Dün yeni bir yıl başladı. 2024 yılı..

Yeni yıl bütün insanlığa hayırlar ve mutluluklar getirmeli ama burnumuzun dibinde 1948’den beri devam eden İsrail zulmünün yeni yılda da dineceği yok. En kötüsü, insanlık da suskun. Asıl zulüm, zulmü ve zalimi kınamamaktır.

Çin’de Uygurlar üzerinde başka bir zulüm rüzgârı esiyor. Milyonlarca Uygur Türkü, insan haklarından mahrum bir şekilde yaşamaya çalışıyor. Dünyanın umurunda değil…

Biz gene de yeni yılda başta Gazze ve Uygur Özerk Bölgesindeki zulüm olmak üzere tüm zulümlerin sona ermesini dileyelim…

Her geçen yıl acısıyla ve tatlısıyla gelir ve geçer. Gelecek her yıl büyük ümitlerle karşılanır ve bu ümitleri sevinç besler. İnsanlar o yüzden yeni yıla eğlenerek girerler. Eğlenerek ve ümitle…

Şairi bilinmeyen bir beyit vardır:

Âkil ağlar geçen eyyâmı için

Deli bayram geliyor der sevinir.

“Akıllılar, geçen günler için ağlar; aklı ermeyen deli ise bayram geliyor diye sevinir” diyor adı belli olmayan şair bu beyitte. Tabii, “hüzün ki en çok yakışandır bize” (Hilmi Yavuz) veya “elde var hüzün”  (Attila İlhan) desek de bayramlarda ve yılbaşı gibi günlerde sevinmek güzel bir şeydir. Şu hüzne gark olmuş dünyada insanların bir sevinme vesilesi yakalamaları güzel bir şey değil mi dostlar?

Ne yazık ki bu sevinçler hep buruk sevinçlerdir… Keşke insanlık çekişmeli dünya anlayışından bir an önce kurtulsa da koca Yunus’un dediği gibi,

Yaradılanı severiz

Yaradan’dan ötürü

anlayışına gelebilse!...

Ah insanlık!...

Her şeyi kendin için yaptın ve her şeyi kendin yaptın…

İyiliği de kendin yaptın kendine, kötülüğü de…

Sadece kendine değil, kendinden başka her varlığa iyiliği de sen yaptın, kötülüğü de. Çünkü senin tabiatında ikisi de var. Sen hem iyisin, hem de kötü. Klasik felsefe anlayışına göre, sen “zıddınla kâimsin” ey insan oğlu!...

İşte her yılbaşı iyilik-kötülük muhasebesinin yapılabildiği bir dönem olsa keşke…

Tamam…

Eğlenelim, gülelim ve mutlu olalım ama ertesi sabah gülüp eğlenme bitmiş ve yeni bir gün başlamış olacak. 31 Aralık ve daha önceki günlerden hiç de farkı olmayan bir gün…

Oysa hesaplaşsak kendimizle ve 1 Ocak gününe elimizde veya zihnimizde bir muhasebe listesi ile uyansak ve yeni yılı ve yılları bu listeye göre düzenlesek… Ve bu listede hep iyi şeyler olsa… Sadece kendimiz için değil, komşumuz, sokağımız, mahallemiz, şehrimiz, ülkemiz ve bütün insanlık için, bütün yaradılmışlar için bir iyilik listemiz olsa…

Yoksa o Hanak türküsünde de dendiği gibi:

Bu dağlar kömürdendir

Geçen gün ömürdendir

Feleğin bir kuşu var

Cırnağı demirdendir

Geçen ömrümüzü, felek kuşunun cırnağına feda etmemeyi bir becerebilsek!... Taratılış gayemizin kavga değil, dostluk olduğunu bir anlayabilsek ve dostluklarla kendimizi ve dünyayı bir zenginleştirebilsek!... Çıkar sevdasından uzakta, kıskanarak değil, gıpta ile bakacak; ibret alıncacak değil, örnek alınacak bir hayat yaşayabilsek… Yaşayabilsek de feleğin kuşu cırnağını geçirmese bedenimize, ruhumuza!...

Ey klavye!... Beni nerelere sürükledin!...

Oysa ben artık matematik olarak da 68 yaşımda olduğumu; bu hayatta okullar bitirip, yazılar, kitaplar yazıp bitirip ve nihayetinde meslek hayatımı da resmî olarak bitirip artık yeni bir başlangıcın, emekli hayatımın başında olduğumu yeni yıla bağlayarak bir yazı yazmayı düşünüyor, ustam rahmetli Talat Kostak’tan duyduğum ve Turgutlu’da yaygın olan şu Yahudi fıkrasını yazmak istiyordum:

Yahudi esnaf her gün dükkânının kepenklerini çekip kapatırken “Bu gun de zarardayiiiz!...” dermiş. Her gün bir çok müşteri gelmesine rağmen dükkânı kapatırken hep bu cümleyi kurarmış. Yandaki esnaf bir gün dayanamamış ve sormuş: “Salamon!... Her gün en çok parayı sen kazanırsın ama dükkânı kapatırken hep zararda olduğunu söylersin. Niye dersin unu?” demiş.  Salamon, “Yomürden (ömür) gaybedayiz be, yomürden!...” demiş.

Yahudi’nin dediği gibi “yomürden gaybedalim” ama ömrümüzü insanlığa faydalı olacak işlerle dolduralım dostlar!...

Ömür muhasebesi yapabilmek insanlık için en büyük erdemlerden biridir.

Herkesin Milâdî yeni yılı kutlu olsun.