin “Uluslararası Deştin Kültür ve Doğal Yaşam Festivali” onları kızdırmış olabilir mi?
Bir de Başkan Goca Köksal’ın “yıkım kararı” açıklaması var...
Tabii hepsi de öfkelendirmiş olabilir...
Bilemiyoruz. Bildiğimiz önümüzdeki günlerde “Muğla’da çimento kavgasının” yeniden hukuk mücadeleleri ile ülke gündemine girebileceğidir...
+
Ben çimento fabrikasının ruhsatının iptali sonucu yıkılmasına karşıyım.
Yatırımcının kabahati ne? Adamlar buraya kaç milyon dolar parayı gömdü. Üstüne bir bardak su içilebilecek gibi bir şey değil bu... Başkan Ahmet Aras “Deştin’de, sermayenin betona boğmak istediği bu topraklarda, biz suyun özgürlüğünü, toprağın bereketini ve ormanın nefesini savunuyoruz.” dediği festivalde “Aslına bakarsanız bugün burada yaptığımız, buraya veya Akbelen'e para yatırıp doğamızdan, tarımımızdan, insanımızdan, onların sırtından zenginleşmeye çalışanlarla değil, direk bunlara izin veren iktidarla mücadele ediyoruz.” diyerek çok önemli bir noktaya parmak basmıştı.
Yatırımcı Cemal Karakurt’un günahı yok... O bir yatırımcı. Deştin’de ülkeye istihdam yarattığını, döviz girdisi sağlayacağını ve hatta termikçilerin, mermercilerin çöpünü, atığını ortadan kaldıracağını, böylelikle iyi bir vatandaş olduğunu, sevap bile kazanacağını düşünmüş olabilir. Haksız da sayılmaz. Madalyonun iki yüzü var...
Madalyonun öteki yüzünde devletin onayladığı ÇED ve Bahattin Gümüş’ün verdiği ruhsat var... Suç ve günah aslında madalyonun bu yüzünde. Muğla Çimento A.Ş. kendisine yargının iptal ettiği ÇED’i veren bakanlığı neden mahkemeye vermedi hala onu da anlayabilmiş değilim...
Evet ben yıkıma karşıyım. Deştin’de o şantiye de Türkiye’nin ikinci ‘Atakulesi’ yaratılabilir. Burada “Alternatif Eko Turizm” yapılabilir. Neden olmasın?
Yarın Menteşe Kent Konseyi’nden istifalara bakalım...
----------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Düşünebilen herkesin insan olması, insan olan herkesin düşünebildiği manasına gelmiyor ne yazık ki. --Freud