Değerli dostlarım; geçen haftadaki yazım da İlçem Ula’da yaşanılan ve çözüm bekleyen olay demeyelim de çalışmalar hakkında bildiklerimi paylaştım. Okurlarımdan Allah razı olsun. Takipçilerimden gelen olumlu tenkitlere de teşekkürler ediyorum. Sık sık dile getiriyorum. İlçem Ulanın girişi anlamında tek bir adet caddesi vardır. Bu caddenin uzantısı da çarşı içinden geçer. Şehir öyle kurulmuş. Bu tek caddenin üzerinde 1939 model tek katlı ve hiçbir tarihi, kültürel özelliği olmayan tek katlı bir okul bulunmaktadır. Okulun öğrenci ve öğretmen girişi doğrudan bu caddeye bağlanmaktadır. Nüfusu 4600-5010-5200 olduğu yıllarda bu okulumuzun gerek öğrenci ve gerekse öretmen girişleri ve çıkışlarında trafik hiç gündeme gelmiyordu.  Ama diye başlayalım, bir cümlenin arkasından ‘ama- lâkin-velâkin’ kelimeleri eklenirse olumsuz ve dikkat çekilecek cümleler gelmesi muhtemel oluyor. Şu anda İlçem Ulanın dört mahallesinde nüfus hızla arttı. Oldukça göç aldı ve almaya da devam ediyor. Hal böyle olunca da gerek öğretmen, gerek öğrenci velisi ve öğrencileri okula girişleri ve çıkışları esnasında kabul edilemeyecek kadar trafik sıkıntısı ve trafik sorunu yaşanmaya başladı ve tehlike de hızla artmaktadır.  Yetkililere hamaset yaptığım gibi düşünülürse mesai günlerinde sabah saat 08:00 ile 09:00 arasında, öğleyin saat 12:00-13:00 arası, akşamüzeri saat 14:40 -15:00, Ortaokullar için de 15:30 -16:00 arasında tek olan cadde trafik sıkışıklığı, tehlikeli hareketler, öğrencileri almaya gelen (tüm iletişim araçları-bisiklet-motorlu bisiklet-elektrikli bisiklet-otomobilin her çeşidi) ile veliler evlatlarını almaya geliyorlar.  

Öncelik ve özellikle açık olarak arz ediyorum. 6360 Sayılı Kanun ile bahse konu Caddenin tüm sorumluluğu ‘ Muğla Büyük Şehir Belediye Başkanlığı’nın olduğunu biliyoruz. Tabiatıyla Büyük Şehir Belediyesinin sorumluluğundaki kısa adı UKOME daireye aittir. UKOME yetkililerine açık çarı yapıyorum, her hangi bir kaza ve yaralanma olayı olmadan, daha fazla halk ve öğrenciler arasında stres yaşanmadan, sinirler daha da gerilmeden bu tek ve başka bir alternatifi olmadan bir düzenleme bir tedbir alınması şart değil insaniyet adına yapılabilecek bir çalışmadır. Size abartılı gelebilir. Yukarıda arz ettiğim günün saatlerinde bir görevli arkadaşımız takip etse daha detaylı bilgiler derleyebilir. 

Naçizane bir teklifim de vardır. Tespit var, önerim var. Okulumuzun Caddeye bakan duvar tarafındaki yol geniştir. Ula’ya giriş te sağda kalan kısımdaki araç park etme serbestisi ne park yasağı getirilebilmesi geçici de olsa bir rahatlama getirecektir diye umuyorum. Yol ve cadde üzerindeki her türlü trafik iş ve işlemleri Emniyet Teşkilatımızın ‘Trafik Polisi’ tarafından geçekleştirilen çalışmalar ile sürdürülmektedir. Ancak; bahse konu caddenin ‘Her Tülü Sorumluluğu’ Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait olunca, cadde ki trafik hareketleri, park yasağı çalışmaları, yaya ve araçların hareketleri de bu kurumun çalışmaları sonucuna göre Trafik Polisi kendisine düşen görevi yapabilecektir.   

Geçen haftaki yazımın bir bölümünde de Cami –Cemaat –Cami görevlileri arasında yaşanılan ve toplumu rahatsız eden dedikodu anlamındaki bir takım hoş olmayan yaşanılan, tavır ve hal ve hareketler hakkında tamamen ilçe müftümüzü bu dedikodulara karşı korumak amaçlı. İlçe Müftülüğümüzün üzerine atılması muhtemel bir takım suçlamaların önüne geçebilmek için bir yazı düzenledim. Yazım çok ses getirdi. Bizim toplumumuzda bir duyarlılık vardır. Toplumumuzun ekseriyeti Cami-Cemaat- ezan konusu gündeme geldiğinde esnek davranmaz.  Kırmızı çizgisidir toplumun. Zira hem camilerimiz, hem mescitlerimiz tarihi ve kültürel anlamda birçok medeniyeti barındırmaktadır. Öteden beri Cami-Cemaat –Cami Görevlileri arasında bir takım hoş olmayan davranışlar olabiliyor. Zira camiye ibadet için gelen Müslüman-mümin bir kardeşimizin en büyük ve olmazsa olmazı dört başı mamur namazını kılmak ve ibadetini gönül huzuru ile yapmaktır. Bunu sağlayacak olan da şimdiler de Cami Görevlisi yada namaz kıldırma memuru dediğimiz  ‘Din Görevlisi’dir. Din görevlisi tabiri içi boş bir tabir kullanılan bir ifade değildir. Gerçi Cami görevlisi de yakışır amma, din görevlisi tabiri içi dolu dolu bir ifadedir.

Yetkililer de yazımı okumuşlar. Tabii kadrolu olarak çalışan görevli arkadaşların hasta, rahatsızlık, olağanüstü durum yada hafta da bir dinlenme!? olarak haftalık izin kullanıyorlar. Bu durum ise halkın dikkatini çekiyor. Hafta sık sık geliveriyor. Günler çabuk çabuk geçmeye başladı. cami görevlisini görevinin başında bulamadı mı hemen sorguluyor. Ne oldu neye gelmedi bu görevli diye mırıldanıyor. Hal böyle olunca da caminin cemaati arasında dedikodu baş gösteriyor. Kadro eksiliği de bu konunun bir özelliğidir. Bildiğim kadarıyla Yeni Koçalı Camimizin bir görevlisi tayinen gitti ve yerine yeni bir görevli gelmedi. Açıktan tayin de yapılamıyor. Netice de İlçe Müftümüz boş olarak görünen caminin görevlisinin yanına bir başka caminin görevlisini görevlendirmek suretiyle boşluğu doldurmaya çalışıyor. Bilhassa bu görevlendirmeler esnasında da cami görevlisinin alışıla gelmiş cemaatinin seslerini yükseltmesine sebep oluyor.

İlçe Müftülüğümüzden aldığım bilgilere göre sağ olsun İlçe Müftümüz Merkezî Camilerin görevlilerini tam ve tekmil (çift görevli) olarak görev yapmaları için çalışmalar yaptığını izin günlerinin de mesai günlerine kaydırıldığını izah ederek hem yazım hakkında teşekkürlerini hem de konuyu gündeme getirdiğim için toplumun duyarlılığını aksettirdiğim için teşekkürlerini sundular.

Daha önceleri cami görevlilerinin maaş ve özlük hakları kısıtlı idi. Bilhassa 2003 yılından itibaren cami görevlisi kardeşlerin maaşları ve özlük hakları düzeltildi. Toplum bunu bildiği için görevlilerin daha hassas, daha dikkatli, daha verimli bir çalışma beklemeleri de doğal geliyor insana.

Bir empati yapalım. Cami Görevlisinin bir günü; sabah namazı bu günlerde 06:00 da ezan okunur. Bu ezanın okunması için en az yarım saat önce yatağından kalkarak hazırlanıp camiye gelmesi şarttır. Öğle namazı bu günlerde saat 13:00 civarında okunuyor. Cami görevlisinin en az yarım saat önce hazırlanıp camiye gelmesi şarttır. İkindi namazı, bu günlerde saat 16:20 civarında okunuyor. Yine en az yarım saat önce hazırlanarak camiye gelmesi şarttır. Akşam namazı, yatsı namazı da aynı olarak cereyan eder. Bir anlamda cami görevlisinin gün içinde görevli olduğu İlçe/Mahalle/Köy ü terk etmesi kısa vadeli olarak bile gidip gelmesi neredeyse imkansız gibidir. Cami görevlisi de insandır. Bazı ihtiyaçları da olabilecektir. Amma baştan bu göreve talip olurken elbette bu özel ve güzel mesleğin olumlu yada olumsuz işaretlerini de hesap etmeleri gerekir diye düşünürüm.  Tabii Cami görevlileri için bu kıstasım, din görevlileri için ise dilim kalkmaz. Onlar başka, din için diyanet için, Ukba için, gönül için çalışanlara zaten ilim İrfan sahibi denir. Onlar kendilerini bilirler…

Hoşça kalınız. Sağlıcakla kalınız…