Menteşe Kent Konseyi’nin önceki başkanlarından Kardiyolog Dr. Vehip Keskin birkaç gün önce konseyle ilgili açıklamada bulundu. Paylaşımında “Değerli dostlarım; Menteşe Kent Konseyi seçimleri sürecinde siyasetin güdümünde bir yapı oluşma tehlikesine karşı elimden gelen tüm çabayı ve uyarıları gösterdiğimi düşünüyorum.” diyerek şu ifadelerde bulundu:

Söylenecek tüm sözler söylendiği için aylardır benim için yok hükmünde bir yapıyı herhangi bir platformdan takip etmiyor ve de bir yorum da yapmıyorum. Ancak, son günlerde önce Nazmiye Kulaç’ın ardından da Haluk Özsoy’un özetle ‘KRAL ÇIPLAK’ anlamına gelen istifa açıklamaları sonrası tarih bir kez daha bizi konuşmaya sevkediyor. Birçok kişi ve kurum için oldukça ağır gelebilecek açıklama için henüz erken, ancak sevgili Haluk Özsoy’un aşağıdaki açıklaması çok değerli, her bir satırını birkaç kez okudum. Hem kamuoyunun hem de muhataplarının aynı ciddiyetle okumasını şiddetle tavsiye ediyorum..

Başkanlığında arkadaşları ile birlikte çok önemli işler yapan ve kendisinden önceki Op. Dri Naki Bulut ve kendisinden sonraki eğitim emekçisi Nuran Aldan gibi “bir kent konseyinin vizyonu ve misyonu” ile ilgili örnekler ortaya koyan Vehip Keskin hocam siz lütfen konuşun, biz keyifle dinler yazarız...

Ancak siz konuşursanız acı konuşacaksınız galiba...

+

Menteşe Kent Konseyi kongresi geçen Haziran ayında yapıldı. Önümüzdeki Cuma günü (yarın) 5 ay olacak. Kasım’ın 11’inde de 6 ay olacak. Çevremizde kent konseylerinin ilgi alanına giren pek çok sorun ve sorumsuzluk yaşanıyor. Ortada Menteşe Kent Konseyi yok.... Sokakların çok görüldüğü can dostlar için Menteşe Sınırsızlık Meydanı’nda geceleri ‘nöbet’ başlatılmıştı, Kent Konseyi bu eyleme destek vermeye kalktı, eylem sona erdi...!

Menteşe Kent Konseyi’nin varlığını geçtiğimiz günlerde yaptıkları basın açıklaması ile fark ettik. O açıklamada “Kentin sorunlarının konuşulmasına, tartışılmasına ve ortak çözümlerin takibini sağlayacak değerli bir kişiyi genel sekreter olarak seçmiştir.” deniliyordu.

Nedense o ‘değerli’ kişinin adı yoktu! Olmayabilir, unutulmuş da olabilir... Ben ‘seçmiştir’ sözcüğüne takıldım. Kimler tarafından kimlerin içinden seçildi acaba? Bir de bugüne kadar Menteşe Kent Konseyi’ne Menteşe Belediye Başkanı ‘genel sekreter’ gönderiyormuş. Bu antidemokratik imiş, ama şimdi konsey yönetimi belediye dışından bir ismi genel sekreter yapmış... Bu ‘demokratikmiş’! Ne yapalım şimdi, belediye dışından ama “belediye yönetimine yakın” bir ismin genel sekreter yapılmasını alkışlayalım mı?

Neyse, Dr. Vehip Keskin’in konuşmak istemediği gibi ben de yazmak istemiyorum, şimdilik...

+

Haluk Özsoy’dan önce TİP’in Menteşe Belediye Başkanı adayı Nazmiye Kulaç istifa etmişti. Ben gerçekten bu konsey ile ilgili konuşmak, yazmak istemiyorum... O yüzden Nazmiye Kulaç istifasını görmezden gelmiştim... Şimdi Haluk Özsoy da istifa etmiş bulunuyor ve arkası gelecek gibi görünüyor...

Artık görmezden gelemem.

Önce Nazmiye Kulaç’ın istifasına bakalım. Kulaç’ın istifa metni bana Türkiye İşçi Partisi (TİP) Muğla İl Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Yapıcı’dan gelmişti. Yapıcı iletisinde, TİP olarak kent konseylerinin önemini ve bağımsızlığını her zaman savunduklarını belirtirken, “Kent konseyini, yakın zamanda gördüğümüz çimento fabrikasına ruhsat verilmesi konusu gibi Muğla halkının haklarına saldırı girişimlerinde bulunulması halinde belediyeye karşı çıkarken gözünü budaktan sakınmayacak bir yapı olarak hayal ettik.” diyerek özetle şu ifadelerde bulunmuştu:

Bu şartlar altında kent konseyi başkanının siyasi partilerin etkisinden uzak olması gerektiği konusunda ısrarcı olduk. Ancak yerelde iktidarı elinde bulunduran CHP, Kent Konseyinde de çoğunluğu elde etmek için kararlarını dayattı. Henüz CHP İlçe Baskan yardımcısının kent konseyi başkanı olması tartışılırken, CHP ile organik bağları olan Necati Demirel'in yönlendirilmiş bir seçimle kent konseyi genel sekreteri olmasını  konseyi etkisizleştirmeye yönelik planlı-programlı bir hamle olarak değerlendiriyoruz. Yerelde de olması gerektiğini düşündüğümüz güçler ayrılığı ilkesinin çiğnenmiş olduğunu, tek tipçi yapının tekrarlanmak istendiğini görüyoruz. Bu şartlar altında il yöneticimiz Nazmiye Kulaç'ın, yönetiminde bulunduğu Menteşe Kent Konseyi'nden istifasını kamuoyuna duyuruyoruz. Delegemizin Kent Konseyi genel sekreterliğine ilettiği istifa mektubunu da ekte bilgilerinize sunuyoruz.

Böylece o “değerli kişinin” Veteriner Hekim Necati Demirel olduğunu öğrenmiş olduk... Fakat Demirel CHP’li değildir. CHP Üyesi olmuştur da hiçbir zaman CHP’li olmamıştır...

+

16/09/ 2024 tarihli istifa dilekçesinde “Haziran ayında göreve başlayan Kent Konseyi Yürütme Kurulu’nda bugüne kadar genel işleyiş, maalesef Kent Konseyi başkanı ve yakınındaki kurul üyeleri ile belediye başkanının kendi aralarında aldıkları kararların yürütme kurulundaki üyelere empoze edilmeye çalışılması şeklinde olmuştur.” belirten TİP Muğla İl Yönetim Kurulu Üyesi Nazmiye Kulaç daşu ifadelerde bulundu:

Belediye başkanı tarafından önerilmesi gereken üç genel sekreter adayı Ağustos ayına kadar yürütme kuruluna sunulmamıştır; ancak bugün gelinen noktada içinde Menteşe Belediye Başkanının da bulunduğu küçük gurubun kararının çoktan net olduğu anlaşılmıştır. Bu küçük gurubun aralarında sağladığı mutabakat ile yürütme kuruluna üç aday ismi gelmiştir. Bu adaylardan biri iş yoğunluğundan dolayı seçilse bile görevi kabul edemeyecek, diğeri ise kısa süre içinde başka bir kuruma tayini gündemde olan ikisi de birbirinden değerli kadın belediye çalışanı, üçüncü kişi ise Menteşe’nin ‘akil insanlarından’ biri olan Necati Demirel olarak önerilmiştir. Genel Sekreter ‘seçim’ gününden önce telefonla arandım (diğer kurul üyelerinin de arandığını düşünüyorum). Bu görüşmede iki kadın adayın seçilme veya seçimi kabul etme ihtimali olmayan kişiler olduğu bana ifade edildi ve Necati Demirel'in seçilmesi gerektiğine dair telkinlerde bulunuldu. Sonrasında genel sekreter ‘seçimi’ yapıldı. Buradan kent konseyinin halkın çıkarlarını savunacak şekilde değil; belediye başkanı güdümünde, etkisiz bir şekilde işleyecek ve ‘belediyeye sorun çıkarmayacak’ şekilde kurgulanmaya çalışıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle Menteşe Kent Konseyi Yürütme Kurulu görevimden istifa ediyorum.

Yorum yok... Ama şunu söylemeden edemeyeceğim: Mimarlara ‘yüksek’ sıfatı verildiğinde Can Yücel “Ey koca Sinan, bütün mimarlar yüksek oldu, bir tek sen alçak kaldın...” diye yazmış... Muğla’da da bir tek ben ‘akil’ olamadım!

+

Gelelim Haluk Özsoy’un istifasına... Öncelikle, istifa metnine “Menteşe Kent Konseyi seçim sürecinin ne kadar antidemokratik, baskıcı biçimde ve CHP Menteşe İlçe Örgütü boyunduruğunda yürütüldüğünü farklı alanlarda ve basın kanalıyla dile getirip eleştirilerimi net biçimde ortaya koymuştum.” diye başlayan Haluk Özsoy TİP’li değildir...

Menteşe Kent Konseyi kongresinin o gün ‘telefonla devşirilmiş delegelerle’ yapıldığını anımsatarak “Seçim günü de zaman zaman tarihin, devrimcilerin sırtına yüklediği en büyük kambur haline gelen faşizme karşı birleşik cephe sorumluluğuyla, yerel iktidar partisine gerekse bile muhalefet edemeyeceğini, ilkesel duruş gösteremeyeceğini bildiğim ve yerel iktidar partisinin boyunduruğunda kurulmuş bir yürütme kuruluna girmek durumunda kaldım.” diyen Aktivist Haluk Özsoy şöyle devam etti:

Bugün geldiğimiz noktada geçen yıllarda gerçekten bir konsey usülünde, dar olsa da meclis yapısı ile yönetilen Kent Konseyi, yeni yönetim biçimi olarak Türk tipi başkanlık sistemini benimsemiş durumdadır. Ayrıntı vermem etik olmaz fakat ‘ifade özgürlüğünün sınırları’ da üst yönetim tarafından belirlenmekte, bir boyunduruk işletilmektedir. Bununla beraber bir çok arkadaşımızın gerek eşinin -  dostunun, kızının -  oğlunun, gerekse direkt kendisinin Menteşe Belediyesi ile göbekten bağı bulunmaktadır. Mevcut gidişattaki ilkesel sıkıntılara ve bu sıkıntılara karşı bir çok kişinin üç maymun pozisyonunda sessizliğine baktığımda bu göbek bağının daha fazla kişiye yayılacağını ve daha da sıkılaşacağını üzülerek öngörüyorum. Üstelik bu argümanlar ve söylemler önceki belediye yönetimlerinin argümanlarıyla da aynıdır. Bu şartların bütünü ve davranış biçimi belediyelerin geçen senelerdeki gibi halka ve kente karşı hayati hatalar yanlışlar yapması ihtimalinde Menteşe Kent Konseyi alacağı konumlanma üzerine ciddi kaygılar uyandırmaktadır

+

Yerim dar... Haluk Özsoy’un 6 sayfalık zehir zemberek ifadelerinin tamamını veremiyorum. Özetle şöyle:

Kent Konseyi’nin belediyenin ön bürosu olmaktan ötede bir misyonu ve vizyonu da yoktur. Hem Menteşe’de hem de daha geniş baktığımızda bir çok ilçede maalesef Kent Konseyleri CHP içindeki eski ve yeninin, yeni olanlardan da bir çok ekibin var olma savaşının muharebe alanları haline gelmiştir. Bu tavrın sonucunda ise yukarıda bahsettiğim gibi pasif, kendi sesi veya duruşu olmayan, kenti savunmak bir yana dursun payandalık misyonu üstlenen ve bunu açıktan söyleyen yapılar haline getirilmiştir. Kent konseyi koltukları ve varlık sebepleri güzel güzel giyinip fotoğraflar çektirmek, birilerinin parlatmak ve siyasi amaçlarına hizmet etmek bazen de eski yapılara bir nefeslik var olma alanı sağlamak seviyesine indirgenmiştir. Yukarıda belirttiğim sebeplerle Menteşe Kent Konseyi yürütme kurulu üyeliğimden istifa ettiğimi duyururum.

Bu ifadelere de yorumum yok... Ama Kardiyolog Dr. Vehip Keskin hocama eleştirim var:

“Hocam siz Op. Dr. Naki Bulut yönetiminden çıkıp geldiniz. Nuran Aldan sizin yönetimden çıkıp geldi. Keşke üç dönemde bir gelenek oluşturabilseydiniz de Nuran Aldan yönetiminden de bir başkan çıkmış olsaydı.”

Onca “sosyalistin” olduğu yerde bu işler nasıl yaşanıyor anlayabilmiş değilim... Neyse...

“Bir tek ben akil olamadım” sözüm yanlış anlaşılmasın, ‘akil’ daha doğrusu konseye ‘genel sekreter’ olmak gibi bir beklentim yok. Herkesten iyi de yaparım, ama bu ‘fiziki’ olarak mümkün değil... Ki geçenlerde bir yerlerde benim için bir ‘bey’ fal bakıp “Özcan Büyükşehir Belediyesine basın danışmanı olabilir. Olursa hiç iyi olmaz. Engellemek lazım.” demiş. Çok güldüm... Kimse engelleyemez. Çünkü ne teklif var ne de ben de böyle bir beklenti... 

“Akil” olamasak da çıkarlarını Muğla’nın çıkarları önüne koyanların “korkulanı” olmak güzel...

-------------------                      ------------------

GÜNÜN SÖZÜ; İhtiyaç her şeyi öğretir, birçok şeylerden de vazgeçirir. --Ivan Turgenyev